• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Mehdi Resûl ile Birlikte Yol Tutmak

  • Konbuyu başlatan munip
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Mehdi Resûl ile Birlikte Yol Tutmak

munip

Acemi
Üye
Mehdi Resûl ile Birlikte Yol Tutmak

Allahû Teâlâ, doğuştan dalâlette olan insanların dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemedikçe mürşitlerine ulaşmaları mümkün olmadığı cihetle kurtuluşu söz konusu değil buyuruyor.

6 / EN'ÂM - 77: Fe lemmâ reel kamere bâzigan kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle le in lem yehdinî rabbî le ekûnenne minel kavmid dâllîn(dâllîne).
Ay'ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.

26 / ŞUARÂ - 20: Kâle fealtuhâ izen ve ene mined dâllîn(dâllîne).
Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.

93 / DUHÂ - 7: Ve vecedeke dâllen fe hedâ.
Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.

25 / FURKÂN - 27: Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah'a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.

Burada pişmanlığın acı bir sonucu verilmektedir. Zalimler o gün ellerini ısırırlar. “Keşke Resûlle beraber (Allah’a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der. Bu Resûl, Mehdî Resûl’dür. Bu sebîl, ruhu Allah’a ulaştıran yoldur. Sadece adı geçen Mehdi Resûle tâbiiyette Allah’a ulaştıran sebile varılabilir. Allah’a ulaşmak için tutulan o yolun adı sebildir.

25 / FURKÂN - 28: Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.

Kişinin dost edindiği insanlar, Mehdi Resûl’e karşı çıkanlar emaniye bilgilerin sahipleridir.

Kim İslâm’ın 5 şartıyla veya kalbinde zerre kadar îmânla cennete gidileceğini zannediyorsa, savunuyorsa işte onlar emaniyecilerdir.

İnsanı cehenneme götüren de, cennete götüren de arkadaşıdır.

Arkadaş edindiği kişilerin yaşantıları kişiye her zaman örnektir. Kişinin yanlış davranışlarının temelinde, yanlış davranışların sahibi olan arkadaşları yatar. Akıl bulunduğu ortamda şuurlanır. Edindiğiniz ortam, çevre, geleceğiniz için son derece önemlidir.

Aldanmayın! Dost seçerken Allah’ın dostlarını dost seçin ki; onlarla birlikte Allah’a ulaşasınız.

25 / FURKÂN - 29: Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
Andolsun ki; bana zikir (Kur'ân'daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.

Zikrullah, Allah’ın adını “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah...” diyerek zikretmektir. Aynı zamanda, Kur’ân okumak, namaz kılmak da birer zikirdir. Burada zikirden Allahû Teâlâ’nın muradı, Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’indeki manevî öğretisidir.

Bir önceki âyet-i kerimede “keşke ben falanı dost edinmeseydim” diyen kişinin edindiği dost ona Kur’ân’daki ilim açıklandığı halde, onu o zikirden saptırmayı başarmıştır. Bu kişi, zikretmiyor ve başka insanların da Allah’ın yoluna girmesine engel oluyor. Onun da engel olduğu kişinin de gideceği yer cehennemdir. Engel olunan kişi isteseydi, iradesiyle ona karşı çıkabilirdi. Söylediklerini kabul etmezdi.

Dolayısıyla suçlu olan sadece onu zikirden saptıran değildir. Asıl suçlu olan saptıranlara inanan ve dalâlette kalan kişidir.

Allahû Teâlâ bu sebeple Kur’ân-ı Kerim’inde kişisel iradeye büyük bir değer vermiştir. Bir kişi kendi iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, cehennemden kurtuluşu hiçbir zaman mümkün değildir.

Cehennemden kurtulup insanı cennete alacak olan temel başlangıç noktası, Allah’a ulaşmayı dileme noktasıdır.

Herkes kendi iradesiyle bunu gerçekleştirmek zorundadır. Ya gerçekleştirecektir, kendisini cehennemden kurtaracaktır veya gerçekleştirmeyecektir o zaman cehenneme girmeyi hak edecektir.

Resûl, insanlara Allah’a ulaşmayı dilemelerini emrettiğinde dilerlerse Zumer Suresinin 17. âyet-i kerimesine göre kurtulacaklardır. Dilemezlerse kurtulamayacaklardır.

Bu arada şeytanın, insanlara ulaşan bu ilmi engellemekte çok önemli bir rolü olduğu da kesindir.

25 / FURKÂN - 30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'dan ayrıldı (Kur'ân'ı terketti).” dedi.

Bu resûl, Peygamber Efendimiz (S.A.V) olamaz. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrinde, sahâbe Kur’ân-ı terk etmemiştir. Kur’ân’a dört elle sarılmışlardır. Allahû Teâlâ diyor ki:

3 / ÂLİ İMRÂN - 119: Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tam***** îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca "biz îmân ettik" dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: "Öfkenizden ölün."Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

Demek ki sahâbe Kur’ân’dan sapmamış, tam aksine Kur’ân’ın bütününe tâbî olmuşlardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kavmi Kur’ân’ı terk etmediler. Zaten Kur’ân onların zamanında indirildi. Kur’ân’ın terk edilmesi Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrinde olamaz.

Çünkü hayatının son 23 senesi, kendisine Kur’ân indirilmekle geçti. Kur’ân tamamlandığı zaman da rahmetli oldu. Öyleyse aradan yüzlerce sene geçmesi lâzım ki; seneler sonra bir resûl: “Ey Rabbim! Benim kavmim Kur’ân’ı terk etti.” diyebilsin.

O Resûl, bu devirdeki Resûl’dür (Mehdi Resûl’dür). Her devirde huzur namazının imamı mutlaka vardır. Ve bu devir, Kur’ân’ın terk edildiğinin O’nun tarafından herkese ispat edildiği devirdir. Asr-ı hidayettir.

Bu Resûl bu devirde Huzur Namazı’nın İmamı olan ve hidayete erdiren Mehdi Resûl’dür.

Kur’ân 7 safha içerir:

Allah’a ulaşmayı dilemek.
Allah’ın gösterdiği irşad mak***** ulaşıp tâbî olmak.
Ruhun, nefs tezkiyesine paralel olarak 7 gök katını aşarak Allah’a ulaşıp teslim olması.
Nefsin %91 arınmasıyla fizik vücudun Allah’a teslim olması.
Nefsin Allah’a teslim olması.
İrşad olmak.
Nefsin kalbinin tamamen afetlerden arındıktan sonra 19 mertebe müzeyyen olarak, iradenin de Allah’a teslim olması.
Bu 7 safhada 4 teslim gerçekleşir.

Kâinatın tek dîni olan İslâm günümüzde yaşanmamaktadır. Kur’ân’daki insanları kurtuluşa ulaştıracak olan hükümler unutturulmuştur.

Şeytan bunu ne yazık ki başarmıştır.

Bugün dünya üzerindeki İslâm dînini öğreten birkaç yüz üniversiteden hiçbirisi artık İslâm’ın 7 safhasından, ruhun, vechin, nefsin, iradenin Allah’a tesliminden bahsetmez olmuştur.

Sadece Mehdi Resûl bunları öğretmekle vazifelidir, ancak o öğretebilir.

14 asır evvel Kur’ân indirilmişse, bütün sahâbe bu 7 safhayı yaşamışlarsa, Kur’ân’ın bütününe tâbî olmuşlarsa, 4 teslimi gerçekleştirmişlerse, irşad mak***** tayin edilmişlerse ve bugün bunların hiçbirisi artık gerçekleşmiyorsa, o zaman Kur’ân gerçekten terk edilmiş değil mi?

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Nebî Resûl’dü. O’ndan sonra Nebî Resûl hiç gelmemiştir, gelmesi de mümkün değildir.

Ama Veli Resûller bütün devirlerde olduğu gibi, şu anda da bütün dünyadaki bütün kavimlerin içinde mevcuttur. Ve onlardan bir tanesi olan Devrin İmamı diyor ki:
“Ey Rabbim, muhakkak ki; benim kavmim Kur’ân’ı terk etti.”
Defaatle bunu Rabbine ve herkese söyleyen, Allah’ın hidayetle gönderdiği Mehdi Resûl’dür.

Dr. Fazıl Nimet, 18.10.2009[/SIZE]
Alıntı:.hakaynasi.com
 
Üst Alt