• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Kaylûle (öğle uykusu)

  • Konbuyu başlatan RABİA
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 6K

Okunuyor :
Kaylûle (öğle uykusu)

RABİA

Bağımlı
Üye
Rabbi tarafından terbiye edilen, edebin, güzel ahlâkın bütün çeşitlerini kendisinde bulunduran bir Peygamberin (asm) ümmetiyiz ve onun getirdiği dine mensubuz.

Bir Müslümanın maddî ve mânevî ihtiyaç duyacağı her şey, onun (asm) hayatında ve getirdiği dinde mevcut. Onun (asm) her sözü, her hareketi, getirdiği dinin her hükmü hikmetlerle dolu.

Hazret-i Peygamber’in (asm) hareketlerine, sözlerine, emirlerine kısaca yaşantısına dâir bütün hâl ve tavırlarına, hareket düsturlarına sünnet-i seniyye denilmektedir.

Dinin temel hüküm kaynaklarından birisi olan sünnet-i seniyyenin kısımları, mertebeleri vardır. Bir kısmı vaciptir, terk edilmez. Dinin muhkemâtı, yani sağlam ve kuvvetli hükümleridir. Bunların hiç bir şekilde değiştirilmemesi gerekir.

Diğer kısmı ise nafile nevinden sünnetlerdir. Bu da iki kısma ayrılmaktadır. Bir kısmı ibadetle ilgili sünnetlerdir ki bunları değiştirmek, bozmak bid’attır. İkinci kısmı ise “âdâb” olarak adlandırılır ki, Peygamberimize (asm) ait çeşitli davranış ve ahlâk kaidelerini içerir. Bunlara muhalefet etmek bid’at sayılmaz; fakat bunlara uymamak Peygamberimizin (asm) âdâbına muhalefet anl….. gelir ve kişiyi hakiki edepten mahrum bırakır.

Peygamberimizin (asm) konuşma, yeme, içme, yatma gibi hususlarda ve muâşerette (diğer insanlarla olan münasebetlerinde) takip ettiği hareket tarzı sünnet-i seniyyenin âdâb kısmını oluşturur. Bu kısımdaki hükümlere uyan, Peygamberimizin (asm) ahlâkını kendisine örnek almış olur. Sünnet-i seniyyenin âdâb kısmındaki hükümlere uymak, Peygamberimizi hatıra getirir ve kişinin o âdâbtan feyiz ve nur almasını sağlar. Ayrıca Peygamberimizin (asm) âdâbına uyan kişi, âdetlerini ve günlük basit işlerini ibadete çevirmiş olur. (11. Lem’a’nın 6. Nüktesi)

UYKU VE ÇEŞİTLERİ

Sünnet-i seniyyenin âdâb kısmında yer alan konulardan birisi de uykudur. Peygamberimiz (asm) her konuda olduğu gibi uyku konusunda da bizlere mükemmel bir örnektir. Bir Müslümanın nasıl ve ne zaman uyuması gerektiğini, kendi hayatında uygulamalı olarak göstermiştir. İslâmî kitaplarda uyumadan önce ne gibi hazırlıklar yapılması gerektiği sünnet-i seniyyeye göre detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz ise, uykunun vakitleridir. Yani gece uykusunun dışında hangi vakitlerde uyumak sünnet-i seniyyeye uygundur, hangi vakitlerde uygun değildir?

Bediüzzaman Hazretleri, bir talebesinin sorusu üzerine, 28. Lem’a’nın 9. Nüktesi’nde uykunun üç çeşit olduğunu belirtir ve sünnet-i seniyyeye uygun olan ve olmayan uyku çeşitlerini meâlen şu şekilde izah eder:

Birincisi: Gaylûledir. Kerâhet vaktinde, yani güneş doğmaya başladıktan sonra başlayan ve yaklaşık 1 saat süren zaman diliminde uyunan uykudur.

Kerâhet vakti, serinlik vaktidir. İnsanın uykudan uyandığı, bedenen ve zihnen en dinç olduğu vakittir. Günlük çalışmalara başlamadan önce gerekli hazırlıkların yapılması için en uygun vakit, bu vakittir. Bu vakit geçtikten sonra insana bir rehavet hâli gelir ki, kerahet vaktinde yapılmayan hazırlıkları yapmak o halde insana zor gelir. Onun için günlük çalışmaların ön hazırlıklarını bu vakitte yapmak, o günkü çalışmanın verimini olumlu yönde etkileyecektir. Bu vakitte uyumak, bu hazırlıkların yapılmasını engelleyeceği için o günkü verimi düşürecek, yani bereketsizliğe sebep olacaktır. Kerâhet vaktinde uyumanın, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğe sebep olacağı hadislerde de belirtilmektedir. Bu hikmetten dolayı kerahet vaktinde uyumak sünnete aykırıdır.

İkincisi: Feylûledir. İkindi namazı vakti başladıktan sonra akşam namazı vakti girinceye kadar olan süre içinde uyunan uykudur. Bu uyku, dinlendirmesi ve rahatlatması bir yana kişiye bir sersemlik verir ki, kişi o günü uykulu bir vaziyette geçirmiş gibi olur. Bu uykulu ve sersemlemiş hâl sebebiyle o günkü gün, o kimse için kısalmış gibi olur. İnsanın günlük maddî ve mânevî çalışmalarının neticesi çoğunlukla ikindi vaktinden sonra ortaya çıkmaya başlar. İkindi ile akşam vakitleri arasında uyuyan kişi bu neticeleri göremeyeceği için, o günü sanki yaşamamış gibi olur. Bu uyku da sünnete aykırıdır.

Üçüncüsü: Kaylûledir. Bu uyku, sünnet-i seniyyeye uygun olan gündüz uykusudur. Duha vaktinden öğleden biraz sonraya kadardır. (Duha, yani kuşluk vakti, güneş doğduktan 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir.) Bu uykunun pek çok faydası vardır; gece ibadet için kalkmaya yardımcı olur, ömrü uzatır ve rızkın artmasına/bereketlenmesine sebep olur. Yarım saatlik kaylule, iki saatlik gece uykusuna denk gelir. Yarım saat kaylule uyuyan bir kimse bir buçuk saat daha az gece uykusu uyur ki, bu bir buçuk saati ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarmış ve günlük çalışma zamanına eklemiş olur.

Bu uyku, sıcak bir memleket olan Arap Yarımadasında yaşayan insanların bir âdeti haline gelmiştir. Arap Yarımadasında yaşayanlar sıcaklığın en şiddetli olduğu öğle vaktinde ara verirler ve bir müddet öğle uykusu uyurlardı. Peygamberimiz (asm) de son derece faydalı olan bu kavmî âdeti devam ettirmiştir. Öğle ile ikindi arasında bir saat civarında uyumuş ve bu uykuyu ümmetine de tavsiye etmiştir.

Öğle uykusunun başta sağlık olmak üzere pek çok açıdan önemli faydaları olduğu günümüzde artık kabul edilmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde, araştırma merkezleri ve hastahanelerde, uzmanlar tarafından yapılan araştırmalarda, kaylulenin (öğle uykusu) faydalı olduğu ortaya çıkmıştır.

BAZI ARAŞTIRMALAR

E-mailime gelen bir haber bülteninde yer alan, Batılıların “siesta” ya da “nap” dedikleri, Müslümanların ise “kaylule” olarak adlandırdıkları öğle uykusu ile ilgili çeşitli ülkelerde yapılan araştırmaları ve bu araştırmalar sonucunda elde edilen verileri/bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Amerika

İlk bilgiler Amerika’dan. Yapılan araştırmalar neticesinde Amerikalıların çoğunun yeterli gece uykusu alamadıkları tesbit edilmiş. Doktorlar gece yeterince uyuyamayan bu Amerikalıların gün ortasında kısa süreli dinlenmeye ihtiyaçları bulunduğunu belirterek—özellikle çalışanlara—öğleden sonraki faaliyetlere başlamadan önce hafifçe kestirmelerini tavsiye ediyorlar.

Yunanistan

Bu yılın başlarında komşumuz Yunanistan’da sonuçları açıklanan bir araştırmaya göre ise, gün içinde kısa bir süre uyuyan/kestiren kişilerin kalp krizine yakalanma ihtimallerinin daha da azaldığı tespit edilmiş. Yaklaşık altı yıl süren bu araştırmada 23 binden fazla yetişkin Yunanlı takip edilmiş. Haftada 3 kez en az yarımşar saatlik uyku molası veren yetişkinlerin uyku molası vermeyenlere göre % 37 daha düşük kalp krizi geçirme riskine sahip oldukları belirlenmiş. Araştırmayı organize edenlerin elde ettikleri en güçlü bilimsel sonuç ise, çalışan erkeklerle ilgilidir. Bu sonuca göre, gün içinde öğle vakti yapılacak kısa süreli şekerleme, yoğun iş temposunun sebep olduğu tansiyonu/baskıyı/stresi azaltarak kişinin sağlığının düzelmesine/iyileşmesine katkıda bulunmaktadır.

Avrupa ve Latin Amerika

Avrupa ve Latin Amerika’da bulunan bazı işyerleri ise, gün içinde kısa süreli şekerleme yapma fikrini yıllardır desteklemektedir. Bu işyerleri, çalışanlarına işyerinden ayrılıp eve gitmelerini ve kısa bir süre şekerleme yaptıktan/dinlendikten sonra dönmelerini ısrarla tavsiye etmektedir.

Yine ABD’de bazı şirketler, çalışanlarının gün içinde ofislerinde kısa süreli dinlenmelerine izin vermektedir. Bu şirketlerin yöneticileri, çalışanların dinlenmelerine izin verdikleri takdirde hataların ve iş kazalarının azalacağına, bunun yanında iş veriminin artacağına inanmaktadırlar.

Uyku uzmanları, gün içinde dinlenme imkânı bulamayan personelin, diğer zamanlara göre daha çok hata yapma ihtimali bulunduğunu söylemektedir. Uzmanlara göre, çalışanlar, kendilerini uykusuz/uykulu hissettiklerinde önemli görevleri yerine getirmeye çalışmamalıdır. Uzmanlar, kişilerin kendilerini uykusuz ve yorgun hissetmeleri durumunda bir ara verip kısa süreli de olsa şekerleme yapmalarını en iyi şey olarak belirtiyorlar. Böyle durumlarda çalışanların ihtiyacı olan şeyin sadece 20 dakikalık bir dinlenme olduğunu söylüyorlar. Uzmanlar böyle bir uygulamanın kişiye ekstra enerji sağlayacağını ve kişinin günün sonuna kadar etkinliğini/verimliliğini arttırabileceğini belirtiyorlar. Fakat aynı uzmanlar bir dinlenme süresinin 20-30 dakikayı aşmaması gerektiği, bu süre aşıldığında bedenin derin uyku moduna geçeceği ve uyanmanın zorlaşacağı konusunda da uyarmaktadır.

Buraya kadar verilen araştırma sonuçlarından ve farklı ülkelerdeki uygulamalardan anlaşıldığı kadarıyla çalışanların gün ortasında 20-30 dakikalık bir dinlenme (mümkünse kısa bir uyku/şekerleme) molası vermeleri, onların verimlerini arttıracak, hataları ve iş kazalarını önleyecek, sağlıklarına önemli katkıda bulunacaktır.

Kaylule, hafızayı güçlendiriyor

Gelen haber mailiyle yetinmeyip bu konuda başka hangi ülkelerde ne gibi araştırmalar yapıldığını merak ettim ve internet üzerinden küçük bir araştırma yaptım. Elde ettiğim bilgiler, mailime gelen haberin doğruluğunu teyid ederken, öğle uykusunun daha başka faydaları olduğunu da gösteriyordu.

Meselâ ABD Harvard Üniversitesi’nin bilim adamlarına göre, gün ortasında uyumak, insan vücudu için çok faydalı. Ayrıca gün içinde 60-90 dakika arasında uyumanın, beyni 8 saatlik bir gece uykusu kadar dinlendirdiği belirtiliyor. Bilim adamları, öğle uykusunun, beyni dinlendirmesinin yanında öğrenme yeteneğini de arttırdığını vurguluyorlar. Buna göre, özellikle öğle uykusunda rüya görme, beynin öğrenme yeteneği üzerinde çok olumlu bir etki yapıyor. Gündüz uykusunun etkilerini araştıran bilim adamları, seçtikleri denekler üzerinde testler uygulamışlar. Araştırmalardan çıkan sonuçlara göre, gündüz 60-90 dakika uyuyanların test sonuçlarının, uyumayanlara kıyasla çok daha başarılı olduğu ortaya çıkmış. Bilim adamları, yaptıkları testler sonucunda gündüz uykusunun hafızayı da güçlendirdiğini belirlemişler. Buna göre, gündüz uyuyanların 24 saat önce öğrendikleri, uyumayanlara kıyasla çok daha kolay hatırlayabildikleri görülmüş. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada erkeklerin gündüz uykusuna kadınlardan çok daha yatkın olduğu da ortaya çıkmış.

Almanya

Uyku üzerine araştırma yapan ülkelerden birisi de Almanya. Almanya’nın değişik bölgelerinde açılan yaklaşık 200 uyku araştırma merkezi bulunmaktadır. Bu merkezlerde psikiyatristler, nörologlar, psikologlar, uzman bakıcılar, sosyal psikologlar ve tıbbî asistanlar görev yapmaktadır. Daha çok tıbbî metodlarla uyku rahatsızlıklarını araştıran ve tedavi yöntemleri geliştiren hastahane mahiyetindeki bu araştırma merkezlerinde son yıllarda çalışma performansı açısından uykunun rolü ve önemi üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalarda öğle uykusunun çalışma hayatı üzerindeki etkilerine dair bulgu ve bilgiler ise özetle şöyledir:

15-30 dakikalık bir öğle uykusu ile,

1- Zihinsel yorgunluk giderilir.

2- Konsantrasyon, faaliyet ve performans artar.

3- İş kazaları azalır.

4- Zaman plânlamasına yardımcı olur (Daha az gece uykusu uyunarak gündüz çalışmaları için ekstra zaman kazanılmış olur.)

5- Uzun vâdeli olarak stres gidericidir ve ömrü uzatır.

Uyku üzerine incelemeler yapan bilimadamları, saat 14.00 civarı uyunan öğle uykusunun, günün sonraki bölümlerinin daha zinde geçirilmesi ve gece ihtiyacımız olan uyku süresinin azaltılabilmesi gibi faydaları olduğunu belirtiyorlar. Bilimadamları, öğle uykusunun yarım saatle sınırlanması gerektiğine dikkat çekiyorlar ve “Öğle uykusu; yorgun, enerjisi azalmış vücudun ve beynin soluk almasını sağlıyor. Beynin yıpranmasını önleyici etkisi var; fakat yarım saati geçmemeli. Yoksa gece, uykusuzluğa sebep olur” diyorlar.

Öğle uykuları, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yer alan ülkelerde geleneksel bir hâl almış durumda. Özellikle Akdeniz ülkelerinde, öğleden sonra ara veriliyor ve “siesta” adı verilen kısa uykular uyunuyor. (Siesta, altıncı saat demektir. Sabah 6’da kalktıkları varsayılırsa, öğle 12’de uyuyorlar demektir).

Japonya’da ilginç bir uygulama

Son haberimiz ise, uzakdoğudan, kısa zamanda kaydettikleri ilerleme ile her zaman örnek olarak gösterilen Japonya’dan. Japonya’da bazı işyerlerinde öğle vakti uyuyanlara ek ücret ödeniyormuş. Bu uygulama ile işçilerin günün kalan vakitlerinde daha verimli çalıştıkları gözlemlenmiş.

Buraya kadar verilen bilgiler, çoğunlukla kaylûlenin (öğle uykusunun) çalışanlara sağladığı faydalar hakkında idi. Öğle uykusuna sadece çalışanların değil, genç-yaşlı herkesin ihtiyacı vardır. Uzmanlar fırsat ve zaman bulabilen herkesin öğle uykusuna önem vermesini ve alışkanlık haline getirmesini tavsiye etmektedir. Özellikle çocukların küçük yaşlardan itibaren öğle uykusuna alıştırılmaları, onların bedensel ve zihinsel gelişimlerini olumlu yönde etkileyecektir.



kaynak
 
Üst Alt