• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Mezhepler

Okunuyor :
Mezhepler

çerkeş18

Amatör
Üye
MEZHEPSİZLİK NİÇİN DİNSİZLİĞİN KÖPRÜSÜDÜR?
Deniz tarafından Per, 2007-08-23 21:15 tarihinde gönderildi. dinsizlik Dr. Ebubekir Sifil ehli sünnet düşmanları hadis düşmanları Mezhep mezhep düşmanlığı mezhep tanımıyanlar mezhepsizler mezhepsizlik modernist anlayış modernist müslümanlar reformist çevreler reformist fikirler sapık fikirler yenilikçiler
Bismillâhirrahmânirrahîm

Bilindiği gibi "Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür" sözü, yirminci yüzyılın yetiştirdiği en büyük alimlerden ve son Osmanlı Şeyhülislam vekillerinden biri olan merhum Muhammed Zâhid el-Kevserî'ye aittir ve merhumun "Makâlât" adlı eserinde yer alan makalelerden birisinin başlığıdır.[1] Bu hikmetli söz, bahse konu makale neşredildikten sonra adeta darb-ı mesel haline gelmiş ve dilden dile yayılmıştır. Bu yazıda, bu sözün ne anlama geldiği ve İslam Dünyası'nın yaşadığı ilmî ve fikrî tecrübeye ne ölçüde denk düştüğü gibi hususları irdelemeye çalışacağız.

Öncelikle başlıkta geçen iki kavramın, "mezhepsizlik" ve "dinsizlik" kavramlarının nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde duralım. Buradaki "mezhepsizlik", hem hiçbir mezhebi tanımamayı, hem de klasik tabiriyle "telfik"i, yani mezheplerin hükümleri arasından bir derleme ve seçme yaparak karma bir mezhep oluşturmayı anlatmaktadır. Zira her birinin ayrı bir usul ve metodu olan mezheplerden hiçbirisini tanımamakla, aralarındaki ihtilafları ve bunların sebeplerini görmezden gelerek bu metot ve usuller doğrultusunda konmuş olan hükümleri birleştirme girişimi arasında netice olarak hiçbir fark yoktur. Çünkü son tahlilde her iki davranış şekli de, belli bir metodu iltizam etmeme noktasında buluşmaktadır. Başlıktaki cümlede yer alan "dinsizlik" ise, hiçbir dini tanımamaktan ziyade, dinler arasında herhangi bir fark gözetmemek ve muhtelif dinlere mensup insanları aynı kategoride değerlendirmek anl***** gelmektedir.

Bilindiği gibi İslam Dünyası'nda başgösteren –ve genellikle Cemaleddin Efganî ile başlatılan– "yenilikçi" hareketin en önemli taleplerinden birisi ve belki de birincisi, Müçtehit İmamlar'ın içtihatlarının artık eskidiği, miadını doldurduğu ve bugünün meselelerine çözüm getirmekten uzak kaldığı gerekçesiyle yeni içtihatlar yapılmasıdır. İslam Hukuku'nun (Fıkıh) modernize edilmesi ve çağa uydurulması için, içtihat mekanizmasının temel unsurları ve belirleyicileri olan Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas'ın yeniden gözden geçirilmesi ve akılcı bir bakış açısıyla yeni yorumlara ve fonksiyonlara kavuşturulması şeklinde başlayan bu hareket, geçen zaman içinde muhtelif veçhelere büründü ve farklı yönelişlere teşne oldu. Her ne kadar yenilikçilerin muhtelif konularda birbiriyle bağdaşmayan çeşitli görüşleri ve bu görüşler etrafında –taraftarları ve karşıtları arasında– cereyan eden tartışmalar konumuzla yakından ilişkili ise de, bu yazının amacı bu ayrıntıya girmek olmadığından, burada sadece yukarıdaki kuşbakışı tesbite şu noktayı eklemekle yetineceğiz: Az önce "yenilikçi hareket" şeklinde ifade ettiğimiz reformist/modernist yaklaşımın talepleri ve teklifleri elbette Fıkıh ve İçtihat sahalarına münhasır değildi. Bu hareketin boyutlarının kaçınılmaz olarak Akait alanına da uzandığını müşahede etmekteyiz.

Nitekim Cemaleddin Efgânî'den başlayarak Fazlur Rahman'a ve oradan da günümüz Türkiye'sindeki bazı isimlere uzanan "İbrahimî dinlerin diyaloğu" söylemi, (kimi zaman bu dinlerin esasta bir olduğu, kimi zaman da Ehl-i Kitab'ın da cennete gideceği şeklindeki iddialarla) reformist/modernist çevrelerin üzerinde ısrarla durdukları bir tez olarak canlılığını muhafaza etmektedir.[2] Her ne kadar meselenin bu boyutu konumuz ile yakından ilişkili değilmiş gibi görünse de, bu yazının başlığı, bu boyutu da ilgi alanımız içine sokmaktadır. Zaten aşağıda izleyeceğimiz 4 merhalenin sonuncusu üzerinde dururken bu nokta kendiliğinden tebellür edecektir...

Evet, reformist/modernist çevrelerin talepleri "yeni içtihatlar yapılmalıdır" söylemiyle, aslında "eski" içtihatların Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas hakkındaki değerlendirmelerinin geçersizliğini dile getirmiş oluyordu. Peki bu 4 asl hakkında reformist/modernist çevrelerin yaklaşımı genel olarak nasıldır? Bu sorunun cevabını, söz konusu 4 aslın sonuncusundan başlayarak verecek olursak:[3]

1- Kıyas: Kıyas, nasslardaki hükmün dayandığı illetin tesbitine dayanan bir faaliyettir.[4] Dolayısıyla tabiatı gereği, ahkâma ilişkin nassların tek tek ele alınması ve hükme temel yapılması esasına dayanır.[5] Oysa nassların tümünün bir arada değerlendirilmesi (tümevarım) yoluyla mesajı özü/ruhu yakalanarak buradan bütünlük arzeden bir metodoloji geliştirilmeli ve çözüm bekleyen meselelere bu metodoloji esas alınarak cevap verilmelidir. Reformist/modernist çevreler, bu yaklaşımlarına, Malikî mezhebinde tali (ikincil) bir delil olan "maslahat" unsurundan ve özellikle Endülüs'lü Malikî fakihi eş-Şâtıbî'nin bu unsur hakkındaki değerlendirmelerinden de destek aramayı ihmal etmediler. Çerçevesi şu ana kadar net olarak çizilememiş olan "Kur'an'ın ruhu" söylemi ve maslahat prensibinin –belirleyicilik alanı Malikî mezhebinin yaklaşımını çok daha fazla aşacak şekilde[6]– devreye sokulması sonucu Kıyas prensibi devre dışı bırakılmış oluyordu.

2- İcma: Sahabe'nin ileri gelenleri tarafından işletilmeye başlanmış bulunan İcma prensibi, fer'î bir mesele hakkında bir dönemde yaşayan bütün müçtehit imamların içtihatlarının aynı doğrultuda oluşması demektir. Tafsilatını yine Usul-i Fıkıh kitaplarına havale edeceğimiz bu prensip de reformist/modernist çevreler tarafından aşındırılmaya çalışılmıştır. İcma'ın vukuunun mümkün olmadığı; hakkında icma bulunduğu söylenen meseleler hakkında, iyi araştırıldığında aslında ihtilaf bulunduğu, tarihin bir döneminde meydana gelmiş bir icmaın, başka bir dönemde aynen kabul edilmesinin, insan aklının dondurulması demek olacağından, böyle birşeyin kabul edilemeyeceği gibi bir çok gerekçeye dayandırılan İcma itirazları, İmam eş-Şâfi'î'nin konu hakkındaki bazı değerlendirmeleri de istismar edilmek suretiyle[7] güçlendirilmeye çalışılmıştır. Oysa İcma, fer'î bir hüküm hakkındaki bir nassa dayanıyorsa, o nassın bildirdiği hükmü zannî olmaktan çıkarıp kat'î kılması ve İslam Hukuku alanında derin vukufiyet sahibi Müçtehit İmamlar'ın konsensüsü olması bakımından İlahî İrade'nin tesbitinde elbette belli bir fonksiyon icra etmektedir. Üstelik reformist/modernist çevreler, İcma hakkındaki değerlendirmelerinde yukarıda söylediğimiz noktada da durmadılar. Birtakım hadislerde geçen "ümmet" kelimesinin, Ümmet-i Davet dediğimiz gayri müslimler ile Ümmet-i İcabet dediğimiz müslümanlar arasında herhangi bir ayrım yapmadan tümünü, yani bütün insanları kapsadığını ileri sürerek, Hz. Peygamber (s.a.v)'in ümmetinin bütün insanlık olduğunu söylediler.[8] Bizzat Allah Teala'nın Kitabı'nda ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'nde en keskin hatlarla çizilmiş olan iman-küfür sınırı, reformist/modernist çevreler tarafından böylece ortadan kaldırılmış ve bunun yerine, özellikle masonik çevrelerin dillendirdikleri "insanlık dini", "tüm insanların kardeşliği" sloganları, İslamî kılıflara büründürülerek yeniden ifade edilmiş oluyordu.

3- Sünnet: Mezhep İmamları'nın içtihatlarının büyük bir kısmının Sünnet'e dayanıyor olması ve Sünnet'in ve hadislerin birçok noktada rasyonel bakış açısına aykırılıklar arz ettiğinin kabul edilmesi, temelde akılcılığa (rasyonalizm) dayanan reformist/modernist hareketi, Sünnet'i ve hadisleri de "sorgulamaya" itmiştir. Tabiatiyle modern akla ve bugünkü bilimsel verilere uymadığı kabul edilen birçok hadis, bu bakış açısı tarafından "uydurma" olarak kabul edildi. Bu yaklaşımı desteklemek için, sadece Kur'an'ın ilahî garanti altında olduğu ve Sünnet için böyle bir garantiden söz edilemeyeceği temel bir tez olarak ısrarla işlendi. Zira işin içine beşer unsuru girdiği anda şüpheci davranmak "bilimsel" davranışın bir gereği idi. Geçmiş alimler tarafından sahih olarak kabul edilmiş olsa da, pek çok hadis, reformist/modernist çevreler tarafından "uydurma" olarak damgalandı. Böylece Sünnet'in büyük bir kısmından kurtulma imkânı doğmuş oluyordu. Burada, alimlerin (buradaki "alimler"den kastımız, özellikle Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh alimleridir), mütevatir ve meşhur kategorisine girmeyen hadisleri "ahad hadis" (veya "haber-i vâhid") olarak değerlendirmeleri ve bu tür hadislerin ilim bildirmeyeceğini söylemeleri de, reformist/modernist çevreler tarafından iddialarını destekleyici bir unsur olarak kullanıldı. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da, "Kur'an'a aykırı hadis olamayacağı" söylemidir. Bu söyleme göre eğer herhangi bir hadis –isterse eski alimler tarafından mütevatir olduğu söylenmiş olsun– Kur'an'a aykırılık teşkil ediyorsa, onun sahih olarak kabul edilmesi söz konusu olamaz. Oysa Kur'an'a aykırı görüldüğü gerekçesiyle uydurma olduğu söylenen hadisler hakkında, meseleyi bütün veçheleriyle araştırmadan verilen bu hükümler, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'nin büyük bir kısmının iptal edilmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Meselenin bir diğer yönü de, Sünnet'in yol göstericiliğine baş vurmadan Kur'an'a doğrudan gitme söyleminin bünyesinde barındırdığı tehlikeler ile karşımıza çıkmaktadır. Tam bu noktada 4. merhale ile karşı karşıya geliyoruz ki, meselenin en can alıcı noktasını da burası oluşturmaktadır.

4- Kur'an: Kur'an ayetlerinin anlamı ve ihtiva ettiği hükümlerin anlaşılıp uygulanması noktasında Sünnet'in otoritesi de dahil olmak üzere hiçbir vasıta kabul etmeye yanaşmayan reformist/modernist anlayış, bu aşamada artık önünde uçsuz bucaksız bir hareket alanı bulmaktadır. "Fikir hürriyeti", "Allah'ın Kitabı'na aracısız olarak baş vurmak", "Kur'an'ın, kendisini "açık/anlaşılır" bir kitap olarak nitelendirmesi"... gibi pek çok söylem burada devreye girdi ve artık her isteyen, Kur'an ayetlerinden istediği hükmü çıkarma "özgürlüğüne" kavuşmuş oldu. Yüzyıllar içinde bitmez tükenmez samimi çabalarla ve tam bir ehliyetle vücuda getirilmiş olan Tefsir ve Fıkıh kitapları, Müfessirler, Fakihler ve diğer ulema, binbir ithamla töhmet altında bırakıldı ve asırların bilgi birikimi hoyratça çiğnenerek devre dışı bırakıldı. Oysa Kur'an'ın doğru anlaşılması ve tefsiri[9] için öncelikle ilmîliği ispatlanmış bir metot geliştirilmesi gerekir. Böyle bir metot olmadan Kur'an'dan hüküm çıkarmak, onu tahrif etmekle eş anlamlıdır. Nitekim günümüzde bunun büyük bir rahatlıkla yapıldığını görmekteyiz. Her isteyen, Kur'an'dan istediği hükmü çıkarmakta ve "ben böyle anlıyorum" diyerek işin içinden sıyrılmaktadır. Tevrat ve İncil'in aslında çok da fazla tahrife uğramadığı, dolayısıyla bu kitaplara inanan Yahudi ve Hristiyanlar'ın da "hak din" ve "tevhid dini" üzere olduğu hükmünden tutunuz, Kur'an'da yer almayan bir hükmün Hz. Peygamber (s.a.v) de olsa hiç kimse tarafından konamayacağı tesbitine kadar, aslında İslamî olmayan pek çok anlayış, güya Kur'an merkeze alınarak vaz edildi. Kur'an ve Sünnet tarafından konmuş olan en temel sabiteler bile yıkılıp geçildi ve ortaya ne idüğü belirsiz bir din çıktı. Her ortama ayak uyduran, her anlayışa uyan, hiç kimsenin hiçbir anlayış ve hareketine müdahale etmeyen, uyulsa da olur uyulmasa da kabilinden varla yok arası bir din!

İşte bu yazının başından beri 4 merhale halinde sıralamaya çalıştığımız bu hareket, aşama aşama bu noktaya geldi. Din'de Mezheb'in niçin önemli olduğu, tam bu noktada kendisini bütün ağırlığıyla hissettirmektedir. Çünkü Mezhep, dinî hassasiyettir, din hakkında konuşmanın ve dinî bir hüküm vermenin kuralı, çerçevesi ve sistemidir. Mezhep, metot demektir; mezhepsizlik ise metotsuzluktur. Metotsuz, kaidesiz yapılan her türlü faaliyet ise karmaşaya ve yanlışlığa düşmeye mahkûmdur. Mezhep tanımayan insan, kendisini metotsuzluğa, karmaşaya ve belirsizliğe atmış demektir. Dolayısıyla onun, Allah'ın dini hakkında söylediği her söz ve ileri sürdüğü her görüş, daha baştan yanlış olarak damgalanmayı hak etmiştir. Kendisini mezhep imamlarından üstün görerek onların kurdukları sistemleri yıkma selahiyetinde gören kimseler, aslında dinî bir kurumu tahrip etmiş olmaktadırlar. Bunun neticesi ise, yukarıdan beri gördüğümüz gibi sonunda zarûrât-ı diniyye dediğimiz alana kadar gitmektedir. Zira bu hareket, nerede duracağı –onu yürütenler tarafından bile– önceden kestirilemeyen bir "kör gidiş"i ifade etmektedir.

Mezhep tanımadığını söyleyenlere sorunuz: Bugüne kadar Kur'an ve Sünnet'i anlama ve onlardan hüküm çıkarma konusunda geliştirdiğiniz dört başı mamur bir usûl/metot var mıdır? Bu soruya verebilecekleri en küçük bir olumlu cevap yoktur. Mezhep ve metot tanımadığını, geçmiş ulemanın bize bıraktığı devasa ilmî mirası yıkmakla, yıpratmakla meşgul olmaktan başka bir mahareti olmayan böyle kimseler, kendi içlerinde korkunç çelişkilere düşmekten kurtulamıyorlarsa, sebebi burada aranmalıdır. Her ne kadar hiçbir mezhebe bağlı olmama düşüncesi mutlak olarak ve her zaman yukarıda çerçevesini çizdiğimiz "dinsizlik" vakıasına götürmese de, bu başlangıcın, genellikle bu sona götürdüğünü de görmezlikten gelmemiz mümkün değildir.

İşte bugün aşama aşama gelinen noktada bizzat Allah Teala ve O'nun Resulü tarafından çizilmiş olan iman-küfür sınırının pek çok reformist/modernist tarafından ortadan kaldırılması, Muhammed Zâhid el-Kevserî merhumun, bu yazıya başlık olarak seçilen sözünün ne kadar doğru ve hikmetli bir söz olduğunu en anlışılır biçimde ortaya koymaktadır. Selam, hidayete tabi olanlara...

Ebubekir SİFİL
 

Ammar

Kıdemli
Üye
=doğangüneş;247693]Sayın Ammar siz fetvalarınızı site linkiyle yapıştırırken sorun yoktu ama ..:(

Bakınız süper admin siniz konunun gidiş hattını ve verilen cevapları görüyorsunuz, sizin hoşunuza gitmeyen şeyler söyledim diye bana tepki göstermeye hakkınız yok... Kim olursan ol, ne olursan ol, sıfatın ne olursa olsun, hiç önemli değil... Sen Yöneticisin efendi.. Üyelerden bir tanesini karşına düşman gibi almaya hakkın yok... Sen aksine tarafsızlığını her daim herne şartta olursa olsun muhafaza etmek durumundasın...Senini düşündüğün gibi düşünmek zorunda olmadığım gibi, sende benim düşündüğüm gibi düşünmek zorunda değilsin... Senin hoşuna gitmeyen söylemler yorumlar yazıyorum, söylüyorum diye haklı iken bana fırça atar gibi bir tavır sergileyip, sonrada kızım sana söylüyorum gelinim sen işit demeye hakkın yok..

Beni daha tanıyamadınız galiba ben ALLAH C.C dan başkasından korkmam, o tarikatçılar gibi sıkıyı görüncede su koyvermem... Adam gibi adil davranacaksan davran.. davranmayacaksan banlayacaksan banla.. Elinde geleni yap... Şunu bil HAK ne ise onu söylemekten asla korkmadım korkmam, karşımda ki kim olursa olsun sözüm hak ise suratına söylerim...

Şimdi oku bakalım SUPER ADMIN şu son 2-3 sayfayı konu kilidi kalktıkdan sonra ki kısımı ve HAKLIYI HAKSIZI ALLAH C.C RIZASI İÇİN VİCDANINA SOR BAKİYİM...

VE SENİ İSPATA DAVET EDİYORUM BENİM DELİLSİZ KAYNAKSIZ BİLGİSİZ, BELGESİZ BİR TEK CÜMLE KURDUĞUM VE HÜKÜM VERDİĞİM BİR TEK YAZI GETİR YAPIŞTIR, ARAMIZDA İKİLİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER HARİÇ YORUM YAZDIĞIM KONU BAŞLIĞI HAKKINDA HÜKÜM BİLDİRDİĞİM TEK MESAJ VAR İSE GETİR BURAYA YAPIŞTIR...
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Bakınız süper admin siniz konunun gidiş hattını ve verilen cevapları görüyorsunuz, sizin hoşunuza gitmeyen şeyler söyledim diye bana tepki göstermeye hakkınız yok... Kim olursan ol, ne olursan ol, sıfatın ne olursa olsun, hiç önemli değil... Sen Yöneticisin efendi.. Üyelerden bir tanesini karşına düşman gibi almaya hakkın yok... Sen aksine tarafsızlığını her daim herne şartta olursa olsun muhafaza etmek durumundasın...Senini düşündüğün gibi düşünmek zorunda olmadığım gibi, sende benim düşündüğüm gibi düşünmek zorunda değilsin... Senin hoşuna gitmeyen söylemler yorumlar yazıyorum, söylüyorum diye haklı iken bana fırça atar gibi bir tavır sergileyip, sonrada kızım sana söylüyorum gelinim sen işit demeye hakkın yok..
Bakınız sayın Ammar benim hoşuma gitmeyen şeyler söylediniz diye birşey demedim ben yeri ve zamanı geldiğinde forum kurallarını hatırlatmak tepki vermek oluyorsa biz burda niye varız o zaman..?
Size ben hangi konuda düşmanlık yaptım sayın Ammar şaşırdınız herhalde yada size benim gibi düşünün diye ne yorumu yaptım...
Ayrıca ben kızım sana söylüyorum gelinim sen işit işit diye başkasına söylüyormuş gibi yapıp size laf dokundurmam direk söylerim...!


Beni daha tanıyamadınız galiba ben ALLAH C.C dan başkasından korkmam, o tarikatçılar gibi sıkıyı görüncede su koyvermem... Adam gibi adil davranacaksan davran.. davranmayacaksan banlayacaksan banla.. Elinde geleni yap... Şunu bil HAK ne ise onu söylemekten asla korkmadım korkmam, karşımda ki kim olursa olsun sözüm hak ise suratına söylerim...

Sizi tanımak gibi bir isteğimde yok zaten sayın Ammar şaşırmayın ben konulara,yorumlara,kurallara uyuyormu ona bakarım bu kadar önemsemeyin kendinizi..


Şimdi oku bakalım SUPER ADMIN şu son 2-3 sayfayı konu kilidi kalktıkdan sonra ki kısımı ve HAKLIYI HAKSIZI ALLAH C.C RIZASI İÇİN VİCDANINA SOR BAKİYİM...

VE SENİ İSPATA DAVET EDİYORUM BENİM DELİLSİZ KAYNAKSIZ BİLGİSİZ, BELGESİZ BİR TEK CÜMLE KURDUĞUM VE HÜKÜM VERDİĞİM BİR TEK YAZI GETİR YAPIŞTIR, ARAMIZDA İKİLİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER HARİÇ YORUM YAZDIĞIM KONU BAŞLIĞI HAKKINDA HÜKÜM BİLDİRDİĞİM TEK MESAJ VAR İSE GETİR BURAYA YAPIŞTIR...
Şimdi sen oku bakalım Sayın Ammar Ben size kaynaksız,belgesiz konu eklediniz diye bir kere mesaj yazıp yada uyarı verdimmi hayırr..
Nerden çıkarıyorsunuz bu hurafeleri bilmiyorum ama siz yöneticilerle konuşma tarzınızı düzeltene kadar siz asılsız iftiralar atmayı bırakana kadar KISITLIYORUM sizi...:((

Benim size ve bu konuda yazan diğer üyelere mesajım buydu sizin bana karşı yazdığınız hiçbir iddayı göremedim ben mesajımda...


Sayın Ammar siz fetvalarınızı site linkiyle yapıştırırken sorun yoktu ama ..:(

Forum kurallarına göre site linkinin verilmesi yasak değil sayın Ammar bunuda nerden çıkardınız biz forum kurallarını değiştirmedik sizinde değiştirme gibi bir yetkiniz yok zaten..

1. Forumda yazılan mesajlardan tamamen yazan forum üyesi sorumludur. (Herhangi bir siteden veya kaynaktan alıntı yapıyorsanız Mümkünse yazı sahibinden izin alarak izin alma şansınız yok ise yazarın ismi ve site adresini kaynak gostererek forumda paylaşınız.Aksi takdirde ileride doğabilecek hukuki durumlardan tamamen yazıyı forumda paylaşan uye sorumlu olacaktır.)
Şahısların yazdıkları yazılardan dolayı Supermeydan.NET hiçbir sorumluluk kabul etmez.

7. Dininizle ilgili propaganda amaclı yazılar yazmak, dininizi yazdığınız yazılarla başka kişilere aşılamaya çalışmak, başka dinler hakkında olumsuz yorum yapmak, dinler arasında karşılaştırma yapmak, msjlarınızda inancınızı örnek göstermek ve bu tür konularla kullanıcıları rahatsız etmek kesinlikle yasaktır.

Arkadaşlar lütfen ben bu sitede Din konularına yazan arkadaşlar kadar sorun çıkaran başkalarını görmedim .Birbirinizi anlayacak şekilde yazmayıp durmadan şikayet edecekseniz hiç yazmayın.
Bundan sonra konuyu kilitlemeyi bırak anlaşamayanları kısıtlayacağım haberiniz olsun...:(((
 

collection

Tecrübeli
Üye
Bakınız süper admin siniz konunun gidiş hattını ve verilen cevapları görüyorsunuz, sizin hoşunuza gitmeyen şeyler söyledim diye bana tepki göstermeye hakkınız yok... Kim olursan ol, ne olursan ol, sıfatın ne olursa olsun, hiç önemli değil... Sen Yöneticisin efendi.. Üyelerden bir tanesini karşına düşman gibi almaya hakkın yok... Sen aksine tarafsızlığını her daim herne şartta olursa olsun muhafaza etmek durumundasın...Senini düşündüğün gibi düşünmek zorunda olmadığım gibi, sende benim düşündüğüm gibi düşünmek zorunda değilsin... Senin hoşuna gitmeyen söylemler yorumlar yazıyorum, söylüyorum diye haklı iken bana fırça atar gibi bir tavır sergileyip, sonrada kızım sana söylüyorum gelinim sen işit demeye hakkın yok..

Beni daha tanıyamadınız galiba ben ALLAH C.C dan başkasından korkmam, o tarikatçılar gibi sıkıyı görüncede su koyvermem... Adam gibi adil davranacaksan davran.. davranmayacaksan banlayacaksan banla.. Elinde geleni yap... Şunu bil HAK ne ise onu söylemekten asla korkmadım korkmam, karşımda ki kim olursa olsun sözüm hak ise suratına söylerim...

Şimdi oku bakalım SUPER ADMIN şu son 2-3 sayfayı konu kilidi kalktıkdan sonra ki kısımı ve HAKLIYI HAKSIZI ALLAH C.C RIZASI İÇİN VİCDANINA SOR BAKİYİM...

VE SENİ İSPATA DAVET EDİYORUM BENİM DELİLSİZ KAYNAKSIZ BİLGİSİZ, BELGESİZ BİR TEK CÜMLE KURDUĞUM VE HÜKÜM VERDİĞİM BİR TEK YAZI GETİR YAPIŞTIR, ARAMIZDA İKİLİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER HARİÇ YORUM YAZDIĞIM KONU BAŞLIĞI HAKKINDA HÜKÜM BİLDİRDİĞİM TEK MESAJ VAR İSE GETİR BURAYA YAPIŞTIR...
Yazdıklarınızın tamamı Ehli sünnet Alimleri tarafından xxxxx olduğuna sözbirliği edilen xxxxxxxxxxx İbni Teymiyye 'nin sapkın fikirleri....

Bu mu delil ?

Gülüyorum , dinen kafir olduğuna milyonlarca Alim icma hasıl etmiş , sen ise bu xxxxxx sözlerini kitaplarının zırvalarını getirip buna delil üstelik dini delil diyorsun.

Ne delili nee .... Bu düpedüz dinsizlik yayma propagandasıdır.Kafirlerin dinimizi bozmaya çalışan düşüncelerini reformlarını din diye buralara asamazsın ... Hee bunlar benim benimsediğim görüşlerdir dersen buna saygı duyarız.Ama din diyemezsin hele İslam asla diyemezsin.....Ehli Sünnet itikadı ve dinimiz İslam bu xxxxx düşüncelerden beridir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Yazdıklarınızın tamamı Ehli sünnet Alimleri tarafından Kafir olduğuna sözbirliği edilen Din Cahili Sapık İbni Teymiyye 'nin sapkın fikirleri....

Bu mu delil ?

Gülüyorum , dinen kafir olduğuna milyonlarca Alim icma hasıl etmiş , sen ise bu sapığın sözlerini kitaplarının zırvalarını getirip buna delil üstelik dini delil diyorsun.

Ne delili nee .... Bu düpedüz dinsizlik yayma propagandasıdır.Kafirlerin dinimizi bozmaya çalışan düşüncelerini reformlarını din diye buralara asamazsın ... Hee bunlar benim benimsediğim görüşlerdir dersen buna saygı duyarız.Ama din diyemezsin hele İslam asla diyemezsin.....Ehli Sünnet itikadı ve dinimiz İslam bu sapık düşüncelerden beridir.
Konumuz mezhepler. Yani sadece Ehli sünnet mezhepleri değil. Bu konu çerçevesinde kendine müslüman diyen her alimin görüşleri rahatlıkla yazılabilir. Kimseye kafir deme hakkınız yok. Size göre herkes kafir. Hatta yılbaşı kutlayanlar, diş dolgusu yaptıranlar, hatta size göre Ebu Hanife bile kafir (bkz: ehli sünnetin Hanefi mezhebi) :)))

Kaynak da vereyim:


İmam Buhari (ehli sünnetin 1 numaralı hadis rivayetçisi) Ebu Hanife (ehli sünnet imamı) hakkında demiş ki:
- "Güvenilmez Adam." (Tarihul Kebir c. 8 s.81)
- "Sapık Mürcie Mezhebinin Mensubu." (Tarihul Evsat c.2 s.93)
- "Küfründen dönmesi için iki defa tövbeye çağrılan adam." (Kitabuz Zuafa s.132)

İmam malik (ehli sünnet imamı) ebu hanife (ehli sünnet imamı) hakkında demiş:
"Ebu Hanife, İslam bünyesinde doğan en şerir varlıktır. Bu ümmete, fikirleri yerine kılıçla vursaydı daha iyi olurdu." (El İntika s.150)

Süfyan bin Üneyye (Ehli sünnet alimi)
"Allah ona lanet etsin! İslam'ın can damarlarını, bir, bir kopardı. Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır." (İbni Abdulbirr, El İntika s.149-150)

İbnul Carud
"Müslüman olup olmadığı tartışmalıdır." (El İntika s.150)


Sadece ebu hanife hakkında söylenmedi bunlar. Hepsi birbirine çamur atmış. Aramızda birlik var diyordunuz ya :alkis: Daha imamlar birbirine kafir dememeyi öğrenememişler ki normal müslümanları tabi ki kolaylıkla atarlar dinden. Sizin gibi mezhep taklitçilerine de sağa sola kafir diyip ahkam kesmek kalır. Aynı şekilde hanefiler de malikileri dinden atmış. Aynı şekilde malikiler şafiileri dinden atmış. Dahası var.

Devam edecek...
 
Son düzenleme:

collection

Tecrübeli
Üye
Konumuz mezhepler. Yani sadece Ehli sünnet mezhepleri değil. Bu konu çerçevesinde kendine müslüman diyen her alimin görüşleri rahatlıkla yazılabilir. Kimseye kafir deme hakkınız yok. Size göre herkes kafir. Hatta yılbaşı kutlayanlar, diş dolgusu yaptıranlar, hatta size göre Ebu Hanife bile kafir (bkz: ehli sünnetin Hanefi mezhebi) :)))

Kaynak da vereyim:


İmam Buhari (ehli sünnetin 1 numaralı hadis rivayetçisi) Ebu Hanife (ehli sünnet imamı) hakkında demiş ki:
- "Güvenilmez Adam." (Tarihul Kebir c. 8 s.81)
- "Sapık Mürcie Mezhebinin Mensubu." (Tarihul Evsat c.2 s.93)
- "Küfründen dönmesi için iki defa tövbeye çağrılan adam." (Kitabuz Zuafa s.132)

İmam malik (ehli sünnet imamı) ebu hanife (ehli sünnet imamı) hakkında demiş:
"Ebu Hanife, İslam bünyesinde doğan en şerir varlıktır. Bu ümmete, fikirleri yerine kılıçla vursaydı daha iyi olurdu." (El İntika s.150)

Süfyan bin Üneyye (Ehli sünnet alimi)
"Allah ona lanet etsin! İslam'ın can damarlarını, bir, bir kopardı. Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır." (İbni Abdulbirr, El İntika s.149-150)

İbnul Carud
"Müslüman olup olmadığı tartışmalıdır." (El İntika s.150)


Sadece ebu hanife hakkında söylenmedi bunlar. Hepsi birbirine çamur atmış. Aramızda birlik var diyordunuz ya :alkis: Daha imamlar birbirine kafir dememeyi öğrenememişler ki normal müslümanları tabi ki kolaylıkla atarlar dinden. Sizin gibi mezhep taklitçilerine de sağa sola kafir diyip ahkam kesmek kalır. Aynı şekilde hanefiler de malikileri dinden atmış. Aynı şekilde malikiler şafiileri dinden atmış. Dahası var.

Devam edecek...
Din cahili yobazların , din adamı kılığındaki din düşmanlarının müslümanların arasına fitne sokmak için uydurup yazdığı kitaplardan alıntılar ile neyin savunmasını yapıyorsunuz.

Bu kitapları yazan müsüman mıdır ki delil oalrak dikkate alalım.Her eline kalem alan kendini Ehli sünnet alimi ilan ediyor diye doğrumudur.

İmamı Azam Efendimize kafir diyenin kendisi kafir olur.

Siz ilk önce yanlış kaynaklardan değil doğru kaynaklardan beslenin ki yazıklarınızı itibara alsınlar.

Müslümanlıkla alakası olmayan din ajanlarının yazdıklarını dini delil diye buralara asarsanız size sadece güler ve acırım.

İçinde bulunduğunuz durum muteber olmayan kaynakların sapıtmaları ve çelişkilerinden kaynaklanıyor.

İbni Teymiye sapığına biz kafir demiyoruz ki , biz ilan etmiyoruz ki ; binlerle Ehli Sünnet alimi kafir olduğuna dair fetva yayınlamış , kitapları zehirlidir diye müslümanları uyarmış.Sen tutmuş masal anlatıyorsun...Kafir demeyin diye..Ehli Sünnet alimileri dindeki 4 delile göre bir sapığın sapıklığını ifşa edip bu kafirdir demişse elbette ki öyledir...

Bizim aramızda yani 4 hak mezhep arasında ayrılık yoktur , ayrılık çıkartmaya çalışan siz ve okuduğunuz din ajanı kafirlerin kitaplarıdır.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Hiç okuma alışkanlığınız yok sanırım. Benim yazdığım iki satır yazıyı bile okumamışsınız. Bakın bakalım hangi kitaplardan kaynak vermişim. Hepsi sizin kaynaklarınız, imamlarınız. Okuma alışkanlığınız olmadığı için kendi adamlarınıza da cahil ve kafir dediniz ya, ne diyeyim :))
 
Son düzenleme:

collection

Tecrübeli
Üye
Hiç okuma alışkanlığınız yok sanırım. Bakın bakalım hangi kitaplardan kaynak vermişim. Okuma alışkanlığınız olmadığı için kendi adamlarınıza da cahil ve kafir dediniz ya, ne diyeyim :))
Sen diyorsun bunu ve senin gibiler diyor biz öyle bişey demiyoruz , sizin yazdığınız kaynakların sahibini söylüyorum size , din ajanı olduklarını , din düşmanı olduklarını , müslümanları bölmek için safsatalar uydurduklarını söylüyorum...Anlama kabiliyetiniz yoksa bilemem...Siz hala tutmuş bu yanlış kaynaklarla delil getirdiğinizi iddia edip , öyle yaptınız böyle yaptınız diyorsunuz.

Vehalsıl böyle kelime oyunları ile olmuyor syn. Apollonius...

Söyledikleriniz döner dolaşır boynunuza dolanır...Yanlış kaynaklarla müslümanlara dil uzatan mezhepelre dil uzatan din ajanlarının sözleri hiçbir müslüman için delil ve senet olmaz...
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Yanlış kaynaklarla müslümanlara dil uzatan mezhepelre dil uzatan din ajanlarının sözleri hiçbir müslüman için delil ve senet olmaz...
Bu lafınızı iyi tartın ve mesajımdaki kaynakları tekrar gözden geçirin :) Sizin reddedebileceğiniz bir kaynaktan bilgi vermedim. Büyük lokma ye büyük konuşma demişler. Bu işi yapan yukarıdaki mesajımda görüldüğü gibi sizinkiler. İnsanların müslümanlıklarına dil uzatanlar da yine sizinkiler. Allahın dininden adam atanlar da sizinkiler. Sonra dinden attıkları adamlarla barışanlar da sizinkiler :))

Allahın dinini ellerinde oyuncak yapmışlar, sizi de düşünmesi yasak olan ve koşulsuz itaat etmesi gereken kuklalar haline getirmişler.
 

collection

Tecrübeli
Üye
Bu lafınızı iyi tartın ve mesajımdaki kaynakları tekrar gözden geçirin :) Sizin reddedebileceğiniz bir kaynaktan bilgi vermedim. Büyük lokma ye büyük konuşma demişler. Bu işi yapan yukarıdaki mesajımda görüldüğü gibi sizinkiler. İnsanların müslümanlıklarına dil uzatanlar da yine sizinkiler. Allahın dininden adam atanlar da sizinkiler. Sonra dinden attıkları adamlarla barışanlar da sizinkiler :))

Allahın dinini ellerinde oyuncak yapmışlar, sizi de düşünmesi yasak olan ve koşulsuz itaat etmesi gereken kuklalar haline getirmişler.
Verdiğiniz kaynaklar ve 4 mezhebe dil uzatan din adamı kılığındaki din düşmanları sizi beyin fırtınasına düşünce çıkmazlarına sokmuş.Ne dediğinizden de haberiniz yok.Sapla samanı iyice karıştırmısınız ...

Ehli sünnet yolu ve itikadı tertemiz ve her türli çelişkiden bahsettiğiniz yanlışlıklardan uzaktır.Sağlam ve veraset sahibi kaynaklar böyle bildiriyor.2 çapulcu alimlerimize iftira attı diye hangi müslüman itibar eder ki...

Ehli sünnet alimleri birbirine düşman değildir.Sizve kaynaklarınız öyle göstermek istiyorsunuz.Yani yaptığınız dinde bölücülük ve mason misyonerliğidir.


4 mezhebe inanmayıp kendi düşüncelerine ve kimin yazdığı belli olmayan din safsatalarına inanalar kimin mezhebinden acaba ? bunlar mezhepsiz mi hayır , bunların mezhebi şeytanın mezhebidir.Yani tabi oldukları mürşitleri şeytandır.Çünkü nefslerinin ve akendi düşüncelerinin esiri olmuşlardır.Nefs ve selim olmayan akl şeytandan beslenir şeytanın emri ile hareket eder....
 
Üst Alt