• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Mutluluğun Gizi

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 2
  • Görüntüleme 3K

Okunuyor :
Mutluluğun Gizi

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



MUTLULUĞUN GİZİ

Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış.
Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya
varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış:
Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın
dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sarayda bu insanlarla
konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak
zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini
salık vermiş. "Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra
bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı
dökmeyeceksiniz." Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan
ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki
acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvan Başı'nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?
Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi? Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itiraf etmek
zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye
dikkat edememiş. "Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "oturduğu evi tanımadan
bir insana güvenemezsin." İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara
asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin
güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce
gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış. "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye
sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. "Peki", demiş bunun
üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var:
Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.
 

mopsy

Emektar
Üye
Bilge Kral

Merhaba

Çok güçlü bir büyücü, bütün bir ülkeyi yok etmek ister,
o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar.
Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir.

Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepside delirir.
Yalnızca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden
sihirbazda o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden delirmezler.

Tabi kral çok kaygılanır, halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir.
Ancak polisler ve müffedişlerde halkın içtiği sudan içmiş olduklarından
kralın emirlerini saçma bulurlar ve emirleri uygulamazlar.

Ülkede yaşayanlar kralın emirlerini duyduklarında, onun delirdiğini düşünürler.
Hep birlikte sarayının önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar.
Umutsuzluk içinde kral tahtan inmeye hazırlanırken kraliçe ona engel olarak der ki
"Gel, bizde o kuyudan su içelim, o zaman bizde onlar gibi oluruz."

Ve öyle yaparlar, kral ile kraliçe de cinnet suyunu içip anında saçma sapan konuşmaya başlarlar.
Bu durumda halk taşkınlığından dolayı pişman olur,
Öyle ya madem kral böyle bilgece konuşuyor.
Onu tahtan indirmeye gerek yok.

Ülkede barış ve huzur yeniden hakim sürer,
bu halde komşularından epeyce farklı bir hayat tarzı benimsenmiştir.
Ama kral ölene kadar ülkesini yönetebilmiştir.

VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR - Paulo COELHO
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Biraz şikayet edecek olursam, bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur.
Ulaşılmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar.
Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar, olağanüstü olabilecek ama olmayan anlar, keşfedilmesi gereken, ama sonsuza
kadar kumların altında kalan hazineler, daha aklımıza gelir gelmez bizler, yürekler hemen ölürüz.
Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz.

Haindir develer en küçük bir yorgunluk belirtisi göstermeden binlerce fersah yol alırlar.
Ve sonra birden diz üstü çöküp ölürler.
Oysa atlar yavaş yavaş yorulurlar.
Sen onlardan ne isteyebileceğini ve ne zaman öleceklerini bilirsin.

Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için hiçbir sebebim olmayacak.

SIMYACI-Paulo COELHO
 
Üst Alt