• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir Aslında

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
MUHSİN YAZICIOĞLU KİMDİR ASLINDA

Bizim ülkemiz gariptir; ülke insanımız ise daha bir garip. Mesela ölen sanatçılarımız vardır. Ölmeden önce kimsenin umrunda değildir, öldükten sonra ise "İnanılmaz büyük sanatçıydı vah vah!" denilir. Söz konusu sanatçı, gerçekten büyük müdür bilinmez ama, bizim halkımızın genelinin bu konuda bir zaafı olduğu muhakkaktır.

Muhsin Yazıcıoğlu , helikopter kazası sonucu hayatını kaybetti. Ölüm haberi geldikten sonra medya kuruluşlarının takındığı tavır, çok ilginç ve iğrenç.
"Muhsin Başkan'ın kendi sesinden şiiri" başlığı atılıp, adamın bir süre önce okuduğu 'acıklı' şiir yayınlanır ya da "Öyle bir hayat ki..." diye bir başlık atılıp, Muhsin Yazıcıoğlu övüle övüle bitirilemez.

Sevgi pıtırcığıdır sanki Muhsin Yazıcıoğlu, sanki Nobel Barış Ödülü sahibi...

Ölen insanın ardından genelde üzülmek lazımdır. Bize böyle öğretilmiştir. Yani biz Anadolu'da yetişen, bu kültürü alan insanlar olarak ölümlere üzülürüz, peşlerinden ağıtlar yakarız, insanlar genelde siyah giyer de belli eder yaslarını; bir manada kara günlerdir ölümlü günler.
Ancak , Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne pek üzülmediğimi söyleyebilirim. "E nasıl bir çelişki bu?" diye sorarsanız hemen durumu özetleyeyim.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun temsil ettiği, uğruna partiler kurduğu fikirleri zehirliydi.

Abdullah Çatlı'nın dostudur Muhsin Yazıcıoğlu. Abdullah Çatlı'nın nasıl bir insan olduğunu, sözde vatanseverlik maskesi altında gençleri nasıl öldürdüğünü, iplerle boğduğunu bilmeyeniniz yoktur sanırım. Abdullah Çatlı yakalanır. Emniyeti arayan Muhsin'dir. Der ki: "Çatlı'yı bırakmazsanız, Ankara'nın her yerinde bomba patlatırız."

Birçok katliamla ilgili kendisine dava açılmıştır. Ancak neredeyse tüm benzer görüşü savunanlar gibi, kendisi de bu davalardan beraat etmiş ve aynı kişi, meclise milletvekili olarak girebilmiştir, parti kurabilmiştir. Söz konusu katliamların itirafçıları, "Emirleri Muhsin Yacıcıoğlu'ndan aldık" demiştir ancak ne deseler boştur. Gelin görün ki; olan, 20'sinde hayata veda eden gençlere olmuştur.

Yine aynı itirafçılar ve bir zamanların Ülkü Ocakları Hukuk Masası şefleri, Sivas Katliamı'nın planlayıcıları içerisinde de Muhsin Yazıcıoğlu'nun olduğunu ifade eder. Hatta bizzat, katliam sırasında Sivas'ta olup olaylara önderlik ettiği söylenir. Bu denilenler itirafçıların 'deme'sidir de bir de katliamı yaşayanların anlatımı vardır. Madımak Oteli'ndeki yangından kaçıp, yan taraftaki Büyük Birlik Partisi binasına sığınmak isteyen birçok kişi, parti pencerelerinden uzanan elleri kalaslı gençler tarafından dövülmüştür. Birçok insan oracıkta can vermiştir. BBP'den yükselen "Geberin pislikler!" sesleri ise hiç dinmemiştir.

Maraş Katliamı'nı bilirsiniz. Öyle bir katliamdır ki bu; sırf alevi ve solcu oldukları için hamile kadınların karınları deşilip içerisindeki ceninler duvarlara yapıştırılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; çocuklar bile kafalarından ağaçlara çakılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; insanlar baltalarla paramparça ediliyor. Öyle bir katliamdır ki bu; 505 kişi hayatını kaybediyor, binlercesi yaralanıyor. Katliamı gerçekleştirenlerin ve halkı kışkırtanların ülkücü çeteler olduğunu bilmeyeniniz var mı? Ya ülkü ocaklarının başında Muhsin Yazıcıoğlu'nun olduğunu bilmeyen?

Günay Doğan.


DEVAMI: MUHSİN YAZICIOĞLU KİMDİR ASLINDA
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Muhsin Yazıcıoğlu ve
ülkücü terör örgütü


Muhsin Yazıcıoğlu ve ülkücü terör şebekesi

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, geçtiğimiz haftalarda seçim çalışmaları nedeniyle gittiği Kahramanmaraşâ€™da geçirmiş olduğu helikopter kazası sonucunda yaşamını yitirdi. Bir siyasetçinin kendisini gösterebileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği seçim öncesinde yaşamını yitirmesi talihsizliktir, ama aynı talihsizlik, ölümünden sonra basın tarafından atılan manşetlerle gerçekleşmiştir.

“Demokrasi bir yiğidini kaybetti”, “Yazıcıoğlu demokrasi şehididir” gibi başlıklar biraz amacını aşmıştır. Hani Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçmişini bilmesek bu tarz haberler ile bizi kandırabilirler, ama iş sanıldığı gibi değildir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçmişi hiç de demokrat değildir.

1972 yılında Ankara Ülkü Ocaklarında Genel Merkezde görev yapmaya başlayan Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Mart öncesi Genç Ülkücüler Teşkilatından yetişmedir. 1974 yılında Ülkü Ocağı Derneği’nin ikinci olağan kurultayında Muharrem Semsek’in açıklamış olduğu listeden yönetim kuruluna girmeyi başard›. 1975 yılında ise ÜOD’nin Genel Başkanlığına Sami Bal seçilince, yardımcılığına ise Muhsin Yazıcıoğlu getirilmiştir. 1977-78 yılları arsında ise ÜOD ve ÜGD’nin Genel Başkanlığını yapmıştır. Sonrasında ise MHP’de eğitmenlik görevine getirilmiştir.

MHP’nin yan kuruluşu olan ÜOD bir dernekten ziyade; bir terör, bir cinayet şebekesidir. 1980 öncesi meydana gelen her terör ve cinayet olayında öyle veya böyle bir kenarından bulaşan ve olayların içinde olan ÜOD’nin Genel Başkanları ve üyeleri de, bu işlerin birebir içinde olmuşlardır. Dr. Necdet Güçlü cinayetini işleyenlerden biri olan İbrahim Doğan, ÜOD’nin eski başkanlarındandır. Dev-Genç üyesi Nail Karaçam’ı öldürme suçuyla hapis yatan Sami Bal’da, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Genel Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde ÜOD’nin Başkanıydı.

Yazıcıoğlu bütün olayların merkezinde

Savcı Doğan Öz cinayeti ise, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ÜOD’nin Genel Başkanlığı yaptığı döneme rastlamaktadır. Savcı Doğan Öz cinayeti, ülkücü militan İbrahim Çiftçi tarafından gerçekleştirilmiştir. 80 sonrası Savcı Doğan Öz cinayeti için konuşan Yazıcıoğlu’nun tespiti şöyledir: “Öz, sol görüşlü bir kişiydi. Ülkücülere olan husumeti de o günlerde göstermiş olduğu tavırlardan belliydi. Öz’ün ülkücülere yapmış olduğu bir takım uygulamalardan dolayı ülkücüler tarafından öldürüldüğü iddiası tamamen gerçek dışıdır” diyor ve halen İbrahim Çiftçi’yi savunmaktan kendi alamıyordu. Zaten ülkücülerin en tipik özelliği ise işledikleri hiçbir cinayeti kabullenmemeleridir. Onlara göre bütün cinayetler Komünist işidir.

16 Mart Katliamı da Muhsin Yazıcıoğlu’nun dönemine rastlamaktadır. İstanbul Üniversitesi’nden çıkan sol görüşlü öğrencilerin üzerine bomba atılarak taranması olayına karışan 57. dönem milletvekilli Mehmet Gül, Orhan Çakıroğlu, Fethi Yıldız gibi birçok ülkücü, 7 öğrencinin ölümüne neden olmuştu. Bununla ilgili yine 80 sonrası yaptığı açıklamada Yazıcıoğlu: “16 Mart olayının ülkücülerle uzaktan yakından ilişkisi yok” diyordu. Bu cinayeti de ülkücüler işlememiş!

Avrupa Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu eski başkanı Lokman Kondakçı, özellikle Bedrettin Cömert cinayetiyle ilgili olarak: “Bu eylem ve eylemlerden Ülkü Ocakları başkanları (Muhsin Yazıcıoğlu) sorumludur. Onların emriyle yaptık” diyordu. Cinayeti Rıfat Yıldırım, Üzeyir Bayraklı ve Ahmet kod adlı ülkücüler gerçekleştirmişti. Üzeyir Bayraklı’nın adı daha sonraları yine Papa suikastında Ağca’ya silah sağlama olayında geçecektir.

Abdi İpekçi ve Papa suikastı ülkücü militan Mehmet Ali Ağca tarafından gerçekleştirilmiştir. 80 sonrası bu cinayetlerle ilgili açıklama yapan Muhsin Yazıcıoğlu: “Ne İpekçi cinayeti, ne Papa suikastı ülkücü harekete mal edilemez” diyor ve şöyle devam ediyordu: “Ülkücü hareketin teşkilat yapısıyla bağdaşmayan, hiçbir zaman da teşkilatımız tarafından tasvip edilmeyen ve bizimle uzaktan yakından ilişkisi olmayan İpekçi cinayeti gibi bazı eylemler de Ağca gibi kişiler yüzünden ülkücülere fatura edilmeye çalışılmıştır. Ben ve o dönem birlikte görev yaptığımız ocak başkanlarımız, merkez kadrodaki arkadaşlarımız sürekli bir şekilde teşkilatımızı ve gençliğimizi provokasyonlara ve ajan provokatör tiplere karşı uyardık” diyor.

Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yardımcısıydı


Ama aynı Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül döneminde farklı konuşuyordu. Ankara Sıkıyönetim Savcılığına verdiği ifadede Ağca’yı yurtdışına kaçırmak için sahte pasaport düzenlemesi amacıyla Timur Selçuk’a kendisinin müracaat ettiğini söylüyor ve sahte pasaport için para bulmak amacıyla: “… Mehmet Şandır’a telefon ettiğini… Timur Selçuk’a Yenişehir İş bankasından 100 bin lira gönderdiğini” söylüyordu (Uğur Mumcu, Papa Mafya Ağca, s: 47). Okuduğunuz gibi birbirinden farklı açıklamalar mevcut. Ağca ile ilgili olarak hem teşkilatımızla uzaktan yakından alakası yok, diyor hem de 12 Eylül öncesi yurtdışına kaçması için sahte pasaport parası bulmaya çalışıyor.

Bahçelievler’de 7 TİP’li gencin öldürülmesi olayını kurcalarsak oradan da Muhsin Yazıcıoğlu çıkmaktadır. Bilindiği gibi olay yerinde bulunan araç MHP Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Mit’e aittir. Muhsin Yazıcıoğlu Askeri Savcılığa verdiği ifadede olayın Abdullah Çatlı organizasyonu olduğunu söylemiştir. Abdullah Çatlı’da o dönemde ÜGD’nin Genel Başkan Yardımcısıdır. Muhsin Yazıcıoğlu ise Genel Başkandır. Yazıcıoğlu, 7 TİP’li gencin öldürülmesi olayının Çatlı’nın işi olduğunu anladıktan sonra aralarının bozulduğunu iddia etmiş ve bir daha görüşmediklerini söylemiştir. Papa suikastında eski Nazi subayı Host Grilmayer’den silahı satın alan Abdullah Çatlı’dır. Ağca’yı hapishaneden kaçıran da Abdullah Çatlı’dır. ÜGD’nin Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çatlı, bunca kirli işleri gerçekleştirecek Muhsin Yazıcıoğlu’nun haberi olmayacak ve onca kirli iş içinde 7 TİP’li gencin öldürülmesiyle araları bozulacak; bu hiçte inandırıcı değildir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun bu cinayetlerden en başından beri haberi vardı. Madem bu kirli işlere karşısın Ağca’ya niye sahte pasaport çıkartmaya uğraşıyordun? Kaldı ki, 12 Mart öncesinden beri ülkücü camianın içinde olmasına karşın hiç mi ülkücülerin işlediği cinayetlere ilişkin bilgisi olmamıştır.

Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas olayları nedeniyle cezaevinde bile yatmıştır. Kahramanmaraş olaylarının çıktığı günlerde ise Abdullah Çatlı’ya yakınlığı bilinen ülkücü militanların şehirde bulundukları tespit edilmişti. Yine Maraş olayında Çiçek sinemasına bombalı saldırıda bulunan Ökkeş Kenger, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Büyük Birlik Partisi’nde halen siyaset yapmaktadır. MİT kayıtlarına göre Malatya olaylarının başlamasında ÜGD Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çatlı’nın parmağı vardı. ÜOD eski Genel Başkanı Muharrem Semsek ise Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nu öldüren bombayı yapmakla suçlanmıştı.

Yani 80 öncesi kitlesel katliamlar kurcalandığında altından MHP’nin yan kuruluşları olan ÜOD ve ÜGD’ye mensup ülkücü teröristler çıkmaktadır. Yine aynı şekilde Ord. Prof. Bedri Kafakioğlu, Prof. Dr. Ümit Doğanay, Prof Dr. Cavit Orhan Tütengil, Doç. Orhan Yavuz, TRT prodüktörü ve yazar Ümit Kaftancıoğlu gibi birçok değerli aydın ülkücü teröristlerin işledikleri cinayetler sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul cinayetini ise ÜGD Adana İl İkinci Başkanı Kadir Akgöllü gerçekleştirmiştir. Bu cinayetin gerçekleşmesinde Mustafa Gülnar, Yücel İrik ve Halil İbrahim Altınışık adlı ülkücüler de bulunmuştur. Cinayette kullanılan silahlar ise Kenan Deveci adlı ülkücünün evinde bulunmuştur. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler cinayetinde adı geçen Ünal Osmanağaoğlu’nun adı 7 TİP’li gencin öldürüldüğü Baçelievler katliamında da geçmiştir.

Ali Yurtaslan ve Lokman Kondakçı gibi ülkücü itirafçıların itiraflarından yola çıkarak Muhsin Yazıcıoğlu hakkında ve derneği ile ilgili çok şey yazarız ama bunlar yeterlidir diye düşünüyoruz.

DEVAMI: Yunus Yılmaz - Muhsin Yazıcıoğlu ve ülkücü terör örgütü
 

karafetva

Tecrübeli
Üye
SOSYALİST' Alıntı:
sanki Nobel Barış Ödülü sahibi...
O ödülü Orhan Pamuk almamış mıydı? Herkes alamaz o ödülü, kkime vereceklerini bilirler...
her terör ve cinayet olayında öyle veya böyle bir kenarından bulaşan ve olayların içinde olan
Bu kafayla öyle ya da böyle masum insanlar dahi suçla beraber anılabilir.
Evvela sağ kol suçlu ilan edilirken hasımlarından masum diye söz edebilir miyiz? Bugün pkk varsa dün ne vardı? İşte dün de sağ kolun hasımlarından olanların bir kısmı vardı... Sol tayfa silahlanmıştı. Hatta maddiyatı nereden buldukları da ayrı konu. Silahlı saldırı ülkücülerin işi miydi yoksa bu solcuların kamuflaj maskesi miydi?

Muhsin Yazıcıoğlu arkadaşının arkadaşının arkadaşı bağlantıları ile suçlu çıkarılmaya çalışılıyorsa; solcular direk arkadaşları ile suçlu çıkarlar diye düşünüyorum. Ama Türkiye ye saldırı için "özgürlük mücadelesi" denirse, zulümm kahramanlık hikayesine döner. Elin gavurunun koltuğunda, himayesinde Türkiye yle mücadeleye "kahramanlık" ismi takılıyor.

Muhsin Yazıcıoğlu "eller silah değil kalem tutmalı" kampanyası yapmıştı. Sanki aklımda TRT de de yayınlanmıştı bu kampanya diye kalmış.
Yalnız Sosyalist üzülmemiş olabilir. Nihat Genç de Barış Manço ya üzülmemişti zaten....
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Tescilli faşist Muhsin Yazıcıoğlu
Tescilli faşist Muhsin Yazıcıoğlu düzen güçleri tarafından kahraman ilan edildi!..

Birçok kanlı katliamın ardında onun adı var!

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Kahramanmaraş tan Yozgat a giderken helikopterinin düşmesi sonucu öldü. Bu tescilli faşist, başta düzen medyası olmak üzere tüm düzen güçleri tarafından kahraman ilan edildi. Bu, hiç de şaşırtıcı değildir. Zira Muhsin Yazıcıoğlu katliam ve icraatlarıyla sermaye devletinin devamlılığının sağlanmasına önemli katkılar sunmuştur.

Muhsin Yazıcıoğlu nun hayatı: Gasp, soygun, cinayet, katliam

Muhsin Yazıcıoğlu nun hayatına bakıldığında, devletin pek çok karanlık olayında onun adı görülmektedir. Bahçelievler, Sivas ve Maraş katliamları, Hrant Dink cinayeti bunların en göze çarpanlarıdır.

Üniversite yıllarında Ülkü Ocakları Genel Merkezi nde görev yapmaya başlayan Yazıcıoğlu, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı nda bulunmuştur. 1978 de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği nin de kurucu genel başkanı olmuştur. 1992 de MÇP den (sonraki adıyla MHP) ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu, Maraş katliamının ateşleyicilerinden Ökkeş Kenger ile Büyük Birlik Partisi ni kurmuş ve partinin genel başkanlığını yapmıştır.

Ülkücü Gençlik Derneği üyesi Ali Yurtaslan yaptığı itiraflarda, Yazıcıoğlu nun cinayet ve bombalama emirleri veren, soygun çeteleri kuran bir lider olduğunu belirtmiştir. Abdullah Çatlı yla Muhsin Yazıcıoğlu nun ilişkisini ortaya koyan 1978 Balgat katliamı ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:

Ankara ya geldiklerinden bir saat kadar sonra Yazıcıoğlu şubeye telefon etti. Bu size son ihtarım. Abdullah ı bırakmazsanız Ankara nın 150 yerinde bomba patlatacağız diye tehdit etti. Gerçekten de ihtar olarak Demirtepe Köprüsü ne bir bomba konulmuştu. Polis patlamadan bombayı aldı. Abdullah, tehditten sonra bırakıldı.

Yazıcıoğlu nun 1978 Sivas katliamının baş örgütleyicisi olduğu gene Yurtaslan ın itiraflarında yer alıyor: 1978 sonlarındaki Sivas olaylarını Mustafa Mit ve Muhsin Yazıcıoğlu tertiplemişlerdir. Yazıcıoğlu Sivas a giderek bizzat olaylara önderlik etti.

Yazıcıoğlu, 7 TİP li öğrencinin öldürüldüğü Bahçelievler katliamında olaya karışan ülkücüleri tanıdığını ve Haluk Kırcı ya kaçak yaşadığı yıllarda para yardımında bulunduğunu kabul etmiştir.

Tescilli faşist Muhsin Yazıcıoğlu
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
İdam edilen ülkücüden Çatlı ve Yazıcıoğlu itirafları

Başbakan Erdoğan'ın, son mektubunu referandum öncesinde propaganda malzemesi olarak kullandığı ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun idam edilmeden önce yaptığı itiraflar basına yansıdı.

12 Eylül Anayasa Referandumu öncesinde Başbakan Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında idamdan önceki son mektubunu okuduğu ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun bir katliam ile ilgili savcıya verdiği ifadeler basına yansıdı. İfadelerde Pehlivanoğlu, dönemin ülkücü liderleri Abdullah Çatlı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun direktifleri ile katliamları yaptıklarını itiraf ediyor.

12 Eylül faşist darbesine giden süreçte ülkücülerin sola ve emekçilere karşı imza attığı katliamlarda yer alan Pehlivanoğlu, idamdan önce askeri savcıya pişman olduğunu, asıl suçluların Çatlı ve Yazıcıoğlu gibi dönemin ülkücü liderleri olduğunu ileri sürmüş.

Bilindiği gibi, ölümünün ardından BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'na AKP'liler övgüler yağdırmıştı. 12 Eylül'e giden sürecin önemli kontrgerilla liderlerinden olan Yazıcıoğlu, birçok katliamdaki açık rolüne rağmen aklanmaya çalışılmıştı.

Radikal gazetesinden Mesut Hasan Benli'nin haberi şöyle:

12 Eylül de idam edilen ilk ülkücü olan Mustafa Pehlivanoğlu nun idamından saatlerce önce verdiği ifade ortaya çıktı. İfadesinde pişman olduğunu söyleyen Pehlivanlıoğlu kendisini yönlendiren Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu ve İsa Armağan ın cezalandırılmasını istiyor.

Devrimci 78 liler Federasyonu tarafından bu yıl ikincisi bugün açılacak Utanç Müzesi nde 12 Eylül yargılamalarına ilişkin dava dosyaları da sergilenecek. Sergilenecek dosyaların bir tanesi de 1977 de öldürülen Erzurum Atatürk Üniversitesi öğretim görevlilerinden Orhan Yavuz a ait. Yavuz faşistlerce kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Bu davada ifade verenlerden biri idam edilen ilk ülkücü olan Mustafa Pehlivanoğlu ydu. Pehlivanoğlu 7 Ekim 1980 de gece saatlerde idam edildi. Pehlivanoğlu idam edilmeden saatler önce Mamak Cezaevi nde askeri savcıya çarpıcı ifadeler verdi.

'Peşimi bırakmadılar'

Pehlivanoğlu saat 15.30 da verdiği ifadesinde Abdullah Çatlı nın kurduğu örgüte nasıl katıldığını şöyle anlatıyor: İdeolojik nedenlerle kurşun sıkmaktan cezaevine ilk düştüğümde 6 ay kaldım. Sonra tahliye oldum.

Ankara ya döndüğümde İsa Armağan ve diğer arkadaşlar ziyaretime geldi. İsa bana Abdullah Çatlı ile suç dosyalarımdan birini yok ettikleri için tahliye edildiğimi söyledi. Niyetim askere gitmekti. Ancak İsa ısrar edince Abdullah Çatlı yla görüştüm. İsa Armağan bir örgüt kurduklarını söylüyordu. Abdullah Çatlı ile sonraki bir görüşmemizde Abdullah Çatlı, İsa nın kurduğu örgütü teyit ederek, örgütün isminin TUŞKO (Türkiye Ülkücü Şeriatçı Komando Ordusu) olduğunu bu örgütün Türkiye çapında kurulduğunu ve Ankara sorumlusunun İsa Armağan olduğunu belirterek benim onlara yardım etmemi istedi.

Katliam Çatlı nın eliyle

Bütün emirleri Abdullah Çatlı dan aldıklarını söyleyen Pehlivanoğlu şöyle devam etti: İsa Armağan, genellikle yapılacak işlemler hakkında bir şey söylerdi. Bütün emirleri Abdullah Çatlı dan alırdı. Benim de karıştığım Balgat olayı Abdullah Çatlı nın emriyle gerçekleştirildi. Bu olaydan yakalanıp cezaevine düştükten 2- 3 ay sonra bizimle Balgat olayına karışan Haydar Şahin in Çatlı nın emriyle ve çok şeyler bildiği gerekçesiyle öldürüldüğünü İsa dan duydum. Ankara Merkez Cezaevi ne girdikten 10-15 gün sonra Muhsin Yazıcıoğlu ile Çatlı görüşe geldi. Bizi cezaevinden kaçıracaklarına söz verdiler. Sonra vazgeçtiler.

Pehlivanoğlu yaptıkları eylemlerde kullandıkları silahların İsa Armağan tarafından temin edildiğini de ifade ederek Hatta Balgat olayında kullanılan 12 li Baretta marka tabancıyı Abdullah Çatlı dan almıştım. İsa silahları Niğde den getirerek Abdullah a veriyordu. Abdullah örgüte dağıtıyordu dedi.

Pehlivanoğlu, çarpıcı ifadesini şöyle sürdürdü: Balgat olayı olduktan sonra benimle İsmail Köksal ı kaçıran otomobil MHP li bir milletvekiline aitti. Bunu arabayı kullanan Şevket Çetin söyledi. Şunu açıklayayım, bu araba MHP milletvekillerinden bir tanesine aitmiş. Fakat ismini bize söylemedi.

Muhsin Yazıcıoğlu perde arkasından yönetiyordu

İdam öncesinde verdiği ifadesinde Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı nın dernek başkanlıkları döneminde çok faal olduklarını belirten Pehlivanoğlu şunları anlattı: İstanbul teşkilatını genel merkeze bağlayan bu ikisi olmuştur. Yazıcıoğlu perde arkasındadır. Örgütü yöneten kişidir. Parti ile ilişkisi olan şahıslar Muhsin Yazıcıoğlu, Abdullah Çatlı, Şevket Çetin di. Yapılan eylemlerden partinin haberi vardı.

Pişman olduğunu kaydeden Pehlivanoğlu Beni yönlendiren ve bu duruma düşüren kişilerin de yasal cezalarını çekmelerini istiyorum. Olaylarda kullanılan silahlar teşkilatta pis silah olarak adlandırılırdı, bu silahlar taşraya giderdi. Oradan bize Ankara da kullanılmayan silah gelir, bu şekilde silahlar örgüt içerisinde devamlı dolaşırdı. Bu emir ve direktifi verenler, eylemleri yönlendirenler Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu, Şevket Çetin ve Esat Bütün dür dedi.

İdam edilen ülkücüden Çatlı ve Yazıcıoğlu itirafları | soL Haber Portalı
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
"5ini ben 2 kişiyi Çatlı öldürdü"

Bahçelievler katliamı davasında ifadesi alınan Haluk Kırcı, 7 öğrenciden 5 ini kendisinin, 2 sini de Abdullah Çatlı nın öldürdüğünü savunarak, O günkü şartlar içinde inanmış bir militandım. İliklerime kadar inanmıştım. Yüz kişi de gelse öldürecektim dedi.

7 TİP li öğrencinin 1978 de öldürülmesine ilişkin açılan Bahçelievler katliamı davasından hüküm giyen Ünal Osmanağaoğlu nun, AİHM nin lehine verdiği adil yargılanmadığı kararı üzerine açılan ve Osmanağaoğlu nun hayatını kaybetmesiyle birlikte mirasçılarının sürdürdüğü yeniden yargılama talepli davada, hükümlü Haluk Kırcı Bursa Cezaevi nden sesli ve görüntülü sistem üzerinden tanık olarak dinlendi.

Bahçelievler deki eylemi kendisiyle birlikte Kürşat Poyraz, Mahmut Korkmaz, Ercüment Gedikli ve Abdullah Çatlı nın gerçekleştirdiğini söyleyen Kırcı, Ünal Osmanağaoğlu ile Duran Demirkıran, Ömer Özcan ve Bünyamin Adanalı nın olayda yer almadığını savundu. Olayın bir intikam saldırısı olduğunu ve o gece planlanıp, yapıldığını kaydeden Kırcı, eylemin, o günkü şartların gereği olduğunu iddia etti.

Maktullerden 2 sinin Sovyet ajanı olduğunu ileri süren Kırcı, bu kişilerin peşlerinde aylarca dolaştıklarını söyledi. Maktullerden 5 ini kendisinin, 2 sini ise Çatlı nın öldürdüğünü savunan Kırcı, 5 kişiyi ben infaz ettim, 2 kişiyi Abdullah Çatlı. İnfaz ettim derken, bunu göğsümü gere gere söylemiyorum. O günkü şartlar içinde inanmış bir militandım. İliklerime kadar inanmıştım. Yüz kişi de gelse öldürecektim. Keşke Türkiye o günleri yaşamasaydı, kardeş kavgasına sürüklenmeseydi. Ama o günkü şartları da bakıp, anlamak lazım diye konuştu.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Muhsin Yazıcıoğluna Üzülmek

Bu ülkede sol düşünceyle az çok ilişkisi olmuş herhangi bir insanın zihninde Muhsin Yazıcıoğluyla ilgili en ufak bir olumlu izin bulunması imkânsızdır.
Özellikle benim gibi 1980 öncesin yaşamış solcuların zihninde
Muhsin Yazıcıoğlu deyince biz 78 kuşağı solcularının aklına Ülkü Ocakları Derneği gelir, Ülkücü Gençlik Derneği gelir.
Yazıcıoğlu bu derneklerin genel başkanıydı.
Ülkü Ocakları, Ülkücü Gençlik Derneği deyince de bu derneklerin mensuplarının adlarının karıştığı katliamlar gelir.

Mesela savcı Doğan Öz ün, akademisyen Bedrettin Cömert in, Cavit Orhan Tütengil in, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul un, Milliyet gazetesi yayın yönetmen Abdi İpekçi nin ve daha sayısız bilim insanının, siyasetçinin, öğretmenin, öğrencinin, işçinin öldürülmesi gelir.
İstanbul da Eczacılık Fakültesi nden çıkan solcu öğrencilerin üzerine bomba atılıp taranması ve 7 öğrencinin öldürülmesi, Ankara Etlik-Piyangotepe de solcuların devam ettiği bir kahvehanenin taranıp 7 kişinin öldürülmesi, yine Ankara Bahçelievler de Türkiye İşçi Partisi üyesi öğrencilerin evinin basılıp 7 öğrencinin boğulup kurşunlanarak vahşice katledilmesi, yine Ankara'nın Balgat semtinde solcuların kahvehanelerinin taranıp 5 kişinin öldürülmesi gelir.
Maraş ta tertiplenen provokasyon sonucu 111 Alevi vatandaşın öldürülmesi gelir. (Bu katliamın sonradan soy adını Şendiller olarak değiştiren 1 numaralı sanığı Ökkeş Kenger halen Yazıcıoğlu nun partisinde üst düzey yöneticidir)
Bu katliamlardan bazılarının azmettiricisi olduğu ifade edilen Abdullah Çatlı'nın polis tarafından yakalanması üzerine Yazıcıoğlu'nun polisi arayıp "Çatlı'yı hemen bırakmazsanız Ankara'da 150 yerde bomba patlatırız" dediği ve Çatlı'nın bunun üzerine serbest bırakıldığı iddiası gelir.

YAZININ DETAYI: Muhsin Yazıcıoğlu?na üzülmek / Güncel / Milliyet Blog
 

benzer konular


Üst Alt