Nazmiye demirel

Lider eşi olmak, öyle kolay taşınabilecek bir yük değildir.
Büyük sorumluluktur.
Eş var rezil eder,
Eş var, vezir eder,
Eş var, ipe götürür.
Bunların hepsi tarihte yaşandı.
Bizim tarihimizde hem rezil edenler, hem vezir edenler oldu.
Başkalarının tarihinde ise giyotine götürenler, silah mangasının önüne koyduranlar.
Mari Antuanet gibi!
Elena Çavuşesku gibi.
Nazmiye Demirel, eşini her platformda hakkiyle temsil eden bir Anadolu kadınıydı.
Mevhibe İnönü gibi,
Reşide Bayar gibi,
Berrin Menderes gibi..
Hepsini rahmet ve saygı ile andığımız bu lider eşleri, eşlerinin yanında olmanın ve yürümenin ötesinde ne çalınmış, ne zorla ile elde edilmiş bir first lady yetkisi kullandılar.
Çünkü, uygar ve demokratik ülkelerde lider eşlerine verilmiş böyle bir yetki yoktu.
Onlar, böyle bir yetki ile tanışmadılar, tanıştırılmadılar.
Bilmiş edalarıyla çeşitli toplantılarda boy gösterip başkalarının yazdıkları metinleri heceleyerek kendilerini gülünç duruma da düşürmediler.
Ne vali tayin ettiler, ne Bakan görevden aldırdılar.
Çıkar çevrelerinden hep uzak durdular.
Ah bu da çok güzelmiş, ama paramız yetmez ki numaralarına yatıp ensesi kalın hatır avcılarından mücevher söğüşlemediler.
Hanımefendi olmayı tercih ettiler, hanımefendi olarak tarihteki yerlerini aldılar.
Kimse onları eşinin önünde görmedi.
Kimse onları bir devlet işinin, ya da bir ihalenin içinde, ya da arkasında gizlenmiş olarak bulmadı.
Haysiyetleri ile yaşadılar, haysiyetleri ile Hakkın huzuruna yürüdüler.
Nazmiye Demirel, işte böyle bir lider eşiydi.
Süleyman Demirel gibi hayatı tozlu yollarda geçen, halkla iç içe yaşayan, altı defa gidip, yedi defa gelen bir liderin eşi olmak, her halde kolay değildi.
Özgürlükler Anayasasının uygulandığı, bütün özgürlüklerin sonuna kadar kullanıldığı bir dönemde toplu gösterilerin, basın linçlerinin hedefi oldular ama, asla bir baskı unsuru olmadılar.
Ne bir gazeteciyi içeri attırdılar, ne de mahkemeye verdiler.
Nazmiye hanım, bu çileyi en zor yönleriyle yaşayan ve çeken bir kadındı.
Eşine yönelen oklar zaman zaman can evine saplanmış olsa da bütün sıkıntılarını dışa vurmaktansa içine gömmeyi tercih etti.
Belki de bu yüzden o çaresiz hastalığa yakalandı.
Alzheimer.
Çağımızın en merhametsiz hastalığı!
Ağrısı, sızısı yok ama, hastaya geçmişini ve sevdiklerini unutturuyor.
Oysa, bir eş olarak Onun geçmişinde evin alt katından Nazmiye, ben geldim! diyen sesin verdiği mutluluk vardı.
Beş yıl boyunca o sesi ne duydu, ne hatırladı.
Sessizce çıkıp gitti eşinin ve sevdiklerinin hayatından.
Resimlerde ve hafızalarda kalan güzel anılarıyla.
Bir vatandaş olarak ben Nazmiye Demirel hanımefendiyi first lady olarak şu güzel özellikleriyle tanıdım:
Eşi Cumhurbaşkanı olduğunda Köşkü değil, evini istedi.

"Gitmesek olmaz mı" dedi ama, güvenlik endişesi dile getirilince taşınmak zorunda kaldılar.

Köşkte kaldıkları 7 yıl boyunca Nazmiye Hanım her hafta sonu Güniz Sokaktaki evine geldi, çünkü burada tavukları vardı, onlarla ilgilenmeyi sürdürdü. Kurbanları da bu evin arka bahçesinde kestiler.

Görmüş, geçirmiş, modern ve inançlı bir kadındı.

Türkiyenin ilk araba kullanan kadınlarından birisiydi.

Kibirli değil, alçak gönüllü idi.

Gösterişten, masraftan hep kaçındı.

Helali, haramı gözetti.

Meselâ köşkün mutfağından bir patates bile kullandırmadı.

Evinin mutfağıyla, köşkün mutfağını ayrı tuttu.

Köşkte özelikle günlük kullanılan eşyaların hayli yıpranmış olması nedeniyle "Kumaş beğenin yüzlerini değiştirelim" önerilerini, "Hayır, bunların tarihi değeri var, hem masrafa da girmeyelim" diyerek geri çevirdi.

Sadece üzerlerine kılıf geçirterek kullandı.

Gazeteci Hulusi Turgut, Demirelin döneminde Köşke damgasını vuran "Nazmiye hanım protokolü"nü şöyle anlatır:

"Süleyman Bey Cumhurbaşkanı iken Köşkte iki tür uğurlama yapılırdı. Birincisi, Cumhurbaşkanı 1 Nolu nizamiyeden çıkarken bir manga askerin selam durduğu, Cumhurbaşkanının da makam aracından elindeki şapkasıyla selamladığı resmi uğurlama. İkincisi de, Cumhurbaşkanı konuttan ayrılırken Nazmiye hanımın talimatıyla bir görevlinin aracının arkasından yolun açık olsun diye bir sürahi su döktüğü Nazmiye hanım uğurlaması.''

Nur içinde yat!

Allahın engin rahmeti üzerinden hiç eksilmesin!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt