Mukaddes topraklar

MUKADDES TOPRAKLAR
Mehmet Necati GÜNGÖR

Gazeteci Ayşe Armanın umre yazısını okuduktan sonra hatıralarım canlandı.

Mukaddes topraklara ilk gidişimi hatırladım.

Danışmanı olduğum Dönemin Devlet Baknı sayın Kâzım Oksay, hazırlan, mukaddes topraklara gidiyorsun dediğinde kapıldığım duygu selini unutamam.

Bir süre önce rüyama giren o toprakları ziyaret edeceğim için uçuyordum adeta.

Rüyamı önce rahmetli babama anlatmıştım.

Sen oralara gideceksin dediğinde, ne yalan söyleyeyim, pek inanmamıştım.

Sonra sayın Bakanımdan o işareti alınca rüyaların da hikmetlerle dolu olduğuna bir kez daha inandım.

O zamanlar Hacca hem karayoluyla, hem havadan gidiliyordu.

Diyanetin karadan yaptıağı Hac organizasyonunu yerinde görüp raporlamak üzere oluşturulan üç kişilik heyette ben de vardım.

Heyet başkanlığını, o dönem Başbakanlık Teftiş Kurulu olan İbrahim Düzyol yapmıştı.

Ben vardım, birde yine dönemin Başbakanlık Personel Genel Müdür Yardımcısı Atilla Değirmencioğlu.

Bir otobüste üç kişiydik.

Haburdan çıktık, boylu boyunca Irak toprakları, önce Medine, sonra Mekke.

Her bir safhası manevi heyecanlarla dolu bir seyahat.

Bağdatta İmam-ı Azam camiinde kıldığımız o yatsı namazı.

Sonrasında hacı adaylarına ikram edilen dürümlü baklavadan tadış.

Temmuz ayında kliması olmayan bir otobüsle üç bin kilometre yolu alevler arasında kat etmek. (O dönemde otobüslerin hepsi klimasızdı.)

Evet, otobüsün içi alev, yanıyoruz ama umursamıyoruz.

Bizi ruhen serinletecek olan topraklara gidiyoruz ya; umurumuzda değil.

Medinede İslâmın muazzez Peygamberi Hz. Muhammedin evini de içine alan o mukaddes mekânda kıldığımızvakit namazlarını unutamam.

Kâbeye varışta resmen ayaklarım titriyordu.

Gönlümde kalabekler uçuşuyordu.

İşte, Allahın evindeyiz.

Kâbe imamının o yanık sesiyle ilk akşam namazı.

Hiç bitmesin dediğim namazlardan biri.

Hiç bitmesin dediğim namazlardan biri de İbrahim Ateşin kaldırdığı sabah namazlarıydı.

Okumasına o kadar hayrandım ki, namaza başlamadan önce en uzun süre ile kıldır diye adeta yalvarırdık.

Kuran, elbette anlayıp, hayatımıza uygulamak için indirilmiş bir kitap.

Onu anlamadan dinlemek de büyük zevk veriyor insana.

Sonraki gelişlerimizden birisinde, sadece devlet başkanlarına açılan Kâbenin içi, Devlet Bakanı Kâzım Oksaya açılmıştı.

Refakatinde olan bizler de şimdi Kâbenin tam içindeyiz.

Secdenin merkezindeyiz.

Dört duvarına namaz kılıyoruz.

Ayşe Arman, doğru söylüyor;

Orada başka bir benliğe kavuşuyorsunuz.

Türkiyedeki ailemi bile unutmuştum.

Burada o benlikle başbaşaydım.

Mukaddes topraklar insana gerçek bir huzuru tattırıyor.

Manevi etkisinden kurtulamıyorsunuz.

Armanın yazısını okurken tekrar o çekim gücünün etkisine giriyorum.

Allah kabul etsin, samimiyetle dileyen herkese de nasip etsin.
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt