Kırık hayaller mezarlığı!

KIRIK HAYALLER MEZARLIĞI!
Mehmet Necati GÜNGÖR

“Süreç” konusunda iktidarı eleştirmemizden rahatsız olanlar soruyor:

“Kürt sorununda sizin çözümünüz ne?”

Cevabımız:

“Bu ülkede Kürt sorunu değil, terör, Kürtçülük ve bölücülük sorunu vardır!”

Terörle ancak mücadele edilir, ciddi bir devlet, hiçbir şeyi terörle müzakere ve pazarlık konusu yapmaz. Bunu devlete yaptıranlar, bu büyük vebalin altında ezilmeye mahkûmdurlar. Millet, bunlara er ya da geç dersini verecektir!

Sorsunlar Kürt vatandaşlarımıza:

Hangi işi tutmak istedin de tutamadın?

Hangi şehirde oturmak istedin de oturtmadılar?

Hangi okulu okumak istedin de okutmadılar?

Hangi seçime girmek istedin de sokmadılar?

Cumhurbaşkanı olabiliyorsun, Başbakan olabiliyorsun, Milletvekili olabiliyorsun, Hakim, Savcı, Emniyet Müdürü olabiliyorsun. Hak ettiysen, istediğin her şey olabiliyorsun.

Zengin olabiliyorsun. İstediğin semtte en güzel villada oturabiliyorsun. En son model arabaya binebiliyorsun. Çocuklarını yurt ışında okutabiliyorsun. Döndüklerinde en iyi işlere yerleştirebiliyorsun. İstediğin kişiyle evlenebiliyorsun.

Dilin serbest, dinin serbest, kültürün serbest!

İsteyip de alamadığın ne?

Bu soruların hiçbirisi için olumsuz bir cevap yoktur.

Eğer adam gibi bir vatandaşsan, sabıkalı değilsen, katil değilsen, hırsız değilsen, ırz düşmanı değilsen, her kapı sana açık. Daha ne isteyebilirsin ki?

Bir Kürt vatandaşımızdan dinlemiştim.

“Lisede bir arkadaşım vardı, zengin bir ailenin çocuğuydu. O da benim gibi Kürt’tü. Sınıflarda çakıyor, babasını hep ‘geçtim’ diye kandırıyordu. O, okuldan atıldı, ben üniversiteyi okuyup ülkemizin en değerli kurumlarından birisinde görev aldım. Yıllar sonra babasıyla karşılaştığımda, kendi çocuğunun da benim gibi üniversiteyi bitirdiğini, ancak Kürt çocuğu olduğu için kendisine iş verilmediğini söyledi. O zaman, gerçeği yüzüne haykırmak zorunda kaldım. ‘Amcacığım, senin oğlun hiç okumadı ki, liseyi de bitiremedi, tasdikname alıp kovuldu. Liseyi bitiremeyen üniversiteyi nasıl bitirecekti ki? Al, işte ben. Peki, ben Kürt çocuğu değil miyim? Peki, bu devlet beni nasıl işe aldı? Hem de ülkenin en güzide kurumlarının birisinde?”

Zavallı adam kaskatı kesilmiş.

Ve şu itirafta bulunmuş:

“Bir çocuğun yalanıyla bu devlete yıllar yılı düşmanlık besledim. Şimdi yaptığımdan utanıyorum!”

Yalanlar üzerine inşa edilmiş bir Kürt ırkçılığı yaşandı ve halen yaşanıyor ülkemizde.

Evet bir dönem veya bazı ara dönemlerde, bu vatandaşlarımızın mağdur edildiği, dillerini konuşamadığı, kültürlerini yaşayamadıkları gerçeği de var. Ama, devlet o yaraları çoktan sardı ve iyileştirdi. Şimdi öyle bir problem de yok.

Demokrasi varsa herkes için, yoksa hiç birimiz için!

Böyle dönemleri de hep birlikte yaşadık ve atlattık.

Şimdi istenen ne?

Özerklikmiş!

Özerklik adı altında ülkeyi bölünmeye götüren bir plan, milletin gözü önünde uygulanıyor.

Birileri, “süreç” adı altında bu ateşe odun taşıyor.

Hamallık onlara kalsın.

Ama, Türk milleti bölünüp parçalanmaya, devlet içinde devlet kurulmasına, devlet diline dil eklenmesine asla izin vermeyecektir!

Ham hayallerle gidilecek menzil, kırık hayaller mezarlığıdır.

Girmek isteyen buyursun!

Bir dahaki yazımızın konusu: “Özerklik değil, yerellik!” olacak.
 
Kısaca şöyle bir durum tespiti ve değerlendirmesi yapmak istiyorum:

Biyolojik olarak insanlar arasında ırksal anlamda bir farklılık yoktur.
O nedenle belirtmeliyim ki bu bağlamda bakmıyorum olaylara.

Biz insanları ırksal olarak ayrıştıran anlayışların şunu bilmesinde yarar vardır; bizleri Türk, Kürt, Ermeni, Rus vs. ayrıştıran ırksal (genetik) yapımız değil genel olarak sosyo kültürel yapımız ve yşam tarzımızdır.
Ve bu durum ister istemez biz insanları birbirimizden farklı kılmakta ve o anlamda ayrıştırmaktadır.
Tüm bunlara bakıldığında insan olarak Temel Hak ve Özgürlüklerimiz yaşam tarzımızın gereği gibi yaşamaktır.
Ve bu durum tüm dünyada böyle kabul görmektedir.

Bu bağlamda:
Hangi okulu okumak istedin de okutmadılar?

diye sorulduğunda, ''ben bir kürt'üm, ana dilim ve düşünce yapım gereği kendi dilimde eğitim görmek istiyorum'' deme hakkına sahiptir o kişi.

Çünkü özellilkle kürt bölgelerinde yaşayan insanların çocukları okula başlama çağına geldiklerinde henüz türkçeyi bilmiyorlar.
Türkçe bilmeyen bir çocuğa türkçe eğitim vermek ne kadar doğrudur, insan haklarına saygıdır diye sorma gereği duyuyor insan..
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt