Küçürek Öykü Nedir
Küçürek Öykü Kuralları Nelerdir
Küçürek Öykü Örnekleri

Küçürek Öykü Nedir?
Çok kısa öykü, minimal öykü olarak da anılan küçürek öykü çok kısa ama bir o kadar yoğun bir öykü türüdür.
Günümüzde birçok alanda sadeleştirmenin yanı sıra o alanın içinin boşaltılması, kolay tüketilir hale gelmesine sık sık rastlar olduk.
Ama küçürek öykü böyle değil.
Birkaç sözcükle sizi duygu ve düşüncelere boğabilecek bir kuvvete sahip.

Kurallar?
Küçürek öykülerin kuralları var mı?
Kesin bir tanımı olmasa gerek.
New York Times yayın editörü 55 kelime sınırı koyarken başka bir kaynak başlık yedi kelimeden fazla olmamalı diyor.
Bu kurallar elbette dilden dile değişir.
Kelime uzunlukları ve imla kuralları dillerde farklılık göstereceği için dünya çapında bir kural belirlemek pek mümkün görünmüyor.
Bu arada küçürek öyküler yabancı dergilerde kelime sayısına göre değişik isimler almaya, küçürek öykü kendi içinde türlere ayrılmaya başladı bile.

Ünlü birkaç örnek verelim:

"Satılık: bebek ayakkabıları, hiç giyilmemiş." Ernest Hemingway

ÖÇ
Köyün en hoppa kızını, köyün en aptal gencine verdiler.
Sayısız çocukları oldu ama hiçbiri o aptal gençten değildi.
Ferit Edgü

Küçürek öykü yazarı sıradan, ama yoğun ve özgün yaşantıları daha çok simgesel düzeyde bize anlatır.
Zira bir yoğunlaştırma göstergesi olan simge, daima kendisi olmayandır ve hep ötelere, derin anlamlara çağrıda bulunur.
Küçürek öykü, akreple yelkovan arasına sıkışan özgür görünümlü, ama bürokrasinin kâğıttan kelepçelerle tutukladığı çağcıl mahkumların, kendini fark ettiren sonraki çığlığı gibidir; kısa, keskin ve tiz.

Bu keskin çığlıkta, sınırlarına çarparak hiçbiri yerdeliğini keşfeden insanın bunaltı arayışları vardır.
Yurtsuzluğunu birey olarak duyumsayan insan, umutsuzca yaşamı sorgulamaktadır.
O yüzden yabancılaşma, köleleşme, umutsuzluk, çöküntü ve bunaltı ana izlekleri üzerine kurulan küçürek öyküler, çağın baskın eğilimi doğrultusunda ulusal ya da geleneksel öğelerden çok bireysel (bireyci değil) öğeleri öne çıkaran bir anlatı türüdür.

Hacim olarak bir çığlık ne kadar uzun olabilirse küçürek öykü de o kadar uzundur.
Bilinmeli ki, bir çığlık uzadıkça etkisini yitirir ve nağmeye dönüşür.
Küçürek öyküyü de uzadıkça, uyaran, şaşırtan vurucu etkisinden arınır.
Küçürek öykü için 500 veya 250-300 sözcüklük bir sınır konsa da bana göre, 250 veya 500 sözcük, çığlık nağmeye dönüştürmek için yeterli süreyi hazırlayan bir anlatım örgüsünü oluşturur.
Bu bakımdan 100 sözcüğü geçmeyecek anlatıları ancak küçürek öykü diye adlandırabiliriz.
Zira küçürek öykü, vaaz etmez, nasihatte bulunmaz, karakter geliştirmez, okuyucuyu bir yere taşımaz vb.
Ancak bazı değişmez hakikatleri sezdirir, insanları onlarla aniden yüzleştirerek şok uyarmalar yapar. Prof. Dr. Ramazan Korkmaz

Küçürek Öykü Örnekleri

Aslında küçürek öykülerden pek anlamam ama şimdilik üç tane yazdım.
Yanlışlarımı düzeltmek ve eksiklerimi gidermek adına bu konuda gerçekten bilgi sahibi olanların öykülerimi değerlendirmesini ve eleştirmesini rica ediyorum.
Yazmayı düşünüyorum çünkü çok sevdim bu işi.
:prv:

EVLİLİK AZABI

Yaşı çok küçüktü henüz.
Hiç bilmediği, anlamadığı bir yolculuğa hazırlıyorlardı onu.
Damat adayı ise evli, eşleri olan, varlıklı ve yaşlı bir adamdı.

Ve gelmişti o gün.
Gelin oluyordu sarı saçlı küçük kız.
Altın saçları duvak olmuştu yüzüne.
Gelinliği ise kefen gibi boydan boya.
Birazdan gerdanlığını takacaklardı boynuna.
Askıda yürüyecekti sarı saçlı güzel kız, umutlarına.

ÖLÜMÜNE AÇ YAŞAMAK

Sabahın sekizinden gecenin on ikisine kadar tıkır tıkır işleyen makinelere ayak uydurmak zorundaydım.
Onlar kadar seri, onlar kadar dikkatli olmam gerekiyordu.
Eğilmek, bükülmek, sağa sola bakmak yasaktı adeta.
Başka türlü olmuyordu çünkü.
Aksi halde işimi yapamadığımdan dolayı kovulabilirdim.
Bu korku beni fabrikadaki makinelerden farksız kılmıştı, robot gibiydim.

Yaşayabilmek, aileme ekmek götürebilmek için, ayak uydurmak zorunda kaldığım soğuk demirler arasında pas tutmuştum adeta.
Oysa ben makine değildim ama farkım da kalmamıştı.
Eve götürdüğüm ekmek ise bizi yarı aç bırakıyordu.

HÂKİM

Devletin baskın ağırlığını sırtında taşıyor,
mahkeme kararlarını eli titreyerek,
yüreği burkularak veriyor,
kırılması gereken zamanda kalemi kıramıyor,
vicdan azabını bir ömür çekmek zorunda kalıyordu.

SOSYALİST
 
SOSYALİST' Alıntı:
küçürek öykü, vaaz etmez, nasihatte bulunmaz,-alıntı-
diyor ama anlatmak istediği ile bir tarafı karalayarak aslında yol göstermiş fikir belirtmiş oluyor. Sosyalist in yazılarında da görebildiğimiz gibi...

Sırasıyla 54, 78, 24 kelimelerden oluşmakta Sosyalist in öyküleri. Simgelerle çağrışım yaptırarak bir manayı tesbit ettiren ve ima ile anlatım yolu önemli anlaşılan bu işte. Şu 2. uzun olan öyküde anlatmak istediğini ima ile değil tekrarla vurgulamışsın..
Sabahın sekizinden gecenin on ikisine kadar tıkır tıkır işleyen makinelere ayak uydurmak zorundaydım.
Onlar kadar seri, onlar kadar dikkatli olmam gerekiyordu.
Eğilmek, bükülmek, sağa sola bakmak yasaktı adeta.
Başka türlü olmuyordu çünkü.
Bunlar hep aynı şeyi söylemiş. İnsanın makinelere ayak uydurması sadece işten kovulma riski ile değil aynı zamanda makineden kaynaklanacak hayat tehlikesi ile de anılır.
"makinanın parçasıydık. Yoksa ya değişmesi gereken bi parça olurduk ya da makinanın kırdığı bir parça" diyebilirsin.

Ayrıca şu ilk yazdığın erken ve ısmarlama evlilik konusundan başka; evliliğin gündemden düştüğü hayatta iffeti sömürülen kadın için de bi şeler yazsana? Küçürek olsun.
 
Son düzenleme:
Sözünü ettiğiniz bölümde insanların nasıl robotlaştırıldığını, iş makineleri haline getirildiğin anlatmaya çalışmıştım.
Alıntısını yaptığınız bölümde son üç cümle tek cümleye dönüştürülerek daha yoğun hale getirilebilir sanırım ama ilk deneme bu kadar olur ancak.
Çünkü bu konuda deneyimsizlik ve bilgi eksikliği var olsun o kadar yani. :)

Değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim.

evliliğin gündemden düştüğü hayatta iffeti sömürülen kadın için de bi şeler yazsana? Küçürek olsun.
Bunu da siz yazın zahmet olmasa.
Hem belki faydalanabiliriz de...
 
EMEKTAR

Saçları ağarmış, elleri nasır bağlamış, çatlak ayaklarının vermiş olduğu yorgunluk içinde çırpınırken; siyah saçlarının, pamuksu ellerinin ve ayaklarının özlemiyle geri dönmek istiyordu.
Oysa tüm acıların biteceği o günün geldiğinin farkında bile değildi.


AŞK

Âşıktı.
Öyle bir sevgi taşıyordu ki yüreğinde,
bu aşkı duymayan kalmamıştı,
duyması gerekenden başka.

SOSYALİST
 
Son düzenleme:

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt