• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Küfür Tek Bir Millettir

  • Konbuyu başlatan Ammar
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 1
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Küfür Tek Bir Millettir

Ammar

Kıdemli
Üye
İslam kendi dışında kalan , hatta kendisinden önce gelmiş
bulunan bütün dinleri batıl saymış ve onların topunu bir
millet olarak ilan etmiştir. Hak olan dinler bile ancak
kendilerine ait vakitler içinde hak telakki edilmiş, fakat
İslam’ın zuhuruyla haklılıklarını yitirmiş sayılmışlardır.
Bunları bilmeyen yok. Fakat bunu bilmenin bazı önemli
sonuçları var. Şöyle ki, küfrün tek millet olduğunu kabul
ve tasdik etmek, Müslümanların onlara karşı olan tavırlarında
başlıca belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. İnsana
öyle geliyor ki, İslam aleminin bozulmaya, çözülmeye
başlama sebeplerinden birisi de, küfrün tek millet halinde
telakki edilmesi yolundaki hükmün kafalarda kesinliğini
kaybetmiş olmasıyla bağlantılıdır. Müslümanlar özellikle
geçen yüzyılın ortalardan itibaren, İslam-dışı dünyaya,
Müslümanca değil, “hümanistçe” bir yoldan baktırılmaya
başlanmıştır. Böylece, İslam-dışı dünya, İslam’ın emrettiği
müsamaha ruhu çerçevesinde değil, fakat hümanistlerin
telkin ettiği bir müsamaha ruhuyla görülmeye başlanmıştır.
Mesela bir Edison’un, bir Einstein’ın cehennemde yanmasına
gönlünün razı olmadığını söyleyebilen biri farkına varmadan
“hümanizmin” (insancılık, insanperestlik) telkin ettiği görüş
dairesine girmiş bulunur. Dahası, bu görüş tarzı, Allah’ın
razı olmamak gibi bir neticeye de çıkaracağından, sahibini
küfre de sokmuş bulunacaktır.
Küfrün bir millet olarak görülmesindeki önemli sonuç,
Müslümanların, ayrı ayrı görülebilecek batıl fikirler
çerçevesinde kafa yormalarını önlemesidir. Dolayısıyla
onlarla ünsiyet peyda etme imkanı ortadan kaldırılmış
olmaktadır. Bu mesafeli duruş, Müslümanları, küfrün
ahlak dairesine girmekten de korumaktadır.
Küfrün bir millet olduğunu söylerken, kafirlerin arasında
ortak bir vasfın bulunduğu kabul edilmektedir. Ortak
vasıf onların Müslüman olmamaları yönündedir. Fakat
onların İslam’a yaklaşmalarını önleyen sebep kendi
putlarıdır. Kuşkusuz, put her zaman ilkel biçimiyle somut
olarak görülmeyebilir. Kimi zaman, özellikle çağımızda
soyut putlarda revaçtadır. Mesela bir komünistin (dinsiz,
imansız, ahlaksız) putu nedir? diye sorulabilir. Komünist,
mevhum ve müstakbel ve mücerret bir cemiyet düzenine
tapınmaktadır. Grek, Roma ve Hıristiyanlığın muhassalası
olan bugünkü Batı kültürünün ortaya çıkardığı insan, genel
anlamıyla konformizme (hali hazır düzenle herhangi bir
çatışması olmayan, ona tamamı ile bağlı; uyuşumcu) tapınmaktadır, vb.
İslam’ın dışında bulunuşları, onları, ister istemez vahyin
yerine aklı ikame etmeye götürmektedir. Dikkat edilirse,
küfür dairesi içinde bulunan insanların tapındığı şey, son
tahlilde aklın biçimlere bürünmüş olarak görünse bile,
durum değişmez. Yani akla tapıcılık, illa rasyonalizm
(her şeyi akılla izah eden, her şeyin akılla kavranabileceğini
öne süren akım, akılcılık, fikircilik), pozitivizm (hakikatin
deneme ve gözlemle elde edilebileceği görüşünde olan
felsefi doktrin, ispatiye, ispatçılık, olguculuk) gibi mantıki
hale getirilmiş, kitabına uydurulmuş olmayabilir. İlkel
biçimdeki putperestlikle, mesela ilkin bir put yapıp sonra
yaptığına tapma biçiminde görünenlerde bile, kendi yaptığına
iman edip tapınma bakımından gizlenmiş bir akılcılık vardır.
Putların biçimi ve niteliği somuttan soyuta değişik yollardan
tezahür edebilir ama onların put olma mahiyeti değişmez.
“Benim hiçbir putum yok.” diyen biri bile, eninde sonunda
kendi zatını put haline getirmiş olmuyor mu?
Küfür, böylece, çok değişik biçimlerde ortaya çıksa bile,
neticede bir millet olma vasfını hep muhafaza etmektedir.
İster şöyle, ister böyle…

KAYNAK
(müslümanca düşünme üzerine denemeler- Rasim Özdenören sf.41)


Küfür Tek Bir Millettir

Küfür Tek Bir Millettir Aralarında Ebû Hanife, Şâfiî, Dâvud, Ahmed bin Hanbel'in de bulunduğu bir grup ilim adamı bu Bakara, sûresi, 120. âyet-i kerimeye dayanarak küfrün tek bir millet olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Yüce Allah; "Onların milletine (dinine)" (2/Bakara, 120) diye buyurarak (hıristiyan ve yahûdiler iki ayrı dine mensup oldukları olduğu halde) "millet" kelimesini tekil olarak zikretmiştir. Bunlar ayrıca; "Sizin dininiz size; benim dinim bana" (109/el-Kâfirûn, 6) buyruğunu, Hz. Peygamber'in de: "İki ayrı millete mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz" (Ebû Dâvud, Ferâiz 10; Tirmizî, Ferâiz 16; İbn Mâce, Ferâiz 6; Ahmed bin Hanbel, II/187) hadisini de delil gösterirler. Yani burada iki ayrı milletten kasıt, İslâm ve küfürdür. Bunun delili ise Peygamber Efendimiz'in: "Müslüman, kâfire mirasçı olmaz." (Buhârî, Ferâiz 26; Müslim, Ferâiz1; Ebû Dâvud, Ferâiz 10; Tirmizî, Ferâiz 15) anlamındaki bir başka hadisidir. İmam Mâlik ve kendisinden gelen bir başka rivâyette Ahmed bin Hanbel ise küfrün ayrı milletler olduğu görüşündedir. Buna göre yahûdi hıristiyana mirasçı olmadığı gibi; yahûdi ve hıristiyan da mecûsiye mirasçı olmaz. Onlar bu görüşlerine Peygamber Efendimiz'in "İki ayrı millete mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz" hadisinin zâhirini delil alırlar.[1] Millet kelimesinin çoğulu "milel"dir. Din tarihi hususunda tartışılmaz otorite olan Şehristanî'nin meşhur eserinin adı el-Milel ve'n-Nihal'dir. Bilindiği gibi "nihal" kelimesi "nıhle"nin çoğuludur. Nıhle ise; "kupkuru zan ve vehim" mânâsına gelir. Dolayısıyla "el-milel", vahye dayanan dinlerin (milletlerin) tarihi, "en-Nihal" ise, vahye dayanmayan sistemlerin (milletlerin) mâhiyetidir. [1] İmam Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'an, c. 2, s. 301
 

Mustad'af

Tecrübeli
Üye
Amenna,
Ve en belirgin vasfı gerçeğe karşın zannı,adalete karşı zulmü temsil etmesidir...
Eyvallah!
 
Üst Alt