• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Kemalizm ve Sosyalizm

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Kemalizm ve Sosyalizm

Mustafa Kemal'le görüşmek üzere 1919 Samsun'a gelen bir Sovyet Albayı, Havza'da Mustafa Kemal ile görüşür "Ne yapmak istiyorsunuz?" sorusunu Mustafa Kemal

“ Bizim hedefimiz Devlet Sosyalizmidir. ”

yanıtını verir.
Buradan Atatürk'ün İşçi Sınıfı'nın oluşmadığı Türkiyede Bolşevizm ve diğer İşçi Sınıfı'na dayanan Sosyalist sistemlerin geçerli olamayacağını belirttiği anlaşılıyor.
Yani Sosyalizm'i Devlet eliyle kurmaya yönelik Devlet Sosyalizm'i tabirini kullanmıştır.

Şöyle diyordu:

Komünizm sosyal bir konudur.
Ülkemizin durumu, sosyal koşullar, dinsel ve ulusal geleneklerimizin baskısı, Rusya'daki komünizmin bizde uygulanmasının elverişli olmadığı inancını doğrular niteliktedir.
Biz ne Bolşevikiz, ne de komünist.
Ne biri, ne öbürü olamayız.
Çünkü biz milliyetçi ve dinimize saygılıyız.
Bizim hükumet biçimimiz tam bir demokrat hükumettir.



Atatürk yine 1923'de bir yazısında şöyle der:

“ Devlet yapısını yaşatmak için dışarıya başvurmaksızın memleketin kaynak ve gerekleriyle yetinme tedbirlerinin bulmak gerekir ve mümkündür. ”


Kemalizm Düşüncesinin gelişmesinde büyük katkıları olmuş Hakimiyeti Milliye Gazetesinde Hüseyin Ragıp imzalı 6-8 Mart 1921 imzalı makale Devlet Sosyalizmi konusuna açıklık getiriyor. Yazıda:

“ Sağa mı? Sola mı? Nereye Gideceğiz? Herhalde sağa değil.
Çünkü insanlar fikirleriyle halsiyetleriyle, ilimleriyle devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar.
Eski tarihin insanlığı kendi kendine bağlayan bağları, bilhassa Umumi Harb'in yaptığı büyük sarsıntıdan sonra, büsbütün gevşedi.
Ve sola doğru, bazı memleketler seri ve hamleli, bazı memleketler de yavaş ve temkinli bir yürüyüş başlattı.

Şüphe yok, insanlığın düşünüş tarzı, çok derin ve esaslı bir inkılap devresindedir.
Bir taraftan krallar, imparatorlar, sağ kanatta merkez partileri ve mutlakiyet parlamentoları zayıflıyor.
Diğer tarafdan sosyalistler, hak taraftarları, halkçılar kuvvet kazanıyor.
Bu değişim karşısında Türkiye ne tarafa dönecek?


Üretim ve üretim vasıtaları bireysel vasfı kaybederek ortak olmaktadır.
Fakat onların mülkiyeti bu gelişmeye tabi olarak ortak olamamış, bireysel ve kişisel kalmıştır.
Cihan inkılabı işte bu son gayri tabiilikten çıktı.
Bu ihtilalin müdafa ettiği dava şudur: "Üretim ve üretim vasıtalarını gelişme ortak bir hale getirdi bu ortak mesai ve teşkiletın menfaatı da ortak olmalı, şahis olmamalıdır.
Hiç şüphe yokki bu dava haklıdır.
Çünkü üretim müesseselerinin şahıslar elinde kalması, makineler sayesinde çoğalması lazım gelen refahı akamete uğratıyor.
Fabrikatörler çağunlukla insanlara faydalı olan şeyleri değil, çok para eden maddeleri üretmeye çalışıyor.
Tacirler, staklarını memleketin muhtaç bölgelerine değil, çok para eden bölgelerine taşıyorlar.
Bankalar sermayeleri, insanları sefaletten kurtaracak zeminlerde, insanların hayrı için değil vurgunculuğun çok olduğu yerlerde sarrafların mefaatleri için işletiyorlar..




Atatürk Hakimiyeti Milliye gazetesinde 24 Ekim 1920 tarihli yazısında şunları söylüyor:

“ Mesleki Temsil, Avrupa’da yoktur.
Çünkü Avrupa, demokrasi sistemi üzerinde duruyor.
Rusya’da ise hususi bir şekilde vardır.
Yani mesleki temsilin esası ve sebebi olan mesleki teşekkül mevcuttur ve büyük bir süratle gelişiyor.

Mesleki Temsil demek, Türkiye’de mesleki teşkilatı süratle vücuda getirmekten ibaret geçici bir tedbirdir.
Esası, memleket işlerinde hakiki, milli ve bilhassa salim bir tarzda ‘’emek’’ düsturunu hakim kılmaktan ibaret olan sosyalizm, yani komünizmdir.


Memlekette her şeyden evvel emeği hakim kılmak , zararlı mücadeleleri ve bilhassa bürokrasi tahakkümünden ibaret olan hükümet kuvvetlerini ortadan kaldırarak, bütün kudret ve salahiyeti halkın çalışan kısmına vermek lazımdır.
Ancak emek erbabı, yeni tabiriyle emekçiler, genel hizmetler meselelerinde cahil bulunmaları hasabiyle iyi kullanamayacakları için süreç gerekmektedir.
Mesleki Temsilin düzenli uygulanması durumunda sosyalizm kaidelerinin bütün esaslarının, memlekette kolaylıkla ve verimli bir surette tatbiki mümkün olacaktır.

Mesleki Temsil, zaruri olarak tamamen komünist bir programın parçasıdır.
Bunu müdafaa edenler, memleketin ancak sosyalist-komünist bir programla idare edilebileceğine kanidirler.

Mesleki Temsilin başlı başına bir program ve bir hükümet tarzı değil, beklide aslında genel manadan bağımsız bir alet ve vasıta olduğunun en büyük bir delili de, bunun en komünist bir tarz için bir alet olduğu kadar, aristokrat temsil tarzı için de bile alet olabileceği hakikatidir.
Biz bu usulün, yahut daha doğru bir tabir ile bu aletin, memlekette tamamen ‘’komünist’’ bir idare için kullanılmasını istiyoruz ve tamamen kani buluyoruz ki, bu alet bizi istediğimiz gayeye götürecektir.[/SIZE]


wikipedia.org
 
Üst Alt