• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Mahzen-i Esrardan secmeler....

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 3
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Mahzen-i Esrardan secmeler....

mopsy

Emektar
Üye
SÜLEYMAN PEYGAMBER'İN HİKÂYESİ / NİZAMÎ

1010:
Süleyman Peygamber, bir gün saltanat işlerini bitirmiş,
havalarda gezen tahtını Tanrı erenlerinden birine doğru
yöneltmişti.
Gök kubbe altında havalanan tahtı bir ova yolunu tuttu.
Çölde bir çiftçiye rastlayınca gönlünde bir nevî tazelik
duydu.
Çiftçi, kulübesinden alarak getirdiği ekinlerin bir kısmını
tarlasına saçıyor, her yana tohum atıyordu.
Ektiği tohumların her danesinden bir başak filizlenmişti.

1015:
Köylünün emeği ile yeşillenmiş tohumların manzarası,
Süleyman'a konuşma fırsatını verdi:

"Ey eşsiz ihtiyar!" dedi.
"Biraz cömert davran..
Madem ki bu kadar ekinin var, bunları yemeye bak..
Tuzağın yoksa boşa tane saçma..
Benim gibi kuşların dilinden de anlamıyorsun, bari
bu zahmetten vazgeç..
Elde belin yok ki ovanın toprağını kazasın, suyun
yok ki ektiğini yeşertesin..
Bırak şu boş savaşı!
Biz en sulak yerlere tohumu ektiğimiz halde,
ektiğimiz şeylerden ne biçebildik?

1020:
Sen bu çorak çöllerden ve bu kurak topraklardan
neler kazanabilirsin?"

İhtiyar cevap verdi:

"Sözlerimden incinme..
Ben su ve toprağın feyzinden bir şey beklemem,
benim kuru ile yaş ile de işim yok.
Emek benden, yetiştirmek Allah' tandır.
Benim suyum işte şu alnımdan çıkan ter,
belim ile sabanım tırnaklarımın ucudur.
Başımda memleket, saltanat kaygısı da yok.
Ömrüm oldukça bu ekin bana bol bol yetişir.

1025:
Bana, tek bir tanenin yedi yüz misli artacağı
müjdesi verilmiştir.
Tânede şeytanın ortaklığı yoktur,
bire yedi yüz verir.
Her şeyden önce sağlam tohum gerektir ki
başağın düğümü iyi çözülebilsin.."

Tanrı nurundan ışık alan gözler,
elbiseyi vücuda göre dikmesini bilirler.
Her eşek, İsa'nın yükünü çekemez,
her baş devlet işlerini kavrayamaz..

1030:
Bir gergedan filin boynunu koparır,
fakat karınca çekirgenin ayağından çekemez.
Deniz, içine boşanan yüzlerce ırmaktan ses çıkarmaz,
fakat ırmak bir sel suyu ile gürültü koparır.
Bu gök kubbe altında herkesin mertebesi
kendine göredir.
Devletlûlere meşakkat çekmek yaraşır.
Onlar ufak tefek ıstıraplardan şikâyet etmezler.
Her nefes, saz ahengi olmadığı gibi,
her kalb de Tanrı sırlarına gebe değildir.
Bu gerçeği tekrar etmiyeceğim,
çünkü çiğlik olur.
Zaten naz çekmek Nizamî'nin işidir..
BİR MOORTİP VERSİYONU..

devam edecek........
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

-Bu göz, aldatıcı hayal perdesinin arkası, bize
her an garip oyunlar gösterir.
Dünya sazı nağmeler ile dolu ama oynayan yok.
Deniz mücevherler ile dolu, fakat dalgıç nerede?
-Altından, mücevherlerden, taçtan, kılıçtan
bir şey istemiyorsan yazık değil mi sana?
Sana zaman zaman cebrail ilhâm verebilirse,
kaza cimri ve kudret verimsiz değildir.
Bu saraydaki hazineler, kaldıranların bileklerini
kıracak kadar bol ve ağırdır.
Bu hazineden ne kadar götürsen, yerine yenisi
dolar.
Gelirin daima masrafından fazladır.
Ayağını bu yola bas da yürümeyi seyret!.
Bu kapının halkasına yapış da içindeki esrarı gör!.
-Taşları yakut, otları kimyadır.
Sen anlamazsan kabahat kimde?.
Bu bağda her an meyveler, tazeden taze
yemişler yetişir.
Bu mücevherlerin dizildiği gönül bağları ile
gerdanlıklar biri birinden güzeldir.
Dünya yolculuğunda birbiri arkasından gidenlere
dikkat edersen, bir kısmı ötekisinden daha
akıllıdır.
Akıl, mâna ehlinden başkalarına şeref vermedi;
değer, ihtiyarlıkta veya gençlikte değildir.
-İşittim ki taş ihtiyarladıkça mercan olur.
Bu söz şüphelidir.
Gafiller arasında en eski olanlardan bile, dağ
gibi bir ses-seda çıkmadı.
Senin henüz ağzı süt kokan çocuk dediğin
niceleri var ki, senin bilgin onlar nazarında acı
süt gibi kalır.
İhtiyarlıkta kuvvet azalır.
Kendi havasında dolaşan ihtiyarlar ise cılız
gençlere benzerler.
Taze açılan gülün rahat ve neş'esi yerindedir.
Fakat bir de solmuş dikenlere bak..
..yara-bere içindedir..
-Asma taze iken tutya gibidir.
Bir de solup-döküldü mü ejderhaya döner.
Aklın yeri kafatasıdır.
Ama bayatlamış beyinlerde yer tutmaz.
Ayları, günleri öğrenmek isteyenler, eski takvimlere
bakmazlar.
Yaşlı köpekler, arslanlardan daha çok yedikleri
halde, kurtlar gibi ceylânların göbeğini paralamak
isterler.
İhtiyar kurtlardan sakınırsam, Yusuf gibi mazlum
olduğumu anla da, beni kınama!..
-Benim açtığım yaralar, ihtiyarların merhametinden
daha hoştur, ama ne yapayım ki gençlik kudreti de
ateştir.
Gençlik, gerçi zekâ ve anlayış çağıdır, fakat delikanlılık
denilen bu yaş, aynı zamanda delilikten bir örnek
değil midir?
Bir yasemen, ne kadar söğütlükten dem vurabilir?
Ak saçları ile ne zamana kadar hindûluk dâvasına
kalkışabilir?
Ben ki gül gibi gonca saçmak isterim, gençlikte
nasıl ihtiyarlık dâvası güderim?
Kendi aklını beğenmek köhnelerin işidir.
Benciliğe düşman olmak da hakka yardım etmektir.
-Şimdi hilâl gördüğün o yeni Ay, kemâl çağına erince
adını "bedir" koy..
Hurma fidanı serpilip büyüdükten sonra yemiş
toplayabilirsin..
Bir köşeye atılam tohum başak olunca, artık ona
dane deme..
Havuzu, deryaya çeviren akar suda ilk bakışta
hiçbir şey görünmez.
Gece, bütün yıldızlardan gözlerini kapadığı zaman,
gündüz onu başka bir gözle "daha parlak bir bakışla"
seyretti..
-Şeker kamışı gerçi ottan yetişir, fakat bak ki
tatlılıkta hangi mertebeye erişir?
Kalbini hünere ver, dâvaya tapma..
Sedef yetiştiren su bol ve geniştir.
Fakat inci bir tek yağmur damlasından meydana gelir.
Tacına bir mücevher takabilmek için can ve gönül
yakmak gerektir..
Bu bağları koparmadıkça bu yaygı toplanmaz..
Tanrının sana öğrettiği her yeni bilgi gerektir ki
hâfızanda çarçabuk yerleşsin..
Allahın işlerine dil uzatma ki şeytan gibi kırbaç
yemeyesin..
Ey Tanrım, senin hükmünü kabul etmeyenlerin
başlarını felek, bu yolda mahvetti.
Nizamî
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!
Ey işten anlayan hilekâr!
Daha ne kadar gurur?
Ey birkaç batman kemik yığını!
Daha ne kadar benlik dâvası?
Senin gibi daha birçokları mevki
ve rütbe sevdasıle rahatlarını
kaçırdılar.
Bu varlıklarının sonucu bak, neye
vardı?
Onlar, kâr ettiler ama ne fayda ki
ziyanlı gittiler.
Güneş ve ay gibi nur saçsan, mevki
ve mertebenle feleklere yükselsen
ne çıkar?
Bu daireden gerçi uzaklaşırsın ama
yine topraktansın, yine aşağı düşeceksin.
NİZAMÎ/MAHZEN-İ ESRAR
 
Üst Alt