Mağdur vatandaşın vicdan arayışı

“Hukuk Devleti “ kavramı, kısaca; insanların can ve mal emniyetinin teminat altında bulunduğu bir devleti tarif eder. Hukuk devletinde kanunlar geçerlidir, hiç kimse veya hiçbir merci mahkeme kararlarını hiçe sayarak keyfi bir davranış içinde olamaz.
“Hukuk devleti ilkesi”, daha geniş anlamıyla insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu âdil bir hukuk düzenini kapsar. Devlet, bunu sağlamakla yükümlüdür. Hukuk kurallarına ve Anayasa’ya uygun davranmak zorundadır. Bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olmak zorundadır.
Devletin bütün organları hukukun ve Anayasa'nın mutlak egemenliğine tabidir. Hukuk kurallarına bağlı olmayan ve yargı denetimine tâbi olmayan devlet hiç bir zaman adil bir düzen kuramaz. Hukuk güvenliğini sağlayamayan bir devlet ise, kendini çağdaş ve modern devlet tanımının dışına atmış olur.

Anayasanın 138. Maddesinin son fıkrası aynen şöyledir:

“Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Anayasa böyle diyor ama Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile Yakutiye Belediyesi mahkeme kararlarını hiçe sayarak Şükrü Çepni adındaki vatandaşımızı mağdur ediyor.

Bakın, nasıl;

Yakutiye Belediyesi, Şükrü Çepni’nin Gez mahallesindeki arsasına harcını da alarak inşaat ruhsatı veriyor. Tam inşaata başlanacakken durduruluyor.

İddiaya göre işe sonradan hatır-gönül-parti ilişkileri giriyor.

Çepni’nin arsasının yanındaki benzinliğin sahibi de AKP’li ve Büyükşehir Belediye başkanının hatırlı dostları arasında.

Büyükşehir Belediye Meclisi, yaptığı bir imar değişikliği ile inşaat yüksekliğini hmax;21 m.den 18.50 metreye düşürüyor. Bu karara bağlı olarak da Yakutiye Belediyesi, Şükrü Çepni’ye verdiği inşaat ruhsatını iptal ediyor. Harcını bile iade etmiyor.

Şükrü Çepni, bu uygulama üzerine idare mahkemesine başvuruyor. Açtığı davayı kazanıyor. Mahkeme, dava konusu işlemlerin iptaline karar veriyor.

Yakutiye Belediye Meclisi, mahkeme kararlarını görmezden gelerek bu defa davacının da taşınmazını kapsayan alanda revizyon imar planı tadilatı yaparak Şükrü Çepni’nin taşınmazını komşu parselde bulunan akaryakıt istasyonu ile şüyulandırmak suretiyle akaryakıt istasyonuna dahil ediyor. Bu işlem, mahkeme kararına rağmen Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararı ile onaylanıyor.

İşlemlerin iptali Danıştay 6. Dairesince de onaylanıyor.

Bu süreçten sonra Yakutiye Belediye Meclisi mahkeme kararlarını uygulamak adına tekrar toplananak 205 sayılı kararla şüyulandırmanın kaldırılmasına, bu alanın imar planında ticari alan olarak işlenmesine, gabari yüksekliğinin de hmax: 6.50 olarak işlenmesine karar veriyor.

Yani, mağdur vatandaşa “sen misin dava açan, al sana!” dercesine yeni bir karar alıyor.

Karar, Büyükşehir Belediye Meclisine sunuluyor. O da, “al benden de bu kadar!” dercesine gabari yüksekliğini 3.50 metreye düşürüyor.

Özetle ifade edecek olursak;

Yakutiye Belediye Meclisi’nin, güya yargı kararlarını uygulamak amacıyla toplanıp; ancak yine yargı kararlarıyla iptal edilen işlemlerden önceki durumu yeniden tesis etmesi, yani yükseklik hmax: 21.m’nin imar planına işlenmesi yönünde karar alması gerekirken, yüksekliğin 6.50 m. olarak işlenmesi yönünde karar alıyor.

Kanun gereği bu kararı denetlemekle yükümlü olan Büyükşehir Belediye Meclisi, haksızlığı yargı kararları doğrultusunda değiştirmek yerine yüksekliği 3.50 metreye düşürerek vatandaştan intikam alırcasına bir hak gaspına imza atıyor.

Şükrü Çepni bütün bu kararları hukuk mücadelesi sonunda yerle bir ediyor ama nafile!

“Hukuk Devleti” olan Türkiye’nin bu ilinde bu iki belediye hukuka meydan okuyor!

Hakkı, hukuku yok sayıyor, mahkeme kararlarını hiçe sayıyor!

Mağdur vatandaşımız, hukuku yok sayan bu belediyeler aleyhine dava açıyor, ona da İçişleri Bakanlığı set çekiyor. Bakanlık,iki Belediye Başkanını korumaya alıp, yargılanmalarına izin vermiyor.

Şükrü Çepni şimdi ne yapsın?

İşini Allah’a havale edip hakkını huzur-u mahşerde mi arasın?

Yoksa başka bir devletin hukukuna mı başvursun? Belki onu yapacak, AB İnsan Hakları Mahkemesine başvuracak.

Ya da hakkını teslim edecek bir vicdan arayacak.

Şükrü Çepni şimdi onu yapıyor: Bir vicdan arıyor!
Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Üst Alt