• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Müslümanlar sıkıntılardan nasıl kurtulur

Okunuyor :
Müslümanlar sıkıntılardan nasıl kurtulur

semihlove

Acemi
Üye
Peygamberimiz (sav)'in gösterdiği yola uymak

Peygamberimiz (sav), içinde bulunduğumuz ahir zamanı çok detaylı olarak tarif etmiştir. Ahir zamanın en önemli özelliklerinden biri bu dönemde Müslümanların pek çok zorluk, sıkıntı ve acıyla karşılaşacak olmasıdır. Çünkü bu dönem, Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği üzere, dinsizliğin yaygınlaşacağı, materyalist ve Darwinist ideolojilerin yoğun propagandasının yapılacağı, insanların büyük kısmının din ahlakından uzaklaşacağı, samimi olarak iman edenlerin sayıca çok az olacağı, Allah'ın açıkça inkar edileceği (Allah'ı tenzih ederiz), Irak, Afganistan gibi İslam ülkelerinin işgal edileceği, Beytül Makdis'de Müslümanların kuşatma altına alınacağı, pek çok İslam ülkesinde zalim idarecilerin halka zulüm edeceği, tüm dünyayı kargaşa ve terörün kaplayacağı, fitnelerden biri sona ererken diğerinin başlayacağı, masum insanların haksız yere öldürüleceği, kadınların ve çocukların dahi katledileceği, insanların korku ve dehşet içinde olacakları, tüm bunlara rağmen Müslümanların dağınık olacağı bir dönemdir.


Ancak Peygamberimiz (sav), Müslümanları karşılaşacakları bu zorlukları çok detaylı anlatarak uyarırken, bu sıkıntılardan nasıl kurtulabileceklerinin çözümünü de göstermiştir. Ahir zamanda musibetlerin en şiddetlendiği dönemde Yüce Allah Hz. Mehdi (as)'ı göndererek İslam alemini ve tüm insanları her türlü zorluk ve sıkıntıdan kurtaracaktır. Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'in soyundan, hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında haber verildiği üzere Hicri 1400'de yani bu yüzyılda ortaya çıkacak, insanlığı içine düştüğü karanlıklardan aydınlığa ulaştıracak olan mübarek bir zattır. Resulullah (sav), Hz. Mehdi (as)'in fiziksel özelliklerini, nasıl bir mücadele yürüteceğini, nereden çıkacağını, neler yapacağını çok detaylı olarak anlatmıştır. Hatta tüm bu konularda hayret uyandıracak kadar çok detay haber vermiştir. Buna göre, Hz. Mehdi (as), İstanbul'da görev yapacak, Darwinizm ve materyalizme karşı ilmi mücadele yürütecek, insanları din ahlakından uzaklaştıran bu fitneleri tam anlamıyla etkisiz hale getirecek, dağınık olan İslam alemini birleştirerek Türk İslam birliğini tesis edecek, her türlü haksızlığa ve adaletsizliğe son verecek, insanların maddi ve manevi yönden müthiş zenginleşmesine ve gelişmesine vesile olacak, Hz. İsa (as)'la birlikte İslam ahlakını tüm yeryüzüne hakim kılacaktır.

Allah'ın Hadi (hidayet veren) sıfatının yeryüzünde tam anlamıyla tecelli ettiği, insanların Allah'ın emrettiği güzel ahlakı mükemmel şekilde yaşadığı, her yeri bolluk ve bereketin kapladığı, mutluluk, neşe ve sevincin hakim olduğu, Asrı Saadet döneminin bir benzerinin tüm dünya çapında yaşanacağı bir döneme vesile olacaktır


Dolayısıyla bugün İslam aleminin genelinde yaşanan acılar, dünyanın dört bir yanındaki kargaşa ve fitne bu mübarek zatın gelişinin bir habercisi niteliğindedir. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkış alametleri olarak haber verdiği yüzlerce olayın her biri, Hicri 1400 yılı itibariyle arka arkaya gerçekleşmiştir. Tam Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği şekilde Fırat'ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe'de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı'nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu'dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül'de Amerika'daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki kuyruklu, diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet tahakkuk etmiştir. Tüm bu yaşananlar Hz. Mehdi (as)'ın çağında olduğumuzun delilidir.

Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenen bu kutlu çağın içinde olup, Hz. Mehdi (as)'ı aramamak, O'nun öncüsü olarak İslam aleminin birliği, beraberliği, kurtuluşu için gayret göstermemek Peygamberimiz (sav)'e tabi olmuş samimi bir Müslüman için kabul edilir bir durum değildir. Tüm İslam alemi Hz. Mehdi (as) çağında olmanın şevki ve heyecanıyla birlik olmalı, Hz. Mehdi (as)'ı arayıp bulmalı, O'nun vesilesiyle dünyanın huzura, barışa ve esenliğe kavuşmasını sağlamalıdır. Unutmamak gerekir ki, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru ve İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması Allah'ın takdir ettiği kaderdir. İnsanlar Hz. Mehdi (as)'a destek olsalar da olmasalar da Allah onu başarılı kılacak, küfrün tüm fitnelerini onun vesilesiyle ortadan kaldıracak ve İslam ahlakını hakim edecektir. Dolayısıyla, Hz. Mehdi (as)'ın yardımcılarından olmak için niyet eden, bunun için çaba gösteren, Türk İslam aleminin birlik olmasını isteyen, dünyanın dört bir yanında eziyet gören Müslümanları kurtarmak için fikren mücadele eden herkes aslında kendi nefsi için mücadele etmektedir. Rabbimiz'in Ankebut Suresi'nde buyurduğu gibi, "Kim cehd ederse (çaba gösterirse), yalnızca kendi nefsi için cehd etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir." (Ankebut Suresi, 6)
 

tansxx

Kıdemli
Üye
selam ederim;

dostlarım namazlarımızı hiç olmazsa günde 2 rekat sabah vakti kılalım. (hiç kılmayan yada kılamayanlar için).

mehdi aramakla bulunmaz. ona ulaşmak kolay iş değildir. elbette ulu Allah zor işleri kolaylaştırandır. ol dediği vakit olacaktır herşey kendiliğinden. mehdiyi kimse beklemesin selama durmak için, o ortaya çıkınca kılınan namazlarda mahcubiyet olmaması için şimdiden başlamalı derim. biliyorum siyasetten dolayı soğudu insanlar din anlayışından, fakat din özünde manevi duyguları harekete geçiren doğrudan yana bir duruş demektir. onun zuhuru demek, aynı zamanda felaketlerinde habercisidir bunu unutmayalım.
 

tansxx

Kıdemli
Üye
selam ederim;

bazı yanlışları düzeltmek isterim,

insanlar sıkıntı çekerken, müslüman nasıl sıkıntıdan kurtulacak? bu işin din'i mezheb'i yokki? kaldıki komşusu açken tok yatmak islam anlayışında yokken, orada bile din mezhep ayrımı yapılmamışken nasıl olurda müslüman diyerek sınıflayabiliriz sıkıntıdan kurtulacak kesimi? alanı genişletelim dostlar insanlar sıkıntılardan nasıl kurtulur diyelim ve düşünelim sıkıntıyı yaratan kim? yine insan anlayışlarımı yoksa insan dışı güçlermi?

ulu Allah hayırıda şerride insanı vesile eder yine insana karşı, durup düşünebilen ve iyi niyette olanlar hangi inanışda olursa olsun iman sahibidirler, iman etmek yanlızca peygambere yada Allahın varlığı yokluğuna inanmakla sınırlı değildir. yine toplumlar arasına sınır çeken ve diğerini ötekileştiren bu tutum hiçde insanlara çeşitli zamanlarda gönderilen ilahi mesajların özü ile bağdaşmaz. mademki ulu Allah'ın nuru ve kudretli hesabı her insanda var öyle ise şunu unutmayacağızki her insan o kabul etsede etmesede inanan kimse için ulu Allah'ın kuludur. ve aynı zamanda halefimdir yeryüzünde dediyse doğruluğa ve iyiliğe gönüllü elçisidirde. müslüman yada değil. insan olması buna yeterlidir. aksi halde sevgili peygamberimiz'in insanları sevmeyen iman etmiş sayılmaz sözüne göre bu zor günlerde iman sahibi insan dünyanın haline bakılırsa neredeyse yok gibidir. çünkü kendi anlayışına uymayana karşı sevgisizlik tahammülsüzlük hat safhadadır. bunun adı cahiliye dönemidir. cehalettir. islamiyet ilmi bugün 1400 yıl önce ilk çıktığı günden daha ileride olmalıyken, malesefki özündeki en önemli başlıklarda sevgi saygı ve hoşgörüde daha da geriye götürülmüştür.

insanlar, ibadetlerle onları cennete götürecek kısa yollar tayin etmişler işin asıl muhim kısmını gözden kaçırmışlardır yada daha kötüsü göz ardı etmişlerdir. Kur'an-ı Kerim'in 4/2 sinde bu tip kişilerden bahsedilirken, 4/1 inde idrak ederek hakkıyla inanan ve kalan 4/1 inde de inanmayanlardan bahsedilmiştir. ulu Allah'ın hiçbir hesabı boşuna değildir. şukadar sayıda namaz kılmak, bu kadar sayıda tesbih çekmek, defalarca ümreye gitmek, öksüz yetim bulup doyurmak güzelde, islamın özü bu değilki? yaşarken insan edebi saygıyı daha birbirine gösteremiyorken, ulu Allah'a karşı nasıl saygılı edepli bir duruş sergileyecek?

islamın özü bu üç kelimedir sevecek, saygı gösterecek, hoş göreceğiz, işte size düşünce özgürlüğü ve islamiyet.

ama elbette ulu Allah hesabında sahibidir, israfil as ne güne yaratılmıştır? elbette görevi insanlığı bu cehaletten uyandırmaktır. oda tıpkı yakın dostu cebrail as. gibi harf meleğidir fakat aralarındaki fark indirdikleri kelamın içeriğidir. birinin görevi öğütlemek ve sorgulamak, diğeri bilindiği gibi son uyarı olan Sur'u iletmek ve uymayan toplumlara gereğini yapmak içindir. elbette icraatı yapacak olan yine ulu Allahdır. israfil as'ın boruyla işi yoktur ama tıpkı cebrail as. gibi harf iletimi ile akıllara sesleniş vazifesi birbirine yakınlık gösterdiğinden onlar birbirlerine dost yani yakın yaratılmışlardır. yoksa ulu melekler arasında uzaklık yakınlıkmı olacakta bu şekilde ilan edilmiştir? bu muhim bilginin bir degeri vardır, akıllarınıza ve muhakemenize sunarım.

saygılar
 
Son düzenleme:

lall

Acemi
Üye
kurtuluş Kurandır. kendine müslüman diyenlerin yeniden Kurana yönelmesi gerekir. FAKAT ANLADIĞI DİLDE.
 
Üst Alt