• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

KOMBUÇAYI (mucize gibi)

  • Konbuyu başlatan ameda
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 1
  • Görüntüleme 5K

Okunuyor :
KOMBUÇAYI (mucize gibi)

ameda

Acemi
Üye
KOMBU ÇAYI (mucize gibi)

BURAYA ÖRNEK BİR ALINTI YAPTIM, NETTE BU KONUDA ÇOK BİLGİ VAR.

Bu yazıyı okuduktan sonra, yeni bir mucize keşfedilmiş diyeceksiniz sanırım. Çünkü ben öyle dedim. Kendi evinizde hazırlayabileceğiniz bu mucize ötesi çay ile pek çok derdinizize de derman bulacaksınız gibi görünüyor. Önce çayımızın yapılışından, sonrada faydalarından bahsedelim.

* 3 Lt temiz su,
* 1,5 su bardağı toz şeker,
* 10 paket siyah çay,
* 4 poşet şeftali aromalı poşet çay,
* Kombucha mantarı

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :

Paslanmaz çelik ya da cam bir tencerini içine suyu koyun ve kaynatın. Kaynadıktan sonra, şerkeri ilave edip karıştırın ve 5 dak daha kaynatın. Poşet siyah çayı ve şeftali çayını içine ekleyip, 15 dak. demlendirin. Çay poşetlerini çıkarın. Ocağın altını kapatıp, çay oda sıcaklığına gelene kadar bekletin. Karışımı, geniş bir borcama koyun. Kap ne kadar geniş olursa çay o kadar çabuk, yararlı mantar üretir. Yani fermante olur.Demleme çayın içine, Kombucha mantarını ekleyin. Kombu çayı yapılırken, mantarın daha açık renkli olan kısmının yukarı doğru bakmasına dikkat ediniz. Bazen mantar kavanozun dibine çökecektir. Yukarıya doğru genellikle kendi kendine çıkar. Bu işlem birgün içinde gerçekleşmezse temiz ellerinizle mantarın tersyüz olup olmadığına bakınız ve tekrar yüzeye yerleştiriniz. Kabın ağzını, bir tülbent veya örtüyle örtün. Kenarına lastik geçirin. Ilık ortamda saklayın. 23 derece ideal sıcaklıktır. Tat tercihinize göre, 4–8 gün arasında bekletin. İçine bira veya haif şampanya tarzı, alkollü bir içicek ilave edin. Alkol bu karışımın sirkeye dönüşmesini sağlar.

KOMBU ÇAYININ FAYDALARI :
* En önemli özelliği ömrü uzatmasıdır.
* Tüm salgı bezlerini ve hormon savunmasını uyarır.
* Vücudun pH dengeni sağlar.
* Vücuttaki atık madde ve zehirli maddelerin suda çözülebilir hale gelerek atılmasını sağlar.
* Kan dolaşımını hızlandırır.
* Metabolizmayı uyarır.
* Kalp atış ritmini düzenler.
* Kanı temizler.
* Sinir sistemini düzenler.
* Yüksek tansiyonu düşürür, huzursuzluğu yatıştırır.
* Sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlar ve mide düzensizliklerini giderir.
* Astımı tedavi eder, astım krizlerini giderir.
* Kan şekeri seviyesini sabitleyerek, şeker hastalığını tedavi eder.
* Alerjileri hafifletir ve zamanla giderir.
* Sertleşmiş karaciğeri yumuşatır ve yeniler.
* Böbrek faliyetlerini geliştirir.
* Kanseri önler ve tedavi eder.
* İyi bir antioksidan olması nedeniyle, oluşan radyasyona karşı koruyup serbest radikallerle savaşır.
* Hücre duvarının yeniden oluşumunu sağlar.
* Doku sertleşmesini (multiple scloris; MS) tedavi eder.
* Damar sertliğini (arterioscloresis) tedavi eder.
* Elastikiyet sağlar ve gevşek eklemleri kuvvetlendirir.
* Mafsal iltihabı (arthritis) ve romatizmaya iyi gelir.
* Gut hastalığına iyi gelir.
* Böbrekteki ve idrardaki kumu döker, safra kesesi taşlarını düşürür.
* Vücuttaki ürik asit ve kolesterolü suda erir hale getirerek vücuttan atılmasına yardımcı olur.
* Peklik (kabızlık) problemini giderir.
* Hemoroidi tedavi eder.
* Yorgunluk bitkinlik ve sinirliliği giderir.
* Herpes virüsünün soğuk algınlığı ağrılarını ve uçuk oluşturmasını engeller.
* Siğil ve Dysplastik lekeleri yok eder.
* Anjine çare olur.
* Epstein-Barr virüsüne dayanan kronik yorgunluk hissini tedavi eder, öpüşme hastalığı (mononucleosis) iltihaplanmasını iyileştirir.
* Kan sayımını normalize eder.
* Akciğerlerdeki bronşiti, öksürük ve balgamı gideririr.
* Bademcikleri tedavi eder (sirkeleşmiş çay, gargara şeklinde kullanılabilir).
* Kan damarlarını genişleterek ve kardiak kasını uyararak kalp problemlerini giderir.
* Adale ağrılarını giderilmesinde yardımcı olur.
 
Son düzenleme:

ameda

Acemi
Üye
(BİR BAŞKA ALINTI)

GENÇLİK KAYNAĞININ EZELÎ SIRRI

Organizmayı arıtım tekniği.

Gerekli vitaminleri içeren yeşil, canlı gıda,

Her şeyi düzenleyen aktiviteyi tarif eden üçgenin tepesinde, detoksifikasyon (zehir atımı), hücre yenileme ve bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla her gün içilmesi gereken tonik yer almaktadır. Bu tonik, 100 yaşını geride bırakmış bir çok asırlık insanın sırrıdır.

KOMBUÇAY

Benim favorim ve bu kitabın konusu, ikibin yıldan fazla zamandır belgelenmiş olan maya enzimi Kombuçaydır. Tazeleyici özelliği olan ve tadı çok güzel olan bu içeceğin; birçok ülkede her derde devâ olarak kullanılan bu iksirin dünyamızda pek çok kişi tarafından tanınmaması büyük eksikliktir.

Aynı zamanda Mançurya Mantar Çayı olarak da bilinen bu toniğin kayıtlara geçmiş ilk kullanımının Çinde, MÖ 221deki Tsin Hânedânı zamanında olduğu saptanmıştır. O zamanlar bu içeceğe Ölümsüzlük İlâcı ya da Divine Tsche adları verilmiştir.

Almanya, Fransa, Rusya, Çin, Japonya, Kore, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Mexico, A.B.D ve Kanadadaki doktorlar, bilim adamları ve araştırmacılar, Kombuçay hakkında belgelendirmeler yapmışlardır. Kombuçayın değişik isimlerinden bir bölümü şunlardır:

1 Kombucha İksîri,
2 Combuchu,
3 Fungus Japonicus,
4 Fungo Japon Kombucha,
5 Cembuya Orientalis,
6 Tschambucco,
7 Mançurya Mantar Çayı,
8 Kwassan, Teekwass,
9 Kargasok Çayı,
10 Ölümsüzlük İlâcı,
11 The Divine Tsche,
12 Pichia Fermentas,
13 Volga Kaynağı
14 Birnuma Ssene (harika-mantar),
15 Zo-Gu, Hongo Chino,
16 Mandre de Vinagre ,
17 Champignon de Longue Vie (uzun yaşam için mantar)

Bu geleneksel içecek tamamen doğaldır ve şimdiye dek kaydedilmiş bir yan etkisi yoktur.

Fermantasyonun mûcize metoduyla suda yaşayan ve sirkenin annesi denilen bu mantara gelişebilecek ortamı çay sağlamaktadır. Mantar, maya hücrelerinin simbiyozunu ve bağırsakta koruyuculuğu sağlayan bir bakteridir. Fermantasyon işlemi uygarlıklar başladığından beri bilinmekte olup, çoğu zaman insanoğluna, modern bilim ve teknolojinin bir çok karmaşık bileşiminden ve tüm ilâçlardan daha hizmet etmiştir.

FERMANTASYONLA NELER ELDE EDİLİYOR?

Fermantasyonun iki anahtar metabolizması, glükronik asit ve laktik asittir. Kombuçay sadece ferahlatıcı ve lezzetli bir içecekten ibaret değildir. Aynı zamanda vücudun kolayca kabul edeceği yüksek dozda protein konsantresidir. O kadarla da kalmaz; enzimler, aminoasitler, B kompleks vitaminler, C vitamini, laktik asit, glucoronic asit ve antifungal, antibakteriyel, antivirütik ve antibiyotik maddeler üretir.

Fermantasyon ve oksidasyon süreci sırasında mantar, şeker ve çayla beslenir ve sonunda, sıvının içinde çok az miktarda şeker kalır. İçilmeye hazır hâle gelen toniğin içinde % 0,5 oranında alkol ve % 3 oranında şeker vardır.

KOMBUÇAYIN FAYDALARI

1 Tüm salgı bezlerini ve hormon savunmasını uyarır.
2 Vücutta sağlıklı bir pH dengesi sağlar.
3 Vücuttaki atık madde ve zehirleri suda çözünebilir hâle getirerek atılmalarını sağlar.
4 Kan dolaşımını hızlandırır.
5 Metabolizmayı uyarır.
6 Kalp ritmini düzenler.
7 Kanı temizler.
8 Sinir sistemini düzenler.
9 Yüksek tansiyonu düşürür, huzursuzluğu yatıştırır.
10 Sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlar ve mide düzensizliklerini giderir.
11 Astımı tedavi eder, astım krizlerini giderir.
12 Kan şekeri seviyesi sabitleyerek, şeker hastalığını tedavi eder.
13 Alerjileri hafifletir ve zamanla giderir.
14 Sertleşmiş karaciğeri yumuşatır ve yeniler.
15 Böbrek faaliyetlerini geliştirir.
16 Kanseri önler ve tedavi eder.
17 Antioksidan yapısıyla, oluşan radyasyona karşı koyar, serbest radikallerle savaşır
18 Hücre duvarının yeniden oluşumunu sağlar.
19 Doku sertleşmesini (multiple sclerosis; MS) tedavi eder.
20 Damar sertliğini (arteriosclerosis) tedavi eder.
21 Elastikiyet sağlar ve gevşek eklemleri kuvvetlendirir.
22 Mafsal iltihabını (arthritis) ve romatizmaya iyi gelir.
23 Gut hastalığına iyi gelir.
24 Böbrekler ve idrar yollarındaki kumu döker, safra kesesi taşlarını düşürür.
25 Vücuttaki ürik asit ve kolestrolü suda erir hâle getirerek vücuttan atılmasına yardımcı olur.
26 Peklik (kabızlık) problemini giderir.
27 Hemoroiti (basur) tedavi eder.
28 Yorgunluk, bitkinlik ve sinirliliği giderir.
29 Herpes virüsünün soğuk algınlığı ve uçuk oluşturmasını engeller.
30 Siğilleri, dysplastik lekeleri yok eder.
31 Ülser sıkıntılarını giderip tedavi eder.
32 Anjine çaredir.

33 Epstein-Barr virüsüne bağlı yorgunluk hissini ve mononükleoz iltihaplanma (öpüşme hastalığı)yı iyileştirir.

34 Kan değerlerini normalize eder.
35 Bronşit, öksürük ve balgamı giderir.
36 Bademcikleri tedavi eder
37 Kan damarlarını genişletir, kardiyak kasları uyarır, kalp problemlerini giderir.
38 Adale ağrılarını giderir.
39 Baş ağrılarını yok eder.
40 Uykusuzluğu giderir.
41 Mikrobik ishali durdurur.
42 Koliti tedavi eder.
43 Koruyucu bakterilerle sağlıklı bağırsak ve kolon oluşturur.
44 Saç uzamasına yardım eder, kelliği engeller, gri saçın rengini koyulaştırır.
45 Görüşü kuvvetlendirir.
46 Korneada oluşan deformasyonları ve kataraktı giderir.
47 Vücut ağırlığını düzenler, yağları yok eder.
48 Susuzluğu giderir ve egzersizlerde performans arttırır.
49 Mantar tipi enfeksiyonlara (candida gibi) karşı savaşır.
50 Bünyesindeki antivirütik ve antibiyotik özellikler sayesinde iltihabî oluşumları yok eder.
51 Cinsel potansiyeli canlandırır.
52 Menopoz rahatsızlıklarını giderir.
53 Derideki yaraları onarır.
54 Ciltteki kırışıklıkları, çilleri ve kahverengi lekeleri yok eder.
55 Deriye spreyle ya da sürülerek haricen uygulandığında antibakteriyel koruyucu tabaka oluşturur.-
56 Elbette, bütün bunların sonucu olarak da ömrü uzatır...

Listedekiler, kişisel olarak gerçekleştirdiğim bir çok belgelendirmeyle, gerçekten gelişme ve iyileşme gözlediğim vakalarla ortaya çıkmış sonuçlardır. Elbette her vücudun kimyası birbirinden farklıdır. Dolayısıyla sonuçlar kişiden kişiye değişmektedir. Yıllardır yaptığım çalışma ve araştırmalar sonrasında şunu söyleyebilirim ki, şimdiye kadar Kombuçay kullanımının ters tepkisine rastlamadım.

Ayrıca; çayın ciddî ve tutarlı kullanımından sonra iyileşmeyen hastalık görmedim Eğer siz kullandıktan sonra ters bir etki ya da etkisizlik gözlerseniz, lütfen bizi haberdar ediniz.

Kombuçay kullanmaya başlayanlar, bünyelerindeki toksin fazlalığını, balgam, zehirli ve ölü hücreleri atarken bir rahatsızlık hissederler. Zararlı unsurlar vücudu terk ederken ve detoksifikasyon (zehirden temizleme) başlarken, bağırsakların yumuşadığı, nefesin koktuğu ve hafif mide bulantısı olabilmektedir. Ama bütün bunlara rağmen şimdiye dek hiç kimse iyileşme kriz belirtileri rapor etmemiştir. Bunun sebebi, çayın yapısındaki glujutonic asit tarafından vücuttaki zehirlerin (toksinlerin) idrar yoluyla atılmasıdır.

Kombuçayın, normal tıbbî tedaviye aykırı hiçbir yönü tespit edilmemiş, aksine, tıbbî ilâç artıklarının vücuttan atılmasına yardımcı olduğu gözlenmiştir. Doktorlar, Kombuçay içen hastalarındaki gelişmeyi hayretle izlemektedirler. Her doktor vücuttaki değişiklikleri bilimsel yöntemlerle tespit edebilir. Çoğu kimse, doktorları tarafından gerçekleştirilen gözlem ve testler sonucunda, içmekte oldukları ilâçları azaltmış veya tamamen bırakmışlardır.

Kombuçay nasıl içilmeli?

Kombuçay da dahil olmak üzere, faydalı olduğu belirtilen herhangi bir maddeyi ilk defa kullanırken dikkatli olun. Vücudunuzun nasıl reaksiyon verdiğini gözlemek için önce bir hafta 1 su bardağı içerek başlayın. Bazı insanlar Kombuçayın tadını çok sevdikleri için yavaş yavaş günde üç bardağa kadar çıkarabiliyorlar. Ben yaklaşık üç senedir günde bir litreye yakın içiyorum ve o zamandan beri hiç hastalanmadım. Çevremde herkes gripten defalarca kırılırken grip mevsimlerini sağlıklı geçirmek harika bir duygu. Dolayısıyla, toplumun sağlıklı olması için bilgi ve deneyimlerimizi başkalarıyla paylaşalım lütfen.

Kombuçayın tavsiye edilen içilme şekli, ilk haftada kahvaltıdan yarım saat önce bir su bardağıdır. Böylece, gün lezzetle başlar. İkinci haftadan itibaren kahvaltıdan ve yemeklerden yarım saat önce birer su bardağı içilmelidir. Dileyen, bir miktar meyve suyu ilâvesiyle lezzet farklılığı sağlayabilir. Bu arada, özel bir öğleden sonra aperitifi veya spor sonrası keyfi olarak da iyi gider.

KOMBUÇAYIN BİLEŞİMİ

Glükronik asit, CHO, (CHOH4) COOH, glikozun oksidasyon ürünüdür. Büyük miktarlarda, insan karaciğeri tarafından üretilir. Fonksiyonu, vücudu detoksifiye etmek (zehirlerden arındırmak) tır. Yabancı maddeler ve zehirler glükronik asit tarafından suda erir hâle getirilerek, vücut tarafından tekrar absorbe edilmesi engellenmiş olur. Sonuçta zehirler, böbreklerden geçerek idrar yoluyla dışarı atılır. Bitkiler üzerinde yapılan bir bilimsel çalışmayla saptanmıştır ki, 200ün üzerinde zehirli madde, glükronik asit tarafından etkisiz hâle getirilmektedir. Bu maddeler, asit yağmuru, radyoaktivite, nitrat ve sülfür gibi zehirli gazları da kapsamaktadır.

Glükronik asit, hücreleri onarmış ve genetik büyüme hasarlarından korumuştur. Bilindiği gibi detoksifikasyon (zehirlerden arındırma) ve kanın temizlenmesi, hastalıkların iyileşmesi için ana koşuldur. Glükronik asit, mantar çayındaki anahtar unsurlardan biri olarak hayâti önem taşımaktadır. Glükronik asit aynı zamanda, çok önemli polysaccharidlerin oluşumunda büyük rol oynar. Bunlar:

**************-*Hyaluronik asit: (C8H15NO6) synovial sıvının, vitreous humorun, kıkırdağın, kan damarlarının, derinin, umbilical kordonunun, yağlayıcı proteoglycanlarında bulunan glyeosaminoglycandır ve bağlayıcı dokular için hayâtîdir. Hyaluronik asit, suya bağlayarak hücreleri bir arada tutan jöleye benzer bir madde oluşturur. Hyaluronik asit bugün, pahalı kozmetik kremlerde kullanılmaktadır.

-Chondroitinsülfat asit: Kıkırdak, kemik ve kan damarlarımızda bulunan ana maddedir. Diğer bağlayıcı dokularda da bulunur.

-Mucoitinsülfat asit: Gözün, cama benzer kısmının mukozasıdır. Gastric mucini ve göz korneasını kaplayan polysaccharidedir.

-Heparin: Fermente edilmiş çayda bulunan başka bir polysaccharidedir. Bu da karaciğer tarafından üretilir. Tromboz ve emboli tedavisinde pıhtı çözücü olarak kullanılır. Heparin aynı zamanda lipotronik özelliklere sahiptir ki, yağın transferini sağlar.

-Laktik asit : (C3H6O8) Kombuçayın başka bir anahtar metabolitidir. İyi huylu bir bakteri olan lactobacillus acidophilusun fermentidir. İnsanın hücre metabolizmasında büyük rolü vardır ve kalınbağırsaktaki çürüten bakterilerin gelişmesine engel olur. Yoğurt yiyen bir çok insanın iyi bir bağırsak içi yapısı vardır, çünkü yoğurtta da acidophilus vardır. Antibiyotikler bir çok iyi huylu bakteriyi de öldürürler, dolayısıyla güçlü bir bağırsak sistemine sahip olmamız gerekmektedir. Tonikte bulunan asitler, dahilî koruyucu etkiyle iyi bir pH dengesi sağlar. Çünkü, yabancı organizmalar ve zararlı mikroplar sağlıklı bir asitik ortamda yaşayamazlar.

-Asetik asit: C2H4O2) Bu asitlerden biridir. Ayırıcı ve yakıcı olarak kullanılır. Sirkenin karakteristik bileşimidir.

-Tannic Asit: (C76H52O46) Yine bu çayda bulunur. Antivirütik ve antibakteriyeldir.

-Usnic asit: (C18H16O7) Likenden elde edilen sarı kristale benzer bir maddedir. Antibakteriyel özellikleri dolayısıyla antibiyotik olarak kullanılır.

-Folic asit : Pleroylglutamic asit veya (C19H19N7O6). Yeşil bitkilerde, karaciğerde ve mayada bulunan bir madde (lactobacillus caseinin oluşumu için gerekli). Gastrointestinal malabsortionun tedavisinde kullanılır. Folic asit vücut proteinlerinin genetik malzemelerinin ve hemoglobinlerin oluşumuna yardım eder. Kemik iliğinin alyuvar üretmesi için gereklidir. Bu tonik, uygun bir sindirim sağlayarak hayatî besleyici maddelerin absorbe edilmesinde (emiliminde) çok önem taşıyan enzimlerle doludur.

Bakterilerin ürettiği enzimler, karmaşık gıda moleküllerini parçalayıp küçük parçalar hâline getirir ve emilebilmelerini sağlayarak metabolizmada özümlemeyi kolaylaştırır. İyi huylu bakterilerin bazıları; bacterium xylinum, bacterium gluconicum ve acetobacter ketogenumdur.

-Acetobacter ketogenum: Hastalık üretmeyen bakteri ailesi pseudomonadecea genleri taşır. Acetobacter aciti, üzüm suyu ve çaydan sirke üretir. Aynı zamanda sıvının içindeki sirkenin anasını da o üretir. Çay, sirkeye dönüşünce mantar oluşur. Mexicoda mantara Madre de Vinagre (sirkenin annesi) derler. Üzüm sirkesi de çok iyi bilinen bir geleneksel tedavi ilâcıdır.

Çayın içindeki maya enzimleri, vücutta yaşayan mikroorganizmalara tepki verirler ve candida gibi maya enfeksiyonlarıyla savaşırlar. Mantar çayındaki maya hücreleri saccharomyes türündendir. Fermantasyon sırasında şunları buluruz: Saccaharomyec ludwigii, Apiculatus türünden saccaharomyces, Pichia fermantasyonları ve Schizosaccharomyees pombe. Çayın mayasının pembe bölümü, bakteri bölümüne benzer sporlarla ya da tomurcukla çoğalan ve problem doğuran sağlıksız mayalardan ayrıdır. Bölünüm tarzı, bilinen maya enfeksiyonuna antagonisticdir. Maya, aynı zamanda protein ve B-kompleks vitaminlerinin doğal kaynağıdır.

-B1 THIAMIN: Sinir sistemini normalize eden enerji sentezindeki oksidasyon görevi dolayısıyla gereklidir (mafsal iltihabı, arteriosclerosis ve kanseri engeller).

-B2 RIBOFLAVIN: Karbonhidrat, protein ve yağlardan enerji salıveren hydrogenation süresince; ayrıca sağlıklı cildi oluşturacak mukoza zarı ve parlak ışıkta daha iyi görebilmek için gereklidir.

-B3 NIACIN: Nicotinic asit veya nicotinamid; hücrelerde enerji oluşturabilmek için thiamin e riboflavin ile birlikte çalışır. Glikozu, karbonhidrat depolamanızın tek yolu olan glikojene dönüştürmek için gereklidir. Niacin, kardiyovasküler hastalıkları engellemek veya iyileştirmekte yararlıdır. Ayrıca kandaki kolestrolü ve trigliseriti düşürür, vücudu pisliklere ve zehirlere karşı korur, migren ağrılarını geçirir, mafsal iltihabını teskin eder, damarları genişleterek kan dolaşımını hızlandırır.

-B6 PYRIDOXINE: Aminoasitlerin emilimini ve metabolize olmalarını (sindirilmelerini) kolaylaştırır. Alvuyar oluşumunda rol oynar. 6dan fazla enzimin faydalı olabilmesi için gereklidir. B6, sivilcelerin temizlenmesine, kuru ve kaşınan cilde faydalıdır. Kataraktı önler ve gözdeki lensleri korur.

-B12 COBALAMIN: (Cyanocobalamin) özellikle ilikte kan üreten hücreler, sinir sistemi hücreleri ve sindirim sistemi hücreleri başta olmak üzere vücuttaki tüm hücrelerin normal çalışması için gereklidir. Bu vitamin güçlü bir enerji verici ve gençleştiricidir. Hâfızayı güçlendirir, konsantrasyon yeteneğini arttırır ve aklî bozuklukları engeller.

KOMBUÇAYIN ÖYKÜSÜ

Rusyada insanların 130 yaş üzerinde yaşadıkları Kargasok isimli bir yer vardır. Bu aktif asırlıklar, uzun yaşamalarının sırrını yüzlerce yıldır diyetlerinin bir parçası hâline gelmiş olan maya enzimine bağlarlar. Hepsi de birer sağlık timsâlidirler. Gözle görülür aşırı yaşlanma belirtileri ve ciltlerinde neredeyse kırışık yoktur.

Her gün en az 200 ilâ 400 ml kadar Kombuçay içerler. Bu çayın kökeninin MÖ 221 yılı Çinine dayandığını anlatırlar: Ona, Ölümsüzlük İlâcı adı verilmiştir. M.S 414 yılında Koreli Dr. Kombu, Japon İmparatoru Inkyoyu tedavi için bu iksiri Japonyaya getirmiştir. Daha sonra Kombuçayın kullanımı, Rusya, Hindistan ve Avrupaya yayılmıştır

Ben bu çayın Kanadalı Kızıldereliler tarafından da geleneksel bir içecek olarak kullanıldığını işittim.

Sovyet bilim adamları ve kanser araştırmacıları, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kanser artışının sebebini 1950lerin başında araştırdılar. Ural Dağlarındaki Kama Nehri üzerinde yer alan Perm bölgesindeki iki yerleşime araştırma heyeti gönderdiler. Bu iki bölgede neden hiç kanser vakasına rastlanmadığı konusunda meraklanmışlardı.

Önce, insanların yaşam tarzlarında belirgin bir değişiklik bulamadılar. Hattâ bu insanlar, kurşun, civa ve amyant madenlerinin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorlardı. Araştırma ekibindekiler sonunda fark ettiler ki, her evde tea kvass denilen fermente edilmiş bir içecek vardı ve herkes bu ferahlatıcı çaydan içiyordu

Başka bir ilginç rapora göre; Ronald Reagan, mantar çayının yararı konusunda bilgi almış ve kanser tedavisinin bu parçası olarak onu kullanmıştır. Kemoterapi sonrası metastaz oluşmasını takiben ABDli bâzı hekimler Aleksandr Soljenitsinin Kanser Bölgesi kitabını referans göstererek kendisine bilgi vermişlerdir. ABDne iltica eden ünlü Rus yazar bir Sovyet işçi kampında kanser tedavisi görmüştür. Başkan Reaganın yardımcıları kitaptaki referansları izlediler ve Soljenitsinin kanseri yenmesini sağlayan çay kültürünü elde ettiler. Reagana günde 1 lt. içmesi söylenmişti. Kanseri tamamen iyileşti.

Dr. Veronica Carstens (Almanya eski Cumhurbaşkanının eşi) 1987 yılında Doğadan Yardım-Kansere Karşı Şifa Yollarım başlıklı bir tez yazmıştır. Tezinde Kombuçayı kansere karşı tavsiye etmektedir.

Kombuçay konusundaki ilk kitap 1954 yılında G. F. Barbancik tarafından yazılmıştır. Rusçadır ve başlığı Kombu Çayı ve İyileştirici Özellikleri dir. Laboratuvar deneylerine dayanarak, Kombuçaydaki bu yararlı bakterinin, mikrop üreten hastalıkları, zararlı mayaları ve enfeksiyonları yok ettiğini ileri sürmüştür.

Gunther W. Frankın Avusturyada basılan Sağlıklı içecek Uzakdoğudan Sağlıklı Şifa kitabı yüzlerce yıldan günümüze gelmiş bilgilerin sonucudur.

Rosine Fasching, Fungus Çayı Kombuchanın Doğal İçecek Olarak Kanser ve Diğer Hastalıklara Olan Etkisi isimli kitabında, amcası M. D. Rudolf Sklenar ile gerçekleştirdikleri klinik çalışmalarında günlük terapi olarak kronik bir çok hastaya Kombuçay içirdiklerinden bahsetmektedir.

Annem Latviada doğdu. Geçen sene onu, koruyucu ilâç olarak Kombuçay içmeye zorladımsa da, 1915de Riga Lavtada yazılmış olan Doğal Araştırmalar Birliğinin Raporunu bulana kadar ikna edemedim. Onu, Brinuma-Ssenenin anlatımını sordum, hârika! dedi. Daha sonra kendisine Latvialı insanların bir çok hastalığı iyileştirmek için Kombuçay içtiklerine ilişkin bilgileri gösterdim. O da, bunu çocukken içtiğini hatırladı. Şimdi her gün içiyor.

Her ne kadar her derde devâ sayılsa da, Kombuçay her şeyi tedavi etmeyebilir. Bu, bağırsak sistemini güçlendirici en önemli içecektir. Tekrar edelim; insanların toniğe reaksiyonları farklı olacaktır, çünkü vücut kimyalarımız farklıdır. Şunu söyleyebilirim ki, kısa sürede fark edilen bir iyileşme yaratmadığı birkaç hastalık görmedim ve Çok ilerlemiş kanser vakalarının üç aylık bir kullanım sonucunda iyileştiğini izledim.

GERÇEKLEŞMİŞ VAKA ÖRNEKLERİ


Bir kadın, kanserin son aşamasındaydı ve birkaç haftalık ömrü kalmıştı. Ailesi, bütün ümitlerini yitirmiş olarak bana geldi. Onlara Kombuçay verdim. Hasta, çayı ilk içmesiyle kendisini daha iyi hissetmeye başladı. Ama ne yazık ki, hastalık çok ilerlemiş olduğundan birkaç hafta sonra öldü. Buna rağmen ailesi bana teşekküre geldiler, çünkü hasta son günlerini rahat ve mutlu geçirmişti.

Meksika Puerto Vallartadan Norma Norzagara (43)ya, omuriliğini sarmış ileri derecede göğüs kanseri teşhisi konmuş; Meksiko, Arizona ve Puerto Vallarta şehirlerindeki üç büyük hastane bu teşhisi doğrulamıştı. Üç hastanedeki uzmanların tavsiyesi birleşince, Norma, göğsünün birini aldırmak üzere eşiyle birlikte Arizonaya gitmeye karar verdi. Kendisini hazırlayabilmesi için ameliyat 4 ay sonraya alındı. Bu arada Norma, annesinin tavsiyesiyle, doğal maddelerle tedavi yapan bir doktor hanıma gitti. Kendisine Hongo Chino, yâni, bildiğimiz adıyla Kombuçay verildi ve her gün içmeğe başladı.

Her sabah ilk iş olarak yarım taze sıkılmış portakal suyu ile Kombuçay karışımını içti. Üç ay sonra kendini iyi hissetmeğe başladı. Arizonaya ameliyata gittiğinde de içmeğe devam etti. Ameliyattan bir gün önce Normaya tekrar bir kontrol yapıldı ve kanser izine rastlanmadı!.. Doktorlar şaşkınlıktan donakaldılar. Sadece kanser kaybolmakla kalmamış, Normanın beyaz saçları da siyahlaşmış ve herkeste yüzünü gerdirdiği izlenimi uyanmıştı, çünkü yüzünün kırışıklıkları bâriz şekilde azalmıştı. Diğer bir netice de, erken gelen bir menopozdan sonra düzenli âdet görmesiydi.

Bundan daha enteresan başka bir klinik olay da Normanın kocasının yaşadığıdır. Normanın iyileşmesinden birkaç ay sonra kocasına beyin tümörü teşhisi kondu. Kanser kulağından başlamış ve beyne yürümüştü. Doktorlar kulağının dış kısmını ve içindeki büyük bir kısmı aldılar. Fakat beyne dokunamadılar, çünkü bu durumda ömrünün sonuna kadar bitkisel hayat yaşayacaktı. Doktorlara göre takriben iki aylık ömrü kalmıştı. Çok sigara içiyordu, alkolikti, kırmızı ete ve abur-cubur yemeğe bayılıyordu. Cildinde 140 kadar deri kanseri lekeciği, ve ayrıca kronik anfizemi vardı. Karısının nasıl iyileştiğini bildiği hâlde Kombuçay içmeyi reddetti. Kanser ilâçlarını fırlatıp attı, çünkü nasıl olsa iki ayı kalmıştı

Norma onun çaylarına, meyve sularına ve çorbalarına gizlice Kombuçay katmağa başladı. Bu arada, portakalların bu mevsimde biraz asitli olduğunu söyledi! Üç ay sonra kocası, Normanın bu yaptığını anladı. Çünkü meyve suyuna karıştırdığı Kombuçay miktarını her defasında attırmıştı. Kızdı ama, kabûl etmeliydi ki öleceği bildirilen süreden bir ay fazla yaşamıştı. Bu yüzden, çayı istekle içmeğe başladı. Dört ayda bir gidip cildindeki kanserli lekelerin yaktırılmasına da gerek kalmamıştı.

Beyin tümörü yok oldu. Ve kulağı da yeniden eski hâline geldi. Daha sonra sıkı bir fizik kontrolden geçtiğinde, kanserin izine rastlanmadı. İçki ve sigarasına ara vermedi ve anfizemi gene var ama Altı yıl geçti, hâlâ sağlıklı.

Normanın altmış yaşındaki annesi 29 yıldır şeker hastası olduğu için her gün insülin vurulmaktaydı. Sonunda tekerlekli iskemleye mahkûm oldu, görme yeteneğinde kayıp başladı. Doktorlar onun yaşında ve durumundaki bir hasta için bunun normal olduğunu, yapılabilecek fazla bir şey olmadığını söylediler.

Norma, annesini beraber oturmaya ikna etti ve Kombuçay ile iyi bir diyetin ona yardımcı olacağını söyledi. Sadece bir hafta sonra, kadının insülin kullanmasına ihtiyaç kalmadı ve o günden beri hiç kullanması gerekmedi. Yavaş yavaş görüşü kuvvetlendi, okumağa ve üç ay sonra da yürümeğe başladı. Çok geçmeden Meksika, Sonaradaki evine döndü ve hattâ jimnastik derslerine bile katıldı.

Meksikada benim köyümde, beyin tümörü için kemoterapi gören 12 yaşında bir çocuk vardı. Kanseri iyileşmeğe başlamıştı ama, uzun süredir kendini çok zayıf hissediyor ve okula gidemiyordu. Saçının hemen hepsi dökülmüştü. Ailesiyle Kombuçay hakkında görüştümse de pek istekli görünmediler. Dedesiyle görüştüm; dedesiyle beraber içmeğe başladılar. Birkaç ay sonra tekrar okula, arkadaşlarının yanına döndü ve çok güzel saçları çıktı.

Yakın arkadaşım Deborah Capps, dokuz aydır kronik yorgunluk sendromundan şikâyetçiydi. Oysa 30 yaşında ve çok sağlıklıydı. Bir gece âniden hastalandı ve sonraki dokuz ayı neredeyse tamamen yatarak geçirdi. Saçını taramak bile onun için büyük bir eziyet oluyordu.

Deborahın, Mononucleosis the Epstein-Barr virus testi pozitif çıktı. Karaciğeri çalışmıyordu ve zehirleniyordu. Hazmedemediği için, her yemek yiyişinde hastalanıyordu. Kombuçay içmeğe başladıktan iki hafta sonra enerjisi yavaş yavaş geri gelmeğe başladı. Bir ay içinde baş ağrıları, aşırı yorgunluk ve gece terlemeleri geçti. Birkaç ay sonra da kan sayımı normale döndü. Üç-dört ay sonra, duyulardaki hissizlik ve sersemlik kayboldu. Bir sene sonra, düşmüş olan IQsu tekrar yükseldi ve iletişim için yeni bir keşif yaptı. Geride kalan tek belirti, zaman zaman ortaya çıkan hafif ateşti.

Onun beraber çalıştığı hanım da kronik yorgunluk sendromu çekmiş ve geleneksel tedaviyle sekiz senede iyileşmişti.

Deborahın 57 yaşındaki teyzesi 15 yıldır multiple sclerosis (MS) hastalığından muztaripti ve son 6 yıldır da tekerlekli sandalyeye bağlanmıştı. Bu 6 yıl boyunca ayaklarını hareket dahi ettiremiyordu. Yatağına veya arabasına otururken yardım gerekiyordu. Tamamen içine kapanmıştı. Kombuçayı beş ay içtikten sonra insanlara cevap vermeğe ve senelerdir ilk defa gülmeğe başladı. Şimdi kendi kendine yardımsız oturabiliyor, ayaklarını kaldırabiliyor ve küçük bir pedal bisikletinde ayaklarına egzersiz yaptırıyor.

Larry, Deborahın bir diğer arkadaşı. 37 yaşında ve uzun yıllardan beri akut astımı var. Senede en az iki kez ciddî kriz geçirmekte ve hastaneye yatmakta. Nefes alamadığı pek çok zaman öldüğü sanıldı. Bu sebeple hâlâ ailesiyle beraber aynı evde oturuyor. Teni çok açık gri, gözleri her zaman sarıydı. İksiri bir sene boyunca içince teni pembeleşti, gözleri aklaştı ve parladı. Sempatik bir kişi hâline geldi ve hattâ egzersizlere başladı. Astım krizleri gene geliyor ama, hastaneye yatmadan geçiyor. Bu son senede daha da iyileşeceğini zannediyoruz.

Deborahın en iyi arkadaşının annesi 69 yaşındaydı. Deborahın onu tanıdığı 11 senedir vücudu orantısızdır. İnce ayakları ve küçük kalçaları, fakat kocaman bir karnı vardı. Kabızlık ve gaz sıkıntısı çekerdi. Deborah ona iki hafta Kombuçay içirince karnı 12 cm inceldi ve hâlâ da öyle

New Mexicodan Betty ve kocası Kombuçay içeli beri çok daha enerjik olduklarını söylüyorlar. Bettynin kronik yorgunluk sendomu ve Candida hastalıkları vardı. Boynunda ve başındaki ağrılar oldukça azaldı. Çevre kirliliğine bağlı alerjilerinden daha az etkileniyor şimdi. Eşinin de enerjisi arttı ve mafsal romatizması ağrıları azaldı. Bağırsak problemleri vardı, onlar da düzeldi.

Reed Curly (85), Flora (78), Mesa, Arizonada yaşıyorlar. Curlynin cilt kanseri var. Kombuçayı sadece bir ay içtikten sonra burnundaki iki tümör yok olmuş. Dudaklarındaki tümör (ki pek çok kez yakılmış ama yine de çok büyümüştü) toplu iğne başı büyüklüğüne kadar küçüldü. Flora mafsal romatizması (artrit) ağrılarının geçtiğini söylüyordu. Böbrek sorunu da vardı ve küçük tuvaletini zorlukla yapıyordu. Bu problem de yok oldu. Son olarak doktora gittiğinde tansiyonunun normalleştiğini öğrendi. Uzun yıllardır tansiyon ilâcı alıyordu. Ve her zaman yorgun olan Flora şimdi çok enerjik olduğunu söylüyor. Sadece bir ay Kombuçay içtiklerini düşünürsek, onların vakası daha da ilginç değil mi?..

Long Beach-Californiadan Josephe 1985de AIDS teşhisi kondu. Uzun süredir AIDSle mücadele eden ve bizi en iyi kanıtlayan kişi odur: 1993ün çoğunu yatakta geçirdim, banyoya kadar bile yürüteçsiz gidemiyordum.

1990da (PCP) pnemoeytis carini pneumoniaya yakalanınca tehlikeli enfeksiyonlar da artmaya başladı. Bunlar, menenjit, ensefalit, pankreatit ve erken bunama (dementia) komplikasyonlarıydı:

Öyle bir his içindeyim ki, faturalarımı ödeyemiyordum. Her an yorgunluk, hastalık ve ağır zehirlenmişlik hissi vardı. Her gün sabah kalktığımda da akşam yattığımda bu halsizliği üzerimden atamıyordum.

Joseph bana ve Deboraha, uyanmamak için dua ettiğini ve yaşamın hiçbir değeri kalmadığını söylerdi. Kombuçay içmeğe başladı. İçtiği ilk gün, kusmalarının da sonu oldu. Aslında bu kusmalar her zaman olmaktaydı ve yediği hiçbir şey midesinde durmuyordu. 130 kilodan 85 kiloya düşmüştü. Çayı bir hafta sürekli içince: Dördüncü günümde uyandığımda, dualarım kabûl oldu, öldüm ve cennete gittim sandım, böylece hiçbir ağrım ve mide bulantım kalmamıştı dedi. Sonunda yatağından çıktığını ve koşuya gittiğini söyledi. İşin ilginç yanı, değişikliğe sebep olacak hiçbir ilâç almamıştı, sadece Kombuçay içiyordu.

Daha sonra Josephin Nizoral denilen ve thrush pamukçuk hastalığına iyi gelen ilâca devam etmesine gerek kalmadı. Bu da Kombuçayı on hafta içtikten sonra gerçekleşti. O zamandan beri Avrupaya seyahat etti (tabii Kombuçayını da yanında götürdü). Şimdi hergün egzersiz yapabiliyor ve günde 3-5 mil (8-10 km) bisiklete biniyor. Joseph günde 360 gr çay içiyor. P 24 sayısı 3600den 300e düştü. Kilosu tekrar 120ye çıktı ve yine tam gün çalışıyor. Bizim diğer mûcizevî kanıtlarımız gibi, Joseph de bizim iyileştirme ağımızın bir parçası olarak çalışmayı teklif etti.

Rahibe Anastasia Peterson 78 yaşında. Benim pek sevdiğim ve Meksikada beraber çalıştığımız bir arkadaşımdır. 50 yıldan beri ayak bilekleri şiştir. Hongo Chinoyu bir yıl içtikten sonra ayak bilekleri inceldi. İnsanlar merak edip sorduklarında o da Kombuçaydan bahsetti. Pek çok kişi onunla birlikte Kombuçay içmeğe başladı. Kendilerini insan iyileştirmeye adamış rahibeler Kombuçay istemeğe başladılar. Şimdi, San Blas, Aticama, Guadalajara, Mexico City, San Lois Potosi ve Michoacan-Mexicodaki rahibelerde Kombuçay var. Kendilerini sağlıklı tutan, hastalıklarını iyileştiren Kombuçayı seviyorlar. Ve iyileşenler, etrafındakileri de iyileştirmekten mutlu oluyorlar.

Redonda Beachden Mattie, 1,5 ay Kombuçay içtikten sonra egzersiz yapacak kadar çok enerjisi olduğunu (ki daha önce yoktu), görme kabiliyetinin arttığını ve daha iyi uyuduğunu söylüyor. Gecede 6-7 defa tuvalete kalkarken şimdi deliksiz uyuyor. Uykuya varma problemi de kalmadı. Halbuki kendini bildi bileli, vücudunu rahatlatıp uykuya geçmesi saatler alırdı. Ya kitap okur, ya TV seyreder, ya da bir bardak süt içerdi. Şimdi ise sırtım yatağa değer değmez, bir dakikadan daha az bir sürede uyuyorum diyor. Ayrıca, gece veya sabah erken uyandığımda tekrar uyumam mümkün değildi. Şimdiyse nihayet yıllardır ilk defa deliksiz uyku uyuyorum diye ekliyor.

Mattienin sabahları ve günün değişik saatlerinde ayaklarına kramp giriyordu. Bu da tamamen geçti. Mafsal romatizması vardı ve kışın çok ıztırap çekiyordu. Eklem yerleri kaskatıydı, boynu, elleri-kolları ve bilekleri hep ağrırdı. Oysa bu yıl en rutûbetli kış olmasına rağmen onun hiç ağrısı yoktu. Mattienin her yıkamada saçları da çok dökülüyordu ve kel olacağından korkuyordu. Çayı içmeye başladığından beri, her yıkandığında sadece bir-iki tel saçın dökülmüş olduğunu görüyor. Hattâ kilo vermek için gayret sarf etmediği hâlde beli bir inç (3,5 cm) inceldi. Mattie günde 200-400 ml çay içiyor. Mattienin kız kardeşi, doğduğu yer olan Filipinlerden Kombuçayı yirmi yıl öncesinden hatırlıyor. Kocasının ailesi ona Kargasok diyorlar.

Mattie kendisine karşılıksız verilen ve çok güzel şeyler yapan bu çayla başkalarına yardım etmeyi teklif etti. Mattie ile daha yeni görüştük. Saçının eski parlaklığını ve şeklini aldığını, doğal dalgasına kavuştuğunu söyledi. Uzun yıllar gözlerinin kuru ve kaşıntılı olduğunu, bunun da araba kullanmayı çok zorlaştırdığını anlattı. Salline Solutionu doğal gözyaşı yapması için senelerce kullandı ama, şimdi gözleri normal nemine döndü ve damlayı kullanmasına gerek kalmadı.

Laura, Kombuçay alınca bizi aradı. Görme yetisiyle problemi vardı. Doktoru multiple sclerosis veya optik neuritis neticesi olduğunu düşünüyordu. Beyin MRı çekilmiş ve bu izlere rastlanmıştı. Doktorlar Lauranın hastalığına tam bir teşhis koyamamışlardı ama, yüklü bir kortizon tedavisine başlamak istiyorlardı. Laura bu reçete tedavisini, sadece bulgulara dayandığı için reddediyordu. Hastalığının ne olduğunu bilmemesi kötüydü. Görüşü sislendi. Buharlı bir aynada tarifi imkânsız resimler görmek gibi diye tarih ediyordu. Işığı algılaması da kötüydü: Evimdeydim. İyi aydınlatılmıştı ama alaca karanlıktı

Gittikçe kötüleşiyor ve başı saman gibi oluyordu. Bir cuma günü arkadaşıyla yemekteyken başı öylesine döndü ki acele eve gitti, ertesi gün de Kombuçay içmeğe başladı. O cumartesi başı düzeldi. Pazar günü daha çok ışık gördü. Pazartesi günü ise kendini araba kullanacak kadar iyi hissediyordu. Sol tarafında beliren felçimsi durum da yoktu. Başladığımdan on kat daha enerji doluyum diyor ve kalçalarının üzerindeki selülitlerin de yok olduğunu ekliyordu.

Laura iş yerinde arkadaşlarına iyileşmesindeki gelişmeleri anlatırken, birisi ona bir arkadaşının ağır Prozac tedavisinde olduğunu ve hızla kötüye gittiğini söyledi. Ona da Kombuçay içirmeğe başladılar. Üç hafta sonra hasta kendini daha iyi hissediyordu. Prozac dozunu düşürmeğe başladı, beş hafta sonra tamamen kesti ve eski normal hâline döndü.

Not : Laura her sabah 1 su bardağı (200 - 400 gr.), akşam da 1-2 bardak Kombuçay içmekteydi.

Dr. Alvaro Artigas, bir akupunktur mütehassısıdır ve benim Kombuçayı verdiğim ilk kişilerdendir. Önce kendinde denedi. Daha iyi görünüyor, kilo vermiş ve sağlığında gelişen genel bir iyilik hissediyor. Şimdiki muayenehanesinde yıllardır bunu kullanıyor. Meksikada Kombuçaya Hongo Chino denir ve kanserli, romatizmalı, şekerli, kilolu, bağırsak ve mide problemli, boğazı hasta, üşütmüş, grip olmuş hastalarına bu içeceği veriyor.

Meksikada eczacı olan Jose Saundoval eklem romatizması ağrılarından kurtulmak için Kombuçay içti. İkinci haftada beklenmedik başka bir sürpriz ortaya çıktı. Uzun süredir muztarip olduğu sinüziti iyileşti. Yıllardır nefes olama zorluğu çekiyordu. Burnundaki kanallar tıkalıydı, bu yüzden çok zor uyurdu. Neticeden çok memnun!..

Gregoria Petino, San Blas-Meksikadan; bir aydan beri ayağında uyuşma vardı ve üzülüyordu. Bana danıştı. Ona Hongo Chinodan bahsettim. Bir hafta içinde ayağı düzeldi ve istenmeyen kilolardan kurtuldu.

Aptos-Californiadan bir arkadaşım Kathi (41), ateş basmalarından ve ruhsal durumunun bozukluğundan şikâyetlerle bana geldi. Ona Kombuçay verdim. Bir haftada kendisini çok iyi hissetmeğe başladı ve belirtiler yok oldu.

Arizonadan Cheryl yazıyor: Kombuçay içtiğimden beri bir çok gelişmeyi fark ettim. Sindirim sistemim ve midem her zaman çok hassastır. Kombuçayla sindirim sistemim düzene girdi. Mide kramplarım çok ender düzeye indi. Omuzlarımda ve dirseğimdeki ağrılar geçti. 48 yaşındayım ve menopoz dönemine girmiştim. Ateş basmaları gerçek bir problem olmaya başladı. Östrojen almak için doktoruma gitmeğe karar vermiştim ki, Kombuçayla beraber ateş basmaları ve terlemeler bitti.

Arizonadan Barbara ve Ross Gleizin mafsal romatizmaları iki ay içinde önemli ölçüde azaldı. Günde iki kez 250 grlık bardaklarla Kombuçay içiyorlar. Barbara sabah ilk iş olarak portakal suyu karıştırıp, diğer bardağı ise günün ileri saatlerinde sade olarak içiyor. Rossun yirmi yıl önce geçirdiği trafik kazasından kalma ülseri var, midesinin üçte biri alınmış. O, Kombuçayı daha geç saatte bir şeyler yedikten sonra sade içmeyi tercih ediyor. Rossun tekrarlayan ülser kanamaları vardı ve devamlı tedavi görüyordu. Şimdi, Kombuçayın mide durumunu düzelttiğini, ülser ilâçlarına gerek kalmadığını, belki tamamen iyileştiğini, ama yine de hassa bir midesi olduğunu söylüyor. Düzensiz tuvalet ihtiyaçlarının da, doğru miktarda çay içmeğe başladıktan sonra düzene girdiğini belirtiyor. Barbara aynı zamanda herpes virüsünün yok olduğunu, üç yıldır Kombuçay içmekle grip ve nezle olmadıklarını söylüyor. Rossun yetmiş yaşındaki annesinin de ağrılı mafsal romatizması geçmiş ve saçları koyulaşmış.

California-Long Beachden Lin bir yıldan beri Kombuçay içmektedir ve saçındaki değişim inanılması güç bir gerçek. Saçım kuru, kırık ve sertti. Ne yaparsam yapayım omuzlarımdan aşağı uzamıyordu diyor. Şimdi ise mısır püskülü gibi hızlı uzamakla kalmıyor, aynı zamanda parlak ve sağlıklı! Lin, Kombuçayı arkadaş ve akrabalarından kırk kişiye dağıtmış. Lin, detoks (vücuttan zehirli atıkların atılması) sırasındaki ağız kokusu yüzünden neredeyse Kombuçaydan vazgeçmek üzereydi. Sigara içtiği sürece detoks bitmeyecek gibiydi. Sigarayı bırakınca, rahatsız edici detoks belirtileri yok oldu. Şimdi Lin de Kombuçay ağının bir parçası...

Jessica Rialto, Californiadan: Hastaydım ve çok ilâç alıyordum. Damar tıkanıklığına bağlı kalp hastasıydım, şekerim vardı, fazla kiloluydum, hipotiroid ve yüksek tansiyondan şikâyetçiydim. Kombuçay içmeğe başladığımın ertesi günü vücudumdaki değişikliği fark ettim. Daha önce olmadığım kadar enerjiktim. Romatizma ağrılarım geçti. Bel ağrısından iki büklümdüm. Şimdi ağrısız doğrulabiliyorum. Tıkanmadan uzun yol yürüyorum. İdrar kesemdeki fibro tümörlerden dolayı vajinal kanamam vardı, üç günde kanama durdu. 57 yaşındayım ama, kendimi 27 yaşında gibi hissediyorum.

KİŞİSEL GÖZLEMLERİM

Kombuçayı sadece sağlıklı olmak ve uzun yaşamak için içiyorum. Sporla içiçe yaşayan bir jimnastik öğretmeniyim. Çalışmalarımdan önce ve sonra içtiğim bu çay sayesinde ne susuzluk hissediyorum ne de acıkıyorum. Enerjimi bütün gün aynı yüksek seviyede tutuyorum. Bu çayı içtiğimden beri soğuk algınlığı bile geçirmedim. Kombuçay grip sezonlarında da etkili bir koruyucu. Ayrıca cildim daha iyi görünüyor ve artık yakın gözlüğü kullanmıyorum.

Mantar çayının bende yarattığı en önemli ve dikkat çekici düzelme, görme bozukluğumun geçmesidir. Bir çok arkadaşım Kombuçayın kilo kontrolünde son derece etkili olduğunu söylüyor. Kombuçayı bir yıldır içiyor ve pek çok insana içiriyorum, nasıl ve niçin olduğunu bilemediğimiz olağanüstü sonuçlar alındığını gözlemledim. Bu konudaki araştırmalarımın sonucunu almağa başladım artık. Kombuçayın nasıl ve nerede etkili olduğunu fark ettiğim zamanlar, bu bilgileri kaydettim. Elinizdeki kitap, bu araştırmalarımın sonucudur. Ümit ederim ki, insanlar bu doğal şifa yoluyla iyileşirler ve gençleşirler.
 
Üst Alt