• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Kader, Kader nedir?

  • Konbuyu başlatan kursat
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 84
  • Görüntüleme 15K

Okunuyor :
Kader, Kader nedir?

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Kader, müslümanların başını çokça ağrıtan bir konudur...

Tevbe
50.Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler.
51.De ki: "Hiçbir zaman bize Allah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
 

celik_suat

Amatör
Üye
BENCE KADER BİLİNEN (ALLAH KATINDA) BİR OLGUDUR.YANİ KİMİN NEZAMAN NE YAPACAĞI BİLİNİYOR.LAKİN ALLAH KATINDAKİ ZAMANLA DÜNYA HAYATINDAKİ ZAMAN ARASINDA FARK OLDUĞU İÇİN ALLAH KATINDA BİZ İNSAN OĞLU HERŞEYİ YAŞAMIŞ VE CENNET-CEHENNEM YOLUNU TUTMUŞ DURUMDAYIZ.
(ALLAH KATINDA HZ.İSA ŞİMDİ DOĞDU,VE ŞİMDİ ÖLDÜ.HZ.MUHAMMED ŞİMDİ MİRACA YÜKSELİYOR.
KIYAMET KOPMUŞ HERKES BÖLÜK BÖLÜK CENNETE VEYA CEHENNEME GİDİYOR.)

ALLAH KATINDA HERŞEY BİR ANDA YAŞANMIŞ VE BİTMİŞ, DEFTERLERR YAZILMIŞ, HESAP GÖRÜLMÜŞTÜR.YANİ 1 SANİYE GİBİ BİR ZAMANDA bigbang OLDU VE big crunch OLDU.VE BİZ O 1 SANİYENİN İÇİNDE(15 MİLYAR YIL) YAŞIYORUZ ŞUAN.
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Buna rağmen dünyanın devamı, acının biraz daha sürmesinden öte ne anlamı kalır?

Ve sürmesine engel olmayanın, garip huylarını neyle ifade edebiliriz.

Aksine, Allah'ın katında günlerin ne kadarda dünya zamanına göre uzun geçtiği yazar.

Dahası, herşeyi bir ölçüye düzene kadere göre yarattık, her kente bozgunculuk yapması için liderleri biz getirdik, sapkınların yaptıkları işleri onlara güzel gösterdik, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürledik vs.vs. saymakla bitmez ayetlerle pek mutabık olmayan bir görüştür bu.

İnanca göre, önceden belirlenmiş bir yazgı vardır... İnsanlar kaderlerini yaşar ve hala buna bir imtihan der, dünyayı yadsır.
 

celik_suat

Amatör
Üye
Buna rağmen dünyanın devamı, acının biraz daha sürmesinden öte ne anlamı kalır?

Ve sürmesine engel olmayanın, garip huylarını neyle ifade edebiliriz.

Aksine, Allah'ın katında günlerin ne kadarda dünya zamanına göre uzun geçtiği yazar.

Dahası, herşeyi bir ölçüye düzene kadere göre yarattık, her kente bozgunculuk yapması için liderleri biz getirdik, sapkınların yaptıkları işleri onlara güzel gösterdik, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürledik vs.vs. saymakla bitmez ayetlerle pek mutabık olmayan bir görüştür bu.

İnanca göre, önceden belirlenmiş bir yazgı vardır... İnsanlar kaderlerini yaşar ve hala buna bir imtihan der, dünyayı yadsır.
syn spartaküs;

benim düşüncem, anladığım şu dur;
siz allah katında günlerin daha uzun olduğunu nerden çıkarıyorsunuz.ayetlerde söylediği gibi, Cebrail a.s dünya zamanına göre 50.000 yıl olan 1 günde gelir diyor.(okudunuzmu?)
bahsettiğiniz konu biraz farklı.

Ve sürmesine engel olmayanın, garip huylarını neyle ifade edebiliriz.

Allah kainatı yarattığında ne olacağını bilmiyordu bence.dediğim gibi kainat yaratıldı ve aynı anda çöktü.ve allah c.c kaleme yaz dedi kalem kıyamete kadar ne olduysa yazdı.(kayıt etti)şimdi allah herşeyi biliyor ve yazılı.
ama kainat hala o yaratılmayla-çökme süresi arasında yaşıyor.yani 1 saniyelik olayı milyarlarca yıldır yaşıyor.belkide kainatın bir yerinde çökme başladı milyarlarca yıl önce.

hayatı (yaratılış ve bitiş) bir zipli dosya olarak düşünelim.dışardan bakınca dosya 250 kb. ama dosyayı açıp içine girince 4 mb. biz içerde yaşadığımız içindir ki bize büyük geliyor zaman.

hz.muhammed'e miracta en büyük ayetler gösterildi diyor.cennet-cehennem gösterildi diyor.nasıl oluyor bu?
çünkü allah katında herşey oynaymış bitmiş, herkes yerini almış.
tabi ki herşeyin doğrusunu Allah bilir.

dost'ça kalın...
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
>> siz allah katında günlerin daha uzun olduğunu nerden çıkarıyorsunuz.ayetlerde söylediği gibi, Cebrail a.s dünya zamanına göre 50.000 yıl olan 1 günde gelir diyor.(okudunuzmu?)
Okudum. Ben de butür ayetlerden çıkarıyorum bunu. Her ne kadar zamanın izafiliğine yoğrulsada bunlar, günlerin ne kadar uzun geçeceğini, bazıları ise sonsuzluğun ima edildiğine yormuştur.

Yani Marsta, dünya zamanında bir güne istinaden neredeyse yarısı kadardır gün. Orada daha yavaş geçer zaman... Yani burada biten şey, oraya göre belki başlangıç aşamasında.

Kaldı ki, en berbat tefsir verdiğiniz tefsirdir. Çünkü : Bu açıdan ele alsak, size daha Kuran gelmemiş olması gerekli idi. Tevrat, incil ve kuran arasındaki zamanı hesaba katsat. Cebrail ayetleri tek tek indirene kadar kıyamet kopar gibi. Dahası hiçbir peygamberin buna ömrü yetmezdi.

>> Allah kainatı yarattığında ne olacağını bilmiyordu bence...
Tabi bu tanrının yüce kudretine ters bir durum...

Açıkçası bu kaderi felsefi açıdan ele alırsak vardır. İslami açıdan ele alırsak muallakta fakat bir önceki mesajımda dediğim gibi keyfi müdehalesi söz konusu olduğundan sizin ''olup-bitti'' tezinize aykırı... Zira peygamber bile yollamaması gerekirdi.
 

mopsy

Emektar
Üye
Kader.

Selam!

Allah cc Diyor ki!
42.30. Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor.
... her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir...
42.40. Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.
... Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür....
42.48. Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.
.... Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca....
.... her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir...
... Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür....
.... Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca....
Iste kulun kendi iradesiyle kendisi icin kazandigini
O kulun basina saran Allah cc dir!

Onun icin kader kulun kendi kazandigidir denmistir.
Onun icin hayir ve ser Allah’tan (cc) dir denmistir.
 

çerkeş18

Amatör
Üye
Fethullah Gülen

İrade-i Külliyenin yalnız ve yalnız Allah'a ait olduğu Kur'ân-ı Kerim'de beyan olunmuştur. Bunun yanı sıra, cüz'î iradenin insana verildiği de malumdur. Hâl böyle olunca, günah işleyen bir kişi kendi iradesine uyarak mı günah işler, yoksa Cenâb-ı Hakk'ın İrade-i Külliyesi mi günah işletir?

Meselenin kısaca ifadesi şudur: İnsanın elinde irade vardır. Biz buna ister cüz'î irade, ister meşiet-i beşeriye, isterse insanın kesb gücü diyelim. Cenâb-ı Hakk'ın yaratmasına da, küllî irade, halketme kuvveti yani kudret, irade ve tekvinin tasarrufu diyelim. (Bunlar Allah'ın sıfatlarıdır). Mesele, Cenâb-ı Hakk'a ait yönü ile ele alındığında, âdeta, Cenâb-ı Hak zorluyor da, olacak şeyler öyle oluyor, şeklinde anlaşılır ve bu suretle de, işin içine cebir giriyor. Mesele, insana ait yönüyle ele alındığı zaman ise, insan kendi işlerini kendi yapıyor, şeklinde anlaşılıyor ki, o zaman da işin içine "Herkes kendi fiilinin hâlıkı" düşüncesinden ibaret olan Mutezilî düşünce giriyor.

Kâinatta olup biten her şeyi Allah yaratır. Bu soruda "küllî irade" diye geçen şey de işte budur. Hatta, "Sizi de, işinizi de, Allah yarattı.."[1] Yani sizin de, sizden sâdır olan ef'âlin de hâlıkı yalnız Allah'tır.

Meselâ: Siz bir taksi yapsanız, bir ev inşa etseniz, bu işleri yaratan Allah'tır. Siz ve ef'âliniz Allah'a aitsiniz. Ama ortaya gelen bütün bu işlerde, size ait bir husus da vardır ki, o da kesb ve mübâşerettir. Bu ise âdî bir şart ve basit bir sebeptir. Tıpkı dünyaları aydınlatacak dev bir elektrik şebekesinin düğmesine dokunmak gibi... Bu durumda "Sizin hiçbir şeyiniz, hiçbir müdahaleniz yok." denemeyeceği gibi, işin tamamen size ait olduğu da söylenemez. İş tamamıyla Allah'a aittir. Fakat, Allah size ait bu işleri yaratırken, sizin cüz'î müdahalenizi de âdi şart olarak kabul buyurmuş ve yapacağı şeyleri onun üzerine bina etmiştir.

Meselâ: Şu câminin içindeki elektrik mekanizmasını, Allah kurmuş; işler ve çalışır hâle getirmiştir. Yeniden bunu tenvir etme işi, ameliyesi de Allah'a aittir. Elektron akımlarından bir ışık meydana getirme, câmiyi tenvir etme birer fiildir. Ve bunlar da "Nuru'n-Nur, Münevviru'n-Nur, Musavviru'n-Nur" olan Hz. Allah'a (c.c.) aittir. Ama bu câminin aydınlanması mevzuunda, sizin de bir mübâşeretiniz vardır; o da Allah'ın kurduğu bu mekanizmada, Allah'ın ayarladığı düğmeye sadece dokunmanızdır. Sizin irade ve takatınızın çok fevkinde, o mekanizmanın tenvir vazifesi yapması ise tamamen Allah'a aittir.

Bir numune daha arz edelim: Meselâ; hazırlanıp, işler, çalışır, yürür hâle getirilmiş bir makine düşünelim ki; sadece çalıştırmak için onun düğmesine dokunma vazifesi, size verilmiş. O makineyi harekete getirmek ise, onu kuran ve inşa eden Zât'a mahsustur. Binaenaleyh, beşere ait bu küçük mübâşerete, "kesb" veya "Cüz'î irade" diyoruz. Allah'a ait olana ise "halk etme, yaratma" diyoruz. Ve böylece bir irade inkısâmı karşımıza çıkıyor:

A) Küllî irade, B) Cüz'î İrade. İrade dediğimiz ki; murat etme, dileme demektir, bu tamamen Allah'a aittir. "Allah'ın dilediğinden başkasını dileyemezsiniz."[2] Bu husus, yanlış anlaşılmasın. Biz böyle düşünürken, kulun da "Bir parmak dokundurma denecek kadar iradesi vardır." diyerek, tamamen cebrî bir determinizmden uzaklaşmış bulunuyoruz. İşi meydana getiren Allah'tır, derken de, Mûtezile mezhebi ve rasyonalistler gibi düşünmediğimizi gösteriyoruz. Bu suretle de ne Ulûhiyetinde, ne de Rubûbiyetinde Allah'a eş ve ortak koşmamış oluyoruz. Allah (c.c.) nasıl ki, Zâtında birdir; icrâatında da birdir.. işini başkasına yaptırtmaz. Allah (c.c.) her şeyi kendisi yaratmıştır. Fakat, teklif, imtihan gibi birtakım sırlar ve hikmetler için, beşerin mübâşeretini de şart-ı âdî olarak kabul buyurmuştur.

Meseleyi daha fazla tenvir için, bir büyük zâtın bu mevzûda irat ettiği bir misali sunmak istiyorum. Diyor ki: "Sen bir çocuğun isteğiyle, onu kucağına alsan; sonra sana dese ki; beni falan yere götür; sen de onu oraya götürsen; o da orada üşüyüp hastalansa.. sana: "Beni niye buraya getirdin!" diye itirazda bulunabilir mi? Tabiî ki bulunamaz. Çünkü; kendisi istedi. Üstelik ona: "Sen istedin!" diyerek iki de tokat vurursun. Şimdi bu hususta çocuğun iradesi inkâr edilebilir mi? Elbette edilemez. Zira; o talep etti ve istedi. Ama onu oraya götüren sensin... Hastalanmayı da, çocuk kendisi yapmadı. Belki ondan sadece bir talep sâdır oldu. Binâenaleyh, burada hastalığı verenle oraya götüren ve bu işi talep eden birbirinden ayrılmış olur. Biz kadere ve insanın iradesine bu mânâ ve bu anlayışla bakarız."

İşin doğrusunu her şeyi takdir eden bilir.

Cebrî determinizm: Hürriyeti reddeden, aynı şartlar altında, aynı sebeplerin aynı sonuçları doğuracağını iddia eden ekol
Cüz'i irade: Cenab-ı Allah tarafından insanlara verilen irade
İnkısâm: Bölünme, kısımlara ayrılma
İrade-i külliye: Cenab-ı Hakk'ın engin, sınırsız iradesi
Kesb: Kazanmak, edinmek
Meşiet-i beşeriye: İnsanın dilemesi, istemesi
Mu'tezile: Kaderi inkar eden, aklî esaslara dayalı bir din felsefesi meydana getiren itikadî mezhep
Mu'tezilî düşünce: Kaderi inkar eden, akli esasları ön planda tutan düşünce tarzı
Mübâşeret: Bir işe girişme, başlama
Nur'un nur: Pürnur, nurun ta kendisi
Sâdır olan: Çıkan, meydana gelen, zuhur eden
Tekvin: Yaratma, vücuda getirme, hasıl etme

[1] Sâffât sûresi, 37/96
[2] İnsan sûresi, 76/30

14 Ekim 1977, İzmir Bornova Merkez Camii
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Cüzi irade ve lafı dolandıra dolandıra kendince vardığı sonu olmayan son :)

Fethullah Gülen biraz daha inceltse kırılacakmış :)
 
Üst Alt