• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Kırmızı Kitap (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) Top secret!!!

Okunuyor :
Kırmızı Kitap (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) Top secret!!!

@CAPTAIN@

Acemi
Üye
KIRMIZI KİTAP
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ)

Türkiye’nin gizli anayasası olduğu söylenen bir küçük kitap var.Kırmızı ciltli olduğu için Kırmızı Kitap denilen bu kitabın içinde ne yazdığını pek az kimse biliyor. Ama bilmediğimiz bu kitap, bizi yönetiyor.
Ondan ilk önce Alparslan Türkeş söz etti..”Devletin kırmızı bir kitabı var” dedi. O gün bugündür Kırmızı Kitap merak konusu olageldi.
Türkeş, 10-15 sayfalık bu kitabı 1961 yılında görmüştü.O zamanki adı “Milli Güvenlik Politikasının Esasları” idi. Kırmızı bir ciltle kaplanmıştı.
İçinde Türkiye’nin güvenlik alanındaki temel siyasi yörüngesi yazılıydı.

Yıllar içinde o kitap kalınlaşıp, derinleştiyse de özünden bir şey kaybetmedi. Ve zamanla anlaşıldı ki, orada yazılı kararlar “hükümetler üstü”dür.”

Devletin gizli bir çekmecesinde kırmızı ciltle kaplı bir kitap var.
İçinde ne yazdığını pek az kimse biliyor. Ancak bilenler, bunun “Türkiye’nin gizli anayasası” olduğunu söylüyorlar. Yani Türkiye aslında o kitapta yazılı kurallarla yönetiliyor.
Kısaca bu kitabın ve “yazarı”nın tarihinden söz edelim:
1949′da “savunma stratejisini hazırlamak” amacıyla Ankara’da bir Milli Savunma Yüksek Kurulu kuruldu. Kurul 17 sivil bakan ve Genelkurmay Başkanı’ndan oluşuyordu.
1961′de Menderes’i deviren askerlerin sivillere güvensizliği bu kurula da yansıdı. Savunma konularında “tavsiye”lerde bulunmak üzere Milli Güvenlik Kurulu teşkil edildi. Daha önce tek oyu olan Genelkurmay Başkanı, yanına 3 kuvvet komutanını da aldı. Durum; 4 asker, 8 sivil oldu.
1982 Anayasası ile MGK güvenlik kararlarını hükümete “önerme”ye değil “bildirmeye” başladı. 10 kişilik kuruldaki denge de siviller aleyhine değişti: 5 asker, 4 sivil ve 1 cumhurbaşkanı…

* * *

Herhalde “derin devlet” diye söz edilen yer, ülke yönetiminde son 50 yılda etkisi adım adım artırılan bu kurum olsa gerek…
MGK’nın beyni “genel sekreter”… Adı pek bilinmiyor ama “Gölge Başbakan” olduğu söyleniyor. Emrinde 250 kişi çalışıyor. Görevi; “devlette devamlılığı temin”… Yani devleti bir ata benzetirsek, süvari değişse de atın aynı yönde koşmasını sağlamak…
Nasıl yapılıyor bu?..
Genel sekreterin 4 yardımcısından biri olan “Milli Güvenlik Siyaseti Başkanı” stratejiyi hazırlıyor. Devletin tehdit sıralamasından ekonomi politikalarına, kültürel önceliklerden dış siyaset tercihlerine kadar her şeyin yazılı olduğu bu belgede Genel Sekreterlik’te pişirilip kırmızı kitaba dönüştürülüyor. Önce MGK’da sonra Bakanlar Kurulu’nda onaylanıyor. Meclis, - içinde ne yazdığını bilmese de - bu kitaba aykırı yasa çıkaramıyor.
Her seçilen iktidar, 3 ay içinde MGK Genel Sekreterliği’ne brifinge davet ediliyor. Burada yeni süvariye “ulusal savunma stratejisi” anlatılıyor.
Peki ya iktidar olan partinin programı bu kitapla çelişirse?..
Yıllar önce bu soruyu MGK’nın eski genel sekreteri, emekli Org. Doğu Bayazıt’a sorduğumda şu yanıtı almıştım:
“İktidara gelen parti milli güvenlik siyaseti esaslarından haberdar olunca programındaki çoğu fikri değiştirir”.

* * *

İşte Mesut Yılmaz’ın “üzerindeki perdeyi açmalıyız” dediği “ulusal güvenlik sendromu” bu…
“Kırmızı kitap”, üniformalılara hükümetler üstünde tahakküm kurma şansı veriyor.
Askerler “Milli güvenlik siyaset belgesini Bakanlar Kurulu onaylıyor” dese de 28 Şubat’ta açıkça görüldüğü gibi pratikte “at”, kararlara uymayan süvariyi ne yapıp yapıp sırtından atıyor.
Yıllardır zaman zaman yaptığı çıkışlarla askerlerle polemiğe giren ve “iktidar ilişkilerini altüst edecek” AB üyeliğini kararlılıkla savunan Yılmaz bu çıkışıyla çok hassas bir damara bastı.
İktidarını biraz da halkın ulusal güvenlik kaygılarına borçlu olan Devlet Bahçeli’nin Yılmaz’a yönelik çıkışını “MGK’nın tepkisi” olarak yorumlamak yanlış olmayacaktır.
Ancak kim ne derse desin soğuk savaşın bitmesinin ardından bütün dünya savunma harcamalarında kısıntıya giderken, 4 yıl öncenin bölücülük ve şeriat tehditlerini aşmış gibi görünen Türkiye’nin son 4 yılda savunma harcamalarını yüzde 50′den fazla artırması, dünya devi ABD bile milli gelirinin yüzde 3′ünü savunmaya ayırırken, krizdeki Türkiye’de bu payın yüzde 5.4 olması hepimizi düşündürmelidir.
Bütün geleceğimizi biçimlendiren “Ulusal Güvenlik Siyaseti Belgesi”nin içeriğini bilmek ve cebimizden harcanan paranın tehdidin ölçüsü ile orantılı olup olmadığını tartışmak en doğal hakkımız…
“Kırmızı kitap”ın kapağı açılırsa bundan sadece Türkiye değil, “gizli iktidar” iddialarına muhatap olan MGK da yararlanır.
 
Üst Alt