Memleketten Filmler

(Bugün) Kısa süre önce gerçekleşti. Makina imalatçısı bir zaata (zat-ı alim de olabilir bu zaat) tornacının biri gelip "şu alüminyum şekilli parçayı kaça yaparsın" diyor. Makinacı teknik olarak tornacının yanlış bilgilerini düzeltip parçanın nası yapılabileceğini izah ediyor. sonra devam eden konuşmaları şööle;
Makinacı:" Sanayide sırf o işi yapanlar var benim araya girmemin anlamı yok. Biz çözülemeyen işlere bakıyoruz"
Tornacı:"Ben de sana kazandırmaya çalışıyorum sen ne diyorsun. Kaça yaparsın?"
Makinacı:"Bizim o işe düzen uydurmamız zaman alabilir. Kimseyi bekletmeyelim, herşey olması gerektiği gibi yapılsın. AMa 2.5TL 3TL ye yapılabilir."
Tornacı:"Neee? O kadar ucuza olur mu?"
Makinacı:"Kuruşa bitiyor bu işler . 3TL çoooook bile olabilir."
Tornacı:"8TLye yapar mısın?
Makinacı:"o kadarlık bi şey yok, sana anlattığım gibi."
Tornacı:"olmaz ööle"
Makinacı:"çakallığa paye vermeyiz. Sen anlamadığın işi benim gibi asıl işi olmayan birine fahiş fiyata yaptır sonra götür vatandaşa yasla sooora da bu vatanın evladı ol. Bu vatanda Bayrağımızı dalgalandıracağız, yıkılacak ortalık!"
Tornacı:"(((fiyat ucuz olmasına rağmen başkasını kazıklamaya uygun bir fatura mantığı gerçekleşemeyeceği için kabul etmiyor))) yaparsan bu fiyata?
Makinacı:"Vazgeçtim bedava yapacam."
Tornacı:"olmaz"

Tek sebep tornacının kazıklama zihniyeti değil. Psikolojik olarak da alıştığı kültürden vazgeçemeyeceği için reddediyor.

Allah a şükür olmamış. Allah makinacıdan razı olsun. Herşeye rağmen bu memleketin gerçek evladı olmayı başaranlar yaşıyor bu diyarda. Önüne kemik gibi atılan paraya restini çeken delikanlılar için; "Var olsun Yoldaşlar!!!"
 
Efendim bu konuda defaat kere bahsettiğim camide cumdayız. Değerli imamımız yine iş başında cuma öncesi vaaz ile ortalığı mest-ü rest etmekte. Yarım yamalak bir sürü hadisi birbirine de bağlayamadan konuştuğu esnada mevzuyu referanduma geitirldi. Bu haftasonu akpnin Evet diğerlerinin Hayır dediği referanduma geldi konu. Evet diyin demedi. Ama "Avrupayı düşünün .ATlarla köpeklerle bizleri nasıl ısırttırdıklarını düşünün. İstiareye yatın öyle oyunuzu kullanın." Yani Hollandada bakanımızın yani akpli bakanın düştüğü durumlarla bizlere saldıranlara kar5şı akpnin tarafını tutmamızı açıkça ima etti. Hatta sadece evet deyin demedi.

Orda burda camide evet kamoanyası yaptılar şeklindeki haberleri bizzat yaşayarak gördük. Arka taraftan birisi rahatsız oldu bu konuşmalardan. Ve biz de şaşırmış ve bu tarafgir konuşmayı yerinde bulmayarak vaziyetimizi devam ettirdik.

Herşey fikirde başlar fikirde biter. Konu hakkında fikirsel bir izah olmadıktan sonra şunu de bunu deme tipi sözler cehaleti yaşatır. onu da diyebilirsiniz bunu da. Ama unutmayın "söz gümüşse sükut altındır."
 
Cumadan önce arabası çalışmayan vatandaşa yardım etmeye çalıştık, vurdurduk falan. Yakındaki oto elektrikçiye bıraktık sonra. Elektrikçi akü takviyesi ile çalıştıramayınca aküleri seri yapıp 24 V verdi. Ben terettüt ettim ama atlamak istemedim. SOnra marşı hiç dinlendirmeden basıyordu. Sahibi gittikten sonra da icraat devam etti ve marştan dumanlar yükseliyor...
Oto elektrikçi marş kömürlerinin bittiğine hükmetti. Kendi ettiklerini hiç görmüyor. "sahibine soralım, marşı sökmemiz lazım ama şimdi adam niye söktünüz der milletle uuraşmak zor ben iyi bilirim" diye sitemkar konuştu. Ben ayrılırken yolda vatandaşa rastladım ve o da "ben bunlara onun için iş yaptırmıyorum. Gördün mü bi şeyi yaparken sağlam olanı da bozmuş durduk yere 200TL masraf...."

Birbirinden bağımsız iki muhataptan satırlar..
Neyse
 
Olay yaşanmıştır ve birebir şahidiyim.
Vatandaş Ankara Adliyesine telefon açar. Savcının dahili numarasını santralden alır ve savcıyı arar. Savcıya sorar:"Savcı Bey, kanun yararına bozma başvurusu için müştekiyi ifade vermeye getirsem ifadesi alınır mı?" Savcıdan sadece akıl alınmak istenmiştir zaten savcı kanun yararına bozma bürosu savcısı değildir. Savcı cevap verir "Evladım amerikan filmi değil burası. Gelir sorunu sorarsın telefondan olmaz." Vatandaş:"Ama savcı bey oraya gelmeden önce kimleri yanımda getirmem gerektiğini ve bu kişileri hazırlamam için sizden bu bilgiyi almam lazım. amerikan filmiyle alakası yok ki bunun" Savcı amerikan filmiyle alakası yok ki kısmından hareketle sertleşir ve serseri gibi kelimelerle hakaret eder. Vatandaş da şok olur ve gerilerek "neee nasıl böyle konuşursunuz" edasıyla ve seviyesiz ve ya dengesiz kelimelerinden birisini de cümlesine ekleyerek cevap verir. Savcı:"a...na kodumunun p.çi Senin ........." der. Akıl almıyacak bir olay. Aklımız almasa da bu olayı yaşadık.
Sonra tekrar kendisine söven savcıyı arar. Ve der ki:"O dengesiz sözler ancak devletin gücüne sığınarak söyleyebileceğin acizliğinin sonucudur." şeklinde lafı yerleştirir. Ama bu sefer savcı "kimsiniz eee şeyyyy" modunda gayet kibar vaziyete geçmiştir. Halbuki savcılar zaten arayanı görebiliyorlar, kim olduğunu biliyor...

Vatandaş daha sonra telefon konuşmasını yaptığı telefon hattının sahibine, savcı tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu öğreniyor.
Sonra hattın sahibi olarak dava edilen şahıs iddianameyi vatandaşa gönderiyor. İddianamede savcı vatandaşın telefonla arayarak küfür ettiğini iddia ediyor. Halbuki vatandaş küfre maruz kaldı. Savcı kendi kalem memurunu şahit gösteriyor. O da olmamış olayı olmadığı şekliyle tasdikliyor. Sonra hattın sahibi olan kişi, vatandaştan olayı sahiplenmesini istiyor. Hattın sahibinden başka birisinin telefonla görüştüğü mahkemeye işlenmiş. Yani telefon görüşmesini yapanla hattın sahibinin farklı kişiler olduğu anlaşılmış. Vatandaş olayı inceliyor ve "sen hattın sahibi olarak sadece hattını kullandırdığın için suçlusun. Ama ben olaya girip sahiplenirsem direk suçlu olurum. Sen telefonu şantiyedeki işçilerden birisine verdiğini söyle ve kafadan bi isim salla" Hat sahibi ne kadar sahiplen diye ısrar etse de vatandaş resti çekiyor. Ve hattın sahibi mahkemeye kafadan isim sallıyor.

Vatandaşla hat sahibi tekrar tekrar görüşüyor. Hat sahibi "bana bir savunma hazırla mahkemeye veriyim" diyor. Vatandaş iddianameye giriyor olayı çözümlüyor. Savcı iddianamede iki defa arama yapıldığını kabul etmiş. Kendi memurunu da şahit göstermiş. Yalnız vatandaşa savcı ve memur birlikte "küfür etti" diye iftirada bulunuyorlar. Olayın tam tersi olduğunu biliyoruz. Vatandaşın ilk aramasında savcı ana avrat kaymıştı. İkinci aramada ise "şeyyy kem kümm" etti. Vatandaş bu farkı tespit ediyor ve bayan olan savcının kalem memurunun ilk aramada değil ikinci aramada savcının yanında olacağına kanaat ediyor. Çünkü bir bayanın yanında bir erkek analı bacılı sövemez. Hem de ikinci aramada o küfürbaz adamın süt dökmüş kediye dönmesi de kadın memurun 2. aramaya şahid olduğunun göstergesi. Vatandaş zaten küfür etmiyor ama şu anlaşılıyor ki aslında sadece tek telefon görüşmesine şahit olan bayan memur ikisine de şahitmiş gibi olayı anlatıyor. Bunları tespit eden vatandaş;
"""""""""
Tarafıma yapılan tebligattan öğrendiğim iddianame içeriği karşılıklı tartışmayı göstermekte. İddianamenin oluşturulma biçimi de beni tereddüde sürükledi. Belirttiğim gibi ne ben ne de benimle alakası olabilecek bir kişi bu tip konuşmalar yapmayacağından iddianamedeki iddiaları ve oluşturulma biçimini fasit gördüm. 2 defa ayrı ayrı arama yapılması, küfürler savrulması, 5 defa o.çocuğu denecek kadar sınırların aşılması ve hem de tüm bunların Adliye gibi bir yerde ve makam sahibi birisine yapılmış olması hayatın olağan akışına tamamen aykırı ve ispata mecburdur. Bu kadar uzatılmış bir halde ispat basit ve tanışıklık bağı, amir-memur ilişkisi ile değil; tüm dataların ve belgelerin elektronik ve ya resmi olarak elde edilerek kontrol edilmesi ile ancak incelenebilir. Aksi takdir; başta yapılan apar topar hazırlığın aleyhte ilerlemesi demektir ki bu durumda hukuktan bahsetme imkanı olamaz.
Evvela Ankara Adliye’sinin görüşme kayıtları, TİB in görüşme içeriği kaydı kimin kime ne dediğini böyle hakaretleşmelerin olup olmadığını ispatlayacak yegane ve sağlam birer bilgi kaynağıdır. Yine TİB görüşme içeriği ses tonundan bu konuşmayı yapmadığım anlaşılır.
İddianamede savcıya 2 kere telefon edildiği ve anlayabildiğim kadarıyla 1.sinde hakaretler savrulduğu 2. sinde de hoş temenniler verildiği gibi mantıksız bir içerik ele alınmış. Bu görüşmeleri savcı katibi ile birlikte iken yapmış. Zaten vatandaşla görüşmekten imtina eden savcılar neden katiplerinin yanında telefona bakmış olsunlar? Bu telefona katip bakardı ve muhatap katip olurdu. Ancak incelendiğinde olayın daha farklı olabileceği ortaya çıkmakta. Eğer savcı kasten aranmışsa yani bir iş için, bu durumda hakaret etmek mevzu bile olamaz ve kimseye menfaat getirmez. Özellikle telefonun sahibi olan bana… Eğer yanlışlıkla aranmışsa savcılıktaki işlemler ile alakasız birisinin görüşmesi gayet kısa sürer ve tartışma mevzu bile olamaz. Yanlış numara denip kapatılması gibi.
1.si gayet uzun ve 2. Si kısa olan bu görüşmeler mantıklı bir zemine oturamıyor. Eğer tartışma ve küfürleşme olmuşsa bunun uzun olan ilk görüşmede olduğu aşikardır. Karşı tarafa da iki ayrı görüşmelerden 1. Sinde hakaretleşmenin olduğu bilgisi verdirilmelidir. Bu görüşmenin TİB den zamanı alınarak Adliye kameralarından bahsi mevzu telefonun bulunduğu ilgili oda önünü gösteren Adliye kamera görüntülerinin zaman kaydı ile kontrol edilerek 1. Görüşme esnasında savcının yanında herhangi birisinin bulunup bulunmadığı anlaşılarak şahidin meşruiyeti ispatlanır. Eğer H...a isimli şahıs şahid değilse bu ispatlanarak mesele açığa çıkar. H...a isimli şahidin Adliye içinde bulunduğu yerler de tespit edilerek savcı ile ne zaman nerede görüştüğü anlaşılıp şahid olup olamayacağı, bu halde yaptığı şahidliğin gerçekliği ortaya çıkmış olur. Adliye kameraları saati ile TİB görüşme saati gerekirse senkronize edilmeli yani saat farkı varsa net saatler ortaya çıkarılmalıdır.

Tarafımın Adliye gibi bir yere ve özellikle savcılık makamına asla bu tip bir hakaret etmeyeceğim kişisel ilişkilerimden ve çevremden elde edilecek bilgilerden anlaşılır. Zaten numara sahibinin bu tip bir suçtan sorumlu olması ihtimali ile suçu işlemeyeceği açıktır. Mesela ankesörlü bir telefondan arayıp yapabilir herhangi birisi bunu. Yani suç işleyecek birisi neden kendi adını geçirsin ? Kontörlü telefondan yapılan Telekom görüşmelerinden nasıl Telekom işleticisi sorumlu tutulamazsa bu meseleden de benim sorumlu tutulamayacağım açıktır.
"""""""
şeklinde telefon konuşma zamanının Telekomunikasyondan istenerek Adliye kameralarının saatinden de yapılacak kontrolle şahid adı altındaki bayan memurun aslında olaya şahid olup olmadığının ispatlanmasını talep ederek esaslı, hat sahibi olarak kontorlu telefondan bu konuşmalar yapılabilecekken neden kendi telefonundan yaparak kendisini suçlu duruma düşürmesinin mantıksızlığını anlatan bir savunma hazırlar...
Hattın sahibi savunmayı avukatına verir ve avukat "uzatmaya gerek yok bunu veremeyiz, bi şey çıkmaz bu işten der." Ve hat sahibi avukatın sözünü dinler. Vatandaş ise sinirlenir bu duruma.
Olayın savcısı M... D... tir. Ve fetöden tutuklanır....... Hazırladığı savunmanın verilmemesinden bir zaman sonra bunu da öğrenen vatandaş daha da sinirlenir. vatandaşı bu durumlara düşürecek bir zihniyeti hem de başka olaylarla da irtibatı tespit edildiği esnada haddinin bildirilmemesi üzerine Vatandaş sitem kere sitem eder Hat sahibine.

Bugünlerde dava sonuçlanmış. 1yıl hapis cezası verilmiş sonra bu ceza 7.000TL küsur paraya çevrilmiş sonra da 5 yıl süreyle Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş. Avukat hat sahibine "abi vAllaha böyle olacağını bilemedim.." diyor. Ama Vatandaş X ise "sen zaten en başta şahit ile sabit suçlu yapılmışsın. Senin suçun hattını kullandırmak. Ortadaki suç çürütlmeden sen zaten aklanamazdın ki???" Hattın sahibi "avukat yerine sen olmalıydın".....

Neyse ilginç tarafı savcının fetöcü çıkması.....
 
27.04.2017 akşam namazından sonra tramvayla (Samsun) Karayollarından Tekkeköye doğru yola çıktık. Birkaç durak sonra tramvaya biri 40 yaşlarında biri 10 diğeri ise yüksek sesle konuşan 15 yaşlarında üç kadın çingene bindi. Daha yeni binmişlerken yüksek seslerini devam ettirerek karşılarına oturdukları amca tarafından "şşşşt" diye uyarıldı. 15 yaşlarındakinin sesi çok çıkıyordu ki adama "ne oldu amcaaaa!!!!" diye tramvayı inleterek bağırdı. Fazla kişi yoktu. SOnra ağza alınmıyacak tarifinin kifayetsiz kalacağı derecede hiç kimsenin duymaya bile tahammül edemeyeceği derece ayıp ötesi küfürler ağzından fırlıyor... Söylediklerini şifreliyoruz siz anlarsınız:
"""dikiş yaptım""" yanındaki büyük çingene "git şurdan" diye çıkışıyor. 15 yaşlarındaki kız bu küfürü defaat kere tekrarlıyor. """diktiler beni""" tipi sözler. """arkadan önden....."""
"""10 lirayı vermedin""" diyor büyük çingeneye ve çok sıkıştırıyor büyük çingeneyi. sonunda alıyor 12 lira.
"""kaderin ..mına paspas yapayım ben o parayı""" diye zamanında vermediğini anlatıyor. Büyük çingene bi şey demiyor ama sanki bi tarafına sok o parayı demiş gibi 15 yaşındaki çingene cevap veriyor para için:
"""altıma alamam onu""" (yani parayı)
"""babamın yanında olmalıyım. erkeklerle el ele gezmeliyim. gezmeliyim. erkeklerin dudaklarına yapışmalıyım...""" tipi sözler. Ama bu sözleri genç sevgilileri eleştirir gibi söylüyor.
Büyük çingene başka yere gitmek istiyor ama bu 15 yaşında olanı bi şeyi fırlatıyor ona giderken. Sonra yanlarına gidiyor. Büyük çingenenin telefonu çalıyor ama bu 15 yaşındaki elinden alıyor "ne var Alpay... benim bazen böyle deli damarım tutuyor...Bu halam var ya bu..." diye cevaplıyor. Küçük kız olan 10 yaşlarındaki ise tepkili büyüğüne bu 15 yaşlarında olana.
Herkesin çok tepkili olduğu açık ama kimse bi şey diyemiyor. Kızın söyledikleri yaşadıkları mı yoksa sadece aşırılaşmış konuşma biçimi midir bilmiyoruz. Yalnız gözden kaçan birşeyler var. Bu kızın bu kadar serzenişi onun bir dışa vurumu. Belki istemediği muamelelere maruz kaldığından ancak bu şekilde anlatabiliyor kendini. Ve cümleleri hep edilgen. "...kildim, ..yaptılar beni" ve daha niceleri. Yanındaki büyük olanının bunun halası olduğu anlaşılıyor. Yani halası yeğeninin bu duruma düşmesini olağan mı karşılıyor? Ya da bu hayata o mu sürüklüyor?
sömürülen kadın....
 
Son düzenleme:
26.04.2017 de öğle saatleri anıtkabir karşısındaki Başkent hastanesinde otururken ismi aklıma gelmeyen Çorumlu amcayla konuştuk. Yürüyerek Kabeye gittiğini söyledi...... Ve sadece Türkiyeden çıkarken nereye gidiyorsun demişler. Yıllar öncesinin mevzusu. Yanına erzak herşeyi almış ve kimse bi şey sormadan Kabeye gitmiş. "Asya kıtasından geri döndüm" diyor. Ama tarif ettiği yer Afrika kıtası. Cezayir Libya taraflarından geri dönmüş. Zamanında ehliyetsiz kamyon şu bu sürenler aklıma geldi. Bir zamanlar da pasaportsuz nerelere gidilebiliyormuş?

Herkes erzak veriyordu diyor. Türlü sağlık sorunlarını Başkent hastanesinde giderdiğini anlatıyor.
 
Şartelli atom bombası yaptığımı söyledim solcu bi vatandaşa. Şifaen. Ne olduunu anlayamadı. Dedim ki "şarteli özellikle koydum SOla çevirince bütün solcular geberecek." atlamasını bekliyordum ki eksik olmasın şööle dedi "peki sağa çevirince n'olcak?" Yani ben de sağa çeviricem sağcıları gebertecem demek istiyor. Dedim ki " sağ tarafın kablolarını da sola bağladım...." Siz siz olun şartele dikkat edin!!!
Konuşma şööle devam etseydi."ABi sağa da çevirsen sola da çevirsen soolcuları gebertmişsin. Neden şartel koyuyorun masraf ediyosun koy bi düğme gitsin???"
"Düğme olmaz. O zaman sadece solculara düşman sın derler. Şartel olunca anlaşılmıyor. Sağ tarafa da dönüyor ya göstermelik...."
büyük hadiseler başka biralemde planlanır ve dünyadatesire başlar. Kimi yerlerde de malum olmaya başlar evvelinde..... Esprili bir büyük patlama mevzu etişim evvelinde, şimdi seyreyoruz... Maalesef...
 
Üst Alt