• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Laikliğin İslama göre yeri nedir?

  • Konbuyu başlatan RABİA
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 100
  • Görüntüleme 16K

Okunuyor :
Laikliğin İslama göre yeri nedir?

RABİA

Bağımlı
Üye
Değerli Kardeşimiz;

Günümüzdeki laiklik, bütün dünyada farklı kesimlerin farklı zihniyetlerine paralellik göstermektedir. Dine karşı alerjileri olanlar, bunu dine karşı kullanmak istiyorlar. Dine karşı saygılı olan kesimin de bunu bütün dinlere karşı saygılı bir fenomen olarak algılamaları normaldir. Anayasadaki ifadelere bakılırsa, Devlet, laiklik ilkesiyle bütün dinlere karşı aynı mesafede durmayı, dinsizlere karışmadığı gibi, dindarlara da karışmamayı taahhüt eden bir görünüm sergilemektedir.

Buna göre, devlet laik olabilir fakat fertler laik olamaz. Çünkü bir fert sözgelimi "ben Müslüman değilim" dediği zaman, "ben dinsizim" demek istemiş olacaktır. Bireyler, din-dinsizlik perspektifinde tarafsız olamazlar. Dini olmayanın yeri dinsizliktir. Mantık açısından bunun başak izahı yoktur. Oysa, küfre razı olmak küfrün ta kendisidir. Demek ki, fertler laik olamazlar. Ya dinsiz veya dindar olurlar. Ancak bazen az da olsa, Devletin laiklik ilkesine taraftar olduğunu ifade etmek için "ben laikim" diyenler de çıkıyor. Yoksa, bizzat bir birey olarak kendilerini hem bir dine bağlı hem de laik olarak görenlerin bu tavırlarını cehaletlerine vermek gerekir.

Devlet bir kurum olarak, böyle bir prensibi benimsemişse, onun da görevi, hangi dine bağlı olursa olsun bütün din mensubu ve dinsiz olan vatandaşlarına karşı tarafsız olmaktır. Ve onların bu özgürlüklerine despotça yaklaşımlarda bulunmaması esastır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Laiklik yabancı kültürden bize geçmiş bir fenomendir. Kişilerin veya grupların kendi zihniyetlerine göre, dinimizle çatışan veya barışan bir esnekliğe sahip olarak şekillenebilmektedir.

sorularlaislamiyet.com
 
K

Kadim

Ziyaretci
Değerli Kardeşimiz;

Günümüzdeki laiklik, bütün dünyada farklı kesimlerin farklı zihniyetlerine paralellik göstermektedir. Dine karşı alerjileri olanlar, bunu dine karşı kullanmak istiyorlar. Dine karşı saygılı olan kesimin de bunu bütün dinlere karşı saygılı bir fenomen olarak algılamaları normaldir. Anayasadaki ifadelere bakılırsa, Devlet, laiklik ilkesiyle bütün dinlere karşı aynı mesafede durmayı, dinsizlere karışmadığı gibi, dindarlara da karışmamayı taahhüt eden bir görünüm sergilemektedir.

Buna göre, devlet laik olabilir fakat fertler laik olamaz. Çünkü bir fert sözgelimi "ben Müslüman değilim" dediği zaman, "ben dinsizim" demek istemiş olacaktır. Bireyler, din-dinsizlik perspektifinde tarafsız olamazlar. Dini olmayanın yeri dinsizliktir. Mantık açısından bunun başak izahı yoktur. Oysa, küfre razı olmak küfrün ta kendisidir. Demek ki, fertler laik olamazlar. Ya dinsiz veya dindar olurlar. Ancak bazen az da olsa, Devletin laiklik ilkesine taraftar olduğunu ifade etmek için "ben laikim" diyenler de çıkıyor. Yoksa, bizzat bir birey olarak kendilerini hem bir dine bağlı hem de laik olarak görenlerin bu tavırlarını cehaletlerine vermek gerekir.

Devlet bir kurum olarak, böyle bir prensibi benimsemişse, onun da görevi, hangi dine bağlı olursa olsun bütün din mensubu ve dinsiz olan vatandaşlarına karşı tarafsız olmaktır. Ve onların bu özgürlüklerine despotça yaklaşımlarda bulunmaması esastır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Laiklik yabancı kültürden bize geçmiş bir fenomendir. Kişilerin veya grupların kendi zihniyetlerine göre, dinimizle çatışan veya barışan bir esnekliğe sahip olarak şekillenebilmektedir.

sorularlaislamiyet.com

fenomen

olusumu, varligi ve amaci tam olarak tanimlanamayan olgu.

Şimdi bu arkadaşımız neden fertlerin laik olamayacağı konusunda olamaz demiş?

Devleti fertler yani millet yönetmez mi?

Kanunlar yasalar vs. devletin fertleri tarafından yapılmazmı?

Kişiler burda laik olmazsa zaten o zaman çatışma çıkar..

Ve laikliğe fonomenlik olarak baktığından bence tamamen kişiyi yanıltmak için yazılmış bir yazı olarak gördüm konuyu...

Laikliğe kapak uydurmuş tamemen...

Laik olanları kötülemiş yazısında....

Laik olanlar bir dine bağlı değil midirler ???
 

RABİA

Bağımlı
Üye
fenomen

olusumu, varligi ve amaci tam olarak tanimlanamayan olgu.

Şimdi bu arkadaşımız neden fertlerin laik olamayacağı konusunda olamaz demiş?

Devleti fertler yani millet yönetmez mi?

Kanunlar yasalar vs. devletin fertleri tarafından yapılmazmı?

Kişiler burda laik olmazsa zaten o zaman çatışma çıkar..

Ve laikliğe fonomenlik olarak baktığından bence tamamen kişiyi yanıltmak için yazılmış bir yazı olarak gördüm konuyu...

Laikliğe kapak uydurmuş tamemen...

Laik olanları kötülemiş yazısında....

Laik olanlar bir dine bağlı değil midirler ???
😠
Sevgili Kadim,
Yazıda bir yanlışlık yoktur.Ve yazıda da belirtildiği gibi, kişiler laik olamaz.Laiklik adı altında inanca getirilen kısıtlamaları bir düşün derim...
 
K

Kadim

Ziyaretci
Sevgili Kadim,

Yazıda bir yanlışlık yoktur.Ve yazıda da belirtildiği gibi, kişiler laik olamaz.Laiklik adı altında inanca getirilen kısıtlamaları bir düşün derim...
T.C. de

Laiklik adı altında hiç kimseye namaz kılma hacca gitme kurban kesme zekat verme vs. vs.

gibi buna benzer inanç ve ibadet yerine getirmede kısıtlama olmadığını adım gibi biliyorum..
 

RABİA

Bağımlı
Üye
T.C. de
Laiklik adı altında hiç kimseye namaz kılma hacca gitme kurban kesme zekat verme vs. vs.
gibi buna benzer inanç ve ibadet yerine getirmede kısıtlama olmadığını adım gibi biliyorum..
Evet doğrudur...Türbanıyla okul kapılarında, devlet dairelerinde ağlaşanlar da zaten tiyatro yapıyorlar!
 
K

Kadim

Ziyaretci
Evet doğrudur...Türbanıyla okul kapılarında, devlet dairelerinde ağlaşanlar da zaten tiyatro yapıyorlar!
ATATÜRK' ÜN LAİKLİK İLE İLGİLİ SÖYLEDİKLERİ

Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Tabiatiyle ibadetler, güvenlik ve genel adaba aykırı olamaz; siyasi gösteri şeklinde de yapılamaz. Geçmişte çok görülmüş olan bu gibi durumlara artık Türkiye Cumhuriyeti asla katlanamaz.

Bir de, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde, tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler kanunla kapatılmıştır. Tarikatlar kaldırılmıştır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, halifelik, falcılık, büyücülük, türbedarlık vesaire yasaktır. Çünkü bunlar gericiliğin kaynakları ve cehaletin damgalarıdır. Türk milleti, böyle müesseselere ve onların mensuplarına katlanamazdı ve katlanmadı. 1930

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.

Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. 1930

Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz. 1930

Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Laikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler, İlerleme ve canlığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğu kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olamaz.

Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir. İşte bu duruma karsıyız ve buna müsaade etmiyoruz. 1930

Bunun gibi bağlı bulunmakla inanmış ve mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdanlarımızı karışık ve türlü renkte bulunan ve her türlü çıkarlar ve tutkuların alanı olan siyasetten ve siyasetin bütün öğelerinden bir an önce kesinlikle kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak böylece İslam dininin yüceliği gerçekleşir. 1924

Vatandaşları içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet uygulamakla vazifeli olan bir hükümet, fikir ve vicdan hürriyetlerine uymaya mecburdur. 1927

Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar. 1924

zonguldak.meb.gov.tr

Ben sözü Ulu Önderimize bıraktım.
 
K

Kadim

Ziyaretci
Evet doğrudur...Türbanıyla okul kapılarında, devlet dairelerinde ağlaşanlar da zaten tiyatro yapıyorlar!
Madem konumuz türbana geçti söyleyin Bakalım Rabia...
Türban veya eşarp nerede kullanılır?
Kadınların hayatındaki yeri nedir?
 

RABİA

Bağımlı
Üye
Ben sözü Ulu Önderimize bıraktım
Ben dinimi nasıl ve nerelerde yaşayacağımı, kimsenin ''güdümüne'' bırakmam.
''Biz Atatürk çocuklarıyız'' diyenlerin, ''Atatürkçülük'' adı altında yaptıklarını Atatürk görseydi, evlatlıktan reddedirdi...
 
K

Kadim

Ziyaretci
Ben dinimi nasıl ve nerelerde yaşayacağımı, kimsenin ''güdümüne'' bırakmam.

''Biz Atatürk çocuklarıyız'' diyenlerin, ''Atatürkçülük'' adı altında yaptıklarını Atatürk görseydi, evlatlıktan reddedirdi...
Katılmıyorum...
Ve ben sizin dininize bağlılığını yargılamıyorum ama neden bunu kişiliğe saldırı olarak düşünüyorsunuz onuda bilmiyorum.
Ben Laiğim Atatürk'çüyüm
Atatürk çocuğuyum ve bununla gurur duyuyorum.
Her ne kadar Laiksemde Dinimizin gerektirdiklerini yapıyorum.

Evlattıktan reddedeceğini de hiç sanmıyorum....
 

RABİA

Bağımlı
Üye
Katılmıyorum...
Ve ben sizin dininize bağlılığını yargılamıyorum ama neden bunu kişiliğe saldırı olarak düşünüyorsunuz onuda bilmiyorum.
Ben Laiğim Atatürk'çüyüm
Atatürk çocuğuyum ve bununla gurur duyuyorum.
Her ne kadar Laiksemde Dinimizin gerektirdiklerini yapıyorum.

Evlattıktan reddedeceğini de hiç sanmıyorum....
Dinim bana örtünmeyi emrediyor, ama laiklik benim örtülü eğitim almamı engelliyor...?
 
Üst Alt