• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Izmir körfezinde/ hemıngway

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Izmir körfezinde/ hemıngway

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

işin en garibi, diyordu, her gece tam gece yarısında bağırmalarıydı. Bu saatta niye bağırırlardı bilmiyorum. Bizler limandaydık, onlar da iskelede, gece yarısı başlarlardı bağırmaya. Susturmak için projektör tutardık üstlerine. Bu her seferinde işe yaradı. Projektörü üstlerinde bir aşağı bir yukarı iki üç kez dolaştırdık mı susarlardı.

Bir kez iskelede görevli subay bendim, yanıma bir Türk subayı geldi, büyük bir öfke içindeydi; bizim gemicilerden biri kendisine hakaret etmiş. Ona bu gemicinin gemiye
gönderilip orada şiddetle cezalandırılacağım söyledim. Adamı göstermesini istedim. En sessiz bir herifi, bir topçu yardımcısını gösterdi. Bu adamın kendisine durmadan ağır hakarette bulunduğunu söyledi; benimle bir çevirmen aracılığı ile konuşuyordu. Topçu yardımcısının hakaret edecek kadar Türkçe bilmesini aklım almadı. Adamı çağırdım ve, «Türk subayları ile ancak gerektiği zaman konuşacaktın.» dedim.
«Ben hiç biri ile konuşmadım, efendim.» «Kuşkum yok bundan,» dedim, «ama şimdi en iyisi sen gemiye git ve bütün gün bir daha sahile çıkma,»
Sonra Türk'e, adamın gemiye gönderildiğini ve orada gerekenin şiddetle yapılacağını söyledim. En sert bir biçimde! Türk sevindi. iyi dosttuk bizler

En kötüsü, diyordu, çocukları ölmüş kadınlardı. Ölü çocukları alamıyordunuz onlardan. Altı günden beriölüydü çocuklar. Vermiyorlardı onları. Hiç bir şey yapamazdınız. Sonunda çekip aldık. Sonra, bir de yaslı bir kadın vardı, bu olağan üstüdür işte. Bir doktora anlattım, yalan söylüyorsun dedi. Onları iskeleden uzaklaştırıyor, ölüleri topluyorduk, bu yaşlı kadın sedye gibi bir şeyin üstünde yatıyordu. «Şu kadına bir bakar mısınız, efendim?» dediler. Ben de baktım, tam o anda öldü ve taş gibi kaskatı kesildi. Bacakları çekildi, belinden yukarı çekmişti bacaklarını, tümden sertleşti. Sanki geceden ölmüş gibiydi. Bir tıp öğrencisine anlattım bunu, imkânsız dedi.

Hepsi iskeleye dolmuştu, çünjtü Türk'ü tanımıyorlardı, bu ne depreme, ne de başka şeye benzerdi. Koca Türkün ne yapacağını hiç bilemezlerdi. Hatırbyor rr;usun, nasıl bize bir daha gelip almamamızı emretmişlerdi. O sabah limana geldiğimde işi bitirmeyi düşünüyordum. Ellerinde batarya çoktu, toz ederlerdi bizi suyun üstünde, içeri girecektik, iskeleye yanaşıp ön ve arkadan demirleyecektik. Sonra da şehrin Türk kesimini topa tutacaktık.

Uçururlardı bizi ama biz de cehenneme çevirirdik şehri, içeri girerken bir kaç kez kuru sıkı ateş ettiler. Kemal geldi, Türk kumandanı kovdu, adam yetkisini aşmıştı. Fazla ileri gitmişti. Cehenneme dönecekti ortalık.

Limanı hatırlarsın. Bir çok güzel tekne vardı. Yaşamımda düş kurduğum tek süre oldu bu. Çocukları ölen kadınlara olduğu gibi, doğuran kadınlara da aldıran yoktu. Hepsi kurtuldu. Bir kaçının ölmesi bile şaşırtıcıdır. Üzerlerine bir şey örter, bırakırdık kendi hallerine. Her zaman ambarın en karanlık köşelerini bulurlardı. Bir kez iskeleden ayrıldılar mı artık hiç bir şeye aldırmazlardı.

Yunanlılar hoş çocuklardı üstelik. Yük hayvanlarını beraber götürmiyecekleri için ön ayaklarını kırar sığ suya iterlerdi. Ön ayakları kırık katırlar, suda debelenirlerdi. Tatlı işlerdi bütün bunlar. Gerçekten, çok tatlıydı.

SEÇiLMiŞ HİKÂYELER-Türkçesi: YAŞAR ANDAY
CEM YAYINEVİ-istanbul 1972
Dizgi-Tertip : Yüksel Matbaası,
Baskı : Ahmet Sarı Matbaası,
 
Üst Alt