Mahir Çayan, Cengiz Çandar ve Ben

Mahir Çayan, Cengiz Çandar ve ben 68'de...
ORAL ÇALIŞLAR

Bizi de böyle dövmüşlerdi. Demirel başbakandı. 1969 yılının haziran ayıydı. Hükümet, üniversite özerkliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yasa taslağı hazırlıyordu. Üniversiteler ayağa kalktı. Önce İstanbul Üniversitesi’nde işgaller başladı, sonra Ankara’ya yayıldı.

Biz de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde işgal eylemi başlattık. Ancak okulumuzun yönetimi ve öğretim üyeleri de ‘özerklik’ konusunda duyarlı oldukları için işgal eylemimizin onları hedef almadığını belirtiyor, ilişkilerimizi sürdürüyorduk.

Dekanımız, geçen yıl yitirdiğimiz İlhan Unat’tı. Bir akşam bizi evine çağırdı. Mahir Çayan, SBF Öğrenci Derneği Başkanı Cengiz Çandar ve Sosyalist Fikir Kulübü Başkanı olan ben Unat’ın Bahçelievler’deki evine gittik. Dekan, sakin davranmamız ve barışçı yöntemler kullanmamız konusunda bizi uyardı.

Dönemin İçişleri Bakanı Faruk Sükan bu buluşmamızı izletmişti. Meclis’te
gündeme getirdi. “SBF Dekanı, gece evinde işgalcilerle görüştü, bunları hocaları kışkırttı” dedi.


Devlet üzerimize geldi
İçinde olduğum o dönemde de daha sonraları da gençliğin ‘aşırılıkları’nın, ‘çılgınlıkları’nın hem tanığı hem parçası oldum. Yaşlıların hiçbir zaman gençleri anlamadıkları gerçeğini defalarca yaşayarak gördüm.
O dönemde, “Komünistler Moskova’ya” diyerek, bizleri hep birilerinin maşası gibi görürlerdi. Gençliğimizden, saflığımızdan gelen tepkilerin içeriğini anlama çabası içine girmezlerdi. Gençler öfkelerini gösterirken, tepkilerini dile getirirken hiçbir dönemde tam bir uyum içinde de olmadılar. Değişik siyasi görüşlerden akımlar, (içlerinde çok radikal olanları olduğu gibi, daha sakin olanları da vardır) gençleri etkileme imkânları buldular.
Hem ‘seçilmiş iktidar’lar hem de ‘aralarda’ gelen askeri darbe yönetimleri, gençlerin eylemlerini ‘düşman’ gördüler, şiddet yoluyla bastırmayı tercih ettiler. Baskı, gençlerin daha aşırı eğilimlere kaymasını da beraberinde getirdi.
Gelişmiş ülkeler dahil iktidarlar, gençlerin bazen şiddeti de içeren eylemleri karşısında nasıl davranılacağına ilişkin ortak bir çözüm üretebilmiş değiller. Çeşitli arayışlar var. Bunlardan en önemlilerinden birisi gençlerin üniversite yönetimlerine katılmaları.
Birçok gelişmiş ülkede öğrenciler üniversitelerin yönetiminde söz sahibi. Örneğin Almanya’nın Düsseldorf Üniversitesi, yüzde 60’ı öğretim üyelerinin, yüzde 30’u öğrencilerin, yüzde 10’u idari personelin oluşturduğu bir senato tarafından yönetiliyor. Bizde ise üniversite yönetimleri, öğrencilerin söz ve karar sahibi olmaları şöyle dursun, ‘itiraz eden, gösteri yapan öğrencileri cezalandırma merkezi’ gibi çalışıyorlar.

Gençler protesto eder
YÖK toplanıyor, rektörler Başbakan’la bir araya geliyor. Kimse gençlerin şikâyetlerini önemsemiyor. Gençlerin ‘terbiye edilmesi’ anlayışının ağır bastığını görüyoruz.
Gençlerin protestolarına alışmamız gerekiyor. Onların bütün aşırılıklarına, zaman zaman içinde anlamsızlıklar da barındıran tepkilerine rağmen hâlâ bir ‘saf’lığı temsil ettiklerini düşünmeyi sürdürüyorum.
Başbakan’a önerim, üniversitelerde aralıksız süren ‘okuldan uzaklaştırmalar’ konusunda bir araştırma yaptırması. İkinci önerim, gençlerin üniversite yönetimine katılmasını sağlayacak değişiklikler konusunda evrensel örnekleri gözden geçirmesi.
Gençleri ne kadar dinledik ve anlamaya çalıştık? Bunca yıldır sokaklarda YÖK’e karşı gösteri yapıyorlar, harçların yüksekliğinden, imkânsızlıklardan yakınıyorlar... Onların bu taleplerine karşılık yaratıcı projeler üretildi mi?
Gençliğin sakin olmasını istiyorsak, önce devlet sakinleşsin.
Bir kültürün ilerilik derecesi, gençleri daha çok bir tehlike olarak mı yoksa bir potansiyel olarak mı gördüğü üzerinden ölçülebilir.


ORAL ÇALIŞLAR
radikal.com.tr
 
I

irem-

Ziyaretci
tebrikler sosyalist ünüiversiteler konusunda çok katılıyorum size
 

ARIZA

Uzaklaştırıldı
Yukarida kaleme alinmis yazida bircok hakli noktalar var.Yök, devletin resmi idaresi,basbakan,bakan,hatta anamuhalefet yada muhalefet partilerinin toplanip ögrenci üzerinden konusuyor ama bu toplantiya konustuklari tema " Ögrencileri yada varsa ayri gruplar temsilcilerini " davet etmeden kendileri pisirip kendileri yemeye kalkiyorsa zaten basindan SAKAT ve ARIZALI bir durum...

Ögrenci zaten ailesinin eline bakan, ayda ailesinin gönderdigi 3 kuru$ ile yasamaya + okumaya calisan demektir. Ülkenin ekonomik gücü yetiyorda ögrenci harclarinda iyilestirme yapmiyor,tam tersi arttiriyorsa bu ögrenciye ailesi tarafindan gönderilen paranin ayni zamanda azalmasi demektir...

Ekonomide dünya lideri olmus devletler bile bu proplemle halâ bogusmakta,zannetmeyin ki bu proplemle sadece Türkiye ugrasiyor.

ASIL benim anlayamadigim; evet ögrenci hakkini savunmak icin yasal haklari ne ise sonuna kadar kullansin bunada kimse birsey diyemez...Ama sen bir ev sahibi olarak okuluna cagirdigin herhangi birine ;

Ilahiyat Fakültesi diyelimki Dogu Perincek'i yada SOL en UC bir görüsün temsilcisini davet etti ise....
Baska bir okul, Ana Muhalefet Partisini , yada iktidar hangi parti ise bugün AKP yarin belkide baska biri olacak iktidardan birini davet etti ise o ev sahibi EDEBiNI bilecek, edepsizlik etmeyecek...

$imdi hangi birimiz evimize cagirdigimiz bir misafiri ,oturur oturmaz küfreder, üzerine eline ne gecerse FIRLATIR...?hakaret eder...?

Düsünün ki bir okul ; Devlet erkanini, (Ana Muhalefet vekilininde oldugu) ayagina davet ile getiriyor.. ve protesto adi altinda fiili eylem yapiliyor...!
Bu eyleme maruz kalmayan parti ve liderleri eylemcilere destek olup,sahip cikiyor...Bu mantik nasil aciklanabilir...!!!

$imdi Farkli noktadan bakalim, bir basbakan okul ve ögrencilerinin talebi olmadan ; " Ben yarin okulunuza gelip konferans yapacagim...! " emri vakisi yapar zorla ögrencileri bir salona doldurtursa , tamam o zaman bir yumurtada ben atayim.
Ama sen evine cagir sonra neden geldin diye eylem yap...! Bunu hangi ahlak anlayisi ile izahi yapabilirsiniz...?

ben simdi Akp li yetkili biri olacagim , el altindan bir okula Kemal KILICTAROGLU nu davet ettirir , 20 - 30 ögrencinin cebinede ücer-beser yumurta koyarim Kemal K .Oglu kürsüye ciktiginda yada konusmasinin yarisinda hic beklemedigi bir anda yumurta yagmuruna tutun üstü basi BATIK bir halde kameralarda görünsün derim...böyle bir durumla chp ,akp, mhp bdp...gibi parti liderleri karsi karsiya kalsa yinede bu tür eylemlere sahip cikabilirlermi...?
 
Üst Alt