Muhammed as mi....?

Dr. Gustav Weil History of the Islamic Peoples
Muhammed halkının parlak bir örneğiydi. Karakteri tertemiz ve saftı.. Evi, yemeği, elbisesi, nadir bulunan bir sadeliğin sembolüydü.. Yani ne arkadaşlarından gördüğü özel bir saygı şekli vardı, ne de kölelerinin kendisi için yapabileceği bir hizmeti kabul etme iddiasındaydı.Her an herkes için ulaşilabilir bir insandı. Hastaları ziyaret ederdi ve herkese acırdı. Yardımseverliği, cömertliği ve toplumun refahı için çalışma isteği sınırsızdı

Alphonse De La Martaine Historie de la Turquie 1854 Paris
Büyük amaçlar, küçük araçlar ve şaşırtıcı sonuçlar; eğer bu üç şey insan dehasının kriterleri olsaydılar, kim Muhammed ile tarihteki herhangi büyük bir insanı mukayese etmeye cesaret edebilirdi?
Bir çok meşhur insan orduları, kanunları ve imparatorlukları oluşturdular. Gözlerinin önünde parçalanıp giden maddi kuvvetlerden başka ne kurdular. Fakat O, Sadece orduları, yasaları, imparatorlukları, halkları, hanedanları değil, milyonlarca insanı da harekete geçirdi. Bundan daha fazlası, mihrapları, putları, fikirleri, inançları ve ruhları kökünden sarstı.
Her harfi kanun olan Kutsal kitabın temel noktasından hareketle, her dilden ve ırktan insanları biraraya getiren manevi bir milliyet yarattı.Yalancı ilahlardan nefret etti. Tek ve maddi olmayan bir Tanrıyı sevmeyi müslüman ümmetine silinmez bir karakter olarak bıraktı

Mahatma Gandhi, Young India,1924.
Milyonlarca insanın kalbine tartışmasız hakim olmuş birinin hayatını öğrenmek istiyordum. Okuyunca kesin olarak inandım ki, o yıllarda İslamın bir yer kazanmasında kılıcın bir rolü yoktu. Peygamberin tam olarak kendini geri planda bırakması, sözüne sedakati, vicdanlılılığı, onu takip edenlere ve dostlarına özverisi, yiğitliği, korkusuzluğu, üstlendiği görevde Allah`a tam güvenmesi kesin ve yalındı. Bu özelliklerle bir zorluğun üstesinden gelmek için ille de kılıç taşımak gerekmiyorduPeygamberin hayatını anlatan kitabın ikinci cildini bitirdiğimde, bu muazzam hayata dair daha fazla okunacak bir şey olmayışından dolayı son derece üzgündüm

George Bernard Shaw The Genuine Islam, Cilt 1, No. 8, 1936.
Avrupa ve İngiltere`de önümüzdeki yüz yıllar içinde bir dinin hakim olma şansı varsa bu ancak İslam olabilir
Muhammed`in hayatını inceledim, hristiyanlığa karşı biri olarak benim görüşüme göre O harika bir adam, O`nu İnsanlığın Kurtarıcısı olarak çağırmak gerekir

James Michener Islam: The Misunderstood Religion, Readers Digest, Mayıs 1955
Hiç bir din İslam kadar hızlı yayılmamıştır. Batıda yaygın bir inanç vardır ki; müslümanlık kılıç zoruyla yayılmıştır. Fakat modern bilim adamı bu fikri asla kabul etmez..Ve Kur`an`ın vicdan özgürlüğünü desteklediği çok açık ve seçiktir..

De Lacy OLeary Islam at the Crossroads, Londra, 1923.
Tarih kesin olarak göstermiştir ki; dünyayı kılıçtan geçiren ve İslama girmeye zorlayan fanatik askerler efsanesi tarihçilerin tekrar edip durduğu, en saçma en anlamsız ve en abes safsatalardan biridir

Prof. Dr. Michael Hart
Benim, ünlülerin en ünlüsü olarak Muhammedi tercihim , Onun hem peygamberliği, hem de dinî ve dünyevî seviyede fevkâlâde başarılı olmasıdır. İnsanlık ahlâkı, felsefî ve hukukî olarak İslâmdan daha mükemmel bir din görmemiştir. Hz. Muhammedin vefatından sonra da İslâm, dünyanın doğusunda ve batısında yayılmaya devam etti. Dünyada hâlâ bir çok insan kalpleriyle ve akıllarıyla İslâma yöneliyor. Hz. Muhammedin davet ettiği din, 14 yüzyıl önce medeniyetin ve kültür merkezlerinin dışındaki bir bölgede doğmuştu. Ve zor şartlar altında yol aldı. Buna rağmen İslâm, dünyanın her yönüne yol buldu. Ve inanıyorum ki Muhammed gibi, her yönüyle mükemmel bir insan, bir daha gelmez

John Davenport
Peygamberler, fâtihler arasında târih-i hayâtı; Hz. Muhammedin Târihi gibi, en ince teferruâtına kadar, en mevsuk şekilde kayd ve zapt olunan bir kimse gösterilemez

Dostoyevski
Büyük İslâm Peygamberi Yüce Yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Miraca bütün kalbimle inanıyorum

akwa.us
 
Merhaba

B.L .P. TRENCH’in görüşleri :
“Hz Muhammed’in yaptıkları, Hıristiyan ulusları arasında yeterince takdir edilmiş değildir. Eğer İslam alimlerinin yorulmak bilmeyen faaliyetleri olmasaydı, Grek dünyasının sönüp gidişinden sonra Rönesansın temelini oluşturan felsefenin pek azı geriye kalırdı. İslam alimleri, Avrupa’nın felsefe ve bilimsel araştırma için uygun bir yer olmadığı zamanda, 9. yüzyıl ila 12. yüzyıl arasında bu felsefeyi kaydedip yaşattılar. Hz. Muhammed Arap zihnini tekrar uyandırmış, Grek filozof, gökbilimci ve matematikçileri Arap düşünürleri arasında sığınacak ve barınacak yer bulmuşlardı.

Avrupa’nın zihni, binlerce yıl süren karanlığından sıyrılma mücadelesine giriştiğinde, aydınlanmak için İslam düşünürleriyle bilim adamlarının yazılarına ve korudukları eserlere başvurmak zorunda kaldı. Hz. Peygamberin izleyicileri, Evrensel Mabut’a ilişkin monoteistik kavramı sarsılmayan bir kararlılıkla, son derece saf ve orijinal biçimiyle ayakta tutmuş ve korumuşlardır. “Allahtan başka Tanrı yoktur” sözü, İslamiyetin batılı kulaklarda çınlayan, teslis inancına bağlı Hıristiyan teologları bile tedirgin eden çağrısıdır.”

(Sayfa: 18-19)
 
Üst Alt