• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Lost Hangi Dinin Peşinde?

Okunuyor :
Lost Hangi Dinin Peşinde?

Ala Nur

Amatör
Üye
Tüm dünyanın tutkuyla izlediği LOST hakkında bir iddia da Gerçek Hayat'tan geldi. Gerçek Hayat'tan Merve Akbaş'ın iddiasına göre LOST yeni bir din kurmanın telaşında...

YETTİ ŞU ‘LOSTKÜRE’ DE ÇEKTİĞİMİZ EZİYET

Belki de her şey arkadaşlarınızın ısrarı ile başladı. ‘Mükemmel bir dizi, muhakkak izlemelisin’ gibi sözler yüzünden oturdunuz ekranın başına. Merakla ‘play’ tuşuna bastınız. Dakikalar geçtikçe oturduğunuz yere iyice kuruldunuz.

Dünyayla bağlantınız yavaş yavaş kesildi. Merakınız arttı. İlk on dakikanın sonunda, diziyi ‘sonuna dek’ izleyeceğinizi biliyordunuz. Bölüm sonuna geldiğinizde kararınızı verdiniz bile: ‘ne pahasına olursa olsun…’

Bu, dizinin izleyicileri için bildik bir manzara. Hemen hemen herkes için hikâye aslında böyle başlıyor. Lost dizisinin yapımcıları da mükemmel bir iş çıkarıyor doğrusu. Tamam, hataları, teknik sorunları veya senaryoda boşluklar yok değil. Ama kabul etmeliyiz ki pek çok açıdan bu dizinin bir muadili yok.

Nihayetinde tüm dünya deliler gibi bu diziyi izliyor. Her gün internet üzerinden binlerce kopya indiriliyor, forumlarda akla takılan sorular tartışılıyor, alternatif sonlar üretiliyor. Yalan değil, gerçekten de insanlar sezon sonundan diğer sezonun başına dek huzursuz günler geçiriyor. Yapımcısından senaristine dizinin bütün kadrosu da bu olanlardan memnun… Çünkü işler hem yolunda hem tıkırında.

Peki, sevgili Lostumuzu hiç mi sorgulamayalım? Ne münasebet. İşin içinde de bir bit yeniği olmadığını kim iddia edebilir?

Bilmeyenler için Lost, 2004 yılından bu yana çekilen bir TV dizisi. Şu anda Azerbaycan’dan İspanya’ya, Rusya’dan ABD’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca insanda ‘hastalık’ haline gelmiş durumda…

Yapımcılarının diziden önce planladığı gibi, sarsıcı bir popülarite sahibi olmayı da yayınlanmaya başladığı gün başardı. Yani tahmin edilenden daha fazlasını getirdi Lost. İçine koydukları baharat her neyse, insanın fıtratında olan tüm merak duygusunun hepsini birden alevlendirmeyi başardı. Bir anda hayran sayısı arttı.

Son sezonun ilk bölümünün yayınlanacağı gün, ABD Başkanı Barack Obama dahi ulusa seslenişini erteleyip ekranın başına geçti. İzleyiciler ekran karşısına yine oturdular ve olanları anlamlandırmaya çalıştılar. Olay örgüsünün mükemmelliği şaşırtıcı düzeyde iyiydi. Bu kusursuzluk bize ‘iyi ki uzak durmuşuz’ dedirtti. İtiraf etmeliyiz ki böyle bir bağımlılığa sahip olmak uzaktan bakınca biraz korkunçtu.

O adaya biz de düşmeliyiz

Hikâye tanıdık bir şekilde başlıyor aslında. Sıradan bile olabilir hatta. Avustralya’dan Los Angels’a giden Oceanic Havayolları'nın 815 sefer sayılı uçuşunu gerçekleştiren yolcu uçağı belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir adaya düşüyor.

324 yolcusundan 71'i ise -biri de köpek- üç parçaya ayrılan uçaktan sağ salim kurtuluyor. Buraya kadar her şey en azından bir film için normal bir süreç. Sonrası ne yazık ki kahramanlarımız için biraz karmaşık. Nerede olduklarını dahi anlayamayan kazazedeler, adadan tabii ki kurtulmaya çalışıyorlar ama bu girişimleri pek olumlu sonuçlar getirmiyor. Bir 2005’de bir 1977’deler.

Zira ada zamanda yolculuk da yapıyor. Öyle ki kurtulsalar da geri dönmek zorunda kalıyorlar. Ayrıntılar ve cevaplanmayan sorular arttıkça arttı. Tabi hayranlıkları da... Rivayet dizi 6. Sezonunda bitiyor. Ama düşünmemek elde değil; böyle yağlı bir kapı niçin 6 sezon sonunda kapatılsın ki? Bu işin burada bitmeyeceğini, yapımcıların dahi arkasında birilerinin olabileceğini düşünmeden edemiyoruz!

Bizi şok edin patron!

İzleyici artık bazı şeyleri anlıyor efendim. Yani kazazedelerin oraya rastlantı sonucu düşmedikleri, herkes tarafından biliniyor. Diziyi izleyenlere bakılırsa, bu durumun mistik sebepleri var; izlemeyenlere göreyse bütün olup bitenler bir hipnoz aslında! Teorisyenler de her zaman olduğu gibi boş durmadı.

Çeşitli iddialar ortaya attılar. En yaygın ve kuvvetli kanaate göre, kazazedeler ölmüşlerdi ve bulundukları yer de ‘araf’tı. Ama yapımcılar tüm senaryoları reddetti. Başlarını yukarı kaldırıp, emin bir ifade ile ‘şok edici bir finalle geliyoruz’ dediler.

Bir adaya düşerken alacağınız üç şey; Kazazedeler, Diğerleri, Dharmacılar

Peki, nasıl oldu bu? Yani bunca insan nasıl böyle bir büyüye kapıldı. Cevabı basit. Merak… Dizinin yapımcıları insanın fıtratında yatan merak duygusunu kimsenin yapamadığı kadar kaşımayı becerdiler. Çoğu zaman dozunu da kaçırdılar bu merakın.

Sırf bu yüzden ciddi eleştirilere maruz kaldılar. Bu da senaryoyu o kadar karmaşık bir hale getirdi ki, alternatif sonlar ve teorilerin sayısı gün geçtikçe arttı. Her bölümde cevapsız bırakılan onlarca soru, karmaşık ve mistik olaylar dizisi metropol insanı için yeterliydi zaten.

Öyle bir hayranlıktı ki, bu hataları bile çoğu izleyicinin gözünde görünmez oluyordu. Diziye mistik bir hava vermek için, bir dağın üstünden üfürülen garip sesler dahi yadırganmıyordu. Oysa yerden yere vurduğumuz Kara Muratlardan ya da Türk işi Uzay Yolu’ndan pek de farklı değildi bazı sahneler! Şimdi şunu sormak gerekiyor: Hakikaten gözümüzü mü bağladı Lost ; bu cidden bir hipnoz olabilir mi?

Bizde iddia bitmez; ilginç bir iddiamız daha var tabi. Ve hepsinden daha kışkırtıcı. Her biri farklı bir inanca sahip olan başkahramanlarımız yeni bir dini inancın temsilcileri olabilirler. Bu durumda ne mi olacak? Biz size şimdiden söyleyelim; Lost’u izlemek için ulusa sesleniş konuşmasını erteleyen devlet başkanının ülkesinde ve aynı diziyi pazarladıkları ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinde belki de milyarlarca insan bu dine geçecek.

Ve filmi izlememiş üç beş sağlıklı beyin, bulundukları ülkelerde, hakikatin gücü adına büyük bir savaşa girişecek. Şimdi kafamı kaşıya kaşıya bir hal oldum; böyle bir durumda, ülkemizde kim bayrağa davranacak acaba. Lost’a karşı bir savaş, düşünsenize! Yetti şu Lostküre de çektiğimiz eziyet…


http://www.8sutun.com/LOST-hangi-dinin-peşinde-_71201.html
 
Üst Alt