“İş iyice şirazesinden çıktı, şaibeli duruma geldi.” Doğrudur…

bursali68

Ziyaretci
“İş iyice şirazesinden çıktı, şaibeli duruma geldi.” Doğrudur…
Sevgili ATAM vatanımın bugünkü haline bizlere ne dersiniz acaba?

Kılıçdaroğlu bu sözlerinde çok haklıdır. Özel Yetkili Mahkemeler acaba bağımsız ve tarafsız davranabiliyorlar mı diye kendimize sorar duruma geldik artık.

Anneciğimi kaybetmenin üzerinden henüz 6 gün geçti ve son durumlarla üzüntüm ikiye katlandı. Bir şeyler yazmak içimden gelmediği halde, yine yazamadan duramadım işte. Sürçülisan edersem affola…

Eskiden DGM ler vardı.(Devlet Güvenlik Mahkemeleri) ) Bu mahkemeleri incelediğimizde 1961 anayasasının 136. maddesine, 15 Mart 1973'te, 1699 sayılı yasa ile eklenen, "Devletin milleti ve ülkesi ile bölünmez bütünlüğü, hür ve demokratik düzen ve nitelikleri anayasada belirtilen cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devlet güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli devlet güvenlik mahkemeleri kurulur. “ hükmü ile kurulduklarını görüyoruz. Daha sonraları 1975'te bu kanunun 1. ve 6. maddeleri Anayasa'nın "eşitlik ve doğal yargıçlık ilkelerine" aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin 35/126 sayılı kararı ile iptal edilmiş. Kadük hale gelen yasa ile DGM uygulaması da ortadan kalkmış böylece.

Ancak, gücünü yakındığımız 1982 Anayasası'nın 143 cü maddesinden alan DGM ler, 16 Haziran 1983'te de 2845 sayılı "Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun" ile yeniden kurulup göreve başlıyorlar. Anayasal bir kuruma dönüşerek daha acımasız bir halde uygulamalarına başlayan DGM’ler bu sefer 16 Haziran 2004 gün ve 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nda değişiklik yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun ile yeniden AKP tarafından kaldırılıyor. Böyle antidemokratik mahkemelerden tam kurtuluyoruz diye sevinirken bu sefer AKP yeni CMK yasasındaki 250-252. maddeler ile DGM'lerin baktığı suçlara bakmak üzere büyük bir kurnazlıkla "özel yetkili" adıyla ağır ceza mahkemeleri oluşturuyor. Benim anladığım bu. Bunu hukukçularımız gerektiğinde daha iyi anlatabilirler.

AKP tarafından bu mahkemelerin adı değiştirilmiş ama yetkileri daha fazla artırılarak hükümet yanlısı bir hale getirilerek görevlerine başlamışlardır. Görünüş odur ki, bağımsızlık, tarafsızlık ilkeleri hâkimleri tarafından hukukla devletin bekası ve çıkarları çakıştığında, devletin tarafını tuttuklarıdır.

Bunu nereden anlıyoruz? Bu yargıçlar, savcılar evrensel hukuku hiçe saymaktadırlar. Dünyanın hangi hukukunda soruşturma evresinde verilen gizlilik kararları ile soruşturma dosyasındaki hiçbir belge iddianame kabul edilene kadar şüpheliye ve müdafisine gösterilmiyor?

Gizlilik kararı çerçevesinde soruşturma kapsamında mahkemeye çıkan şüpheli ve müdafisi dosyadan bihaber ve suç isnadını dahi tam olarak bilmeden savunma yapmak zorunda kalabiliyor?

Bunları Silivri Ceza Evinde izlediğim davalarda ve sonra Vardiya Bizde gurubundan aldığım dava dosyalarını incelediğimde öğrendim. İnanın oraya gitmeyenler durumun ne kadar yürekler acısı ve vahim olduğunu bilemezler.

Orada astığım astık, kestiğim kestik gibi bir hava estiriliyor ve ne yazık ki söz hakkı tanınmıyor bile. Çok yazık! Sonra gel buna ileri demokrasi de ha?

Neyse ben tüm bunlardan sonra esas konuma geçeyim. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim AKP den yana değilsen hele bir de Atatürkçüysen sen bir numaralı terörist veya suç örgütü üyesi oluyorsun. Sonrası malum! Yahu tüm bunları kılıfına uydurup yapıyorlar da, bir Genel Kurmay Başkanını,” örgüt yöneticiliği” ve 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçlarından tutuklanmasına e pes dedirtiyorlar.

Varlığı ile yokluğu tartışmalı bir örgüt yüzünden sadece iddialara dayalı olarak generalleri, subay ve aydınları, gazetecileri senelerdir Silivri’de tutsak ediyorlar. (Bu Özel Yetkili Mahkemeler “Çok özel yetkilerle donatılmışlar.” 40 sene önceki DGM leri mumla aratır oldular.)

"Balyoz Planı" davası sanıklarından Albay Suat Aytın, halkın davaya yönelik tavrını eleştirmiş. “Sokak köpeklerinin haklarını savunmak için yürüyüş yaparken, Peygamber ocağı ordunun itibarının zedelenmesine göz yumulmuştur. İleride halkımız bunun bedelini ödeyecektir" diye sitem etmişti. (Albay çok doğru söylemiş vallahi. Biz ne kadar duyarsız, uyuşuk bir millet olduk ya! Yazıklar olsun bize.)

Bende bu sözlere üzülmüş ve daha önceki yazılarımda şöyle demiştim. “Düzmece yalanlarla, gizli saklı tanıklarla bir ordunun neredeyse tüm komutanları içeride boşu boşuna tutsaklar. Bundan önceki genelkurmay başkanlarına da yazıklar olsun! Onlar da nasıl rahat uyku uyuyabiliyorlar merak ediyorum. Bu TESTERE, BALYOZ, ÇEKİÇ, MEKİÇ her ne ise planları madem yapılıyordu onlar neredeydiler? Bu ordunun içerisinde değiller miydi? Bana kalırsa kalıplarının adamları değillermiş. Yahu bir şey deyin, ses verin bir sesinizi duyalım!

Yoksa bana dokunmayan bir yılan bin yaşasın düşüncesinde misiniz? Adalete yardımcı olun, bir şeyin ucundan tutun. Arkadaşlarınıza vefalı davranın. Gerçekten suç işleyen varsa meydana çıkartın, suçu yoksa da özgürlüklerine kavuşmaları için uğraş verin biraz. Silah arkadaşlarınızı kaderleri ile baş başa bırakmak hiç şık olmadığı gibi size olan saygımızı da yitirtti bizlere. Yazıklar olsun hepinize.”

Evet, bir yazımda aynen öyle demişim.

Silah arkadaşlarının tutuklanmaları karşısında sessiz kalanlar acaba bugün pişman mıdırlar?
Gelelim eski Genelkurmay Başkanımız İlker Paşanın tutuklanması olayına. Gerçekten de trajikomik bir olay. Yahu adam ömrünü askerlikle, terörle mücadele ile geçirmiş. Neymiş efendim internet andıcı diye bir şey atıldı ortaya, ondanmış.

İnternet andıcı nedir diye baktığımızda TSK’nın irticai ve bölücü unsurlarını izlemek üzere kurulmuş, işletilmiş internet siteleri olduğunu anlıyoruz. Normal bir vatandaş olarak ee, bunda ne var diyesi geliyor insanın ama durun, bu andıç AK Parti hükümetleri aleyhine kara propaganda yapmak ve de İrtica İle Mücadele Eylem Planı Davası ile birleştirilmiş. Eee o zaman yandı gülüm keten helva işte.

Sen misin AKP yi karalayan davası.. Andıç mandıç bilemem ama şu BDP nin AKP ye yaptığı hakaretler ve tehditleri düşünecek olursak, örgüt yöneticiliği' ve 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçları neden sayılmaz acaba diye merak ediyorum. Adamlar hükümete demediklerini bırakmıyorlar, üstelik bir de yakıp yıkarak kamu mallarına zarar veriyorlar. Nedense onlara birkaç söz atıp tutmaktan başka bir şey yapılmıyor.

İlker Paşa neden ki Türkiye cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ‘etsin değil mi?

Yahu adam AKP döneminde görev yapmadı mı? Emrinde 700 bin asker varken darbe yapmıyor da internet sitelerinde terör mü estiriyordu? Hangi akıl mantık bunu böyle düşünüyor? Hayret!

AKP nin ilklerine alışmam mümkün değil. TSK’nın irticai ve bölücü unsurlarını izlemek üzere işletilmiş internet siteleri kurmasının neresi kötüdür? Asker bölücü unsurları izleyemez mi? Amerika, İsrail bizi izlerken, dinlerken bu suçlama bana acayip geliyor. Yoksa onlar değiller mi Türkiye’yi parçalamak isteyenler? Şu Andıç neymiş? Hükümet veya bir yetkili nedir, ne değildir samimi olarak açıklasın da bizlerde doğruyu bilelim diyorum.

Aksi takdirde TC devletinin 26. Genelkurmay Başkanlığını yapmış ve hükümetle iyi ilişkiler içerisinde olan bir komutanın böylesine adice suçlanması bir garibime gidiyor. Benim bildiğim terörist elinde silah dağda, bayırda gizlenir ve masum insanları öldürür. Kendi askerine pusu kurar, silah sıkar vatanı parçalamak için emperyalist güçlerle iş birliği yapar. Silivri’de olanlar bunlarımı yaptılar? Bir açıklayın da bilelim Allahaşkına.

İlker paşa suçlu mudur?
Haaa! Bence paşa suçludur neden mi? Çünkü bu kadar güzide komutanların tutuklanmalarına sessiz kaldığı için suçludur.

BDP Genel Başkanının bugünkü Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e senin rütben ONBAŞIDIR diye hakaret etmesi karşısında hükümet tek sözde birleşiyor ve “Ordumuz göz bebeğimizdir, laf söyletmeyiz .” diyor da aynı hükümet Türk Ordusunun bugünkü haline gelmesini kim istiyor diye düşünmüyor mu? Hangi ülke olursa olsun orada hukuk üstün değilse adalet yok hükmündedir. Dolayısı ile ne demokrasiden nede ileri demokrasiden bahsetmek abesle iştigaldir, o kadar.

Yazık, çok yazık ya! Senelerini terörle mücadele ile geçirmiş bunca insan terörist olarak tutuklanırken esas teröristler gerilla olarak kabul ediliyorlar. Hem de devletin bir bakanı tarafından

Kaynak : blog.milliyet.com.tr
 
Üst Alt