Mısrî efendinin mektubu

MISRÎ EFENDİNİN MEKTUBU
Cümle vasiyyetüm budur ki halîül-izâr olanlar ile sohbetden[1] ihtirâz etsünler. Zîrâ insân ile hayvân ve vahşînüñ[2] münâsebeti yokdur. Hayvân insî ile münâsebeti yulardadur[3]. Birbirinden imtiyâzı andadur ki hayvânuñ yuları başından[4] çıksa ihtiyâr ile yulara girmez velâkin insânuñ yuları[5] başından çıksa ihtiyâr ile yine yuları başına eliyle[6] geçirür. Farkları budur. İnsânda ne kadar âlim ü âkıl olsa[7] yola kendi toġrı gidemez. Yuları bir Allah halîfesine[8] vermek gerek. Kāle Allâhu Teâlâ, مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلاَّ هُوَ[9]. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Hûd, 11/56. [1]آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاilâ âhirihi. Sen ihtiyâruñla yuları[10] Allâh yedine virseñ o seni terk etmez, kerhen ve haberen[11] yider. Eger yuları çıkarsañ kötek yirsüñ. Vel-hâsıl[12] yâ muhakkik ol yâ muhakkike teslîm ol. Mülhide mukārîn olma[13]. Mülhid nefsinden bellüdür. Göñli toñdur, kessâl(?) virür[14]. Hakîkatden olan şevk u ışk u muhabbet arturur. Zamâne[15] insânına ögüt kâr etmez. Velâkin meşâyıha lâzım olan[16] irşâdda buhl etmeye. Alan olsun, almayan kendi bilür[17]. مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى[2] (Kurtuluş, hidayete uyanlarındır. Tâhâ, 20/47) إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ[18] (Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir.Fetih, 48/10.) اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِم [3] ilâ âhirihi[19]. Rahmetullâh.
 
mısri efendinin mektubunu yeni türkçeye çevirelim;

MISRÎ EFENDİ’NİN MEKTUBU
Cümle vasiyyetüm budur ki halî’ü’l-‘izâr olanlar ile sohbetden[1] ihtirâz etsünler.
bütün vasiyetim budur ki;yüzü yırtık edepsizlerle sohbet etmekten sakınsınlar.
Zîrâ insân ile hayvân ve vahşînüñ[2] münâsebeti yokdur.
zira insanla hayvanın münasebeti ,alakası yoktur.
Hayvân insî ile münâsebeti yulardadur[3]
.
hayvanın insanla münasebeti yularladır.yani ikisininde yuları var.tek ortak yönleri bu.
Birbirinden imtiyâzı andadur ki hayvânuñ yuları başından[4] çıksa ihtiyâr ile yulara girmez velâkin insânuñ yuları[5] başından çıksa ihtiyâr ile yine yuları başına eliyle[6] geçirür. Farkları budur. İ
birbirinden farkı,üstün özelliği şudur ki;hayvan yuları başından çıkınca kendi isteğiyle o yuları başına geçirmez.velakin insanın yuları başından çıksa kendi isteğiyle yine başına yuları geçirir.
İnsânda ne kadar ‘âlim ü ‘âkıl olsa[7] yola kendi toġrı gidemez. Yuları bir Allah halîfesine[8] vermek gerek.
İnsan ne kadar akıllı ve alimde olsa,kendi kendine dosdoğru yola gidemez.yularını bir Allah halifesine vermek gerekir.
Kāle Allâhu Te‘âlâ, مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلاَّ هُوَ[9]. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın.” Hûd, 11/56. [1]آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاilâ âhirihi.
çünkü hud suresi 11 ayette,yürüyen her canlının perçemindenAllahın tuttuğunu söylüyor Allah.

Sen ihtiyâruñla yuları[10] Allâh yedine virseñ o seni terk etmez, kerhen ve haberen[11] yider.
sen kendi isteğinle yularını Allahın eline verirsen,O seni terketmez.gerek seni haberdar ederek,gerek zorla seni sürer götürür.

Eger yuları çıkarsañ kötek yirsüñ.
eğer yuları çıkarırsan dayak yersin.Yani Allahın emrinden dışarı çıkar,yasaklarını işlersen cezasını bulursun ki,doğru yola tekrar giresin.
Ve’l-hâsıl[12] yâ muhakkik ol yâ muhakkike teslîm ol. Mülhide mukārîn olma
velhasıl,ya hakikati bilen ol,bilemiyorsan hakikati bilene teslim ol,bulmak için onun dediklerini yap.Dinden çıkan İmansıza yakın,dost olma.

Mülhid nefsinden bellüdür. Göñli toñdur, kessâl(?) virür
imansız kendini belli eder.Kalbi donmuş, soğuktur,ağırlık verir.yani onunla sohbetten gönlüne ağırlık,kasvet gelir.Enerjini alır.
Hakîkatden olan şevk u ‘ışk u muhabbet arturur.
oysa hakikatten bahsetmek,muhakkiklerin (hakikat ehlinin sohbetleri),Aşkını,Şevkini artırır.Pozitif enerjiyle dolarsın.
Zamâne[15] insânına ögüt kâr etmez. Velâkin meşâyıha lâzım olan[16] irşâdda buhl etmeye. Alan olsun, almayan kendi bilür[
gerçi zamane insanına öğüt kar etmez.Velakin,hakikat erlerine gereken,İrşadda cimrilik etmemektir.(Yani öğüt kar etmiyor diye öğüt vermekte cimrilik etmemeleridir.)İster öğüt alan olsun ister olmasın.almayan kendi bilir.
(Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.” Tâhâ, 20/47) إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ[18] (Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir.”Fetih, 48/10.) اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِم [3] ilâ âhirihi[19]. Rahmetullâh.
Kurtuluşa ancak hidayete;Allahın dosdoğru yoluna uyanlar erer.bu hidayetide fetih 10. ayette belirttiği üzere;Peygambere uyanlar kavuşur.Peygambere bağlanan,direk Allaha bağlanmış olur.
 
Son düzenleme:
Üst Alt