İslam âlemi Kuranı terk ettiği için bu halde

Şu anda Ortadoğu kan gölüne dönmüş durumda. Kardeş kardeşi hiç acımadan başka mezhepten diye çekip öldürüyor. Müslüman Müslümanı kendi yurdundan sürüyor, zalim liderler kendi vatandaşlarını yurtlarından sürüyor, onların acı içinde ölmesini seyrediyor. Zavallı kadınların ve çocukların perişan olmasından, attıkları bombalarla ölüp yaralanmasından hiç etkilenmiyor. Peki bu Müslüman ülkeler neden bu durumda diye sorduğumuz zaman bu sorunun tek cevabı var: Çünkü Kuranı terk ettiler

Bağnazlar, yobazlar ve bunların kurdukları eli kanlı rejimler ne kendilerine ne de içinde bulundukları topluma barış, huzur ve mutluluk getirdiler. Yobazlar sözde âlimlerin dinimize kattıkları yalan yanlış hurafelere uyarak Kurandan sistematik olarak uzaklaştılar. Böylece söz konusu mevzu hadis ve icmalara (bazı İslam bilginlerinin verdikleri ortak şeriat hükümlerine) göre birçok Kuran'da olmayan uygulama yaygınlaşmıştır. Bu uygulamalar öylesine zorlu ve engelleyicidir ki birçok insan Kuran'ı "dokunulmaz" olarak görmeye başlamıştır. Örneğin;

"Kuran'a abdestsiz dokunulamaz" hurafesi ile Kuran okumak zorlaştırılmıştır.

Abdest Kuran'da sadece tek bir ayette oldukça açık şekilde açıklanmasına ve son derece kolay olmasına rağmen, bağnazların hurafelerinde, abdesti bozan -ciltlerce kitap ile anlatılmış- binlerce sebep vardır. Dolayısıyla bu sebeple Kuran'a dokunmak, adeta imkansızlaştırılmıştır.

Kuran genellikle okunmaz, sadece bir koruma içinde yüksekçe bir yere asılır ve asla indirilmez.

Kuran'ın bir Müslümanın hayatının en önemli parçası olması gerekirken bu hurafelere göre Kuran, Ramazan ayı, kandil günleri, cenazeler gibi bazı zamanlarda o da sadece Arapça olarak okunabilir. Kişinin, Kuran'ı kendi dilinde okuması ise kesin olarak yasaklanmıştır. Hurafeci inanışta pek çok kişi kendi dilinde Kuran okuduğunda günaha girdiğini zanneder. Bu nedenle Arapça bilmeyen toplulukların büyük bir kısmı Kuran'ın içeriğinden dahi habersizdir.

Hurafeci zihniyet neticesinde dünyada milyonlarca Müslüman Kuran'da ne yazdığını dahi bilmez.

Başörtüsü Kuran'a göre bir yükümlülük olmamasına ve "Kuran'a abdestli dokunma" gibi bir şart bulunmamasına rağmen, bir kadının başörtüsüz ve abdestsiz olarak Kuran'a dokunması hurafe dininde yasaklanmıştır. Aynı şekilde erkekler için de uyulması zor pek çok kural ile, Kuran'a dokunmayı engelleyen birçok yanlış hüküm oluşturulmuştur.

Kuran'ı okumayı engellemek için geliştirilen en bilindik hikayelerden bir diğeri de, Kuran'ın tek başına anlaşılamayacağı, anlamak için âlimlerin yorum ve tefsirlerine ihtiyaç olacağı düşüncesidir. Bu eğitimi alan bir kısım Müslümanlar, Allah'ın "...Biz herşeyi yeterince açıkladık" (İsra Suresi, 12) ayetine rağmen, Kuran'da yeterli açıklamayı bulamayacaklarına inanmış ve kendilerine dayatılan mevzu hadisleri gerçek yol gösterici zannetmişlerdir.

Kuran, hayatın her anında, her yerde okunması gereken bir rehberimizdir ancak söz konusu kurallar neticesinde, bir Müslümanın Kuranı eline alması dahi mümkün olamamaktadır.

Oysa, Evlerinizde okunmakta olan Allahın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın... (Ahzab Suresi, 34) ayeti ile daima okunan ve hikmeti akılda kalan bir Kuran tarif edilmektedir. Yine bir başka Kuran ayetinde Allah, Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitaptır. (Bakara Suresi, 2) diye belirtir.

Bir kitabın yol gösterici olabilmesi için içindeki yol gösteren hikmetlerin bilinmesi gerekir. Kuranın aynı zamanda bir rehber, yolu aydınlatıcı bir ışık, doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü, ihtilaf içinde olanlara karşı bir delil, bir mucize, kalplerinde manevi anlamda hastalık bulunanlara bir ilaç, sıkıntı içinde olan inanç sahiplerine bir müjde, bütün insanlar için bir öğüt ve hatırlatma, her konuyu detaylı açıklayan bir yasa, düşünmeyi derinleştiren bir yol gösterici, her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması, aklını kullananlar için bir uyarı, birbiriyle anlaşmazlık içindeki insanları bir araya getiren bir vasıta olduğu Kuranın ayetlerinde bildirilir. Bütün bunların gerçekleşmesi ancak Kuranı okumak ve içindeki öğütleri bilmek ve anlamakla mümkündür. Fakat bağnazlığı yayma peşinde olanlar ilk yol olarak Kurana ulaşmayı engellemişlerdir.

Kurana erişmek engellendiğinde, bir Müslüman için doğrunun yanlışın ayırt edilmesinin yolu da tıkanmış olur. Hadislerin doğruluğunu Kurana göre anlamanın imkânı da kalmamıştır. Bunun yerine hurafe ve sahte hadisler konulduğunda ise Kurandan ayrı yepyeni bir din oluşturulmuş olur. İşte, bağnaz dini, bu yöntemlerle İslam dünyasına hâkim edilmiştir. Şu anda tüm dünyadaki Müslümanların çektiği acı Kuranı terk etmeleri nedeniyledir
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt