• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Kırık bir son parçası...

~Mine~

Tecrübeli
Üye
Sonları kim sever? Ya da “Aaa son günler, son anlar bunlar” derken, kim sevinir? Hiç kimse! Çünkü ayrılıklar vardır her sonun içinde. Gün geceye kavuştuğunda artık gözler uykuya yenik düşmek üzereyken, bir günün daha son bulduğu fark edilir. Uykudayken bile hüzünlenir insan. “Son”unda ömürden bir gün daha gitmiştir. Ve olsa olsa az verim almışızdır ya da keşkeler sırtımıza yüklenmiştir.

Son dakikalar bir daha geri gelmez. İstense de aynı duygular, aynı hisler yaşanmaz. Mesela bir terminalde yaşanır son dakikalar ve uzaklarda, çok uzaklarda bir şehre gidilir. Ve geride kalan her kişi bilir ki, giden elbet bir daha aynı kişi olarak dönmeyecektir. Bir son yaşanmış, hayatımızdan birileri eksilmiştir sonuçta. Her ne kadar giden biz veya başkası da olsa, geri dönme ihtimali vardır; ancak o âna bir daha dönülemeyeceği de muhakkaktır. Bel ki de bu yüzden gidene çok üzülürüz. Nitekim gidenin arkasından mendil sallayan herkes gözyaşlarıyla şunu anlatır: “Hangi duygularla geri gelecek acaba?” Gidenler de ağlar: “Kalan hangi yaşamın içine girecek, bu boşluğu kimle ve ne ile dolduracak ve neye alışacak?”
Yaşanan sonlar tarafların farklı algılamalarıyla boyut değiştirir. Mesela bir hastane odasında yaşanan sonlar… Ölmek üzere olan birisi ile ona ziyarete gelenleri düşünelim. Biri son nefesini tamamlamak üzeredir; diğeri onunla son anlarını geçirir. Son kez yüzümüze bakar. Son kez ellerimize dokunur, sıkar. Sarılır, ağlar; ama hiçbir şey yapamaz. “Keşke” denir defalarca ve bir “son”, somutlaşmış olarak karşımızda durur. Elimizden hiçbir şey gelmez. Kilitlenir bütün kapılar ve kapıların önünde çöküp ağlarız. Aslında sonlar ne kadar farklı da olsa, habersizce kapıyı çalıp yoluna devam etse de bir gerçek var ki, sonlar kişilerin içine yerleşir ve hayat bulur. Her kişiyi farklı anlamı içinde barındıran bir “son”a götürür.

“‘Son’lar bu kadar kötü de iyi tarafları yok mu?” diye soracak olursanız, elbette var ve her ne kadar sonlar sevilmese de birçok müjdeninde habercisidir. Düşünün bir kere, kış biter yaz gelir; gece biter, sabah olur ve kişi aydınlığa kavuşur. Hastalık gider, sağlık gelir. Acı biter, sevinç gelir. Ecel gelip de davetini sununca, her ne kadar kötü bir son olarak gözükse de yaşanılmışsa istenilen şekilde, en güzel hayatın başlangıcıdır. Çaresizlik içinde kıvranıp da, âcizlikten havaya kalkan bir çift el, yaşadığı tüm acıların sonunda mutlu bir başlangıca adım atabilir.
Öte yandan “son”lar gözyaşlarında saklanır. Kaybedilmiştir sevilenler, bir damla gözyaşı ile uğurlanmıştır. Ancak gidenin boşalttığı yeri dolduran, daha çok sevilir kimi zaman. Ve sonra mevsimler eklenir sonlara. Adına sonbahar denir. Ne gariptir ki, her ne kadar son olsa da ismi, okul panolarında ilk onun taşıdığı aylar sıralanır. Adı sonbahar olsa da en çok sevilen mevsimdir. Hem hüzünlendirir, hem sevindirir insanları. Zira hem başlangıçları hem bitişleri haber verir. Küçük bir kız için mavi önlüğünü giyip yakasını takarak saçlarını ördükten sonra okulun yolunu tutuşun başlangıcıdır. Yaşlı birisi için yazın biteceği son anlardır. Ve dara düşeceğinin işaretini veren ilk mevsimdir. Çünkü Sonbaharda artık üşüyecektir, soğuk havalarda yaşamanın zorluğu saracaktır kendisini.

Son kişiden, andan, konumdan konuma değişir. Tek bir kelimeyken hayatlar adedince anlam yükler sırtına. İster buna bakış açısı diyelim , ister yalın anlamı diyelim. Bu kelime çift duygu taşır içinde. Bazen sevinç yükler, bazen hüzün yüküne.

Bütün gidenler gibi, bende soruyorum “Ey son, hayatımın neresindesin? Ömrümün her yerinde misin? Anlarımın içinde hep suskun mu, yoksa bitmek bilmeyen bir çığlık mısın? Bazen öyle bir ses oluyorsun ki şehrimde, cam kırıkları kalıyor caddelerde sesinden geriye…

Saadet Bayri
 
B

blueice

Ziyaretci
Bütün gidenler gibi, bende soruyorum “Ey son, hayatımın neresindesin? Ömrümün her yerinde misin? Anlarımın içinde hep suskun mu, yoksa bitmek bilmeyen bir çığlık mısın? Bazen öyle bir ses oluyorsun ki şehrimde, cam kırıkları kalıyor caddelerde sesinden geriye…


O kadar doğru ki bu satırlar. Bu soruları sormaya başladığın anda kırılıp dağılıyor herşey.Bazen sessizlikten yürekler, bazen de camlar çığlıklardan.

Emeğine sağlık Mine'cim:alkis::alkis::alkis:
 

D€NiZ

Kıdemli
Üye
Emeğine sağlık minecim..

Buraya yazarken hata veriyormu acaba?

Aralık en lerine girince hata veriyorda arkadaşlar bi türlü teşekkür edemedim size...
 

ResuLL

Tecrübeli
Üye
Cevap: Kırık bir “son” parçası

Ömrümün her yerinde misin? : alabıldıgın nefesteyım Anlarımın içinde hep suskun mu,? anlamlarım anlamınla brılestıgınde haykırır
yoksa bitmek bilmeyen bir çığlık mısın? sadece dogru namelerı duyabıldıgımde cıglıklarım sarkın olurumBazen öyle bir ses oluyorsun ki şehrimde, cam kırıkları kalıyor caddelerde sesinden geriye…:o zaman cam kırıklarını toplamayı bırak yenıden bul benı kendınde...

tsk ler dostum yuregıne saglık
 
B

blueice

Ziyaretci
Cevap: Kırık bir “son” parçası

Sağol ResuLL, Saadet Bayri'nin güzel yazılarından birini daha okuduk birlikte.
 
K

Kadim

Ziyaretci
Son kişiden, andan, konumdan konuma değişir. Tek bir kelimeyken hayatlar adedince anlam yükler sırtına. İster buna bakış açısı diyelim , ister yalın anlamı diyelim. Bu kelime çift duygu taşır içinde. Bazen sevinç yükler, bazen hüzün yüküne.

ne yüklerse yüklesin taşımak boynumuzun borcu değilmidir....
kazanılan kaybedilenler iki ayrı tarafa saçılmış değilmdirler...
ama giden kaybetmiştir........bunu unutmamak lazım :prv:
 
Son düzenleme:
B

blueice

Ziyaretci
Yazar erkek değil, kadındır.
 
Üst Alt