Mele uygulaması üzerine

MELE UYGULAMASI ÜZERİNE
Mehmet Necati GÜNGÖR
Önce Mele ne anlama geliyor, ona bakalım:

İslam toplumlarında bu kavram daha çok âlimler ve faziletli insanlar için kullanılıyor. Mele, ileri gelenler, toplumun önünde olan kimseler anl***** da geliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, doğu ve güneydoğu illerinde toplumda sözü geçen, saygınlığı olan mele denilen kişileri, sınavda başarılı olmaları kaydıyla sözleşmeli imam hatip olarak görevlendirecek. Bununla gözetilen amaç şöyle açıklanıyor:

Doğuda molla denilen, din eğitimi almadığı halde din bilgisi olan, toplum tarafından saygı gören isimler var. Diyanet, özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde mele veya molla denilen bu kişileri kadrolarına katarak bölge halkını kendi dairesi içine almak istiyor. Buradaki gizli amaç, bölge halkının devletin yanında saf tutmasını sağlamak. Başka bir ifadeyle PKK, Hizbullah gibi terör örgütleri tarafından kontrol edilmelerini önlemek.

Diyanet tarafından yapılacak sınavda başarılı olanlar sözleşmeli imam hatip olarak atanacaklar. Bu kadrolara atanacak mollalarda tahsil şartı ve yaş sınırı aranmayacak. Bir defaya mahsus olarak kullanılacağı ifade edilen düzenleme için 1000 kişilik bir kadro öngörülmüş. İhtiyaç ise 800 civarında imiş.

Bu uygulamaya Iğdır ve Ardahan bölgesinde yaşayan Caferiler de dahil edilecekmiş. Onlar arasında da halk tarafından sevilen din adamları var.

Bildiğim kadarıyla bu uygulama daha önce de gündeme getirilmiş, ancak dönemin siyasi otoritesi tarafından kabul görmediği için rafa kaldırılmıştı. Bu konuyu eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmazla görüştüm. Yılmazın ifadesine göre bu konu önce Refahyol, daha sona 28 Şubat döneminde iki defa kendisi tarafından gündeme getirilmiş. Askerler bu konuya önceleri sıcak bakmışlar. Ancak, sonra ne olmuşsa olmuş, hem sivil kanattan, hem askeri kanattan yeterli destek bulunamadığı için uygulama hayata geçirilememiş.

Bu husus, kamuoyunda aydın din adamı sıfatıyla tanınan Mehmet Nuri Yılmaz gibi bir otorite tarafından da kabul görüp gündeme getirildiğine göre, sadece bu iki bölgeye münhasıran uygulanmak kaydiyle bir sorun teşkil etmeyeceği savunulabilir. Ancak, doğu ve güneydoğu adıyla başlatılıp Türkiyenin geneline teşmil edilecek bir duruma getirilirse işte o zaman çok yönlü ve içinden çıkılmaz bir sorun haline gelir ki, bizi kuşkulandıran yönü de burasıdır.

Umarız, Diyanet, siyasi otoritenin baskısıyla 1000 kişi olarak öngörülen bu kadroyu binlerle ifade edilecek bir noktaya taşımaz ve uygulamayı doğu ve güneydoğu bölgelerimizle sınırlayarak amaca uygun bir iş yapmış olur. Bu böyle yapılmaz da, uygulama Türkiye geneline teşmil edilirse, camilerimiz İlahiyat Fakültesi mezunu din adamları yerine, torpilli mollalarla dolup taşar ki, işte o zaman amiyane tabirle yandı gülüm keten helva kıv***** geliriz. Böyle bir gidişin sonraki adımının ne olacağını anlamak için yanıbaşımızdaki ülkenin durumuna bakmak yeterlidir sanırım.

Doğrusunu isterseniz, şimdiki Diyanet İşleri Başkanının siyasi otoriteden gelecek bu yöndeki baskılara direneceğini sanmıyoruz. Zira, Görmezi başından beri kendi alanından çok siyasete dönük duruşuyla izlediğimiz için, böyle bir feraseti kendisinden beklemekten ne kadar uzak olduğumuzu anlatmaya gerek yok. Umarız, Görmez böyle bir durumda kendisinden beklenmeyen bir feraseti göstererek bizi mahcup eder.
 
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Mollaların devletin " resmi koruması " altına girmesinden başka bir şey ifade ettiğini sanmıyorum...Doğu ve güneydoğunun en büyük dertlerinden biri " FEODAL " yapı...Bu " Mele " denen mollalar da yıllardır feodal yapının değişmez aktörlerindendir...Bu aktörler şu anda devlet koruması altına alınacak anlaşılan...

Sağlıcakla kalınız...
 
Üst Alt