• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Modern Zaman AŞK Evliyası; SEZEN AKSU

Okunuyor :
Modern Zaman AŞK Evliyası; SEZEN AKSU

modernkasif

Acemi
Üye
Söz:
“Sezen Aksu, ruhunu yüzüne giyebilen ender insanlardan biri
Nijat Ayvaz

Modern Zaman AŞK Evliyası; SEZEN AKSU

Gecenin bir yarısı (03.47) uykurun o en tatlı anında ürkek bir sevgilinin sesi gibi fısıldayıveriyor insanın kulağına,

Bölünür sancıyla uykular
Sığınak değil en kuytular
Gökte ay ondört ben dolunay
Son hatıramı sinene sar
Bu kadarına razıyım yar


Şarkı söyleyip beste yapan biri olarak hayatımızın içine bu kadar işlemiş adeta içimizde bir diğer yarımız gibi olan Sezen Aksu’nun, hayatımızda ne kadar önemli olduğunu hep sohbetlerde irdelerdim ama hakkında bir yazı yazmak hiç gelmemişti aklıma. Hem ülkemizin bu kadar popüler köşe yazarı çizeri varken, Tekirdağ ilinde yerel bir gazete de köşe yazısı yazan adamın Sezen Aksu’yu yazısına misafir etmesi, ne değer taşır ki? Bence taşır neden mi? Sezen Aksu, zaten benim içimde bana aitken beklide bu paylaşamama duygusu ile nasıl paylaşırdım ki onu sizlerle öyle değil mi?
Zaman zaman gazetemdeki köşemden sizlerle bir çok konularda görüşlerimi paylaştım. Köşeme bir çok sanatçıyı da misafir etmiş, kendileriyle ilgili neler düşündüğümü paylaşmıştım. İşte geçen gece kulağıma fısıldanı veren Sezen Aksu şarkısıyla irkildim ve şimdiye kadar köşe yazılarımda hep bir sanatçının ölümünün ardından o sanatçıyla ilgili yazı yazdığımı fark ettim. Kendi kendime nasılda diğerlerine benziyorsun. Tıpkı Türk halkı gibi kişinin değerini öldükten sonra anlıyor, bir nevi ölü sever rolüne bürünüyorsun dedim. Neden bizler sanatçılarımızı öldükten sonra seviyoruz? Kıymetlerini neden yaşarlarken anlayıp onlara göstermiyoruz? Haklarında düşündüklerimizi yaşarlarken söylemiyoruz?
Sevgili dostlar, hayatımın her anında benimle olan bir sesin benim hayatımda ne ifade ettiğinden dem vuracağım sizlere bugün. Kendimi hatırladığımdan beri ki o günler TRT ‘nin siyah beyaz günlerine denk gelir. Ne hikmetse renksiz ekrandan izlediğimiz evimizin ıssızlığını birden kalabalıklaştıran seslerdendi Sezen Aksu. 70’li yılların sanatçıları, şarkılarının sözleriyle, aşkın öylesine derin ve ikircikli yanlarını anlatırlardı ki. Ben ancak o şarkıları erişkin olup ta aşık olduğumda anlayabildim. Ama sözlerle anlatılanları yolun yarısını geçtiğimde gerçek anlamıyla anlayıp sevebildim. Bakıyorum da bizler hala yeni yetme şarkıcılardan popüler olma adına yaptıkları cover’lardan hatırlar olduk 70’li yılların bu güzide seslerini ve eşsiz şarkılarını. O kadar ki, bugün mesela genç şarkıcı ve gruplar eskiden meşhur olmuş şarkıları tekrar seslendiriyor ama yarattıkları katliamın boyutlarını fark edecek kimse kalmamış ortada.. Şarkıların aslını hatırlayan yok ki şimdiki rezaletlerin derecesini fark edelim...
Adını bile hatırlamadığım bir Rap şarkıcısı Sezen Aksu’nun eski bir şarkısını katlederek kendini yoruyor Cd çalardan. Yanımdaki Rap sever genç kardeşimde bak abi nasıl beste ama yani falanca Rapçi ne kadar başarılı değil mi diyor. Bense kendine bak canım diyorum, bu şarkı şu yıllarda zaten vardı. Yeni diye dinlediğin bu şarkının bestecisi de senin hayran olduğun falanca değil, Sezen Aksu’dur dediğimde afallıyor. O gepegenç haliyle Sezen Aksu’yu yeni keşfeden kardeşim gibi, Sezen Aksu’ya geç kalmadı bizim kuşak.
Hem nasıl geç kalabilirdi ki, TV’nin siyah beyaza boyadığı dünyamızı renklendirmek bizlerin düşlerine kalıyordu çok zaman. Ve bu düşlerimizin renklenmesinde en büyük yardımcımızdı Sezen Aksu ve 70’li yılların sanatçıları. En büyük lüksümüzdü o yokluk zamanlarında TV’den odamızda verdikleri konserler. Başarılarımızın ardında ilk kutlamalarımızı onların sesleriyle yapar, en büyük acılarımızda gene sığınıp kollarına koştuğumuz o seslerdi. Sezen Aksu ve 70’li yılların bu unutulmaz gerçek sesleri bizim bir parçamız olmuşlardı. Sevinçlerimizde pay sahibi oldukları gibi göz yaşlarımızın da sel olup özgürce akmasında pay sahibiydiler.
Hiç unutmuyorum ortaokul yıllarımda henüz aşkın cesaretle itiraf edilemediği yıllarda şarkıları imdadımıza yetişiverir yeminlerimizde bize eşlikederdi…

Deliler gibi seviyorum bak
Sana söz ömür boyu sürecek
Ne hayal ne düş nede yalan yok
Bizim bizim gelecek


Aşkın platonik koridorlarında sevilen şarkıların sözleriyle anlatılmaya çalışılırdı aşk… Aşkın ayağa düşmediği sevginin sınırlarının olmadığı hatta parayla tanımlanıp tartılmadığı o saf günlerimde hep sezen vardı yanımda. Aşk için gözyaşı dökülen günlerde ilaç gibi gelirdi şarkıları yüreklerimize…

Sen ağlama dayanamam
Ağlama göz bebeğim sana kıyamam
Al yüreğim senin olsun
Yüreğim bende kalırsa yaşayamam


Kayıpların en avutulmazları kapımızı zorladığında imdadımıza gene Sezen yetişiyor avutuyordu acının dağladığı yüreklerimizi…

Yaralı tepeden tırnağa herkes yaralı
Alışılmıyor acıya yok kaidesi kuralı
Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni
Ne gelen anladı ne giden olanı biteni


Kaybolup giden yılların ardında kendi hayat hikayesinde kalakalıyor insan. Ve öyle bir anda sızıyor ki kalp penceresinden şarkıları, en savunmasız halimizde sarıyor bir çift dost kolu gibi bizleri.

Gamze gamze bir gülüver şimdi
Beni göğsüne alıver şimdi
Mevsimi geldi susadım aşka
Benimle bir bütün oluver şimdi


Büyümeye direnen tarafımı cesaretlendirende hep onun şarkıları oldu. En masum en çocuk halimi elinden tutup o götürdü büyümenin olduğu yere…

Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi
Özel önemli zannetmem


Umut verdi çokça en zor anlarında doğunun taze başaklarına, eğilmeyin, bükülmeyin her esen rüzgarda diyerek yanlarında olduğunu hissettirdi. Kimi zaman Ege’de bıraktı nefesini, kimi zaman taksimin orta yerinde dayak yiyen annelere seslendi. Toplumda yaşananlara şarkılarıyla gözyaşı akıttı.

Hoyrat ve şaheser bir masala inanmak
Her yeni güne iştahla uyanmak
Yaşamak doyasıya
Haylaz zamanın aleyhine tartısında
Can havliyle çizginin artısında
Yaşamak kıyasıya

Zamanın hükmü hızla sürerken hayatlarımızda hızla acımasızca tükettiğimiz 70’li ve 80’li yıllardan ne kaldı ki ruhumuza işleyen? Bugün geriye dönüp baktığımda, müzik adına çok güzel şeyler yapılmış o zamanlar. Ama fark edememişiz biz. Sevgili Sezen, Kısacası ben büyürken seni yaşarken sevdim, seninle büyüdüm şanslıyım ve şanslıyız… Öyle alıştım ki Sezen ile yaşamaya, her an yanımda olmasına, sevmek değil ondaki hakkım… Beni büyütürken yaşam hoyrat ellerinde, şarkılarıyla saçımı okşar gibi sesini ve şarkılarını bizlere armağan ettiği için hakkımı helal ediyorum. Sende et Sezen emi...

Bahtiyar ol gözüm yok
Rabbim verir sabrını
Bu hesap böyle bitsin
Helal ettim hakkımı


NOT: Bu köşe yazım, 03 Ekim 2008’de AVRUPA gazetesinde yayınlanmışır.
Nijat Ayvaz
 
S

SAHARAY

Ziyaretci
Yazı fontunu değiştirmek forum kurallarına göre yasaktır.

İyi Forumlar
 
Üst Alt