• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Kitaplardan beğendiğiniz alıntılar

shgiptare

Kıdemli
Üye
- ben dedi, okuduğum kitabın kahramanlarını sevmek isterim ;onları dostum farzediyorum,hep kendileriyle beraber yaşıyorum ve yanımdan ayrılmalarını istemiyorum.onun için bu kitabın kahramanını ..hatta pek çok sevmeliyim.senelerce aynı kitabı tekrar tekrar okduğum vardır.
öyle bir kitap arıyorum ki bütün hayatımda bıkmadan hep onu okumalıyım.
bence kitap demek bir defa okumak için yazılan şey değildir.baZI tanıdaklarım haftada üç dört tane okuyorlar.onlara hayret ediyorum ..kitap...nasıl diyeyim..
içinde yaşadığın ev gibi olmalı vatan gibi olmalı ona alışmalıyı,bağlanmalıyız,kösesini bucağını gayet iyi tanımalıyız ,her notasına hatıralarımız karışmalı...

Bir tereddütün romanı ....PEYAMİ SAFA ...
(bakalım devamı bu kadar güzel mi)
 

Y.E.K.

Altın Üye (Haziran 2008)
Üye
Gül Yetiştiren Adam (Rasim Özdenören)

Allah rahmet eyleye,diye bir sayha yükselir o anda.Cemaatin tüyleri ürperir,daha dün gördükleri,konuştukları,kendileri gibi soluk alıp veren,kendileri gibi yemek yiyen,öfkelenen,sabırsızlanan,üzülen,kandıran,kandırılan adam değil midir bu? Gül Yetiştiren Adam (Rasim Özdenören)
 

diojen

Tecrübeli
Üye
ahiliğin açığı kaçtır?
-dörttür
_say gelsin
_eli ,yüzü,gönlü,sofrası
kapalısı kaçtır
_üçtür
-say gelsin
_gözü beli,dili

devlet ana_kemal tahir
 

mopsy

Emektar
Üye
merhaba!

Mavi gece

Çiçeklerin kokusu kızın sesine serpilince oğlan derin, derin kokladı. Hemen muzur bir gülümsemeyle "Dans edelim" diye çiçeğin yapraklarına fısıldadı.
Çiçekteki bu sözcükleri koklayan kız gülümseyerek yapraklara "Tamam" diye fısıldadı. Ve ekledi "Kelebekler yanında mı?"
Oğlan hemen penceresini açtı ve tüm kelebekleri odasına davet etti. Kelebekler saksıdaki manolyanın üzerinde toplandılar.
Kızsa etrafındaki kelebekleri saksıda gülümseyen manolyanın kokusuna topladı.
Sonra kızın ve oğlanın sesleri birbirine karıştı...

Sis Labirenti
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi mıncıkladın mı senin mi oldular sanıyosun? gaflet! Senin olan sadece 10 dakikalık tenleri. Konuşmaz seninle kitap, sırtına basıp ikbale tırmanazsın.
kahrını çekeceksin kitapların hizmetinde bulunacaksın. senelerce hiç bir şey beklemeden diz çöküp emirlerini dinleyeceksin... Adam vardır Aristoyu Atina kerhaneleririn adresinin sormak için köşebaşın da bekler. Adam vardır kenef süpürtür venüse. Kitabı ruhla dolu kutsal bir emanet olarak değil, maddi refehına hizmet edecek hüddam olarak görür."

Cemil Meriç
 

diojen

Tecrübeli
Üye
Kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi mıncıkladın mı senin mi oldular sanıyosun? gaflet! Senin olan sadece 10 dakikalık tenleri. Konuşmaz seninle kitap, sırtına basıp ikbale tırmanazsın.
kahrını çekeceksin kitapların hizmetinde bulunacaksın. senelerce hiç bir şey beklemeden diz çöküp emirlerini dinleyeceksin... Adam vardır Aristoyu Atina kerhaneleririn adresinin sormak için köşebaşın da bekler. Adam vardır kenef süpürtür venüse. Kitabı ruhla dolu kutsal bir emanet olarak değil, maddi refehına hizmet edecek hüddam olarak görür."

Cemil Meriç
alıntı çok güzel..teşekkürler...
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Adem ve Havva: Yasak elmanın tadına varınca farklılılarını gördüler ilk defa, utanıp incir yapraklarıyla örtmek istediler çıplaklıklarını, ama birin de bir ötekinde üç incir yaprağı vardı. Sayı saymayı öğrenince bir daha hiç aynı olamadılar.

...

Kimlik: Tak tak tak, "kimo?"diye seslenmiş içerdeki. "benim "diye seslenmiş içerideki. "ben diye birini tanımıyorum" demiş içerideki. "nasıl olur demiş dışarıda" ki, "nasıl unutursun beni. Bir kere bak hemen hatırlarsın."
Yüzü bulutlanmış içerdekinin sesi tütremiş. "Git buradan" diye fısıldamış. "Kocam gelir birazdan artık ona aidim."
Ben, son bir kez bakmış bacasından duman tüten fırfırlı perdeli aşı boyalı eve. Gidecek bir yeri yokmuş. Cami avlusunda uymuş o gece. Sabaha karşı Namaza gelmiş cemaat, ben, BİZ e karışmış sessizce. Bir daha da onu gören olmamış.

...

Şişko: Ne zaman İnsan içine çıksa, herkes işini gücünü bırakıp onu seyredermiş. O da gözlerden o kadarrahatsız olurmuş ki daha çok yemek yer daha çok şişmanlarmış.

...


Unutmak: Göz temizliği


Elif Şafak/Mahrem
 

-BaDe-

Kıdemli
Üye
Aşk kanıt ister !
Çok zordur Yusuf'u görmeyen gözün Züleyha'yı anlaması...
Ve çok kolaydır Yusuf'u görmeyen gözün Züleyha'yı kınaması...


Murat Çelik / Aşkın Elif Hali
 

-BaDe-

Kıdemli
Üye
''Sana çok ihtiyacım var inan. Buluşabilirsek şayet bu yüz yüze gelmemizden önceki son mektup demektir. Aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak seni görerek...''

Briefe An Milena / F. Kafka
 

-BaDe-

Kıdemli
Üye
''Hergün yazışmamızın iyi olacağını daha iyi anladım. Sen bunu benden önce anlamıştın. Hergün mektuplaşmak insanı güçsüzleştiriyor. İstiyorsan yazma bana, ama lütfen bunun sebebi hastalık olmasın..''

Briefe An Milena / F. Kafka
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Arzularımı susturamıyorum. Şımarığım, yaramazım, alçağım. Sel yatağına çekilmedi henüz. Mektuplarınla yaşıyorum. Garip bir hayat bu, seninle yatıyor, seninle kalkıyorum, ama yine de mütehassırım, yine de Lamiam benim, bütünüm, kemalim, zindanımı aydınlatan ışık, gözbebeğim.

Sana yolladığı kitaplardan utanıyorum. Sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. Muhammed'e nasıl iman ettiklerini anlıyorum. Tek mucize kelam. Kelam, yani sen.


Sabahleyin uyandığım zaman ezanı dinliyorum, sonra şarkılar söylüyorum sana.

Öperek...
(Cemil Meriç`in Lamia Hanıma Yazdığı Mektuplardan Bazı Kesitler )
 

-BaDe-

Kıdemli
Üye
'' Beni sana getirecek bir yol bulmuştum, karanlıktan aydınlığa kavuşacaktım. Bu yolu umutla, sevinçle kazmış, kendimden de birşeyler katmıştım. Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak, ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz... Elbet yüreğim sızlar ''...

Briefe an Milena / F. Kafka
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
herkes bağırırken şiirler okumak mı,
susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi?
apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?
sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor
beğenmeseler de seviyorum ellerimi,
hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.
İtiraf ediyorum…

Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.
Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.

Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu?
Çekilin,
yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.
suç ve ceza
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Kararınca

Zamanın birinde avrupalı bir kralın en büyük zaafı farklı mutfakların yemeklerinden tatmakmış. Her gittiği ülkeye aşçılarını da götürür, o ülkenin yemek kültürünü öğrenmelerini istermiş. Bir gün yolu Anadolu'ya düşmüş. Türk mutfağının yemekleri büyülemiş kralı. Malum bizim yemekler... Baş aşçıyı çağırtıp bu ülkenin yemeklerini çok iyi öğrenmesini emretmiş. Ziyaretleri bitince ülkelerine dönmüşler, kral baş aşçıyı tekrar çağırmış.
Kral "Türk yemeklerini iyi öğrenebildin mi?" diye sormuş aşçıya. Aşçı mahcup; " Kralım herşeyi gördüm, izledim, inceledim, ama gene de onlar gibi pişiremiyorum. Bir yeri anlayamadım." Kral sinirlenmiş " Neyi anlamadın?". Aşçı "Türkler yemekleri yapıyorlar, orada bir sorun yok ama tuz atmaya gelince , ne kadar tuz koyduklarını soruyorum "kararınca" diyorlar. Ben onu anlamadım."der...

Biz de işler hep kararınca yapılır. Bundandır batılının bizi anlayamayışı ve anlayamayacak olması...

(Kaynak: Göksel Türk / Isparta Huzur Evi sakinlerinden)
 

-BaDe-

Kıdemli
Üye
Hey kör şeytan! Ellerin de, ayakların da, kafanın da, kıçının da senin oldukları açık; Ama sevine sevine zevkine vardığın tüm bu şeyler bu yüzden daha mı az benim?

Karl Markx's Money
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
İngiliz madenci oğlunun klasik öyküsü:

-Anne üşüyorum, sobayı yakamaz mısın?
-Kömürümüz yok.
-Neden?
-Çünkü baban işsiz kaldı.
-Neden?
-Fazla kömür olduğu için.


Gündüz Vassaf ..Cehenneme Övgü
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun pençesindeyim. Hayat, acılarımın sisli camı arkasında kâh bir kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazen komedilerin en adisi. Bazan trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki cehennemden habersiz bir dünya..

Kitaplardı benim oyuncağım. Onları elimden aldılar. Önce insanlar aldı, sonra kendileri kaçtılar benden. Ve kadınlar ki, ölüm kadar güzeldiler..

Duyguları kapıda bekletiyorum. İçerde yabancılar var. Kapıyı açtığım zaman, kimseyi bulamıyorum dışarda..

Yasamak bir fırtınaya kapılmak, yanmak, ağlamak yani sevilmek. Yaratmaksa mumyalaşmak, fırtınanın yani hayatın dışında kalmak yabancılaşmaktır."



(Cemil Meriç, Jurnal 2, s.141-142)
 

suur_r

Amatör
Üye
"Akıllı düşmanından daha çok zarar veren aptal bir dostluk yapmıştım sana."

Zülfü Livaneli / Son Ada
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
ruh göz ile gözsüz görmektir o görmeyide görmektir.

ahmet hamadani -hayat nedir ......
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
- Ne yapıyorsun?

- Bir sonraki yanılgıma hazırlanıyorum.

Bertold Brecht, Bay Keuner'in öyküleri
 
Üst Alt