Kemalizm ve Kadın

Kemalizm ve Kadın
Atatürk, Türk kadınını yeniden topluma kazandırmakta kararlıydı. Şöyle diyordu :

“ Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır.
Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak etmek, yaşamımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilimsel, ahlaki, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve desteği yapmak yoludur esenlikli yol.
Eğer kadınlarımız... erdemin gerektirdiği davranış ve hareketlerle aramızda bulunur, ulusun bilim, sanat ve sosyal hareketlerine katılırsa, bu durumu inanın ulusun en tutucusu bile beğenmekten kendini alamaz. ”


Atatürk, kadınların toplum yaşamında erkekler kadar başarılı olacaklarına inanıyordu :

“ Çok büyük şükranla görüyoruz ve görmekteyiz ki, hanımlarımız her yerde erkeklerle fikir ve aydınlık yolunda yarışırcasına yürüyorlar.
Yine şükranla belirtmek gerekir ki, kadınlarımız hiçbir yerde erkeklerin gerisinde değildir.
Hemen her yerde kadınla erkek arasında eşitlik görüyorum.
Bu durum övülmeye değer.
Kadınlarımızın daha az uygun koşullarda erkeklerden geri kalmayışı ve belki aynı koşullarda erkeklerden ileri gidişi övünülecek bir durumdur. ”


Atatürk, kadınların giyimleri konusunda ise ölçülülüğü savunmaktaydı:

“ Bizim örtünme konusunda dikkate alacağımız şey, bir yandan ulusun ruhunu öte yandan yaşamın gereklerini düşünmektir.
Örtünmede her iki yöndeki aşırılıklardan kaçınmakla bu iki gereksinimi de karşılamış olacağız.
Örtünüş biçiminizde ulusun manevi gereksinimini tatmin için İslam ve Türk yaşamını başlangıcından bugüne etraflıca açıklığa kavuşturmamız gerekir.
Bizim kadın yaşamında, kadının giyiniş biçiminde yenilik yapmamız söz konusu değildir.
Belki sadece dinimizde, ulusal geleneklerimizde, tarihimizde zaten var olan, herkesçe beğenilen adetlere geçişi düzenlemek söz konusu olabilir.
Kendi zevkimize, kendi terbiye ve düzeyimize göre istediğimiz kıyafeti seçebiliriz.
Ancak, tüm ulusun kabul edebileceği biçimleri,tüm ulusun yaşamında uygulama olanağı bulan kıyafetleri herhalde genel eğilime uygunlukta görmek doğru olur.
Bazı ulusların zevk alemlerini ülkemizde uygulamaya kalkışmak elbette hata olur.
Bu yol sosyal yaşamımızı ileriye ve erdeme götürmez. ”


“ Kadın konusunda biçim ve kıyafet ikinci derecede kalır.
Kadınlarımız için asıl savaşım alanı, başarılı olunması gereken alan, kültürle, aydınlıkla, gerçek erdemle donanmaktır.
Ben sayın hanımlarımızın Avrupa kadınlarının gerisinde kalmayacaklarına, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacaklarına, nur ve kültürle donanacaklarına kuşku duymayan, buna kesinlikle inananlardanım. ”


Türk kadınının durumundaki iyileşmeler kısmen de olsa Atatürk'ten önce başlamıştır.
Kemalist Türkiye döneminde ise hızlı bir gelişme kaydetmiştir.
Kız çocuklarına ilk ve orta okula gitmesi izni 1858'de verilmişti.
Ebe okulu, kız sanat okulu ve kız öğretmen okulu aynı dönemlerde açılmıştı.
İlk kadın yazarlar, kadınlara yönelik ilk yayın organları yine o sıralarda açılmıştı.
İlk kadın derneği ise savaş yaralılarına yardımcı olmak amacıyla 1867 yılında kuruldu.
İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra, kadınların konumlarıyla ilgili bazı önemli gelişmeler daha görüldü.
İlk kız lisesi, 1913 yılında İstanbul'da açıldı.
Halide Edip Adıvar, Kadın Haklarını Savunma Derneği'ni (Müdafaa-i Hukuku Nisyan) kurdu.
1914'te bugünkü adıyla Kız Teknik Yüksek Öğretim Okulu öğretime başladı.
1921'de de, Fen ve Edebiyat Fakültelerinde kızlar erkek sınıflarına girdiler.

Kadının "vatandaş" sayılmasına bile karşı çıkan milletvekillerinin neredeyse çoğunlukta olduğu bir mecliste ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın içinde kadının ileri toplumlardaki gibi hak sahibi kılmak için ilk adımlar atılmıştı.
Türk kadını 5 Aralık 1934'de seçme ve seçilme hakkına kavuştuğu zaman, demokrasinin beşiği sayılan Fransa ve İsviçre gibi ülkelerde kadınlar henüz bu haktan mahrumdular.
wikipedia.org
 
R

redyellow

Ziyaretci
Atatürkün komunizm hakkında söylemleri var. Bunları hiç okudunuz mu?
 
Atatürkün komunizm hakkında söylemleri var. Bunları hiç okudunuz mu?

Çok kere.
Özellikle SSCB deki gibi olmamalı diyor.
Ve komünizmin (sosyalizm demek daha doğru olur) zaman ve şartlar uygun olmadığı için
Türkiye'ye uyarlanamayacağını belirtiyor.
Kesinlikle öcü gibi görmüyor.
Bunu Atatürk'ün bir çok söyleminden kanıtlayabilirim.
 
R

redyellow

Ziyaretci
ne güzell.. Peki Atatürkün "türkiyeye uyarlanamayacağını" söylemesine rağmen siz hem sosyalistsiniz hem kemalist.

Bu nasıl oluyor? çelişki yok mu bunda?

ben atatürkün komunizm hakkında daha ileri söylemlerini duymuştum ayrıca, ezilmelidir vs. gibi.
 
Kısmen Kemalistim dedim.
Ve gerekçeleri de kısaca belirttim.
Gerçek Kemalizmi ise sosyalizme giden yol olarak görüyorum.

Ayrıca ''ezilmelidir'' söyleminin O'na ait olduğunu kesinlikle düşünmüyorum..
 
R

redyellow

Ziyaretci
kemalizmi sosyalizme giden yol olarak nasıl görürsünüz?

Kemalizmde özelleştirme, mülk edinme, dini konular vs. sosyalizm ile tamamen farklı değil mi?
 
kemalizmi sosyalizme giden yol olarak nasıl görürsünüz?

Kemalizmde özelleştirme, mülk edinme, dini konular vs. sosyalizm ile tamamen farklı değil mi?

Kısmen öyle.
Ama temel üretim araçlarında Kemalizm devletçidir.
Mülk edinme gibi yapılanmalar küçük işletmelere yöneliktir.

Atatürk dönemlerini inceleyecek olursak,
demiryolları, limanlar, postahaneler....gibi birçok işletmeler kamulaştırılmıştır.

Ayrıca kısmen Kemalistim dedim ya..:freakedout:
 
Son düzenleme:
R

redyellow

Ziyaretci
ATATÜRK DÖNMELERİNİ demişsin:)

düzelt başkası yanlış anlar, malum Atatürkçüler biraz sinirlidir:)
 
Üst Alt