Isa semineri

İsa Semineri Nedir?

İsa Semineri, 1985 senesinde Estar Institute of Santa Rosa, Californiada Robert W. Funkun
başkanlığında kurulmuş bir Yeni Antlaşma âlimleri konsorsiyumudur.
Mesihin işlerinin ve sözlerinin güvenilirliği hakkında resmi açıklamalar yapmak için yetmişten fazla âlim yılda iki kez toplanmaktadır.
Seminer, liberal Katolik, Protestan, Yahudi ve ateist âlimlerden oluşmaktadır.
Katılımcıların çoğunluğu erkek profesörlerden oluşmasına rağmen birkaç pastör, bir direktör ve üç bayan bu grubun içerisindedir.
Bu kişilerin yarıya yakını Harvard, Claremont ya da Vanderbilt ilâhiyat okullarından mezundur.
(Geisler, BECA, 386)

İsa Seminerinin Amaçları Nelerdir?
Dr. Geisler, Seminerin beyan edilmiş olan hedeflerini açıklayarak devam eder:

Seminer üyeleri tenkitçi çalışmalar yapmalarına rağmen, İsa Semineri başladığı günden beri görüşlerini sadece konu ile ilgili çevrelere değil tüm topluma yaymayı amaçlamıştır:
Tüm çalışmalarımızı toplumun önüne sunacağız; bunu yaparak hem bilginin özgürlüğünü onurlandıracağız hem de çalışmalarımızı halka ifşa edeceğiz.
(Funk, Forum, 1.1)

Bu ilke ile hareket eden İsa Semineri, çalışmalarını halka ifşa etmek için her türlü kaynaktan faydalanmaktadır. Anti-doğaüstü bir teolojiyi sunma kampanyalarını televizyonla, yayınlarla, basın ile yapılan şöyleşilerle, teyp kasetleriyle, hatta filimlerle sürdürmektedirler. Funk dürüst bir şekilde çalışmalarının radikal doğasını itiraf etmiştir:
Bizim kurcaladığımız konu milyonlar için kutsal olan konular olduğu için dine küfrün sınırlarında dolaştığımız bir gerçektir.
Bu itiraf, gerçekten de olanların samimi ve doğru bir ifadesidir.
(Geisler, BECA, 387)

İsa Üzerine Oylama Yapmak?
İsa Semineri, İsanın sözlerinin geçerliliğini renkli boncuklar ile yaptığı oylamalar ile belirlemektedir. Geisler, bu oylamayı şöyle açıklar:
Grup, İsanın sözleri ile ilgili renkli boncukların kullanıldığı bir oylama yapmıştır. Kırmızı boncuk, sözlerin İsaya ait olduğunu onaylar. Pembe boncuk, sözlerin İsaya ait olabileceğine işaret eder. Gri boncuk, sözlerin kesin olmasa da büyük bir olasılıkla ileriki döneme ait kaynaklara özgü olabileceğine işaret eder. Siyah boncuk ise sözlerin kesinlikle İsaya ait olmadığına işaret eder.

Bu oylama, İncilin ilk dört kitabı dışında kanona dahil olmayan ve varlığı iddia edilen kaynakları da kapsamaktadır.
Bu kitaplar şunlardır:
- Parçalı bir kaynak olan Petrusun İncili,
-varlığı iddia edilen ancak var olmayan Q ya da Quelle kaynak,
-gene mevcut olmayan Markosun Sırrı ve
- ikinci yüzyıla ait Tomasın İncili.
Tomas, İncilin ilk dört kitabından sonra beşinci kitap olarak kabul edilir.

İsa Seminerinin çalışmalarının sonuçlarına göre İncilin ilk dört kitabında yer alan ve geleneksel olarak
İsanın söylediği kabul edilen sözlerin sadece %2si (15 adedi!) İsaya aittir,
%82si İsaya ait değildir
ve geri kalan %16sının ise güvenilirliği hakkında şüpheler vardır.


İsa Seminerinin Vardığı Sonuçlar
Geisler, tarihi geleneksel Hristiyan inancını etkileyen İsa Seminerinin çalışmalarının vardığı radikal sonuçlara işaret etmektedir:
- Eski İsa ve eski Hristiyanlık artık güncel ve faydalı değildir.
-İsanın kim olduğuna dair bir uzlaşmaya ulaşılamamaktadır:
Bir kinik (hayatın zevklerini reddeden bir felsefe), bir bilge, bir Yahudi reformcusu, bir feminist,
bir peygamber-öğretmen, radikal bir sosyal peygamber, ya da ölümden sonraki hayat ile ilgili vaaz veren bir kâhin?
-İsa ölümden dirilmemiştir. Grubun Crossan isimli bir üyesinin teorisine göre
İsanın mezarını eşeleyen köpekler İsanın cesedini yemişlerdir.
-İncil kanonundaki kitaplar geç bir dönemde yazılmıştır ve güvenilemezdir.
-İsanın gerçek sözlerine, yeniden oluşturulacak sözde Q kaynağı sayesinde ulaşmak mümkündür.
(Petrusun İncili, Markosun Sırrı, Tomasın İncili.)

hristiyan.net
 
Merhaba

Simdi yakin tarihin en buyuk teologlarindan Herr Albert Schweitzer'e donelim.
Quest for the Historical Jesus adli eserinde diyor ki:

Nasıralı İsa; Mesih olarak kendisini öne çıkarmıştır, Tanrının Krallığının ahlâk unsurlarını vaaz etmiştir, Cennetteki bu Krallığı dünyaya getirmiştir ve Kendi işine son bir kutsama vermek için çarmıhta ölmüştür, ancak asla var olmamıştır. İsa, rasyonalizm tarafından dizayn edilmiş, liberalizm tarafından yaşam bahşedilmiş ve modern teoloji tarafından tarihsel bir giysi ile kuşatılmıştır bir figürdür.
Schweitzer, PSJ, 396

Hristiyanlik ilk baslarindan beri bu ikilemi yasar:

İlk bakışta erken Hristiyanların, İsanın tarihe dayalı yaş* karşı olan ilgisizlikleri şaşırtıcı gelebilir. Son zamanların geldiğini fark edenleri temsilen Pavlus, Mesihin beden aldıktan sonraki hali ile ilgili bilgi edinme konusunda fazla arzu sergilememiştir. Hristiyanlığın asırlar boyunca devam ettirdiği bu kendini korumanın ilk adımı bu olmuştur. Hristiyanlık, inancına tarihsel bir İsanın girmesi ile dünyanın en büyük sorunlarından birisinin çözüleceğinden, açık çelişkinin gün ışığına çıkacağından, Efendilerinin bile önceden göremediği sonuçların doğacağından, yeni oluşumların gelişeceğinden endişe etmiştir.
(Schweitzer, QHJ, 2)

Tarihe dayalı Isa hakkindaki calismasini yayinladiktan sonra, herr Schweitz sunlari soylemistir.
Gerçek şudur: Bizler için önemli ve faydalı olan İsa, tarihteki değil imanımızdaki İsadır. Dünyanın üstesinden gelen, etkileyen ve hükmeden ruh, tarih kitaplarındaki değil, İsanın ruhundan kaynaklanıp iman edenlerin içinde dolaşan ruhtur.
Schweitzer, QHJ, 401

Herr Schweitzerin bahsettigi İsanin ruhunun bir kisinin zihninde kurguladigi bir figur olmadigini nasil bilebiliriz?
İhtiyacimiz olan İsanin Ruhunun kendisini beyan ettigi, dunya uzerindeki zaman ve mekan kavramlari icerisinde gosterilebilir ve sunulabilir bir niteligi iceren delildir.
Tarihselliği sarsılmaz bir kişi olan İsa, günümüze yabancı bir karakter olmasına rağmen Onun ruhu, yalınlığı ve dolambaçlı olmaması ile bilinen sözlerinde yaşamaktadır. İsanın her sözü, Onun bütünlüğünü yansıtan özelliklere sahiptir. Onun zamanımıza olan yabancılığı ve kaygısızlığı, herkesin İsa hakkındaki kendi kişisel bakış açılarını bulmalarına yardımcı olmaktadır.
Schweitzer, QHJ, 401

devam edecek............
 
Merhaba

Kilise bu konuda son derece sikintili ve diyor ki:

Bazı Kutsal Kitap tenkitçileri, inanca dayalı Mesih ile tarihe dayalı Mesih İsanın arasında bir ikilem yaratarak,
İsanın tarihselliğine zarar vermişlerdir.
Bu ayrımın orijini, Lessingin tarih ve inanç arasında açtığı derin uçurumdan kaynaklanmaktadır:
Tarihin tesadüfi gerçekleri, sebep sonuç ilişkisini ispatlayan gerçekler olarak kabul edilemezler.
Lessing, LTW, 53

Lessing şunları kaleme almıştır,

Şöyle denir: Mesihi olduğu gibi kabul etmek demek, İsanın ölüleri dirilttiğini ve kendisinin de ölümden dirildiğini tarih olarak kabul etmek demektir Eğer durum, İsanın bunları söylemiş olmasının tarihselliğinden daha öte bir tarihsellik içerseydi, o zaman her şey harika olurdu! Bazıları daha da üzerime gelip şunu der: Tabi ki! Bu durum tarihsel açıdan doğru olmaktan çok daha ötedir. Çünkü bizleri bunu bildirenler, hata yapmaları mümkün olmayan esinlenmiş tarihçilerdir İşte o an gene kendimi, içi pis sular ile dolu derin hendeğin kıyısında bulduğunu düşünürüm. Her ne kadar bu hendekten karşıya geçmeye ve o kokuyu duymamaya çalıştımsa da bunu asla başaramadım.
Lessing, LTW, 55

...Çünkü bizleri bunu bildirenler, hata yapmaları mümkün olmayan esinlenmiş tarihçilerdir

Peki:

Bunu soyliyen Herr Lessing haksizmiydi.
Bunu soralim.
Kime?
Tabiki Incile.
Ondan daha iyi kim bilebilir ki:

1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti.
Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler.
Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Mukaddes Kitap Luka I

....olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm....

Uygun gördüm diyor ve yaziyor.
Yazdiklarini Kilise aliyor ve
Bu Tanridan gelen Incil diye onumuze koyuyor.
Bunlari yazan olursa da:
Bazı Kutsal Kitap tenkitçileri, inanca dayalı Mesih ile tarihe dayalı Mesih İsanın arasında bir ikilem yaratarak,
İsanın tarihselliğine zarar vermişlerdir. ...

...diye sikayet ediyor!

devam edecek............
 
Merhaba

Tarihe dayalı İsa için en son zamanlarda yapılan araştırma, bir bakıma bir başka yeni araştırmaya karşı bir tepki olarak gerçekleştirilmiştir.
Bu çok yönlü araştırmaya radikal gelenekten, yeni perspetkif geleneğinden ve muhafazakârlardan bir çok âlim katılmıştır.

Muhafazakâr kategorisine giren âlimler şunlardır:
I. Howard Marshall, D. F. D. Moule ve G. R. Beasley-Murray.
Bu âlimler Yeni Antlaşmada çizilmiş olan İsa portresinin Helen kökenli olup, bir kurtarıcıya tapınan tarikatlardan etkilendiği iddiasını reddederler.

Yeni perspetkif grubu,
İsayı birinci yüzyıl Yahudi ortamında tanımlar. Bu grubun üyeleri:
F. P. Sanders, Ben F Meyer, Geza Ver*mes, Bruce Chilton ve James H. Charles.

Radikal geleneğe bağlı olanlara örnek olarak
İsa Seminerini gösterebiliriz. Bu kişilerin ilgi alanı Tomas İncili ve Q dokümanıdır.
İsa Semineri, Strauss ve Bultmannın birçok metodunu kullanmasına rağmen,
Bultmanndan farklı olarak İsanın tarihsel kişiliğini keşfetme konusunda iyimserdir.
Bu kişiler, aslına uygun olduğunu iddia ettikleri Yeni Antlaşma ifadelerinin küçük parçalarının üzerine kurulduğunu iddia ettikleri sonuçlara göre,
kendi içinde ayrı eğilimler sergilemişlerdir.
Geisler, BECA, 385-386

Craig Blomberg şu ek bilgiyi sunmaktadır:
İsa Semineri ve onun taraftarları, yelpazenin radikal kısmında olan âlimlerden başkaları ile uzlaşma sergileyememişlerdir.
İsa Seminerinin metodolojisi ciddi bir şekilde kusurlu ve vardığı sonuçlar nedensiz bir şekilde şüphecidir.
Tarihsel bir sorumluluğa sahip olmak bir yana İsa Seminerinin yaptığı elimizdeki veriler üzerine üçüncü bir araştırma gerçekleştirmekti.
Ancak âlimler bu verilerin geleneksel Hristiyanlık ile uyuşması karşısında sık sık çalışmalarına ara vermek zorunda kalmışlardır.
Blomberg, WDWSSJ, alıntı yeri Wilkins, JUF, 43

[YANI MIZRAK CUVALI DELMISTIR. 20.YY. INSANI BIR INSANA TANRI DIYE TAPMA FIKRINI CIDDI OLARAK SORGULAMAYA BASLAMISTIR.]

Immanuel Kant,
felsefe ve din arasında bir ikilem yaratmayı mecburi görenler arasında yerini almıştır:
Hayatımda inanca yer açabilmek için, bilgimin bir kısmından feda etmek zorunda kaldım.
Kant, CPR, 31

İsa hakkında çalışmalar yapan Kant, tarihe dayalı İsa ile inanca dayalı ideal insan İsa arasında derin bir uçurum tesis etmiştir:
İnsanların kendilerini bu ideal ahlâki mükemmelliğe; bu ahlâki mizacın ilk örneğine, tüm saflığıyla ulaştırmaları, onların evrensel görevidir.
Muhakeme yolu ile usumuzun, gayretli bir örnek almanın gerçekleşmesi için sunduğu bu fikrin kendisi bizde gerekli isteği yaratacaktır.

Bundan dolayı, ahlâki yönden Tanrıyı hoşnut eden kişi olarak kabul edeceğimiz deneysel örneklere ihtiyacımız yoktur;
bu örneği bize usumuz, aklımız zaten sunmuştur.
Kant, RLRA, 54-56

Kilisenin UMUTSUZ DEFANSI sudur:

Çağımızın insanlarının ihtiyacı olan tek şey çu cümlelere inanmaktıdır:
Şu ve şu senesinde, Tanrının bir insan görünümünde dünyaya geldiğine,
aramızda yaşayıp bizlere öğretiş verdiğine ve öldüğüne inanıyoruz
-bu yeter de artar bile.
Kierkegaard, PF, 104

BOYLE SOYLEMEK GERCEKTEN YETER MI/YETECEK MI?

Devam edecek..........
 
Merhaba

BOYLE SOYLEMEK GERCEKTEN YETER MI/YETECEK MI?

Yetmedigi kesin cunku;

Seminerden:
Yeni Antlaşma yazılarının İsanın tarihsel resmini yansıtmadığını kabul eder.
Julius Wellhausenden alıntı yapan Rudolf Bultmann şunları dile getirmiştir:
Kabul etmemiz gerekir ki bir aktarımın metinsel hali ya da bir parçası, içinden çıktığı tarihsel durum hakkında başvurulacak temel kaynak olmasına rağmen bu aktarım, tarihsel detaylarını sunduğu olay hakkında sadece ikincil bir kaynaktır.
Bultmann, NASP, 341

Bu bakış açısının kabul edilmesi demek, İsa hakkındaki gerçekler konusunda İncilin ikincil bir kaynak olarak kabul edilmesi demektir.
J. Martin, bu bakış açısını kabul edenlerdendir:
İncil, kilisenin, inancının temelini oluşturduğuna inandığı gerçekler hakkında yorumların yazılmış olduğu bir kitaptır.
Martin, RG, 44

Tanınmış bir tenkitçi olan R. H. Lightfoot, şu sonuca varmıştır:
Anlaşılıyor ki Mesihin cennetsel karakteri bir yana, dünyasal karakterinin büyük bir kısmı bizlerden saklanmıştır. İncilin ilk dört kitabı, iddia edilen paha biçilmez değerlerine rağmen bizlere İsanın sesini değil fısıltısını sunabilmekte, bizleri Onun adetlerine ulaştırmak yerine varoşlarda dolaştırmaktadır.
Lightfoot, HIG, 225

Peki
Inciller artik acik acik
"Tanri sozu degil Beser yorumudur..."
Anlayisi buyuk Harflerle ifade edilirken
Insan bedenine burunen Tanrinin Akibeti
Ne durumdadir?
Kaynak nedir?

Bu konuda Rudolf Bultmann soyle bir yaklasim sergilemistir.
İsanın yaşamı ve kişiliği hakkında neredeyse hiçbirşey bilmiyoruz, çünkü ilk Hristiyanlardan kalan kaynaklar bu konu ile ilgilenmemekteydi. Daha da ötesi İsa hakkında ne parçalı ne efsanevi ne de diğer biçimlerde, herhangi bir kaynak yoktur.
Bultmann, JW, 8

Aslinda Bult*mannın sorguladığı İsanın varlığı değil; İncil yazarlarının objektifliğidir.
Bultmann bu objektifliğe duyulan şüphe hakkında şu sonuca varmıştır:

İsanın varlığına dair duyulan şüphe hem temelsizdir hem de çürütülmeye layık değildir. Aklı başında olan hiçbir insan İsanın, kendisini ilk defa eski Filistin toplumunda göstermiş olan bu tarihi hareketin başında olduğundan şüphe edemez. Ancak bu toplumun, İsanın gerçek kişiliğini, hayatını ve mesajını ne kadar tarafsız bir şekilde yansıttığı ayrı bir tartışma konusudur.
Bultmann, JW, 13

...Kaynak Yoktur!
Kaynak Yoktur!
Kaynak Yoktur!
ILGINC!!!

Devam edecek...........
 
Merhaba

Tabii hemen catlak sesler devreye girmektedir.

David Cairns isimli bir yazar, Bultmannın tarihsellikten uzaklaşıp varoluşçuluğa yaklaşan teoloji formu hakkında şu sonuca varmıştır:
Bizlerin bu bölüm hakkında varacağımız kati olmayan sonuç, Bultmann tarafından ısrar edilen haklılık gerekçelerinin hiç birisi tarihsel bir desteğe sahip olmadığı için ikna edici değillerdir. Girişimin tümü, baş ağrısına tedavi olarak kafanın kesilmesini andırmaktadır.
(Cairns, GWM, 149)

Bultmannın Yeni Antlaşmaya varoluşçu yaklaşımının bir korkutucu yanı Ellwein tarafından tespit edilmiştir:
Bultmannın Yeni Antlaşma yorumuna bakıldığında tarihsel bir karakter olan Nasıralı İsanın gerçekliğinin, izafi Xe dönüşmesi rahatsız edici değilmiş gibi gözükmekte midir? Bu dönüşümün anlamı, Tanrının esinlemesinin İsa Mesihin bedeninde ve yaşamında vücut bulmasına dair tarihsel gerçeğin buharlaşıp yok olmasıdır.
(Ellwein, RBIK, 42)

Tabii ki mr.Norman Geisler siz olmaz(!?)

Geislerin belittiği gibi, tarihe dayalı İsa için araştırma yapan âlimler,
aksi ispatlanmadıkça İncilin tarihsel olmadığını ve İsanın tarihsel kişiliğini yansıtmadığını varsayarlar.
(Geisler, BECA, 386)

Aklim geldi.Mr. Norman Geisler'in yeri gelmisken Herr Kanta verdigi cevabi da burda yazalim.Hatiri kalmasin!
Kantın gerçekleri önemlerinden bağımsız bir şekilde ayırabileceğimize dair varsayımı, İsanın ölümünün öneminden ayırmanın imkânsızlığı örneğinde görüleceği gibi kesinlikle yanlıştır. Eğer bu bir biyolojik gerçek olmasaydı, bakireden doğmanın ruhsal bir önemi de olmazdı. Hiç kimse bir insanın yaşamını, bu yaşamın değerinden ayrı tutamaz. Bir katil bir kişiyi öldürürken, o kişinin insan olma değerine saldırmadan bunu yapması mümkün değildir."
(Geisler, BECA, 386)

Kilise defansi:
Yeni Antlaşma yazarları, inanca dayalı İsa ve tarihe dayalı İsa birleşiminden oluşan bir inancın üzerinde durmaktadırlar.
Pavlus şöyle demiştir,

Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur. Ve bizim Tanrı'yla ilgili tanıklığımız da yalan olmuş olur. Çünkü Tanrı'nın, Mesih'i ölümden dirilttiğine tanıklık ettik. Ama ölüler gerçekten dirilmezlerse, Tanrı Mesih'i de diriltmemiştir. Çünkü ölüler dirilmezlerse, Mesih de dirilmemiştir. Mesih dirilmemişse, imanınız boştur; siz hâlâ günahlarınızın içindesiniz. Buna göre Mesih'e ait olarak ölmüş olanlar da mahvolmuşlardır. Eğer yalnız bu yaşam için Mesih'e ümit bağlamışsak, herkesten daha çok acınacak kişileriz. (1. Korintliler 15:14-19).

İnanca dayalı İsaya iman edip, İsanın tarihsel yaşamını görmezlikten gelmek demek neredeyse İsanın beden aldığını reddetmek demektir. Yuhanna, şu uyarıyı yapmıştır:

Yaşam Sözüyle ilgili olarak başlangıçtan beri var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, seyredip ellerimizle dokunduğumuzu ilân ediyoruz. Yaşam açıkça göründü, onu gördük ve ona tanıklık ederiz. Baba'yla birlikte olup bize görünmüş olan sonsuz Yaşam'ı size ilân ediyoruz. Evet, sizin de bizlerle beraberliğiniz olsun diye gördüğümüzü ve işittiğimizi size ilân ediyoruz. Bizim beraberliğimiz de Baba'yla ve O'nun Oğlu İsa Mesih'ledir. (1. Yuhanna 4:3)

Tarihçi olan Luka araştırma tekniklerini şöyle açıklamıştır:

SIMDI BURADA DURALIM!

Iki milyar inananiza diyorsunuz ki:
"Bu Mukades Kitap!
Bu Tanri sozu!
Bu yuzden de;"Kiyamete kadar tek bir soz degisemez!"

Sonrada Tanri sozu iddaasinda bulundugunuz
LUKA INCILI Yazari luka icin
Tarihçi olan Luka araştırma tekniklerini şöyle açıklamıştır:

Artik bir karar verin!
Incil tarihcilerin arastirma sonucu yazilan bir kitap mi?
Yoksa Tanri sozu mu?......


Devam edecek..............
 
Merhaba

Kilise defansina devam edelim....

Tarihçi olan Luka araştırma tekniklerini şöyle açıklamıştır:

Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olmuş olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
(Luka 1:1-3)

A. N. Sherwin-White, Romalı yazarlar ile İncil yazarlarının tarihsel kayıtları yazma metodları arasındaki farklılıklar üzerine bir çalışma yapmışladır. Bu çalışmalar, şu sonucu açığa çıkartmıştır:

“İsa Mesih’in hikâyesine karşı tutkulu bir ilgi duyanların, olaylara karşı olan ilgilerinin tarihselden daha çok alegorik ve didak*tik olması, bu materyallerin salt bir biçimde içerdikleri tarihsel özün reddedilmesine sebep veremez.”*
(Sherwin-White, RSRLNT, 191)

F. F. Bruce, W. M. Ramsay gibi bir çok âlimin araştırmaları Luka ve Elçilerin İşleri kitaplarının tarihsel güvenilirliğini ortaya koymuştur ya da daha açık olarak söylemek gerekirse tarihsel bir doküman oldukları kanıtlanmıştır. Kısa bir süre önce tanınmış Roma tarihçisi Cohn Hemer, Elçilerin İşleri kitabının içerdiği bilgileri göz önüne alarak şu sonuca varmıştır:

Çalışmalarımız sonunda metinde yer alan olayların geçtiği yerler ve dönem ile ilgili kaynak niteliğindeki zengin bilgileri sunan yazarın, konuya vakıf olduğunu keşfettik. Metinlerde yer alan bilgilerin ve bağlantıların bir çoğu yakın zamanlarda gerçekleşen arkeolojik keşiflerde elde edilen papirüs ve kitabelerin tercüme edilip yayınlanması sonucu doğruluğunu ispatlamıştır. Bu detayları, birbirini destekleyen, değişik perspektifler sunan bazen de tekrarlamalar riskini içeren çeşitli kaynaklardan gözden geçirdik. Bunu yaparken asıl ilgi alanımız, çeşitli detayları keşfetmek değil, elimizdeki yazılı metinleri nasıl destekleyip doğruladıklarını tespit etmekti -aktarım ile tarihin birbiri ile olan ilişkisinin değişik seviyelerde de uyum sergileyip sergilemeyeceğini görmekti. Delillerin sunduğu perspektifler, elimizdeki metinlerin ve bu metinlerin içerisinde karmaşık ve kasıtsız bir düzen sergileyen detayların güvenilirliğini geniş çapta desteklemiştir.
(Hemer, BASHH, 412)

“Tarihsel İsa ile tarihi İsa’yı birbirinden ikilem yaratarak ayıran yaklaşım, gerçek ve inanç arasındaki hatalı bir ayırımın bir başka yanlış uygulamasıdır. . . . İsa Mesih’in tarihe dayalı özellikleri, O’nun tarihselliğinden ayırılamaz. Eğer İsa, Yeni Antlaşma’da iddia edildiği gibi yaşamamış, öğretmemiş ve ölümden dirilmemiş ise günümüz için kurtarıcı bir özellik taşımamaktadır.”
(Geisler, BECA, 142)

Burada araya girelim!

Tarihçi olan Luka araştırma tekniklerini şöyle açıklamıştır:
Sozunun arkasindan beklenen nedir?
Yazdigi bir tarih kitabindan
Kiliseyi desekliyecek BILIMSEL bir BILGI
[Bildiginiz gibi tarih bir bilim dalidir.]

Ve kilise bu basligin altina
Peder Lukanin yazdigi tarih kitabindan
ilk sozu koyuyor

Bu sozun altina da alintinin delili olarak adresi yaziyor.
Buraya kadar hersey kurallara uygun.
Bizde kilisenin verdigi bu tarihcinin yazdigi tarih kitabina bakiyoruz.

Ne mi goruyoruz?
Tarihcinin kitabi Incil(!?) mis.
Yani
Mukaddes Kitabin bir bolumuy mis.!

Buda yetmez gibi;
"Butun bu yazilanlar Tanri sozu dur. Asla degismez!"
denen yazilardan mis!

Adama simdi sormazlar mi?
Tanriniz bu tarihci mi?
.....diye!


Devam edecek..............
 
Merhaba

Ve yine su savunmayi bir daha okuyalim!
“Tarihsel İsa ile tarihi İsa’yı birbirinden ikilem yaratarak ayıran yaklaşım, gerçek ve inanç arasındaki hatalı bir ayırımın bir başka yanlış uygulamasıdır. . . . İsa Mesih’in tarihe dayalı özellikleri, O’nun tarihselliğinden ayırılamaz. Eğer İsa, Yeni Antlaşma’da iddia edildiği gibi yaşamamış, öğretmemiş ve ölümden dirilmemiş ise günümüz için kurtarıcı bir özellik taşımamaktadır.”
(Geisler, BECA, 142)

...Eğer İsa, Yeni Antlaşma’da iddia edildiği gibi yaşamamış, öğretmemiş ve ölümden dirilmemiş...

Nefes kesecek bir yazi.

Yani
Kilisenin gunumuz Isevilik basligindaki
Hiristiyan yorumu
nu DESTEKLEMEK icin yazilan
Bu yazida:

Kilisenin Mukaddes Kitap diye lanse ettigi
Ilgili kitabin Yeni Ahid bolumu/Iseviligin Kitabinda
Su iddaanin oldugu yazilmistir.

...Eğer İsa, Yeni Antlaşma’da iddia edildiği gibi yaşamamış, öğretmemiş ve ölümden dirilmemiş...

Yeni Antlaşma’da iddia edildiği gibi ...
Artik Kiliseyi savunacagiz diye
Ne soyliyeceklerini SASIRMISLAR!

Kilise defansina devam edelim:
Daniel kitabının 3. bölümünde,
Daniel’ın üç arkadaşı, Şadrak, Meşak ve Aved-Nego ateşe atılmakta ancak yanmamaktadırlar.
Bu üç kişi ateşte iken yanlarında dördüncü bir kişi belirmiştir.
Bir çok ilâhiyatçı bu dördüncü kişinin insan bedeni almadan önceki hali ile Üçlü Birliğin üyesi olan Mesih olduğunu kabul etmiştir.

Kral Nebukadnessar’ın bu durum karşısındaki tepkisi şöyle yazılmıştır:
“Kral, ‘Ben dört kişi görüyorum’ dedi, ‘Ateşin içinde yürüyorlar, bağlarından çözülmüş, hiçbir zarara uğramamışlar.
Dördüncünün görünümü de bir ilâhi varlığa benziyor.’”
(Dan. 3:25)

Dördüncü kişi şüphesiz Tanrı Oğlu İsa’dır ve O asla yanmaz!

Çok bilmiş âlimler fildişi kuleleri içinde oturup, kendi keyiflerine göre “İnanca dayalı bir İsa” tesis edebilirler.
Bu Mesih’i kabul etmek çok daha kolaydır, çünkü bu mucizeler gerçekleştirmeyen, doğaüstü olaylar sergilemeyen bir İsa’dır.
Hatta bu İsa, dünya üzerindeki bir çok düşünce akımının veya felsefenin kurucusundan farklı bir kişi değildir.

Bu İsa’nın çekişmeleri kışkırtan, insanların ruhuna meydan okuyan katı ifadeleri yoktur.
Bu İsa, kendisini reddedenlerin katlanacakları edebi sonuçlar hakkında uyarılarda bulunmamaktadır.

O herkesin kişisel dünya görüşüne uyum sağlayan bir İsa’dır.
Bu görüş, tarihe dayalı İsa için gerçekleştirilen ancak sonuçta tarih ile kopuk bir
İsa’ya ulaşılan araştırmanın içerdiği en büyük problemdir.

Bu görüşün temel sorunu şudur:
Peri masalı ya da efsane gibi hayal ürünü olan, kurgulanabilen bir İsa’nın,
insan yaşamlarını değiştirmek için sahip olacağı güç, Johnny Appleseed
ya da bir Paul Bunyan gibi isimlerin gücünden öte değildir.

Devam edecek..............
 
Merhaba

Baska bir basligimda da karsimiza cikan bu soylemi
Bu baslikta da mutlaka cevaplamak lazim.

Kilise-Dördüncü kişi şüphesiz Tanrı Oğlu İsadır ve O asla yanmaz!

Kilise;
Hangi Isa'dan bahsediyor?

Kral Nebukadnessarın bu durum karşısındaki tepkisi şöyle yazılmıştır:
Kral, Ben dört kişi görüyorum dedi, Ateşin içinde yürüyorlar, bağlarından çözülmüş, hiçbir zarara uğramamışlar.
Dördüncünün görünümü de bir ilâhi varlığa benziyor.
(Dan. 3:25)

Ilahi boyuttaki Isa as'dan.

Baglaminda;
Kilisenin su TEMEL ogretisine bakalim:
Mesih olduruldu.
Sonra kendisine biat edenlerin/edeceklerin
Gunahlarinin kefareti icin
Uc gun cehennemde YANDI

Cehennemde yanan kim?
Ilahi Mesih

Ateste asla yanmaz olan kim?
Ilahi Mesih

Buyrun cenaze namazina.
Bakalim kilise bu cenazeyi nasil kaldiracak?
Yuzyillardir kaldiramadi ama

Herneyse
Biz devam edelim:

Kilise defansi
Yaklaşık iki bin sene önce, tırnaklarının içerisine toprağın kiri bulaşmış olan gerçek insanlar, gerçek İsa ile karşılaşmışlardır.
Gerçek İsa, onlara Kendisini takip etmelerini söylemiş, gerçek erkek, gerçek kadın ve gerçek çocuklar Onu takip etmişlerdir.
İsayı takip etmenin ve aralarında yaşarken İsanın yaptıklarına ve söylediklerine dair verdikleri tanıklıklarını geri almamanın
bedeli olarak bu insanların çoğu canlarını vermişlerdir.

İşte bu noktada insanların karşısına büyük bir tezat çıkmaktadır ve bir seçim yapmak zorunda kalmaktadırlar.
Güvenilir bir âlimliğe saygımız sonsuzdur.
Ancak bazı durumlarda âlimler, kişisel önyargılarını haklı çıkarmak için sahip oldukları eğitimi kullanmaya kalkmaktadırlar.
Tarihe dayalı İsa için yapılan araştırmalarda başımıza gelen budur.
Âlimler tarihe dayalı, gerçek bir İsayı ortaya çıkaracak araştırmalar yapmak yerine;
anti-doğaüstücü önyargının kontrolü altında hayal ürünü ve güçsüz bir İsayı sunmaya soyunmuşlardır.

Artık bu konuda hüküm verme vakti gelmiştir. Her birey kime inanacağına karar vermelidir:
Ya İsadan asırlar sonra doğmuş olan âlim-felsefecilere ya da İsa ile yaşayıp İsa için ölenlere.

Eğitimsiz köylülerden, en ileri eğitimleri almış profesörlere kadar milyonlarca insanın asırlardır verdiği hüküm şöyledir:
İsa doğmuştur, ölmüştür ve Onu gerçekte olduğu gibi kabul edenlerin yaşamlarını değiştirmek için yaşamaktadır.
Peki siz Onu kabul edecek misiniz? Onu takip edecek misiniz?
Elinizde kararınızı bağlayacak bu kadar delil var iken sizin hükmünüz nedir?
Eğer bu güne kadar İsayı Kurtarıcınız ve Rabbiniz olarak kabul etmediyseniz,
Dört Ruhsal Kural isimli bölüm size yardımcı olabilir.

Evet!
Kutsal kilise kilasik;
Bilgiye degil,
Nakile teslim olun
diyor.

Ayni
Islamdaki:"Din nakildir"
deyip tasavvuf alimlerinin sozlerini
Islam budur diye onumuze koymalari gibi.

Bu benzerlik Isevilik-Muhammedilik baglamindadir.
Zaten tasavvuf Islamda;
Mesihatci hadislerle baslamistir.

Biz:"Din Allah cc'nun hadis Kitabidir" diyenlerin
delilini yazarak bu konuyu bitirelim.

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
5.116. Allah şunu da söyledi:
"Ey Meryem oğlu İsa! Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?"
İsa dedi:
"Hâşâ! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir.
Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem.
Çünkü sen, evet sen, gaybları çok iyi bilensin!"

5.117."Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim:
'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.'
İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım.
Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun.
Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehîdsin, bir tanıksın."

Sadakallah!

BITTI!
 
Üst Alt