Nazilerle ozgurluk...

Merhaba

sartre.jpg


Sessizlik Cumhuriyeti..

Biz, hiçbir zaman Nazi Almanya’sı tarafından işgal edildiğimiz dönem kadar özgür olmadık!
Bizler tüm haklarımızı ve her şeyden çok görüş bildirme özgürlüğümüzü kaybetmiştik. Her gün, yüz yüze bize hakaret ediliyordu ve bunun karşısında bizler sessiz kalıyorduk. Bizleri grup grup sürgüne gönderiyorlardı, İşçi, Yahudi, Politik tutuklu adını, her yerde görüyorduk, hatta kent duvarlarında, gazetelerde, sinema perdelerinde, o ölgün, mide bulandırıcı görüntüyü bize zorla gösteriyorlardı ve bu zalimler bizden bu görüntüleri sindirmemizi istiyorlardı, işte bütün bunlardan ötürü biz “özgürdük”!..

Faşizm zehri beynimize işlediğinden dolayı, her yeni fikir-düşünce bizim için bir zafer niteliği taşıyordu. Tüm polisiye tedbirler sanki bizi sessiz kılmak içindi, her çıkış veya sarf edilen söz değerlerimizin yeniden ilanı sayılıyordu. Her tarafımız sarıldığı için her hareketimiz bir çeşit bağlılık değeri taşıyordu. Mücadelemizin dehşetli durumu bize şu olanağı sağlıyordu: çekilmez yaşamımızı örtüsüz biçimde yaşamamız gerekiyordu, hani o sözde “insani” koşullar olarak adlandırılan durum. Sürgün, esaret ve özellikle ölüm (ki yaşamımızın hoş dönemlerinde ona sırtımızı döneriz) en temel endişe kaynağımızdı. Öğreniyorduk ki bunlarla karşılaşmaktan insan kaçabilir ve varlığını sürdüren dış tehditler: bütün bunlar bizim payımıza düşünlerdi, kaderimizdi ve esasında insan olarak gerçekliğimizdi. Yaşamımızın her anı basit ibarelerin yorumu idi: “İnsan fanidir!..”

Herkesin kendine karşı sırtlandığı sorumluluk ve aldığı karar, geçerli bir karardı, çünkü karşısında “ölüm” kavramı vardı. , çünkü her seferinde şu soru çıkıyordu karşısına: “ ölüm; iyi bir şey mi?.. Yoksa?..”

Benim şu anki muhatabım direnişe destek veren seçkinler grubu değil, dört yıl boyunca, gece-gündüz “hayır” diye haykıranların tamamıdır. Ama karşımızdaki düşmanın acımasızlığı bizi bu yöne itti, ve kendi kendimize sorular yönlendirmek zorunluluğunu ortaya çıkardı, barış dönemlerinde kimsenin merak etmediğini. Hangi vatandaşı bu durumla karşılaşmamıştı, direnişin detaylarından bilgisi olanlar dahil, herkes ıstırap içinde kendine soruyordu: “ İşkence karşısında ne kadar dayanabilirim?”.

J.P. SARTRE

BORGES DEFTERi
 
Üst Alt