• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Istanbul'daki bağdat

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Istanbul'daki bağdat

mopsy

Emektar
Üye
IRAKLILARIN İSTANBUL'DAKİ KÜÇÜK BAĞDAT'I

İstanbulun en kozmopolit semtlerinden Kurtuluşun Kurtuluş son durak denilen bölgesini bilirsiniz. Peki, buranın diğer adının Küçük Bağdat olduğunu biliyor muydunuz? Otobüs duraklarının arkasındaki Genç Kardeşler Kıraathanesi önünde şöyle bir dolanır, çekinmez içeri girerseniz, mahalleye takılan ismin cuk oturduğunu fark edeceksiniz. Kahvede kağıt oynayan, laflayan, kapı önünde sigara içen, güneşlenen, şakalaşan ama en çok da bekleyen erkeklerin dillerinden dökülen Arapça sözcükler, burayı Küçük Bağdat yapan.
Kurtuluş, Iraktaki savaş ve şiddet ortamından kaçan, evlerini, işlerini, ailelerini, geçmişlerini bırakıp kendilerini sınırın ötesine atan binlerce Iraklı mülteci için bir ara istasyon, epeydir. Erkekler kahvede, kadınlar evlerde, çocuklar ve gençler sokakta ya da göçmen kuruluşlarının kurslarında vakit geçiriyor. Ama hepsinin ortaklaşa ve en çok yaptığı eylem, beklemek. Daimi ikamet için başvurdukları ülkeden kabul alabilmek için dört, beş yıl bekleyen de var, bir sene sonra kabul alıp, yeni hayatına doğru uçan da.

Sırat köprüsü gibi

Kiliselerin bulunduğu bir bölge olması, Harbiyedeki Katolik yardım örgütü Caritasa, Beyoğlundaki göçmen örgütlerine ve Keldani Kilisesine yakınlığı, Türkiyeli Rumlar ve Ermenilerin yanı sıra göçmenlerin de yoğun yaşadığı bir semt oluşu, kiraların görece ucuzluğu, en çok da bir arada olma ihtiyacı gibi sebeplerle, Iraklılar Kurtuluşta yoğunlaşmış durumda. Burada kendi ülkelerinde eksikliğini en çok hissettikleri şeyi, emniyet ve huzur duygusunu yaşasalar ve Kurtuluşu çok sevseler de nasıl demeli, bu geçici bir duygu.

Zira aslolan o uçağa binip, Iraktaki şiddet ortamını da buradaki yoksul günleri de geride bırakıp, çoğu zaman akrabalarının önceden yerleşmiş olduğu bir Batı ülkesinde yeni ve güzel bir hayat kurmak. Mülteci olma duygusunu tam manasıyla tarif etmek kolay değil. Sözü, duyduğum en iyi tanımlamayı yapan, görüştüğüm Iraklılardan M.D.ye verelim: Sırat köprüsü gibi bir şey. Geçebilirsen geçiyorsun. Ama geçemezsen, yeni bir ülkeye başvuruyor, baştan başlıyorsun.

Küçük Bağdatta sırat köprüsünden geçmek üzere bekleyen, büyük kısmı Hıristiyan çok sayıda Iraklıyla karşılaştım, sohbet ettim. Öykülerini anlatmak isteyenlerin kimlikleri ve yüzleri bizde saklı. Malum, özledikleri huzurlu günler henüz tam manasıyla gelmiş değil, üstelik çoğunun ailesi hâlâ Irakta, tehdit burunlarının ucunda



Iraklı Keldaniler pazar ayinde bir araya geliyor

Bir pazar sabahı, Keldani Asuri Cemaati Ruhani Reisi Peder François Yakanın davetiyle Beyoğlundaki St. Antuan Kilisesinin kapısından giriyoruz. Çoluk çocuk ayine gelmiş Iraklı Keldani cemaatinin üyelerinin peşinden avludaki basamakları inip alt salona geçiyoruz. Ayini yöneten Peder Yakanı dinleyen yaklaşık 200 Iraklı Hıristiyan var. Keldanice yapıldığı için anlamasak da, Yakanın sarf ettiği Türkçe sözcükleri yakalıyoruz arada, dualar Libya ve Japonya için geliyor.

Bir saat süren ayinden sonra avluda poğaça ve meyve suyu ikramı yapılıyor. Ayine katılanların hemen hepsi Kurtuluştan. Yakan, o günkü kalabalığın az bile olduğunu anlatıyor. Kapıya Keldanice bir not iliştirilmiş, Iraklı mültecilere yardım eden Keldani Asuri Yardımlaşma Derneğinin (KADER) iletişim bilgileri yazıyor. 2006da kurulan KADERde göçmenlere Türkçe dersleri veriliyor, dul kadınlara, çocuklara yardım ediliyor, prosedürleriyle ilgili destek veriliyor.

Türkiyedeki Keldanilerin Beyoğlunda kendi kilisesi de var, ancak Yakan yer darlığından dolayı pazarları sabah ayinini St. Antuanda yaptıklarını anlatıyor. KADER, kilise ve İstanbuldaki diğer göçmen dernekleri dışında Katolik Yardım Örgütü Caritas da mültecilere destek veriyor, burada çocuklar için kurslar düzenleniyor.

M. D. 50 yaşında. Keldani Katolik. 1991den beri Kurtuluşta yaşıyor. Tercümanlık yapıyor. ABDye göç etmek istiyor.

Özlemim sözcüklerle anlatılmaz

1991de 30 yaşındayken tek başıma geldim. O zaman da ülkenin durumu fenaydı. Bir sürü semti gezdim, Kurtuluşu sevdim. Rumlar, Ermeniler, kiliseler var. Amerikaya gitmek istiyorum. Kız kardeşim Michiganda. Bir kardeşim Belçikada. Ablam Almanyada. 1991den beri Iraka hiç gitmedim. Ticaretle uğraşıyordum. Burada tercümanlık yapıyorum.

İngilizce, Türkçe, Keldanice, Arapça biliyorum. Kurtuluşta bir Türkten daha ünlüyüm. Iraka dönemem, zor. Nasıl özlediğimi anlatmak için kelimeler yetmez. Deseler ki Irakta her şey düzeldi. Uçağın da bekliyor, Amerikaya gidebilirsin diye, bir dakika durmam, Iraka dönerim. Derdimiz yoktu Irakta. Suudi Arabistandan, İrandan iyiydi. Saddam düştü ve her yer alevlendi.

C.A. 25 yaşında. Keldani Katolik. 2004te Bağdattan geldi. Hedefi, Avustralya.



Bütün Irak benim olsa dönmem

Bağdatta ayakkabı tamircisiydim. Tehdit almaya başladım. 2004te ablamla geldim. Ablam Ürdünde evlendi, Avustralyaya gitti. Bir buçuk yıl kaldım Kurtuluşta. Fotoğraf çektiğiniz duvarın dibinde uyurdum. Kuşların yemeğini yerdim. Bir gün evimize bomba düştüğünü duydum. Dönüp iki yıl kaldım. Evlendim, iş açtım, yine tehdit aldım. 2009da geldim, BMye başvurdum. Sekiz ay önce Kağıtlarına bakıyoruz dediler. Çıkarken 10 milyar ödemem gerekecek. İkinci gelişte ev tuttum Kurtuluşta. Çocuğum hastalanıyor, sigortam yok. Tayyip Erdoğan yardım etsin. Para istemiyorum, Melbournea gitmek istiyorum. Bütün Irak benim olsa dönmem. Hayat yok, kanun yok. Amerikalılardan önce çok güzeldi. Şimdi mahallemizde kimse kalmadı.

Z. H. Keldani Katolik. Bir ay önce Bağdattan geldi. Amerikaya gitmek istiyor.

Sonum ne olacak bilmiyorum

Hıristiyanların durumu çok kötüydü. Tehdit aldım, kaçtım. Yüzü bağlı adamlar kapıyı çaldı, Bu ev hükümetin, çık dedi. Bağdatta cam ustasıydım. Müslüman ve Hıristiyanlar kardeş gibiydik. Dışarıdan insanlar geldi, ayrımcılık başladı. Müslüman arkadaşlarım da tehdit aldı. İmkânı olan kaçıyor, imkânı olmayan ölüyor. Musulda iki kilise vurulmuştu, 70-75 ölü vardı. Ben de oradaydım. Her şey eskisi gibi olsun istiyoruz, olmuyor. Bir kardeşim ve dayım Kaliforniyada, amcam Teksasta, kız kardeşim Mısırda, biri Torontoda. Gidip onlar gibi yaşamak istiyorum. Allahtan umudum bir iş ve ev. İnşallah sesim duyulur. Çok yorgunuz. Yaşamak zor. Sonum ne olacak bilmiyorum. Amerikaya gitmek için BMye başvurdum, bekliyorum.

H. D. 65 yaşında. Keldani Katolik. M.D.nin halası. Kocası ve ağabeyi öldürülünce Musuldan geldi. Bir yıldır burada.



Devlet yok orada artık

Kocamın buz fabrikası vardı. Kocam ve ağabeyim öldürüldü. Bir oğlum Mısırda, biri Avustralyada, biri Amerikada. Sünniler, Amerikayla işbirliği yapıyorsunuz diye saldırmaya başladı. Devlet yok orada artık. Emniyet olsaydı giderdim Iraka. Düzeleceğine dair umudum yok. Keşke o günler dönse ama orada kimsem kalmadı.

Kocam yok, oğullarım yok. Ne yapacağım orada? Melbournea gidip son yıllarımı oğlumla geçirmek istiyorum. İşlemlerimin tamamlanması için haber bekliyorum. Burada yeğenim M. bana iyi baktı. Mahalleden Iraklı kadınlarla tanıştım. Yeğenim beni Cevahire, Adalara götürdü. İstanbul çok güzel. İnsanlar sıcak, bizimkiler gibiler.

Kurtuluştaki küçük meydanda çok sayıda Iraklı mülteciyle karşılaştık. M.D.nin (sağda) rehberliğinde görüştüğümüz Iraklılar en çok göç etmek istedikleri ülkeden aylarca yanıt beklemekten ve Türkiyeden ayrılırken ödeyecekleri ceza parasından şikayetçi.



En büyük dert ikamet parası

*Türkiyede Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) kayıtlı Iraklı mülteci sayısı 6 bin 590.

*İstanbulda 1600 civarında Iraklı Hıristiyan mülteci yaşıyor.

*Iraklıların da diğer mülteciler gibi, en büyük dertlerinden biri ikamet parası. Burada kaldıkları her sene için, kişi başı 600 TLlik bir ödeme yapmaları gerekiyor. Para ödenmedikçe faiz biniyor. Gösterilen uydu kentlere taşınmayıp orada imza vermedikleri için de ayrı bir ceza yiyorlar. Türkiyeden ayrılırken biriken parayı ödemek zorundalar. Ailedeki fert sayısı arttıkça, ceza da artıyor. Aile başına 30 bin 60 bin TL arası rakamlar söz konusu. En büyük dilekleri ikamet parasının kaldırılması, var olan cezaların silinmesi. İyi haber, İçişleri Bakanlığının Cezayı veremeyecek durumda olanlardan paranın alınmayabileceğini duyurması. Daha iyi haber; henüz yasalaşmamış olan tasarının, ikamet parasını tamamen kaldırmayı içermesi.

*Iraktan Türkiyeye ve Ortadoğu ülkelerine göçlerin başlangıç yılı, şiddetin ülkede rutin hale geldiği 1991. ABDnin Irakı işgal ettiği 2003 ise özellikle 1 milyon 200 bin civarındaki Hıristiyan nüfus için başka türlü bir milat. Saddam Hüseyinin düşüşünden sonra, Hıristiyan azınlık, baskı, ölüm tehditleri, kilise bombalanmalarıyla tanıştı. O günden beri Iraklı Keldanilerin kendilerini mülteci olarak kabul eden ülkelere kaçıp yeni bir hayat kurmak için uğradıkları ilk durak Türkiye. Hıristiyan nüfusun yarıdan fazlası Irakı terk etmiş durumda. Son olarak geçtiğimiz pazar, paskalya yortusu sonrasında Bağdattaki küçük bir kilisede bomba patlamış, dört kişi yaralanmıştı.

*Türkiyeye sığınan Iraklılar arasında Keldaniler başta olmak üzere Türkmenler, Yezidiler, Şiiler ve Sünniler var.

*Kerkük, Selahaddin, Musul, Bağdat ve Diyala şehirlerinden gelenler BMMYK tarafından direkt mülteci olarak kabul ediliyor.

*BMMYK tarafından mülteci olarak kabul edilen Iraklılar, yabancılar şubeye kayıt yaptırıp, gitmek istedikleri üçüncü ülkeden kabul almak üzere beklemeye başlıyor.

*Türkiyenin mültecileri transfer ettiği 52 uydu kent var. Ama Iraklılar da diğer mülteciler gibi sosyal, dini ve ekonomik koşullar nedeniyle uydu kente gitmeyip, İstanbulda beklemeyi tercih ediyor.

*Türkiye, Avrupa dışından gelen sığınmacılara daimi ikamet vermiyor. Dolayısıyla Türkiye, Iraklı mülteciler için bir tür ara istasyon.

*Iraklılara daimi ikamet veren ülkeler arasında başı ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, Finlandiya ve Kanada çekiyor. Diğer Avrupa ülkeleri BM kotasını bile doldurmuyor.

H. A. Müslüman. Kocası Bağdatta kaçırıldıktan sonra iki oğluyla Kurtuluşa geldi. Evi Iraklı başka bir karı-kocayla paylaşıyorlar. Amerikaya, arkadaşlarının yanına gitmek istiyor

Burada huzur içinde uyuyabiliyorum. Bağdatta uyuyamıyordum, anlıyor musun?

Kocam elektrik malzemeleri satıyordu. Ben matematik öğretmeniydim. 22 yaşındaki oğlum üniversitede muhasebe okuyordu. 15 Eylül günü kocam işe gitti, gelmedi. Zaten kalp hastası. Hastaneleri, polisi aradım. İki gün sonra telefon geldi, Kocanı istiyorsan 50 bin dolar getir dediler. Yalvardım. Kaçarsan da buluruz seni dediler. Bende o para yok. Olsa da vermem. Versem de keserler kocamı. Bir de teröre yardımcı olmak istemiyorum. 15 gün bekledik. Ben de kalp hastasıyım. Oğullarımı da kaybetmekten korktum, buraya geldik. BMde mülteci olarak kabul edildim. Üçüncü görüşmeyi bekliyorum. Kaliforniyada yakın arkadaşlarım var. Oraya gitmek istiyorum, ilaçlarımız için. Küçük oğlumda da kalp rahatsızlığı var.

Oğlumun acil ameliyat olması gerekiyor

Büyük oğlumun dizine jeneratör düşmüştü, sakatlandı. Şişli Etfale, Kurtuluş Polikliniğine gittim. Acil ameliyat dediler. (Raporları gösteriyor) 10 bin dolar tutarmış. Sakinleştirici iğne kullanıyor. İlaçlar pahalı. Ameliyat için bir an önce gitmeliyim. Orada ilk sekiz ay sigortalı oluyorsun. Komite karar verecekmiş. Rica ettim, ağladım Hızlandırın dedim. En çok acı veren şey beklemek.

Bağdatta emniyet yoktu. Burada emniyet var, yaşam var. Burası bizim için istasyon. Ama çıkarken ceza ödememiz gerekiyor, keşke onu kaldırsalar. Üç kişi 25-30 bin dolar ödeyeceğiz. Birkaç kadın arkadaşım var burada. Kalan vakit ağlamakla, beklemekle geçiyor. Taksime, Eminönüne gittim. Bir de deniz kenarına Evde El Arabiya ve El Cezire izliyorum. Türkçem çok az, çarşıda idare edebiliyorum. (Bir gün Iraka dönmek ister misiniz? sorusu üzerine) Kocam kaybolduktan sonra kime döneceğim? Basradaki yakınlarım duyum alırlarsa arayacaklar. Kocam yaşıyorsa beni bulabilir. En önemlisi ne biliyor musun? Burada uyuyabiliyorum. Bağdatta uyuyamıyordum. Huzur bulmak istiyorum. Dinlenmek istiyorum, kalbim için, çocuklarım için

suryaniler.com
 
Üst Alt