• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

MONTESQUIEU....ce

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
MONTESQUIEU....ce

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

TABİAT KANUNLARI ÜZERİNE -
(Charles de Secondat)

Bütün kanunlardan önce, tabiat kanunları vardı;
tabiat kanunları diyoruz bunlara; çünkü, yalnız
varlığımızın yapısından gelirler de ondan.
Bunları iyice anlamak için de insanı, toplumların
kuruluşundan önce incelemek gerekir.
Tabiat kanunları, işte, insanın böyle bir durumda
iken karşılaştığı kanunlardır.

İçimize bir yaradan fikrini aşılamak suretiyle bizi
ona doğru yönlendiren kanun, önemi bakımından
tabiat kanunlarının birincisidir; yoksa kanunların
dizilişine göre değil. Tabiat içindeki insanda bilgi
değil, daha da çok bilgi edinmek yeteneği vardır.
İlk düşüncelerinin teorik düşüceler olamayacağı
apaçık bir şey; varlığının başlangıcını aramadan
evvel varlığını sürdürmeyi düşünecek. Böyle bir
insan her şeyden önce yalnız çaresizliğini duyar;
sıkılganlığı doruk noktaya çıkar; bu konuda örnek
de yok değil; ormanlarda her şeyden ürken, her
şeyden kaçan insanlar buldular.

Bu durumda herkes kendini değersiz görür; eşitlik
duygusu bile çok zayıftır. Bundan ötürü de kişiler
birbirlerine saldırmayı düşünmezlerdi ve hoşgörü
de böylece ilk tabiat kanunu olurdu.

Hobbes* insanlarda, her şeyden önce birbirilerini
boyunduruk altına almak isteği uyanır diyor ama
bu düşünce pek de öyle akla yakın gelmiyor.
Üstünlük ve egemenlik düşüncesi, sayısı öylesine
çok başka düşüncelere bağlı, öylesine karışık bir
düşüncedir ki, insanın aklına gelen ilk düşüncenin
bu olmasına imkân yoktur.

Hobbes soruyor:
"İnsanlar tabiî olarak ve sürekli bir savaş halinde
değillerse neden devamlı olarak silahlı gezerler?
Ne nedenle evlerinin kapılarını kapalı tutmak için
anahtarları vardır yanlarında?"

Evet ama, bunu sorarken de toplu yaşam biçimine
geçmeden önce yaşamış olan insanlara, yalnızca,
birbirlerine saldırmak ve kendilerini savunmak için
bahane arayan toplumsal yaşam biçimine geçmiş
sonraki insanlara ait ve özel şeyler de yüklediğinin
farkında değil.

Zayıflığı ve çaresizliği duygusuna insan, ihtiyaçları
duygusunu ekler. Böylece, başka bir tabiat kanunu
da ortaya çıkar ki o da insanı, yiyecek ve giyecek
gibi gereksinimlerini temin için aramaya yönelten
bir kanun olur.

Korkunun insanı kaçmaya yönelttiğini söylemiştim;
ama karşılıklı korku belirtileri çok geçmeden onları
birbirlerine yaklaştırır ancak böyle olmasaydı bile,
bir hayvanın, kendi türünden ve fakat farklı cinsten
başka bir hayvanın yaklaşmasından duyduğu zevk
de onları birbirlerine yaklaşmağa sevkederdi.

Üstelik, farklılıkları dolayısıyle iki cinsin birbirlerine
karşı duydukları sevgi bu zevki artırırdı; sonucunda
hayvanların sürekli ve olağan karşılıklı yalvarışları
da üçüncü bir tabiat kanunu olurdu.

İnsanlar, ÖNCEDEN VAROLAN duygularından başka,
yavaş yavaş birtakım bilgiler de edinmeğe başlarlar;
bundan ötürü insanlarda, öteki hayvanlarda olmayan
ikinci bir bağ meydana gelir. Birleşmeleri için yeni bir
neden daha ortaya çıkmış demektir; toplum halinde
yaşama isteği böylece dördüncü tabiat kanunu olur.

baron de Montesquieu-Siyasi ve iktisadi fikirler
C.O.Tütengil-1977
 
Üst Alt