MÜSİAD iftarında soğuk duş

  • Konbuyu başlatanbursali68
  • Başlangıç tarihi
B

bursali68

Ziyaretci
MÜSİAD iftarında soğuk duş

fft191_mf1542466.jpg

MÜSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen 19. Ankara İftarı'na katılan Çiçek, yemek sonrası kürsüye çıkar çıkmaz lüks iftarlara tepki gösterdi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek özetle şunları kaydetti:

ALLAHINIZI SEVERSENİZ İPTAL EDELİM '

Allahınızı severseniz şu iftarları bu zamanda iptal edelim. 30 yıldır katılıyorum, yüzde 70 aynı insanlar. Belli ki israf yapıyoruz. Kişi başı 30 dolardan başlayan ve 60 dolara varan paralar ödeniyor. Eğitim bursuna, ekmeğe ihtiyacı olan insanlar var. Yedik, içtik ama kusura bakmayın bunu da söylemek lazım. Bir yerden bunu değiştirmemiz lazım. Somali'deki kardeşlerimiz için bu Ramazan daha farklı davranmamız lazım' dedi.

BDP'YE DE TEPKİ GÖSTERDİ

Çiçek, BDP'nin 'alternatiif cuma' girişimine de tepki göstererek, 'Bir yandan alternatif cuma yapıyorlar, diğer taraftan rahmet ayında kan döküyorlar. İki yaşındaki çocuğu katledip buna da barış diyorlar' diye konuştu.

Terörün bir ülkeye belli istekleri kabul ettirmek, ülkenin huzurunu bozmak, ülkeyi içeriden sıkıntıya sokmak adına uluslararası bir "manivela" olduğunu dile getiren Çiçek, bunun iyi görülmesi gerektiğini kaydetti.

Bugün herkesi üzen terör örgütünün arkasında uluslararası güçlerin olduğuna dikkati çeken Çiçek, şunları söyledi:

"Bunu iyi anlayalım. Bu güçler, bunu kullanmak suretiyle Türkiye’de bir kısım sıkıntıları çıkarmaya çalışıyor. Kan dökenler, kin kusanlar, bu ülkenin hiçbir vatandaşını temsil etmiyor. Bu nasıl temsildir ki iki yaşındaki çocuğu katlediyor, bu nasıl temsildir ki hamile kadınları katlediyor, bu nasıl temsildir ki yaşlı, eli öpülesi insanları kurşuna diziyor, bu nasıl temsildir ki bir alışveriş merkezinde, bir pazarda bombanın pimini çekiyor, masum bir sürü insanın kanına giriyor? Sonra da bunun önüne ’barış, demokrasi’ diyor. Bununla da zannediyor ki ’bu işin üstünü kapatacağım’. Bunları el birliği ile ortaya çıkarmak ve bunların aramızda meydana getirmek istediği ayrıya gayrıya, fitneye fesada imkan vermemek gerekir. Cenab-ı Hak’tan bunu niyaz ediyorum. İnşallah akan bu kanlar son kan olur, çektiğimiz bu sıkıntılar son sıkıntı olur. İnşallah huzur içinde bayrama ulaşırız."

Salondakilerin ramazan ayını da kutlayan Çiçek, "Heyecanımı bağışlayın. Ben siyaset adamıyım ama yaptığım konuşma siyasi bir konuşma değil. Ben maalesef, ’inşallahlı, maşallahlı’ konuşma yapamıyorum" diye konuştu.

Bu ay sorumlulukların teker teker hatırlanması gerektiğini belirten TBMM Başkanı Çiçek, salondakilerden şehitler ve gaziler için Fatiha duasını okumalarını istedi. Çiçek, "Ne yapmamız gerekiyordu, neyi yapamadık?" konusunda vicdan muhasebesi yapılması gerektiğini de belirterek, o zaman iftarların daha hayırlı olacağını sözlerine ekledi.

Kaynak : MÜSİAD iftarında soğuk duş - Milliyet.com.tr

Merhaba,

Sn.Çiçek'in 30 yıl sonra aklına gelmiş anlaşılan....Geçen yıl , önceki yıl açlıktan ölenler yok muydu...??? Bu yıl haberlerin ardı arkası kesilmediğinden midir bu konuşma...Keşke daha önceki yıllarda söyleyebilseydiniz,deneyimli siyasetçi olarak...

Sağlıcakla kalınız...
 
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Sn.ümmi siz takmayın kulbu , ben takayım...Bana " inandırıcı ve samimi " bir ifade gelmedi...Size samimi gelmiş olabilir...

Sağlıcakla kalınız...
 

tunakan

Uzaklaştırıldı
Sn Çiçek bu ülkeyi sıfır terörle teslim aldınız. İlk işiniz sanık değil HÜKÜMLÜ olan, bölücü terörün siyasi uzantıları 4 eski milletvekili Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan hakkındaki infazı durdurarak, salıverdiniz. Yani kişiye özel AF ÇIKARAN, Başbakanlıklarda ağırlayan, ardından dağdaki teröristlere af çıkaran, Haburda törenle askeri üniformalarıyla gelen teröristlere göz yuman, Kürt açılımı başlatan, Apo ile görüşmeler yaptıran, onlarla mücadele yapanları ne olduğu bilinmeyen suçlamalarla cezaevlerine atan kimlerdi acaba?

Özerklik ilan edenlere herhangi bir yaptırım uygulanmadığı gibi Kemal Burkay diye bölücü, kürtçü adamı devlet töreni ile getirip bakan düzeyinde karşılayan ve adamın "Devlet de PKK da silahları bırakmalı" şeklinde sanki devletlerarası bir savaşı durdurmaya çağrıda bulunmasına izin veren kimler söylermisiniz?

Kemal Burkay, "Biz federasyondan yanayız" diyor, yani; bu adam federasyoncu ya siz özel davetle getirenler?
 
Sn Çiçek bu ülkeyi sıfır terörle teslim aldınız. İlk işiniz sanık değil HÜKÜMLÜ olan, bölücü terörün siyasi uzantıları 4 eski milletvekili Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan hakkındaki infazı durdurarak, salıverdiniz. Yani kişiye özel AF ÇIKARAN, Başbakanlıklarda ağırlayan, ardından dağdaki teröristlere af çıkaran, Haburda törenle askeri üniformalarıyla gelen teröristlere göz yuman, Kürt açılımı başlatan, Apo ile görüşmeler yaptıran, onlarla mücadele yapanları ne olduğu bilinmeyen suçlamalarla cezaevlerine atan kimlerdi acaba?

Özerklik ilan edenlere herhangi bir yaptırım uygulanmadığı gibi Kemal Burkay diye bölücü, kürtçü adamı devlet töreni ile getirip bakan düzeyinde karşılayan ve adamın "Devlet de PKK da silahları bırakmalı" şeklinde sanki devletlerarası bir savaşı durdurmaya çağrıda bulunmasına izin veren kimler söylermisiniz?

Kemal Burkay, "Biz federasyondan yanayız" diyor, yani; bu adam federasyoncu ya siz özel davetle getirenler?

Aynen katılıyorum. Devleti yıkma iddiasıyla TSK mensupları içeri alınıyor. Özerklik ilan edenler hayatını yaşıyor...
 

tunakan

Uzaklaştırıldı
Saldırılara ve dayatmalara maruz kalan ve Vatanı ile kendi üzerinde oynanan oyunu algılayamayan halk, sık sık "ülke nereye gidiyor?", " Biz ne yapmalıyız?" diye sorarlar. Çünkü yaratılan bilgi kirliliği ile kafaları bulandırılmıştır.

Ama T.C'nin TBMM'si Başkanı; '' Kan dökenler, kin kusanlar, bu ülkenin hiçbir vatandaşını temsil etmiyor. Bu nasıl temsildir ki iki yaşındaki çocuğu katlediyor, bu nasıl temsildir ki hamile kadınları katlediyor, bu nasıl temsildir ki yaşlı, eli öpülesi insanları kurşuna diziyor, bu nasıl temsildir ki bir alışveriş merkezinde, bir pazarda bombanın pimini çekiyor, masum bir sürü insanın kanına giriyor?" sorularını soramaz!!!

Bu tuhaflıktır, çünkü soruların sahibi; cevabı bulmakla mükellef olanın ta kendisidir. Bunlara yanıt arayan, çözüm getirmesi gerekenlerin kendileri olduğunu ne biliyor, ne de idrak edebiliyordur. Bu resmen "görev bilincini yitiren" kişiliğin dışa vurumudur. Bu soruları sormakla, "yetersizliklerini itiraf etmiyorlar mı?"
 
Üst Alt