• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Işık olmazsa, göz göremez...

Okunuyor :
Işık olmazsa, göz göremez...

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Aklı olmayana deli, aklını kullanmayana sefîh, aklı az olana da ahmak denmektedir. Yalnız aklına uyup, ona güvenen, aklın ermediği şeylerde yanılan kimseye, felsefeci, aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği, yanıldığı yerlerde ise, Kur‘ân-ı kerîmin ışığı altında akla doğruyu gösteren yüksek insanlara da, İslâm âlimi denir.

Akıl, göz gibidir, din bilgileri de ışık gibidir. İnsanın aklı, gözü gibi zayıf yaratılmıştır. Gözümüz, maddeleri, cisimleri karanlıkta göremiyor. Allahü teâlâ, görme âletimizden faydalanmamız için, güneşi, ışığı yaratmıştır. Güneşin ve çeşitli ışık kaynaklarının nûru olmasaydı, gözümüz işe yaramazdı.
Akıl da, yalnız başına faydalı, zararlı şeyleri anlayamıyor. Allahü teâlâ, aklımızdan faydalanmamız için, Peygamberleri, İslâmiyyet ışığını yarattı. Peygamberler, dünyâda ve âhirette râhat etmek yolunu bildirmeseydi, aklımız bulamaz, tehlikelerden, zararlardan kurtulamazdık. Fen vâsıtaları, mevki, rütbe, para ne kadar bol olursa olsun, Peygamberlerin gösterdiği yolda gitmedikçe, hiçbir fert, hiçbir cemiyet mesûd olamaz. Dünyâda da, âhirette de râhat ve mesûd yaşayanlar, ancak, Peygamberlere uyanlardır.

PEYGAMBERLER GELMESEYDİ!..

Eğer Peygamberler ve en son olarak da Muhammed aleyhisselâm gelmeseydi, hiç kimse, aklı ile Allahü teâlâyı tanıyamazdı. Onun için bu şansa yani yol gösteren bir rehbere kavuşmak, çok büyük bir nimettir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Allahü teâlânın, Peygamberler göndermesi, bütün mahlûklara rahmet ve ihsândır. Allahü teâlâ, kendi varlığını ve sıfatlarını, bizim gibi zayıf akıllı ve kısa görüşlü kullarına, bu büyük Peygamberleri ile haber verdi. Beğendiği şeyleri, beğenmediklerinden bunlar vâsıtası ile ayırdı. İnsanlara dünyâda ve âhirette faydalı olan şeyleri, zararlılarından, bunların aracılığı ile ayırt etti. Peygamberler gönderilmeseydi, insan aklı, Allahü teâlânın var olduğunu anlayamaz, büyüklüğünü kavrayamazdı. Nitekim, kendilerini çok akıllı sanan eski Yunan filozofları, Allahü teâlânın varlığını anlayamadılar. Yaratanı inkâr ettiler. Nemrûd’un, İbrâhîm aleyhisselâm ile çekişmesini herkes bilir. Firavun da, benden başka tanrınız yoktur demişti. Demek ki, insanların kısa akılları, bu büyük ni’meti anlayamamakta ve Peygamber olmadıkça, bu sonsuz saâdete kavuşamamaktadır.
Yunan felsefecileri, yerlerin ve göklerin bir yaratıcısı olduğunu, Peygamberlerden işitip de, kendilerinin sapıtmış olduklarını, kötü yolda bulunduklarını anlayınca, Allahü teâlânın var olduğunu söylemek zorunda kaldılar. Her şeyin bir yaratanı vardır, dediler. Peygamberlerin saçtıkları ışıklardan bir pırıltı, bunların kararmış kalblerini aydınlattı. O büyüklerin açık sofralarının artıkları, bu ölüm hastalarına ilâç oldu. Bunun gibi, Peygamberlerin haber verdikleri, Allahü teâlânın üstün sıfatlarının var olduğunu, Peygamber gönderdiği, meleklerin günâhsız olduğu, öldükten sonra dirilmek olduğu, Cennette sonsuz ni’metler, iyilikler ve Cehennemde azâblar bulunduğu ve İslâmiyyetin bildirdiği daha nice şeyler, akıl ile anlaşılamaz. Bunlar, Peygamberlerden işitilmedikçe, insanların kısa akılları ile bulunamaz.

TUZAKLARLA DOLU BİR YOL!..

Netice olarak, gözün görmesi için ışık lâzımdır. Işık olmazsa göz göremez. Dünya, mayın tarlası gibidir, bu mayınlara çarpmadan karşı tarafa geçmek çok zordur. Karanlık ve tehlikeli tuzaklarla dolu olan âhiret yolculuğunda, bu mayınların, tuzakların yerlerini bilen bir rehber elimizden tutmazsa, bu meşakkatli, tehlikelerle dolu yolculukta yürüyebilmemiz imkânsızdır. Allahü teâlâ kime ışık yani bir rehber nasib ederse, o kimsenin çok şükretmesi lâzımdır. Din Büyüklerinin yolu, okumak ve okutmak idi. Dolayısıyla onları seven, onların yolunda olmalıdır. Onların yolunda olmak, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek ve öğretmektir. Bizim de bu kitapları okumamız ve okuduğumuzu birilerine anlatmamız yani bu büyüklerin kitaplarını başkalarına da vermemiz lâzımdır.


Kaynak
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Rehberler Milyon $ lık havuzlu bahçelerde oturup, 18 odalı villarda refah içinde yaşasın diyemi...?

Jetski ile malta kıyılarında fink atsın diyemi ışığa ihtiyaç var...?

Deki; BİZE ALLAH YETERLİDİR O NE GÜZEL VEKİLDİR....
 

Daver

Acemi
Üye
Kimileri farkirliği müslümanlığa engel görür kimileri zenginliği,ekmek parası için çalışırken cumaya gidilir mi diyen bir yana,havuzlu bahçesi olan alim olabilir mi diyen öbür yana,Ama 2 yanlış 1 doğru etmiyor tabi,müslümanlıkta malın-mülkün veya malsızlığın-mülksüzlüğün hiçbir ehemmiyeti yoktur,aksi islamda iktisatı yanlış anlayan zevatın düşüncesidir aslında

Rehberlik meselesine gelince;en büyük rehber kuranı kerim,bize onu ulaştıran ve açıklayan,hadis ve sünnetleriyle islam dinini tamamlayan efendimiz s.a.v'dir.

Ancak;
Hadisi şerifte;“Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” buyuruluyor,
Başkabir hadis te;“Ümmetimin alimleri benim varislerimdir” buyuruyor efendimiz s.a.v

Demek ki her dönemde,sahabeler döneminde sahabeler vasıtasıyla,sahabelerden sonra alimler vasıtasıyla hak yolda batıl ile mücadele edecek,doğru yolda insanları cehalete karşı aydınlatacak rehberler meşru kılınmıştır,Bu Allahın bir lütfudur
Yoksa İtikadı bozuk,mezhepsiz,sahabenin bir kısmını seven bir kısmına söven ama müslüman gözüken ne idüğü belirsiz insanlara karşı kim mücadale edecekti
Yolculuğa çıkarken bile içimizden birini imam tayin etmek mecburiyetindeyken hayat yolculuğunda imamsız rehbersiz nasıl yola çıkarız
*Şimdi denecek ki hani en büyük rehber kuran ve peygamberdi?
evet doğrudur ancak kaç tanemiz kuranı doğru okuyup doğru anlayacak seviyedeyiz,hangimiz kaç bin hadis,kaç bin sünnet,kaç bin sahabe içtihatından haberdarız
Kaç tanemiz itikadı bozuk ehli küffarın hilelerine karşı dolu dizgin tam savunma karşılarında durabiliyoruz,bu konularda maalesef eksiğiz,eksiklerimizi kapatana kadar,ilim ehli olan kadar bir cümle alime,ihtiyacımız vardır ki sapıtanlardan olmayalım,dinimizi muhafaza edebilelim
Allah imanımızı son nefese kadar muhafaza eylesin,Alah hak yoldan,ehli sünnetten ayırmasın
 

Ammar

Kıdemli
Üye
EBU HANİFE R.A Ne diyor.. bakınız diğerlerini eklemiyorum cevap istiyorum sadece şuna cevap istiyorum..

2. Bir kimsenin nereden aldığımızı bilmeden bizim sözümüzü alması (onunla amel etmesi) helal olmaz. Bir rivayette de: “Benim delilimi bilmeyen bir kimsenin sözlerimle fetva vermesi haramdır.” “Çünkü biz beşeriz. Bugün bir söz söyler, yarın ondan geri dönebiliriz."

Sizler yaptığınız amel ve ibadetlerinizde yapıyoruz da neye göre kime göre yapıyoruz diye hiç sorguladınızmı..?

Hemen örnek bir soru;

Abdest alırken Peygamber S.A.S in boynunu MESH ettiğine dair tek bir sahih hadis getirebilirmisiniz...

Yatsı namazının ilk sünneti diye bir namaz Peygamber S.A.S ömründe hayatında kılmışmıdır ..? Tek bir sahih hadis getirebilirmisiniz...

dah soruları çoğaltırım da sayfa yetmez .... Şimdi Hanefi Mezhebine göre amel edenler bunları yapıyor, ama RESULULLAH S.A.S yapmamış nasıl olacak kime tabi tabii olacam ben.. ALLAH RESULU S.A.S mi Ebu Hanife yemi ( R.A)...?
 
Üst Alt