• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

İslamda Çok Eşlilik (4 Kadın) Haramdır Görüşü

Okunuyor :
İslamda Çok Eşlilik (4 Kadın) Haramdır Görüşü

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Sultan ve eşleri (Jean Baptiste Van Mour)

Yüce Allah Ahzab 52de Hz Muhammede seslenerek şöyle diyor: "Kadınlar artık sana helal değil. Onları güzel bulsan bile eşlerinle değiştirmen de. Ama yemininin sahip oldukları başka." Görüldüğü gibi bundan sonra Hz Peygamberin, bir eşini bırakıp onun yerine ailesinin dışından başka bir kadınla evlenmesi de HARAM. Neden?

Çünkü çok eşlidir. Allahın elçisi bir eşini bırakıp onun yerine başka bir kadın alırsa eş üstüne eş almış olur. İşte bu haram. Yoksa tek eşli bir inanırın onu bırakıp bekar hale geldikten sonra başka bir kadını eş alması helal (4:20).

İslamın son peygamberi Ahzab 52′den sonra bir daha asla evlenmemiştir. Yoksa rabbine baş kaldırmış olurdu, risalet elinden alınırdı ve o "Büyük Gün"de hesaba çekilirdi (Yûnus 15). Bu kadar kesin. Çünkü Allah her zaman doğru söyler; Yûnus 15'te de doğru söylüyor.

Tanıdığım birine bunu hatırlatmak zorunda kaldım. Din görevlisiydi. SÜNNET diyor başka bir şey demiyordu. "Hz Peygamber ne yaptıysa yapmalı, ne yapmadıysa yapmamalıyız. Sünneti terkeden İslamdan çıkar."

"Peki," dedim. "Ahzab 52den sonra Hz Peygamber bir daha hiç evlenmedi. Ama bazı inanırlar evli oldukları halde bir daha bir daha evleniyor; onlar İslamdan çıkıyor mu?"

Çıt yok.

Gerçekten çarpıcı ve İslam adına üzücü bir durum. Bir din ki peygamberine EŞ ÜSTÜNE EŞ almayı yasaklar; Allahın Elçisi yasağa harfi harfine uyar. Ama onun ümmeti çatır çatır EŞ ÜSTÜNE EŞ alır. Peygamber gider Mersine, onun ümmmeti gider tersine. O dinde ciddiyet kalır mı?

Ahzab 52′den sonra Hz Muhammedin bir daha asla evlenmediği ama sahabelerinin eş üstüne eş almaya devam ettiği öne sürülebiliyor. Mümkün mü? Hayır! Allahın Elçisi bu gayriciddiliğe izin vermiş olamaz. Kalbinde hastalık olan bir kısım zevat ona rağmen eş üstüne eş aldıysa Allah onlara bunun hesabını sorar. Ama samimi sahabeler Allaha ve Onun Elçisine inat, eş üstüne eş almış olamaz. "Miş miş"lere değil Kurana iman edenler bunu bilir, bunu söyler.

Asr-ı saadette Ahzab 52′den sonra eş üstüne eş alınmamıştır. Bu kesin. Daha önce o yöntemle kurulan aileleri ise Yüce Allah BUNDAN SONRA anlamında MİN BAD diyerek aklıyor. Yani BUNDAN ÖNCEKİLER günah hanelerine yazılmaz. Ama bundan sonra haram, günah.

Anlaşılan o ki tek tük de olsa eş üstüne eş almalar Hz Muhammedin ölümünden 30-35 yıl sonra yeniden başlamış. İnananlar önceleri tepki gösterdiyse de zamanla "Aman, ne günahlar işlenmiyor ki!" deyip sineye çekmişler. 50-60 yıl geçince "Bunca insan yanılıyor olamaz ya!" deyip olağan karşılamışlar. 80-85 yıl sonra ise haccac-ı zalimlere fazla iş kalmamış; zulmü kitabına uyduruvermişiler.

Konya milletvekili Halil Ürün'ün eşi: "İkinci eşi kabul edemem! Dayağı kabul edemem." 16 Mayıs 2006 tarihli SABAH gazetesinde konuyla ilgili açıklamaları yer alan Esma Ürün şöyle diyor:

Eşimin başka bir kadınla 6 yıllık beraberliği var. Uzun zamandır seziyordum. Sordum ama sürekli inkar etti. 35 yıldır evliyiz. Daha önce elle, kolla, sözle şiddet vardı ama ben sürekli "Düzelir..." diyordum. İkinci kadın çok onur kırıcı. Sineye çekemedim. "Ya o ya ben!" dedim. Sonunda iş çığırından çıktı. Dayak ben ayrılmak istediğim için oldu. İkinci evlilik Allah'ın emri değil.

Şimdi zulüm mazur görülüp "Tavsiye edilmez ama çok eşlilik caizdir," deniyor. Hayır! Yüz yılların uyduruk mazeretidir bu. Doğrusu: çok eşlilik haramdır çünkü ZULÜMDÜR. Zulüm haramdır; Allahın dininde zulüm caiz ilan edilemez. Allah asla zulmetmez; insanlara KENDİLERİ zulmediyor. (Yûnus 44)

Bazan bunu da söylemek zorunda kalırım. Adaletsizlik = zulüm.

Önce gerçeği görelim; çok eşlilik zulümdür.
Hayııır!"
Kardeşim, niye HAYIIIR? Çok eşliliğin zulüm olduğunu bütün ulema söylüyor. İşte Elmalılı (1): Eğer birden fazla kadınlar arasında adalet yapamıyacağınızdan korkuyorsanız, ki bundan korkmalısınız

Nisâ 23te Allah söylüyor: İki kız kadeşi bir arada almanız size haramdır -حرمت عليكم ان تجمعوا بين الاختين - Hurrimet aleykum en tecmaû beynel uhteyn.

Çünkü iki kız kardeş bir arada çok eştir. Allah çok eşliliği ZULÜM saymasaydı helal ederdi ve inanan bir adam, birden çok kız kardeşi bir arada eş alabilirdi. Yani Allah iki kız kardeşin bir birine kuma yapılmasını neden yasaklıyor; çok eşlilik hoş bir şey olduğu için mi ya da ZULÜM olduğu için mi?

ÇOK EŞLİLİK ZULÜMSE ÇOK EŞLİ OLUN (?!)

Evli olanların evlendirilmesi Nûr 32ye göre haram ama Nisâ 3e göre caiz. Allaha mı ait bu çelişki? Hayır! Allah çelişkiden arınmıştır (4:82). O halde bu iki ayet arasındaki çelişki insanlar tarafından üretilip Allahın kitabına sokulmuştur.

Açıklaması şu olabilir:

وانكحوا الايامي منكم Bekarlarınızı evlendirin (Nûr 32)
فانكحوا ما طاب لكم من النساء kadınlarla evlenin (Nisâ 3)

Görüldüğü üzere hem Nûr 32′de hem de Nisâ 3′te نكح var. Ama bu, Nûr 32de eNKiHu okunacak şekilde harekelendiği halde Nisâ 3te iNKiHu okunacak şekilde harekelenmiş.

inkihu: evlenin (2)
enkihu: evlendirin

Eğer نكح, Nûr 32de olduğu gibi, Nisâ 3′te de eNKiHû okunacak şekilde harekelenseydi Nisâ 3te "Kadınların ikişerini ve üçerini ve dörderini evlenDİRin" deniyor olacak, Allahın Kitabına mevcut çelişkiler boca edilmeyecekti.

Hayret bişey. Ben mi yazdım "نكح"yı inkihu diye.

Hz Peygamberin mushafında نكح harekesizdi. Ona Nûr 32de eNKiHu ve Nisâ 3te iNKiHu kıraatini dayatan harekeler Miladî 700ün başlarında eklendi. Abul Taherin Querrying the Koran başlıklı yazısında belirttiği üzere Irak valisi Haccac-ı ZALİMin özendirmesiyle (3):

Kuranı okuyanlar yıllar ilerledikçe onu daha zor anlar oldu, diyor Dr Puin. Akla yatsın diye değişiklikler yaptılar. Örneğin MS 694-714 döneminin Irak valisi Haccac bin Yusuf Kurana 1.000den fazla elif harfi boca etmekle övünüyor.

Harekeler de Kurana Haccacın özendirmesiyle eklendi. Onun sağladığı değişiklikler Kuran tarihinin önemli bir aşamasıdır.

Sözün özü, "NKH"nın Nisâ 3te EVLENİN anl***** gelmesi için iNKiHu diye okunacak şekilde harekelenmesi korkunç bir hataydı çünkü Kurana çelişkiler boca etti.

Örneğin Allah çok eşliliği Nûr 32 ve Nisâ 23te zulüm ilan edip HARAM kılacak; sonra Nisâ 3te "kadınların ikişeri, üçeri, dörderiyle evlenin!" deyip CAİZ ilan edecek? Nûr 32 ve Nisa 23te kara dediğine Nisa 3te ak diyecek? Mümkün mü?

Harekeleme ÖRTÜLÜ BİR TAHRİF değil mi? Âl-i İmran 7′deki vakfe "mim"ine itiraz eden Yaşar Nuri Öztürk bunu dile getiriyor (4):

Ayetlerin orasına burasına harf ekleme hakkı Kuranın tebliğicisi olan Peygambere bile verilmemişken başkalarına nasıl verilebilir! Bu müdahale Kuran bünyesinde ÖRTÜLÜ BİR TAHRİF olarak algılanırsa ne olacaktır?

Bu insanlara bu yetkiyi kim vermiştir? Kuranda eksikler mi var da bunlar düzeltiyor? O ayeti şöyle anlıyacaksınız! deme cüretini kimden alıyorlar?

Harekelerin dayattığı pek çok meale itiraz ediliyor. Örneğin Sebe 19daki RBN ve BAD. Mevcut okunuş ve meal:

Fe kâlû RABBENA BÂİD beyne esfarina:
"RABBİMİZ! Yollarımızı UZAT!" dediler.

Muhammed Esedin buna itirazı var. Esed'e göre (5) doğrusu:

Fe kâlû RABBUNA BEADE beyne esfarina:
"RABBİMİZ yollarımızı UZATTI," dediler.

Bunun gibi, harekelerle ilgili pek çok konuda ihtilaf var. Ama bugünün yaşamıyla doğrudan ilgili değiller. Örneğin Sebe 19un konusu geçmiştir; bugün değil. Ama ilginçtir, Nisâ 3teki çok eşlilik zulmü Müslüman kadınların yaşamını bügün kararttığı halde insanlar ona KÜTÜK GİBİ duyarsız.

Çok kocalı evlilik ne kadar iğrençse çok karılı evlilik o kadar iğrençtir.

Yetmedi. Çok eşçi yorumlardaki şu ipe sapa gelmez iddiaya bakın. Yüce Allah gûya diyormuş ki: "Kadınların ikişeri, üçeri, dörderiyle evlenmeniz zulümse ellerinizin altındaki cariyelerle evlenin." İyi ama cariyeLER de çok eş. Allah hâşâ "Çok eşli olmanız zulümse çok eşli olun!" der mi?

Yargıçların Yargıcı bir yandan 4:82de "Kuranı Allahtan başkası indirseydi içinde bir çok çelişki bulurlardı," diyecek; bir yandan da ÇOK EŞLİLİK ZULÜMSE ÇOK EŞLİ OLUN diyecek. Der mi? Samimi bir inanırsanız bunu elbet reddedersiniz.

Ayetlerin doğru çevirisi şöyle olabilir:

Yetimlerin mallarını geri verin. Temizi pisle değiştirmeyin. Onların malını kendi malınıza katıp yemeyin; büyük günahtır bu (2).

Yetimlere haksızlık etmekten korkuyorsanız size yetki veren kadınların ikişerini ve üçerini ve dörderini evlendirin. Ama bunda da adil olamamaktan korkuyorsanız yalnızca birini. Ya da yeminlerinizin sahip olduklarını. Darlığa düşmekten kurtulmanız için uygun olan budur (3)

Kadınların mallarını karşılıksız geri verin. Ama onlar birazını kendiliklerinden size bırakırlarsa sağlıkla ve çekinmeden yiyin (4). Allahın izniyle sizi ayakta tutan malları aklı ermeyenlere geri vermeyin. Ama onları yedirin, giydirin ve hoşça tutun (5) Yetimleri evlenmelerine kadar sınayın; yaşlarına geldiklerinde onları olgun bulursanız mallarını kendilerine verin; büyüverirler diye aceleyle israf etmeyin (6).

Burada inananlara söylenen şudur:

Yetimlerinizin malını yanlışlıkla yiyip o büyük günaha girmekten korkuyorsanız elinizde yetim malı tutmayın. Yaşına eren yetimelerinizin mallarını geri verin (4:6). O arada size ana babaları gözüyle bakıp yetki veren yetim kadınların ikişerini ve üçerini ve dörderini evlenDİRin (enkihu).

Ama yetimelerinizin Allahın izniyle sizi de ayakta tutan malları ile (4:5) yatırım yaptıysanız ve topluca evlenmek isteyen sahibelerine iade etmek üzere bir anda denkleştirmek sizi malî darlığa sokacak ve yetimelerinize eksik mal verip haksızlık etmenize yol açacaksa yalnızca bir yetim kadını evlendirin.

Ya da sevabına iyilik etmek istiyorsanız yeminlerinizin sahip olduğu garibeleri (ma melekeket eyman ukum) evlendirip saygın birer çift olarak topluma kazandırın. Onların malı yok. Mal devri söz konusu olmadığına göre onları topluca evlendirmek sizi malî darlığa düşürmez.

İtiraz: Nisa Suresinin üçüncü ayetinde ma tabe leküm diye bir ifade var, yani sizin için hoş/çekici olanlar, yani HOŞUNUZA GİDENLER. Hasan Bey bunu göz ardı etmiş; yoksa HOŞUNUZA GİDEN kadınları ikişer, üçer, dörder EVLENDİRİN diye tercüme edecekti ki bu durumda, aklı başında insan sorar. Allah, kadınlardan hoşlandıklarınızı, başka erkeklerle evlendirin anlamında bir emri niye versin? Ve Hasan Beyin bütün teorisi çökerdi. (SALİH diye birisi)

Cevap: Hayır, göz ardı etmedim; sizin HOŞUNUZA GİDENLER anl***** geldiğini öne sürdüğünüz o ifadeyi SİZE YETKİ VEREN KADINLAR diye tercüme ettim.

Doğrudur; "ma tâbe lekum"deki TÂBE "tayyib"le aynı kökten gelir ve "habîs"in zıt anlamlısıdır. Bundan kastedilenin ne olduğu ise Nisâ 2′de görülüyor: Temizi pis ile değiştirmeyin (lâ tebeddelûl habîse bit TAYYİB.)

Korumanız altındaki yetimlerin mallarını kendi MALLARINIZA KATARAK yiyemezsiniz; büyük günahtır bu hûban kebîra (4:2). O mallar yetimlerin kendilerine TAYYİB ama size HABİS yani "haram"dır. Allah size ancak yoksulsanız İZİN VERİR ve o malların ancak örfen uygun olduğu kadarcığını yiyebilirsiniz (4:6).

Yaşına eren kadınların nikah işlemleri de öyle. Örneğin evlilik önerisini kabul etmek onlara TAYYİB ama size HABİS yani "haram"dır. Ancak onlar evlilikle ilgili işlemlerin bir kısmını yapma yetkisini size verebilir. İşte o zaman işlemlerin hukuken uygun olduğu kadarcığını yapabilirsiniz.

Örneğin bir kadın eğer size anası-babası gözüyle bakıp kendisini evlendirme yetkisi VERDİ ise onu sizden isteyen adama "Verdim gitti!" diyebilirsiniz ama kadının yerine geçip nikah memuruna Evet! diyemezsiniz.

Damat adına "Evet!" diyemezsiniz; gelin adına "Evet!" diyemezsiniz.

Yok, amacınız baş göz etmek değil kendiniz evlenmekse o zaman da Bakara 235′i vahyeden Allaha itaaten kadına evlenme önereceksiniz. Kadın SİZİN HOŞUNUZA GİDERSE değil siz kadının hoşuna giderseniz Nisâ 24′ü vahyeden Allaha itaaten müstakbel eşinizle pazarlığa oturacaksınız.

Ayrıntıya girmiyorum. Eğer anlaşırsanız eşinize sağlam bir söz misâkan galîza- vereceksiniz, tıpkı nebilerin Allaha verdiği söz gibi (4:21, 33:7).

Kısacası, eğer samimi bir inanırsanız öyle manavdan karpuz alır gibi karı alamazsınız; tıklatıp tıklatıp "Bu kadın HOŞUMA GİTTİ, alayım! Bu kadın HOŞUMA GİTMEDİ, almıyayım!" diyemezsiniz. İslamın kadınları, tıpkı sizin gibi, aklı ve duyguları olan insanlardır; sizi REDDEDİVERİRLER.

TÂBE ile aynı kökten gelen başka bir kelime de Nisâ 4′teki "tıbne"dir. Bakın, mevcut meallere göre nedir T****:

kadınlar "sadukât"ın bir kısmını
size BIRAKIRLAR ise (M Esed)
size SUNMUŞLAR ise (Y N Öztürk)
size BAĞIŞLARLAR ise (S Ateş, Diyanet, Elmalılı, Mevdudi, E Yüksel)

Bırakmak, sunmak, bağışlamak elbet VERMEK anl***** gelir.

Nisâ 4′teki kadınlar kendilerine ait "sadukât"ın bir kısmını size VERİRLER ise onu çekinmeden ve sağlıkla yersiniz. Ve Nisâ 3′teki kadınlar "evlilik işlemlerine dair tasarruf"un bir kısmını size VERİRLER ise, manevî ana babaları olarak, onları baş göz edersiniz

Özetle, çok eşlilik "şunun bunun dini"nde helal olabilir ama "Allah'ın dini"nde haramdır. Ahzab 52 onu Allahın Elçisine DOĞRUDAN, ümmetine ise DOLAYLI olarak haram eder; Nûr 32 ise doğrudan bütün inanırlara:

Ve bekarlarınızı evlendirin
Ve eNKiHul eyâmé minkum

Yüce Allahın istisna tanımayan buyruğudur bu. Yani Allah "Bekarlarınızı evlendirin AMA" demez; aması maması yok, EVLİLERİN evlendirilmesi haramdır çünkü zulümdür. İnsanlara Allah asla zulm etmez; insanlara kendileri zulmeder (Yûnus 44, Âl-i İmran 182).

El-Lat, El-Uzza, Menat

62:9′daki "Allahı anmaya koşun!" buyruğundan "El-Uzza, El-Lat, Menat'ı anmaya koşsanız da olur!" icazeti çıkarılabilir mi ki 24:32′deki "Bekarlarınızı evlendirin!" buyruğundan "Evlilerinizi evlendirseniz de olur!" icazeti çıkarılabilsin, eş üstüne eş üretmeyi 4:23′te zulüm ilan edip onu 33:52′de elçisine haram kılan Allaha inat?

Yüce Allahın Nûr 32′de evlenenlere değil evlenDİRenlere sesleniyor olması önemli. Kim onlar? Nikah aktine TANIK olanlar ve akti KAYDA geçiren memur. Onlarsız nikah olmaz. Hayrettin Karaman (6) bunu şöyle dile getiriyor:

İslam'da nikah (evlenme akdi), fıkıh konularının tasnifi içinde ibadetlere değil, dünya hayatını düzenleyen hükümler (muâmelât) bölümüne girer. Bir satım, bir kira akdi, dinle ilişkisi bakımından ne ise bir nikah akdi de odur. Bu sebeple nikah akdini bir başkası değil, iki taraf yapar; akit, aralarında evlenme engeli bulunmayan bir kadınla bir erkeğin, ŞAHİTLER huzurunda, karşılıklı rızaları ve irade beyanları ile kurulur/oluşur Resmî nikah ayrıca KAYIT altına alındığı için evlilik hukukunu koruması, güvence altına alması bakımından dinin amacına daha da uygundur.

Tanıklar ve memur, evlenenler bekar mı evli mi ona bakacak. Evliyseler tanık olmayı ve nikah kıymayı reddecek, yalnızca bekarları evlendirecekler; evlileri evlendirmek Allaha isyandır, haramdır.

Hasan AKÇAY

(1)Hak Dini Kuran Dili
(2)Polygamy, sistersinislam.org
(3)The Guardian, 8 Ağusutos 2000
(4)İslam Nasıl Yozlaştırıldı, S. 225
(5)Kuran Mesajı
(6)([url=hayrettinkaraman.net
 
B

bursali68

Ziyaretci
Konuya çok fazla müdahil olmadan kısa ve öz düşüncemi belirteceğim,Kur'an poligami yani çok eşliliğe karşıdır.Neden mi daha ilk başka insanların yaratılışı anlatılırken " biz insanı bir çift olarak yarattık " der ve ayrıca Nisa suresinde " benim katımda tek eşlilik makbuldür " der.Bunun ötesi detaydır ve gereksizdir.

Sağlıcakla kalınız.
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
dinimizde çok eşlilik haram değildir günah hiç değildir

ancak belirli sartlar getirilmiştir... eşler arası eşit davranılma ve ekonomik güç gibi

sistem müsade etseydi en az 3 kızla evlenirdim... tek kızın bana yetme ihtimali yok ne yazıkki
 

haydarduman

Acemi
Üye
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır." (Nisa Suresi / 3)

Ayette açıkça görülmektedir ki, birden fazla 2,3 nihayet 4 kadınla evlenme; mutlaka yapılması gerekli farz ve vacib kabilinden bir emir değil, bir müsaadedir. Ancak bu izin, kadınlar arasında tam bir adalet yapmaya bağlanmış, Bir tek zevce ile yetinmenin, adalete en yakın ve en doğru yol olduğu belirtilmiş; adaleti yerine getiremeyeceğinden korkanın, tek kadınla yetinmesi emredilmiştir.

ÇOK EVLILILIK KONUSUNDA ISLAM PRENSIPLERI

1) Adetin sınırlandırılması : Cahiliye devrindeki erkeğin hudutsuz evliliğine sınır getirilmiş. Bu ayetin nuzulünden sonra Resulullah'ın emriyle 4'den fazla hanımı olanlar, fazlalarını boşadılar.

2) Eşler arasında adaletin gözetilmesi : Zevceler arasında adalet, yedirme, içirme, giydirme, barındırma, kocalık muamelesi, sevgide gösterilecektir. Yalnız şu varki, insanın sevgi hususunda tam bir eşitlik gösterebilmesi, imkansız denecek kadar zordur. Kadının çeşitli fiziksel ve ruhsal özellikleri sevginin derecesindeki farklılıkları meydana getirecektir. Erkek ne kadar eşitlik konusunda çaba harcasa da bunu başarması imkansız derecesindedir.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Nisa Suresi / 129) Kaynakwh webhatti.com: İslamda Çok Evlilik
Bu ayet-i kerimeyle Cenab-ı Hak erkekleri kadınlarına sevgi ve muhabbet hususunda mutlak bir eşitlik göstermekten afvetmiş. Sadece erkeğin bir tarafa bütün bütün meyledip ötekinden yüz çevirmesini yasaklamış, elinden geldiği kadar eşit davranmaya çalışmasını emretmiştir. Bir hadis-i şerifte bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"İki zevcesi olup da birine tamamen meyledip diğerini ihmal eden kimse, kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir."
(Hadis-i Şerif)

Kadın yaratılışı itibariyle erkeğini normal şartlar altında ikinci bir kadınla paylaşmaya razı olmadığı gibi, hiçbir kadın da mecbur kalmadan evli bir erkekle hayatını birleştirmek istenmez.
Çok evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. Ancak, buna inanmak kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi, tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez.
Hiçbir mümin babadan da kızı üzerine damadının ikincisi, üçüncüsü veya dördüncü kadını almasını olgunlukla beklenemez. Kadının kıskançlık fıtratı ve babalık şefkati buna engeldir. Nitekim:

Peygamberimizin kızı Hz.Fatıma, kocası Hz.Ali'nin ikinci bir kadınla evlenmek istemesine karşı çıkmıştır. Peygamberimizin terbiyesinde büyüyen Hz.Fatıma'nın, kocasının ikinci evliliğine karşı çıkması caiz olmasaydı. Allah Resulü onu ikaz eder, kocasının arzusuna boyun eğmesini emrederdi. Halbuki durum öyle olmamış, bilakis kızının üzüldüğünü gören Allah Resulü, damadı Hz.Ali'nin bu arzusundan vazgeçmesini istemiş, eğer vazgeçmezse ancak Fatıma'yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir. Hz.Ali'nin Fatıma'nın üzerine evlenip onu üzmesine razı olmamıştır. Kaynakwh webhatti.com: İslamda Çok Evlilik
Allah resulünün bu davranışında, müslüman kız ve babalarının damadın ikinci evliliğine karşı çıkabilecekleri hususunda ruhsat vardır.

Sözün özü: İslam çok evliliği ne emir ne de tavsiye etmiştir. Sadece bazı zaruri hallerde müsaade etmiştir. Zaten yukarıdaki olayı naklettikten sonra diyecek bir şey olmasa gerek.

Kaynaklar:
1) Bu yazının hazırlanmasında büyük ölçüde, Sayın Mehmet Dikmen tarafından kaleme alınan bir eserden yararlanılmıştır.
2) Elmalı Tefsiri
 
Z

Ziyaretci

Ziyaretci
Kur’an’da erkeğin kişisel ihtiyaçları doğrultusunda dörde kadar eş alma ruhsatı ve sınırsız sayıda cariyeyle beraber olmaya müsaade bulunmuyor. Rasul’un vefatından sonraki yıllarda, Emevi yönetiminin cahiliye dönemi Arap adetlerinin hortlatmasıyla, Kur’an ayetlerine yüzlerce yıldan beri getirilen Arabesk bakış açısından kaynaklanan yanlış yorumlamalar söz konusu sadece.
 
Üst Alt