Kör Kurşun

Bazı insanların gördüğü renkler ve algıladığı özgürlük bir arabanın torpidosunda gizlidir..Kendini geçmeyi başardığında, denize yakın bir yerde hayalinin tutuklandığı yer ise stop lambalarından ibarettir.

Varmak istenilen veya firar edilen menzil asla bir bütünü oluşturmaz… Herkes sabaha karşı köprülerin orasından burasından geçerken fikrinde bir siluetle dolaşamaz… İstediği zaman istediği yere gidemez…

Düşüncesinin camgöbeğinde namümkünlerin ihtimalleri, muhtemel korkularla ve yoklukların olası kaygılarının yoksulluk vehminin mütemerrid evhamından inadi sebebin ayak diremesiyle belki seheri bulamaz… Seherde esecek bir bad-ı tecelliden bir yudum su isteyemez…

Sarhoşluklar dizlerini döver…

Belki içinde dövüşecek bir boşlukta bulamaz…

Uçsuz bucaksız bir karanlığa sonu yok derinlikler içeren gözyaşlarını da atamaz…

Varlık belasını, varlıklılığı ile fark edip kendini o var kahrından yok sayıp hiçliklilikle nefyinden doğan bir varlıkta olamaz…

Bir sözün serüvenine takılıp, efkârın hürriyet şarkılarını söylediği verandadan dünyaya seslenerek “sizi görüyorum düş işçileri””seni seviyorum hayat”Denizim, mavi sevgilim” de diyemez…

Belki kefen perdeli bir oyunun, gölge resitalleri uykusundan uyandığında,mabadı çıplak işlerin sarkıntılık ettiği acılarla eyvahlar kotarır..İhrak-ı burudet denen yangınların yüz kızarttığı feleksiz ve kemiksiz çektiriler halicine iner İstanbulun…

Belki manzaranın dışındasındır..Belki yaşamdan algıladığın akvaryum balıklarıdır..Belki “Hey! Hey !diye sana koşan sevinçler mutluluğun tufeyliliğidir…Belki aklın kaçmayı başaramamıştır da sen ondan kaçmışsındır..Belki hazırcılığa meftun bir bezirganlık yorgunluğuna ayak bağı olmuş ,atıl bir kuşlukta üşümeden ürpermeden, ellerini ve ayaklarını yıkamadan günışığına dak-kı bab etmişsindir de “ kim o “bile diyemeyen sağır sultana meramını anlatmışsındır…

Veya zihnin kalbine cerbezeyle meşgulken..Güneşin seni görmesini istememişsindir…Ve hazır Hızır da varken..Hazır hazırda da varken araklayabildiğini arakla masaldan…

Kör bir lambanın içinde meteliksiz, hayal kadar zengin şiirler yazan alaca kargalar subhun midesini deşiyor..Beyinler odun yığınları..Ateş ve nur leylanın nikabında ..ne bileyim Baba ,belki için için teşekkür etmeli bir şeylere..terki gereken her şeyi terkin terkesine, onu da bir tarrakanın silsilesine bağlayıp ıssız bir mahvele mi bağlamalı…

Yoksa bir ömür beklendiğin yere gidip ben geldim merhaba mı demeli…

m.safitürk
Eser sahibinin izni ile yayınlanmıştır.
 
Üst Alt