Johann Wolfgang von Goethe DIYOR KI:

MERHABA!

Ne aptalcadır ki herkes kendi özel fikrini
Çok değişiktir diye över.
Eğer İslâm Allaha teslim olmak demekse,
Hepimiz İslâmiyetin hâkimiyetinde yaşar ve ölürüz.

Närrisch, daß jeder in seinem Falle
Seine besondere Meinung preist!
Wenn Islam Gott ergeben heißt,
In Islam leben und sterben wir alle.

YORUMSUZ.
West-östlichen Divan, WA I, 7, 32
 
Johann Wolfgang von Goethe Diyor ki-II

MERHABA!

İsâ, bütün saflığıyla duyuyor,
Kâinâtın ilâhı bir tek diyordu;
Onu ilâhlaştıran her kişi
En kutlu hislerini yaralıyordu.

Gerçek aydınlanmalı artık!
Muhammed’in başardığı gibi,
Yalnız Allah bir tek diyerek
O, bütün dünyayı fethetdi”.

Jesus fühlte rein und dachte
Nur den Einen Gott im Stillen;
Wer ihn selbst zum Gotte machte
Kränkte seinen heil'gen Willen.

Und so muß das Rechte scheinen
Was auch Mahomet gelungen;
Nur durch den Begriff des Einen
Hat er alle Welt bezwungen.

YORUMSUZ...
West-östlichen Divan, WA I, 7
 
MERHABA!

“Şimdi, Muhammed'in dalgası
İniyor ovaya
Gümüşten parıltılarla...
Ve ovalardan nehirler,
Dağlardan dereler

Neşeyle çağırıyor O'nu: Kardeş!
Kardeş, al kardeşlerini
Götür Sonsuz Kaynağa,
Sonsuz Okyanus'a

Bizi bekleyen Açılmış kollarıyla...
Kardeşlerini götürüyor O,
Çocuklarını ve hazinelerini
Yaradan'a, bekleyen

Aşk dolu, merhamet dolu.”
“Bilmeğe çalışıyorum
Kur'an sonsuz mu, değil mi?
Ama inanıyorum

Müslüman olmanın gereğiyle
Bütün kitapların üstünde bir Kitaptır Kur'an.”
“Bütün sâfiyetiyle hissediyordu İsa
Ve anlatıyordu Allah'ın bir olduğunu;

Kendisini ilahlaştıran herkes
Yaralıyordu en kutsal duygularını.”
“Daha fazla gizli kalmamalı gerçek,
Parlatılmalı, Muhammed'in yaptığı gibi;
Fethetti dünyayı O

Johann Wolfgang von Goethe
MAHOMET, Vest-ostliche Divan, Buch des Saengars;

YORUMSUZ!
DEVAM EDECEK.....
 
Tek kelimeyle mükemmel bir paylaşım... Doğu-Batı Divanından sanırım bu alıntılar.

MERHABA!

Evet sayin Sis altina yazmistim zaten.
Yorumsuz olarak Habsburg Hanedanınin SERF'lerinden
Alman milletini olusturan iki kisiden biri-ki herr Otto von Bismarck-

herr.Johann Wolfgang von Goethe'nin

1775 yılına gelindiğinde, Weimar-Saxe Dükü Carl August'un daveti üzerine Weimar'a giden Goethe, birtakım politik bürolarda çalıştı ve dükün özel danışmanı olarak görev yaptı. İlk olarak, 1771'de ilgilenmeye başladığı Kur'an-ı Kerim tefsirleri üzerindeki incelemelerine burada da devam etti. Rumi, Jami, Attar, Tafsir el-Tabari, Saadi gibi Farisi el yazmalarını ve Yavuz Sultan Selim'in İslamiyet kültürünü anlatan el yazması metinleriyle birlikte, Türkçe-Arapça sözlükler satın aldı. Özellikle Doğu medeniyetlerini inceleyen bir tarihçi olan J.V.Hammer'ın Kur'an çevirisini, akşam toplantılarında, dükün ailesine de yüksek sesle okuyan Goethe, Almanya'da İslamiyete pozitivist bir bakış açısıyla yaklaşan ilk edebi kişilik oldu.

....1782 yılında Hıristiyanlığı reddettiğini açıklayan Goethe...

Dinin disinda anatomik yapiyi bilirkisi seviyesinde inceleyen;
....1784 yılında, insan yüzündeki ara çene kemiğini keşfetti ve kafatasıyla ilgili omur teorisini geliştirdi. Ünlü edebiyatçı, ara çene kemiğiyle ilgili keşfine, tümevarım yöntemiyle ulaştı. Tüm memeli hayvanlar bu kemiğe sahip olduğuna göre, insanlarda da vardır, tezini ortaya attı ve birtakım deneysel çalışmalarla bunu doğruladı. İnsan anatomisindeki ara çene kemiği, embriyo halindeyken görüldüğü için, Friedrich Engels'e göre, tümevarım yanlış; ancak sonuç doğruydu...

Bitkilerle ilgili calismalari;
...Doğanın birbirinden tamamen farklı yapılara sahip unsurlarından olmalarına rağmen, insanların da bitkiler gibi devinimsel bir değişim sürecine tabi oldukları düşüncesini geliştirdi. Ana Bitki'nin (urpflanze), tüm bitkilerin temel kökeni olmasından hareketle, insanların da kökeninin bağlı olduğu bir "öz" vardı. İnsanoğlunun değişim ve gelişim süreci de, bu öz'ün denetimindeydi. 1788 yılında, Weimar'a dönüşünün ardından kaleme aldığı "Metamorphhose der Pflazen"de, bitkilerin morfolojik yapılarını açıklıyor ve insanların da bitkiler gibi maruz kaldığı gelişim-değişim sürecinde, özünde aynı varlık olarak kalabileceğini savunuyordu...

Edebi kisiligi icin sadece , "Dr.Faust" ile "Mefisto" yazilari hatirlatirsak....
Eserlerinde Almanca olarak yaklasik 650000 kelime kullanarak
Almancayi purlastirmis ve bir millet dili haline getirmistir.

herneyse konudan sapmadan DEVAM......
 
MERHABA!

Hz. Muhammed’in Şarkısı/ Mahomets-Gesang

“Sevinç sevinç berrak,
Ve yıldız yıldız parlak, bir dağ pınarı,
Üstünde beyaz bulutların
Ve kuytusunda bir yeşil yamacın,

Aziz rûhlar sallamış beşiğini!
Vedâ edip çocuk tazeliğiyle bulutlara,
Raks eder gibi iner mermer kayalara.
Haykırır sevincini semâlara.

Dağ geçitlerinde,
Önüne katar renk renk çakılları,
Ve bağrına basar kardeş pınarları.
Çiçeklenir ayak bastığı yerler,

Ve nefesiyle yeşerir çimenler,
Yoldaşı olur şimdi ırmaklar,
Ovaları doldurur gümüş ışıklar.
Bir ses yükselir pınarlardan:

“Kardeş; ayırma bizi koynundan
Kollarını açmış bekliyor Yaradan
Yoksa bizi çölün kumları yutacak.
Güneş, kanımızı kurutacak, kardeş.

Dağın ırmaklarını,
Ovanın ırmaklarını,
Hepimizi alıp koynuna,
Eriştir bizi yüce Tanrı’na!”

“Peki” der, dağ pınarı,
Kendinde toplar bütün
Ve haşmetle kabarır göğsü ve kolları,
Ülkeler açılır uğradığı yerlerde,

Yeni şehirler doğar enginlerde,
Kulelerin alev zirvelerini,
Ve haşmetli mermer saraylarını,
Bırakıp arkasında,

Yürür mukadder yolunu
Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak,
Evlâtlarını, Tanrı’sına ulaştırarak
Karışır ilâhi ummana coşarak”.

Johann Wolfgang von Goethe

YORUMSUZ!

DEVAM EDECEK.....
 
MERHABA!

Kur’ân ebedî midir?
Sormam bunu!

Kur’ân, yaratılmış mıdır?
Bilmem bunu!

Kitapların kitabı olduğuna ise
Müslüman olduğum için inanırım”

Johann Wolfgang von Goethe

YORUMSUZ!
DEVAM EDECEK.....
 
MERHABA!

Mahomet

Halime (süt annesi): Muhammed!

Muhammed: Halime! Şu an tam saâdet dolu duygularımın içindeyken beni rahatsız etmek zorunda kaldın. Ne istiyorsun benden Halime?

Halime: Beni ürkütme sevgili oğul. Güneşin battığı yerde seni arıyorum. Körpecik gençliğini gecenin tehlikelerine mâruz bırakma.

Muhammed: Allah’ın varlığına inanmayanlar için gündüz de gece kadar lânetlidir. Kötü ahlâk, tıpkı kara kurbağasının zehri çektiği gibi, uğursuzluğu da kendisine getirir. Fazîlet ise bu gökler altında, şifâ verici bir muska gibi en sağlıklı atmosferiyle bizi muhâfaza eder.

Halime: Hiç bir gece soygunculardan güvende olmayan bu topraklarda sen çok yalnızsın.

Muhammed: Yalnız değildim. Allah’ım en samimi bir şekilde bana yaklaştı.

Halime: O’nu gördün mü?

Muhammed: Sen O’nu görmüyor musun? Her sessiz pınarın yanında, çiçek açmış her ağacın altında sevgisinin sıcaklığıyla benimle buluşuyor. O’na nasıl şükretsem! Benim göğsümü açtı. O’nun ismini hissedebileyim diye kalbimin katı kılıfını benden çekip aldı.

Halime: Hayâl görüyorsun! Göğsün hiç açılabilir miydi ve sen hâlâ şimdi hayattasın ?

Muhammed: Senin için, beni anlamayı öğrenebilmen için, Allah’ıma duâ edeceğim.

Halime: Senin Allah’ın kim? Hobal mi, el Fatas mı?

Muhammed: Bir taş parçasına “seni seviyorum” ve balçığa “benim koruyucum ol” diyen zavallı bahtsız halk! Onların duâlar için kulakları, yardım için kolları var mı?

Halime: O taşın içinde oturan ve balçık içinde süzülen şey beni duyuyor. Onun gücü büyük!

Muhammed: Ne kadar büyük olabilir? Onun yanında 300 tane daha var. Her birinin yanında yakarıcı bir duâ masası tütüyor. Eğer siz komşularınızın aleyhine duâ ederseniz ve komşularınızda sizin aleyhinize duâ ederse; o zaman tanrılarınız, sınırları karışmış küçük hükümdarlar gibi sonu gelmeyen bir fesatla, karşılıklı olarak birbirlerinin yolunu kapatmak zorunda kalmaz mı?

Halime: Senin Tanrı’nın ortakları yok mu?

Muhammed: Eğer olsaydı, O Allah olamazdı.

Halime: O nerede yaşar?

Muhammed: Her yerde.

Halime: Yani hiç bir yerde. Bütün yönlere doğru yayılıp genişlemiş olanı tutup kavramak için kolların var mı?

Muhammed: O kollar ki, senin sevgin için sana şükreden bu kollardan daha güçlü yanıyor. Ama onları ancak bana izin verildiği kadar uzatabilirim. Halime, dar bir kundağın içine sıkışmış bir çocuk gibiydim. Kollarımı ve ayaklarımı karanlık bir sargıda hissetmiştim. Fakat kendimi serbest kılacak olan şey de, bende değildi. Allah’ım, insanlığı bağlarından kurtar! Onların en içli duygusu senin özlemini çeker.
Johann Wolfgang von Goethe

YORUMSUZ....
 
Merhaba!

Johann Wolfgang von Goethe diyor ki:

"Ben de tıpkı Mûsâ gibi, onun Kur’ân’da duâ ettiği gibi, duâ etmek istiyorum:
Allah’ım daracık göğsümde bana bir yer aç"

War Goethe ein Muslim? Katharina Mommsen. Zeitschrift Kaaba. Nr. 1/97.

YORUMSUZ!

devam edecek....
 
Merhaba!

Johann Wolfgang von Goethe diyor ki:

"— Hiç kimse Hz. Muhammed'in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa'ya nasip olan bütün başarılara rağmen, bizim konulmuş olan bütün kanunlarımız, İslâm kültürüne göre eksi ktir.
Biz Avrupa milletleri medenî imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışmada O'nu geçemeyecektir."
1827- Thomas Carlyle'a mektuplar.

YORUMSUZ!

devam edecek....
 
Üst Alt