• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Mihri Müşfik Hanım

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Mihri Müşfik Hanım

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Türkiyede çağdaş resim çalışmalarını ilk başlatan kadın ressam Mihri Müşfik Hanımın, cesur, tutku dolu, sanatıyla örnek ve sıra dışı yaşamını tanıtmak istiyorum.

Bohem ressam yaşamının bizdeki ilk örneği diyebiliriz Mihri Müşfik için. Mihri Müşfik, Askeri Tıbbiyenin ünlü hocalarından Çerkez Mehmet Rasim Paşanın kızıdır. Annesi ise Kafkasya göçmeni bir aileden gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde dünyaya gelen, aslında şanslı çocuklardan biridir. Avrupai bir eğitim gören Mihri Hanım edebiyat, musiki ve resimle birden ilgilenir. Resim ilgisi daha ağır basınca ailesi kızlarına ikinci Abdülhamitin himayesindeki saray ressamı Zonarodan Beşiktaştaki atölyesinde resim dersleri aldırmaya başlarlar. Mihri Müşfik böylece, çağdaş resim hakkında belli bir donanım kazanır ve Türkiyede çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam unvanını alır.

Müziğe de ilgi duyan Mihri Müşfik, Avrupadan İstanbula gelen müzisyenleri, özellikle operaları ilgiyle izlerdi. Hatta müziğe olan bu ilgisi yaşamını akışını da değiştirmiştir. Dinlemeye gittiği opera ve batı müziği dinletilerinden birinde tanıştığı İtalyan kökenli müzik şefiyle flört eder ve peşinden Romaya kaçar. Henüz on yedi yaşında olan Mihri Müşfik bu ilişkiyi sürdüremez, ayrılırlar ve Parise geçer. Burada kiraladığı yeri hem ev hem atölye olarak kullanmaya başlar. Portre ve figür ağırlıklı resim yapan Mihri Müşfik, yaptığı portreleri satarak geçimini sağlar, yetmeyince de evin bir odasını kiraya verir. Kiracılarında biri olan ve Sorbonne Üniversitesinde siyasal bilimler öğrenimi gören Bursalı Selami Paşanın oğlu Müşfik Bey ile flört etmeye başlar, kısa bir süre sonra da evlenirler. Böylece sanat dünyasında bilinen adı Mihri Müşfik Hanım olur.

İtalya ve Fransada yaşadığı dönemlerde sanat okullarında ve özel atölyelerde öğrenim görür. Batıda çağdaş resim akımlarını yakından takip eder. Bugün yaptığı resimleri incelediğimizde klasik resme hakim olduğu kadar, çağdaş akımlar doğrultusunda da resimler yapmıştır. Özellik portrelerde, yaşadığı dönemin akımları olan kübizmin ve ekspresyonizmin etkileri görülür. İyi bir portre ressamı olan Mihri Müşfik, portre ve otoportrelerini ağırlıklı olarak dışavurumcu bir anlayışla yapmıştır. Fırça darbeleri ve ışığı, ifadeci bir anlayışla uygulamıştır. Bu anlayışı onun portrelerini özgünleşmiştir.

Dönemin Maliye Nazırı Cavit Bey, Pariste görevi gereği bir davette Mihri Müşfik ile tanışır. Onun resim konusunda donanımından etkilenir. 1913 yılında İnas (kız) Sanayi-i Nefisenin kurulmasında yararlanılmasını önerir. Bunun üzerine İstanbula çağırılır. Bu okulda öğretmenlik yapar. Sanayi-i Nefisede öğrenim gören pek çok kadın ressamımızın yetişmesine katkıda bulunur. Bunlardan bazıları Nazlı Ecevit, Aliye Berger, Fahrinüsa Zeyd gibi ünlü ressamlarımızdır. Mihri Müşfik kızları açık havada resim yapmaya modelden çalışmaya ve kadın ressamları ilk kez toplu bir sergi açmaya teşvik eder.

Kalıpları kırmayı seven bir kadın olan Mihri Müşfik, ilkleri hayatına geçiren insanların yaşamak zorunda kaldığı ne varsa yaşamıştır. Son derece cesur ve tutku dolu bir kadındır. Resme olan tutkusu aristokrat bir yaşamı bırakıp, bohem ve çoğu zaman da yoksul bir yaşam sürmesine sebep olmuştur. Modern yaşam anlayışı yüzünden çevresinin tepkisini toplar. Son derece rahat davranan, dekolte giyen ve çok güzel bir kadın olan Mihri Müşfik, Avrupalı kadın imajı çiziyordu. Sosyal yaşamı da çok seviyordu ve aynı zamanda bir salon kadınıydı. Batılı kadınlar gibi erkeklerle aynı ortamlarda, içkili toplantılara katılıyordu. Osmanlının son dönemindeki entelektüel ortamlarda bulunur sanat söyleşilerinde yer alırdı. Mihri Müşfik arkadaşlık ve dostluk kurmada başarılıydı. İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Fikret Adil, Namık İsmail ve daha pek çokları yakın dosttu. İstanbulda bulunduğu dönemde Tevfik Fikret ile dost oldu. Batılılaşma döneminde yoğun bir biçimde görülen Fransız etkilerinin edebiyat kısmını Edebiyat-ı Cedide Şairleri oluştururken Mihri Müşfik Hanım da onların yazdıklarını resimleyerek bir Edebiyat-ı Cedide Resmi yarattı. Edebiyat-ı Cedidecilerin portrelerini yaptığı da bilinen sanatçı, 1915 yılında, Tevfik Fikretin ölümü üzerine, yüzünün kalıbını alarak heykelini yaptı. Bu Türkiyede yapılan ilk mask çalışmasıdır.

1919 yılında İtalyaya gider. Bu ani gidişinin nedeninin İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarıyla olan yakın ilişkilerinin olduğu sanılmaktadır. Bir yıl sonra İtalyadan geri döndüğünde, iki yıl daha İnas Sanayi-i Nefisede ders verir. Bu arada Müşfik Bey ile olan evliliğini de bitirir. 1923 yılında tekrar İtalyaya döner. Mihri Müşfik, Roma ve Pariste pek çok ressam ve edebiyatçı ile dost olmuştur. Bunlardan biri de İtalyan şair Gabriel dAnnunziodur. Onun aracılığı ile Papanın portresini yapar ve bir klisenin fresklerinin onarımında çalışır. Vatikanda ilk kez bir Papa, başka dinden bir kadın ressama poz vermiştir. Bu tablo Vatikan Müzesindedir.

Bir ara Türkiyeye döndüğünde Atatürkün ayakta bir portresini yapar ve Çankaya Köşkünde, bizzat Atatürkün kendisine verir. Uzun yıllar kayıp olan bu tablo doksanlı yıllarda ortaya çıkar.

Mihri Hanım, kız kardeşi Enise Salih Hanımın eşinden ayrılarak İsviçrede Bale Sanatoryumunda ölmesi, arkasından da ilk resim dersini verdiği yeğeni Hale Asafın 1938 yılında Pariste kanserden ölmesinden sonra, Pariste fazla oturamadı. Ülkesinde de kendine yöneltilen baskıcı tutumundan dolayı Amerikada yaşamaya karar verir. Bir süre New York, Washington, Chicagoda üniversitelerde konuk resim profesörlüğü yapar ve zengin Amerikan ailelerine özel dersler vererek geçimini sağlar. Fakat yaşlılığı yoksulluk ve zorluklar içinde geçer. 1954 yılında Amerikada ölür ve Kimsesizler Mezarlığına gömülür.

Bu fırtınalı hayatın sonucunda günümüze sınırlı sayıda tablosu kalmıştır. Bu sayı 150 adet ile kayda alınmıştır.

Nursel Kargın
ndigodergisi.com
 
Üst Alt