• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

İmanı koruma zamanı / Din diye kendi düşüncelerini anlatan Kur'an yobazlarına uyma !

  • Konbuyu başlatan bziya
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 16
  • Görüntüleme 3K

Okunuyor :
İmanı koruma zamanı / Din diye kendi düşüncelerini anlatan Kur'an yobazlarına uyma !

bziya

Kıdemli
Üye

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Âhir zaman, Ehl-i sünnet itikadını doğru öğrenip, iman hırsızlarına karşı imanı koruma zamanıdır. Başka şey çalınsa o kadar önemli olmaz; ama Allah korusun, imanı çalınan sonsuz olarak Cehenneme gider. İlmihalini bilmeyen, imanını koruyamaz.

Bozuk din adamlarını dinlemek, bozuk bir din kitabını okumak çok zararlıdır; çünkü imanı kaybetme tehlikesi var. İnsan altını, elması sokağa bırakmaz. Aksine, en iyi şekilde korumaya çalışır. İman ise bunlarla kıyaslanamayacak derecede kıymetlidir. Bu yüzden, öyle kimseleri dinlemek, öyle yazıları okumak çok tehlikelidir.

Bir gün Hazret-i Huzeyfe, Resulullah efendimize sordu:

— Yâ Resulallah, acaba Müslümanlar İslamiyet’ten önceki hallerine döner mi?

— Hayır, dönmezler; ama bizden sonra bulanık bir zaman gelir.

— Bulanık ne demektir yâ Resulallah?

— Yani iyiler olur, kötüler olur, âlimler olur, zalimler olur, karışık bir zaman olur. Ondan sonra, daha kötü bir zaman gelir.

— O zaman neler olur ya Resulallah?

— O zaman, dini anlatanların peşine gidenler Cehenneme gidecek.

— Din diye neyi anlatacaklar?

— Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriften bahsederler. Ancak Allah’ın, Resulullahın bildirdiklerini değil, kendi düşüncelerini Allah’ın, peygamberin emri gibi anlatırlar. İşte onların peşinden gidenler felakete uğrayacaktır.

— Yâ Resulallah, o zamanda ben dünyaya gelmiş olsam ne yapmam gerekir?

— Dünyada hak yolda olan bir cemaat kıyamete kadar bulunur. Bu cemaati bul, onlara uy ve kurtul!

— Yâ Resulallah, o cemaati de bulamazsam ne yapmalıyım?

— Onu da bulamazsan evinde otur, kimseye karışma! (Mişkat-ül-mesabih)

Allahü teâlâ, kimseyi karanlıkta bırakmasın! Müslüman olarak çok şanslıyız. O kadar şanslıyız ki, kör bir insanın hayatıyla gözü açık bir insanın hayatı bir olur mu? Allah’a, Peygambere iman eden, Ehli sünnet itikadında olan , gözü açık, görebilen bir insana benzer. Bundan mahrum kalanlar, köre benzer. Köre yani imanı olmayana ise bir şey yapılmaz, sadece acınır. Gerekirse elinden tutulur; ama o insanla tartışılmaz, kavga edilmez.

Görüldüğü gibi kendi düşüncelerini Kur'an'a mâl eden , Kur'an ayetlerini kendi düşüncesine uygun meseleye aitmiş gibi gösterip tahrif edenlere uymamalı bu cahillere uyanları da uyarmalıdır.Ayetleri kendi arzu ettiği şekle temas ettirebilmek için çeşitli cifir ebced hesapları ile kendi zatını över hale getirenlerin ve diğer Kur'an ve din yobazlarının Efendimizn bildirdiğine göre ne kadar tehlikeli mahluklar olduğu ortadadır.

Kaynak : Dinimiz İslam
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Kabirlere tapıyorlar, Allah’tan başkası için kurban kesiyorlar, ölülere dua ediyorlar. Bu Rafızîlerde, sufilerde ve tarikat ehlinin itikadında vaki olan bir gerçektir. Kabirleri haccederler, şirk binaları yapıyorlar, oraları tavaf ediyorlar, Salihlerle istiğase yapıyorlar ve onlar adına yemin ediyorlar. Bunlar onların akidelerinde sabit olan şeylerdir.

Tasavvufçuların İslâm'dan en fazla saptığı konulardan biri de, Şeyhlerini Allah'tan başka tanrı gibi görmeleri veya göstermeye çalışmalarıdır. Müridin şeyhin karşısında zelil, dilini yutmuş, iradesiz, düşüncesiz ve gassalın elindeki cenaze gibi olmasını Şart koşmuştur. Bu alçaltıcı kulluğu da, müridin Şeyhine bağlılığı, sevgisi, itaati ve kudsi makamlara yükselişinin açık alameti saymıştır. Şeyhine karşı bu şekilde yaşıyan ölü gibi olmıyan müridlerin helak olacağını ve manevi makamlarda yükselemiyeceğini söylemiştir.
Bakınız, Tayfur (Ebu Yezid) el-Bistami bunu nasıl dile getiriyor: "Üstadı (şeyhi) olmıyanın imamı Şeytandır."

Letaifu'l-Minen sahibi de bunu şöyle ifade ediyor: "Şeyhlerin silsilesine kendisini ulaştıracak ve kalbinden perdeyi kaldıracak üstadı olmıyan kimse, sahipsiz bir sokak çocuğu ve nesebi belirsiz bir kişidir."

Şeyhine karşı müridin âdabını belirleyen Muhammed Osman'ı da dinliyelim: "Geçtiğin her halde şeyhini görmen ve bunun onun vasıtasıyla olduğunu bilmen gerekiyor. Âdabın biri de namazda oturur gibi huzurunda oturman, onda fena bulman, seccadesine oturmaman, ibriği ile abdest almaman ve bastonuna dayanmamandır. Ermişlerden birinin şu sözünü dinle: Şeyhine "Niçin?" diye soran kimse felah bulmaz. İmajını kalbinden ve hayalinden sakın çıkarma. Bir an olsun ondan gafil olursan, bilki bu senin bedbahtlığındandır. Onda fena mak***** erişmeye çalış, böylece onda beka mak***** erişirsin."

Tasavvufçular müridin emir veya yasak hiçbir isteğine muhalefet etmemesini emretmektedir. Hz. Peygamber'in sünnetine açıkça muhalefet ettiğini görse bile, Şeyhin hiçbir arzusuna muhalefet etmemesini söylerler. Müridin Şeyhin avucunda kalması, malını, ırzını ve insanlığını sömürebilmesi için tasavvufçular, eĢ-ġarani diliyle, Şeyhine başka Şeyhi ortak koşan kişinin Allah'a da ortak koşmuş olacağını kararlaştırmışlardır. Şeyhinin tarikatından başka tarikat seçen veya onun istediği yoldan gitmiyen kişinin dinden çıkacağını da söylemişlerdir.

Tasavvuf kitapları insanın şeref ve haysiyetini yerle bir eden, aşağılık, rezil ve sefil bir dereceye düşüren, zalim ve edepsiz her türlü ayağın altında çiğnenmesini sağlıyan, kısaca
insanı Allah'ın verdiği insani değerlerden ve izzetten yoksun bırakan bu tür saçmalıklar ve hurafelerle doludur. Bunun neticesidir ki tasavvufçular tapanlar ve tapılanlar diye iki kısma ayrılmaktadırlar. Yine bunun neticesidir ki bu uyuşturucu saçmalıklarla melankolik olmuş nice yaşlı insanların henüz beşikte altını pisleten çocukların ayaklarına yüz sürdüklerini, Şeyh evladı veya mukaddes soyun mübarek nesli diyerek mesih aleyhisselam gibi daha beşikte kerametlerle konuşturduklarını görürsünüz. Tek sebebi de tarikat Şeyhi efendisinin oğlu olmasıdır. Çünkü sırrı onda, rabbaniyeti onu kutsallaştırmaktadır. Bütün tasavvufçuların Şeyhlerinin her söylediğinin Allah'ın bir vahyi olduğuna inanarak Allah'ın dinine muhalefet etmelerinin sebebi de bu zihniyettir. Çünkü inançlarına göre Şeyhlerinin kalbleri Rahman'ın üzerinde istiva ettiği tahtlar, azamet ve büyüklüğünün gökleri, cemalinin tecellileridir. Hidayetini aleme saçtığı ve vahyini insanlara kendisinden ulaştırdığı kutsal yerlerdir.

el-Kuşeyri Şöyle diyor: "Kim bir Şeyhe intisap eder ve kalbi ile ona itiraz ederse, intisap ahdini bozmuş ve kendisine tevbe vacip olmuş olur. Çünkü Şeyhler "Üstadların hakları için tevbe kabul olmaz" demişlerdir."!!!?
 
Son düzenleme:

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Âhir zaman, Ehl-i sünnet itikadını doğru öğrenip, iman hırsızlarına karşı imanı koruma zamanıdır. Başka şey çalınsa o kadar önemli olmaz; ama Allah korusun, imanı çalınan sonsuz olarak Cehenneme gider. İlmihalini bilmeyen, imanını koruyamaz.

Bozuk din adamlarını dinlemek, bozuk bir din kitabını okumak çok zararlıdır; çünkü imanı kaybetme tehlikesi var. İnsan altını, elması sokağa bırakmaz. Aksine, en iyi şekilde korumaya çalışır. İman ise bunlarla kıyaslanamayacak derecede kıymetlidir. Bu yüzden, öyle kimseleri dinlemek, öyle yazıları okumak çok tehlikelidir.

Bir gün Hazret-i Huzeyfe, Resulullah efendimize sordu:

— Yâ Resulallah, acaba Müslümanlar İslamiyet’ten önceki hallerine döner mi?

— Hayır, dönmezler; ama bizden sonra bulanık bir zaman gelir.

— Bulanık ne demektir yâ Resulallah?

— Yani iyiler olur, kötüler olur, âlimler olur, zalimler olur, karışık bir zaman olur. Ondan sonra, daha kötü bir zaman gelir.

— O zaman neler olur ya Resulallah?

— O zaman, dini anlatanların peşine gidenler Cehenneme gidecek.

— Din diye neyi anlatacaklar?

— Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriften bahsederler. Ancak Allah’ın, Resulullahın bildirdiklerini değil, kendi düşüncelerini Allah’ın, peygamberin emri gibi anlatırlar. İşte onların peşinden gidenler felakete uğrayacaktır.

— Yâ Resulallah, o zamanda ben dünyaya gelmiş olsam ne yapmam gerekir?

— Dünyada hak yolda olan bir cemaat kıyamete kadar bulunur. Bu cemaati bul, onlara uy ve kurtul!

— Yâ Resulallah, o cemaati de bulamazsam ne yapmalıyım?

— Onu da bulamazsan evinde otur, kimseye karışma! (Mişkat-ül-mesabih)

Allahü teâlâ, kimseyi karanlıkta bırakmasın! Müslüman olarak çok şanslıyız. O kadar şanslıyız ki, kör bir insanın hayatıyla gözü açık bir insanın hayatı bir olur mu? Allah’a, Peygambere iman eden, Ehli sünnet itikadında olan , gözü açık, görebilen bir insana benzer. Bundan mahrum kalanlar, köre benzer. Köre yani imanı olmayana ise bir şey yapılmaz, sadece acınır. Gerekirse elinden tutulur; ama o insanla tartışılmaz, kavga edilmez.

Görüldüğü gibi kendi düşüncelerini Kur'an'a mâl eden , Kur'an ayetlerini kendi düşüncesine uygun meseleye aitmiş gibi gösterip tahrif edenlere uymamalı bu cahillere uyanları da uyarmalıdır.Ayetleri kendi arzu ettiği şekle temas ettirebilmek için çeşitli cifir ebced hesapları ile kendi zatını över hale getirenlerin ve diğer Kur'an ve din yobazlarının Efendimizn bildirdiğine göre ne kadar tehlikeli mahluklar olduğu ortadadır.

Kaynak : Dinimiz İslam
Allahü Teala razı olsun.Amin.
 

suur_r

Amatör
Üye
Haberin olsun, halis din yalnızca Allah’ ındır. O’ndan başkalarını evliyalar edinerek “Biz bunlara yalnız bizi daha fazla Allah’a yaklaştırmaları için kulluk ediyoruz.” diyenlere gelince, Allah tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmünü verecektir. Şu bir gerçek ki Allah yalancı, inkarcı kişiyi doğru yola iletmez.
Zümer Suresi 3


Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka evliyaların ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Araf Suresi 3


Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
İsra Suresi-36


"Ey mü'minler, size bir emanet birakiyorum ki siz ona simsiki sarildikça yolunuzu hiçbir zaman sasirmazsiniz. O emanet Allah'in kitabi Kur'ândir."
 

çerkeş18

Amatör
Üye
Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka evliyaların ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
Araf Suresi 3


."



AYET KARŞILAŞTIRMA
A’râf / 3

A’râf (7) A’lâ(87/19) A’râf(7/206) Abese(80/42) Âdiyât(100/11) Ahkâf(46/35) Ahzâb(33/73) Alak(96/19) Âl-i İmrân(3/200) Ankebût(29/69) Asr(103/3) Bakara(2/286) Beled(90/20) Beyyine(98/8) Bürûc(85/22) Câsiye(45/37) Cin(72/28) Cum’a(62/11) Duhâ(93/11) Duhân(44/59) En’âm(6/165) Enbiyâ(21/112) Enfâl(8/75) Fâtiha(1/7) Fâtır(35/45) Fecr(89/30) Felâk(113/5) Fetih(48/29) Fil(105/5) Furkân(25/77) Fussilet(41/54) Gâşiye(88/26) Hac(22/78) Hadîd(57/29) Hâkka(69/52) Haşr(59/24) Hicr(15/99) Hucurât(49/18) Hûd(11/123) Hümeze(104/9) İbrahim(14/52) İhlâs(112/4) İnfitâr(82/19) İnsan(76/31) İnşikâk(84/25) İnşirâh(94/8) İsrâ(17/111) Kadr(97/5) Kâf(50/45) Kâfirûn(109/6) Kalem(68/52) Kamer(54/55) Kâri’a(101/11) Kasas(28/88) Kehf(18/110) Kevser(108/3) Kıyâme(75/40) Kureyş(106/4) Leyl(92/21) Lokman(31/34) Mâ’ûn(107/7) Mâide(5/120) Me’âric(70/44) Meryem(19/98) Mü’min(40/85) Mü’minûn(23/118) Mücâdele(58/22) Müddessir(74/56) Muhammed(47/38) Mülk(67/30) Mümtehine(60/13) Münâfikûn(63/11) Mürselât(77/50) Mutaffifîn(83/36) Müzzemmil(73/20) Nahl(16/128) Nâs(114/6) Nasr(110/3) Nâzi’ât(79/46) Nebe’(78/40) Necm(53/62) Neml(27/93) Nisâ(4/176) Nûh(71/28) Nûr(24/64) Ra’d(13/43) Rahmân(55/78) Rûm(30/60) Sâd(38/88) Saff(61/14) Sâffât(37/182) Sebe’(34/54) Secde(32/30) Şems(91/15) Şu’arâ(26/227) Şûrâ(42/53) Tâ-Hâ(20/135) Tahrîm(66/12) Talâk(65/12) Târık(86/17) Tebbet(111/5) Teğâbun(64/18) Tekâsür(102/8) Tekvîr(81/29) Tevbe(9/129) Tîn(95/8) Tûr(52/49) Vâkı’a(56/96) Yâsîn(36/83) Yûnus(10/109) Yûsuf(12/111) Zâriyât(51/60) Zilzâl(99/8) Zuhruf(43/89) Zümer(39/75) AYET NO:



Arapça Metin
اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ ۗ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ

Türkçe Transcript

İttebi’û mâ unzile ileykum min rabbikum velâ tettebi’û min dûnihi evliyâ/(e)(c) kalîlen mâ teżekkerûn(e)


Abdülbaki Gölpınarlı Meali

Rabbinizden size ne indirildiyse ona uyun, ondan başkalarını dost edinip onlara uymayın, fakat ne kadar da azınız öğüt tutmada.


Ali Bulaç Meali

Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?


Diyanet İşleri Meali(Eski)

Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.


Diyanet İşleri Meali(Yeni)

Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Diyanet Vakfı Meali

Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Edip Yüksel Meali

Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!


Elmalılı Hamdi Yazır Meali

(Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Elmalılı Meali (Orjinal) Meali

Rabbınızdan size indirilene ittiba' edin, onsuz bir takım veliylere ittiba' etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz


Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olunuz, ve O'nun gayrı dostlara tâbi olmayınız, siz pek az öğüt tutuyorsunuz.


Muhammed Esed Meali

“Rabbinizin katından size indirilene uyun; O'ndan başka önderlerin ardından gitmeyin. 3 Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda, bu (öğüdü).


Suat Yıldırım Meali

Ey insanlar! Siz, Rabbiniz tarafından size indirilen vahye tâbi olun, O'ndan başka birtakım hâmîler edinip de onlara uymayın. Ne kadar da az düşünüyorsunuz! [12,103; 12,106]


Süleyman Ateş Meali

(Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! *


Şaban Piriş Meali

Rabbinizden size indirilene uyun; ondan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt dinliyorsunuz!


Ümit Şimşek Meali

Siz de Rabbinizden size indirilene uyun; kendinize Ondan başka dostlar edinip de onlara uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!


Yaşar Nuri Öztürk Meali

Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Yusuf Ali (English)

Follow (O men) the revelation Given unto you form your Lord, and follow not, as friends Or protectors, other than Him. Little it is ye remember of admonition.


M. Pickthall (English)

(Saying): Follow that which is sent down unto you from your Lord, and follow no protecting friends beside Him. Little do ye recollect!




Bu meallerde evliya kelimesi yok,bu yazdığınız kendi mealinizmi,
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Arapça Metin
اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ ۗ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Türkçe Transcript
İttebi’û mâ unzile ileykum min rabbikum velâ tettebi’û min dûnihi evliyâ/(e)(c) kalîlen mâ teżekkerûn(e)

Bu meallerde evliya kelimesi yok,bu yazdığınız kendi mealinizmi,


Orjinalinde geçiyor evliyâ şeklinde.

kopyalayıp koyduğunuz Türkçe transcripte bakınız.
 
Son düzenleme:

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

Türkçe Transcript
İttebi�û mâ unzile ileykum min rabbikum velâ tettebi�û min dûnihi evliyâ kalîlen mâ teżekkerûn
AYRICA TURKCE CEVIRILERININ HEPSINDE EVLIYA VAR!
Onlar Evliya kelimesini de turkceye cevirmisler.
Ama Turkcede:"EVLIYA" kelimesinin orjinalide
Turkce kelime gibi kullanildigi icin cevirmeseler de olurmus.
Cunku;
Boyle yanilmalara sebeb oluyor....
 

çerkeş18

Amatör
Üye
Selam!

Türkçe Transcript


AYRICA TURKCE CEVIRILERININ HEPSINDE EVLIYA VAR!
Onlar Evliya kelimesini de turkceye cevirmisler.
Ama Turkcede:"EVLIYA" kelimesinin orjinalide
Turkce kelime gibi kullanildigi icin cevirmeseler de olurmus.
Cunku;
Boyle yanilmalara sebeb oluyor....
Tamam anladım,evliyanın ayette anlatılmak istenen anlamı ALLAH dostları manasındamı
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

Sn.Cerkes!

VELI Kur'an'da Muminlere verilen bir isim.
Evliya ise Velinin cogul hali yani VELILER demektir.

Yani su adam Evliya dir dediginizde;
Su adam VELILERDIR demis olursunuz ki;
Bu da sacma bir soylem olur.
Ancak Tasavvuf ehlileri dilimize boyle bir yanlisligi soktular.
Yani Evliya diye TEKIL sahis Arapcada YOKTUR.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Tamam anladım,evliyanın ayette anlatılmak istenen anlamı ALLAH dostları manasındamı
Sevgili kardeşim.

Muhammed Esedin ilgili ayet ve evliya kelimesi ile ilgili açıklaması



Başta İbni Hazm ve İbni Teymiyye olmak üzere, büyük Müslüman düşünürlerden bazıları, bizim önderler (masters) sözcüğüyle karşıladığımız evliy⒠teriminin, bu anlam örgüsü içinde, sözcüğün dinî anlamıyla “otoriteler” (din alanında sözü dinlenenler) anlamında kullanıldığını söylemişler ve bu yüklemiyle ayetin, Hz. Peygamber dışında ve aşağısında herhangi bir şahsın sübjektif görüşlerine, onları Kur’ânî buyruk ve öğretilerle yanyana ve eşdeğer tutarcasına, hukukî bir geçerlik atfetmek konusunda bir yasaklama getirdiğini belirtmişlerdir. Bu konuyla ilgili olarak bkz. 5:101 ve ilgili notlar.


bahsedilen 5.sure ve 101. ayet: (99 dan itibaren aldım)


99. Peygamber, [kendisine emanet edilen] mesajı tebliğ etmekten başka bir şeyle yükümlü değildir: ve Allah, sizin açıktan yaptığınız her şeyi ve bütün gizlediklerinizi bilir.

100. De ki: “Kötü ve çirkin olan şeyler ile iyi ve güzel şeyler mukayese edilemez, kötü şeylerin bir çoğu sana büyük zevk verse bile. O halde, siz ey derin kavrayış sahipleri, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa erebilesiniz!”

101. SİZ EY imana ermiş olanlar! [Kesin hukukî kurallar şeklinde] açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokabilecek olan konular hakkında soru sormayın; (NOT1) zira, Kur’an vahyedilirken onlar hakkında soru sorsaydınız, size [hukukî kurallar şeklinde] açıklanabilirlerdi. (NOT2) Allah, bu konuda [sizi her türlü yükümlülükten] azad etmiştir: Zira Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir. (NOT3)



Bu ayetler ile ilgili açıklama:

NOT1: Bu ayet, 99. ayet ile doğrudan bağlantılıdır: “Peygamber, [kendisine emanet edilen] mesajı tebliğ etmekten başka bir şeyle yükümlü değildir”. Yukarıdaki ifade, “Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim” (bu surenin 3. ayetinde geçmiştir) cümlesi ile birlikte okunduğunda, müminlerin, Kur’an'ın ve Hz. Peygamber'in açık şekilde ortaya koydukları emirlerden “ilave” kurallar çıkarmaya çalışmamaları gerektiğine işaret eder, çünkü bu onlara “zorluk çıkarabilir” -yani, (yüzyılların akışı içinde ortaya çıktığı gibi), müminlere, Kur’an'da ve Hz. Peygamber'in mütevatir emirlerinde hukukî kurallar olarak vaz‘edilmiş olanların üstünde ve dışında ilave yükümlülükler getirir. Bazı büyük Müslüman alimler, bu ayete dayanarak şu sonuca varmışlardır: İslam Hukuku, bir bütün olarak, Kur’an'ın ve Hz. Peygamber'in emirlerinin zahirî anlamlarından çıkarılan açık kurallardan başka şeyleri kapsamaz. Bu nedenle, bu tür açık seçik buyrukların kapsamını sübjektif metodlar ile genişletmeye izin verilmemiştir. (Bu problemin en yararlı, aydınlatıcı bir değerlendirmesi, İbni Hazm'ın Muhallâ'sının girişinde görülebilir, cilt I, 56 vd.) Bu, elbette, Müslüman toplumu, gerekli olduğunda Kur’an'ın ve Hz. Peygamber'in öğretilerinin ruhu ile uyumlu, geçici her türlü düzenlemeyi yapmaktan alıkoymaz: ama açıkça anlaşılmalıdır ki bu tür ilave düzenlemeler, İslam Hukuku'nun (şerî‘at) aslî unsuru olarak görülemezler.



NOT:2 Yani, arzu edilmeyecek bazı sonuçlar ihtiva eder şekilde. Bu meselenin bir tasviri, Ebû Hureyre'den rivayeten Müslim'de nakledilen şu Hadis'te görülebilir: Hz. Peygamber, vaazlarından birinde şöyle dedi: “Ey ümmetim! Allah size haccı farz kıldı: öyleyse onu ifa edin.” Bunun üzerine birisi sordu: “Her yıl mı, ey Allah'ın Rasûlü?” Hz. Peygamber sesini çıkarmadı; adam soruyu iki defa daha tekrarladı. Sonra Hz. Peygamber şunları söyledi: “Eğer evet deseydim [haccı her yıl ifa etmek] üzerinize farz olurdu: ve bu da şüphesiz gücünüzün üzerinde bir şey olurdu. Değinmeden bıraktığım konular hakkında bana soru sormayın; nitekim sizden önce, peygamberlerine çok soru sordukları ve sonra da [onların öğretileri üzerinde] anlaşmazlığa düştükleri için helak olmaya kadar giden toplumlar vardır. O halde, size herhangi bir şeyi emredersem onu gücünüzün yettiği kadar yapın ve size bir şeyi de yasaklarsam ondan uzak durun.” Bu Hadisi yorumlayan İbni Hazm şunları söyler: “Bu Hadis, dinin bütün kurallarını (ahkâmu'd-dîn) baştan sona içine alır -Hz. Peygamber'in ne emrederek ne de yasaklayarak hiç sözkonusu etmediği şeyler serbest bırakılmış (mübâh) demektir, yani, ne yasaktır, ne de zorunludur; emrettiği şeyler zorunludur (farz), yasakladığı şeyler ise gayrimeşrudur (harâm); ve bize yapılmasını emrettiği şeyler yalnızca gücümüz ölçüsünde bizi bağlayıcıdır” (Muhallâ I, 64). Ancak unutulmamalıdır ki “Peygamber” terimi, bu bağlamda Kur’an'ı ifade eder, çünkü Kur’an'ın mesajı Hz. Peygamber aracılığıyla insanlığa iletilmiştir.


Not3: Yani, Allah, bazı konuları değinmeden bırakmak suretiyle onları insanların ihtiyârına terk etmekte; böylece insanların kendi vicdanları ve toplumun menfaatleri doğrultusunda hareket etmelerine imkan vermektedir.
 
Üst Alt