• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

illerimizin tarihi müzeleri

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye

İSTANBUL
Kazım Karabekir Paşa Müzesi

Kurtuluş Savaşı kahramanı Kazım Karabekir’in İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki Erenköy semtinde müze haline getirilen evidir. Kazım Karabekir Vakfı tarafından oluşturulan müze, 2005 yılından bu yana ziyarete açıktır.

Dört katlı müzede çoğunluğu kitaplardan oluşan 3500 eser sergilenir. Trabzon'daki Ermeni yetimler tarafından hediye edilen Kazım Karabekir portresi, Karabekir’in kemanı, madalyaları, cephede giydiği kar ayakkabıları, silahları, hatıra fotoğrafları, çadırına düşen şarapnel, üniforması sergilenenler arasında.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL

Küçüksu Sarayı

Küçüksu Sarayı veya Küçüksu Kasrı, Boğaziçi’nde, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir yapıdır.

Osmanlılar döneminde de ilgi çeken ve “Kandil Bahçesi” adıyla padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini IV. Murat’ın çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir.

17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmut döneminde (1730-1754) Divittar Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.

Sultan Abdülmecit dönemi özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Abdülmecit, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında uygulattığı yenilikleri, Küçüksu Kasrı’nda da uygulatmış, eski ve ahşap yapıyı yıktırarak yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır.

1857 yılında hizmete giren yeni Küçüksu Kasrı’nın mimarı Nikogos Balyan’dır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasır, 15x27 metrelik bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kargir olarak yapılmıştır. Bodrum katı kiler, mutfak ve hizmetçilere ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir “biniş kasrı” niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir.

Abdülaziz Döneminde cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.

Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir.

Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.

1994 yılında kapsamlı ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta, hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara ayrılacaktır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye

İSTANBUL
Mecma-ı Âsâr-ı Atika Müzesi

Mecma-ı Âsâr-ı Atika (Eski Eserler Koleksiyonu), Türkiye'deki ilk müze oluşumudur; günümüzdeki İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin temelini oluşturur.

Padişah Abdülmecit'in Yalova gezisi sırasında gördüğü Bizans yazıtlarını istanbul'a getirtmesi üzerine eserler, 1846 yılında Osmanlı Devlet adamı Ahmet Fethi Paşa tarafından o güne kadar saray deposu olarak kullanılan Aya İrini'de toplatılmıştı. Koleksiyon, Sadrazam Ali Paşa döneminde düzenlendi ve 1869 yılında dönemin maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından Müze-i Hûmayun (İmparatorluk Müzesi) olarak adlandırıldı. Aynı yıl, ilk müze müdürü olarak Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden Dr. Good görevlendirildi. Ayrıca vilayetlere bir genelge gönderilerek çevrelerindeki bütün tarihi eserlerin tahrip edilmeden müzeye iletmeleri istendi.

Dr. Good, 1871'de müze müdürlüğünden ayrılmasından sonra, Sadrazam Ali Paşa'nın yerini alan yeni Sadrazam Nedim Paşa müze müdürlüğünü kaldırdı; Trentzio isimli bir kişiyi Aya İrini'deki eserleri korumakla görevlendirdi. Ancak 1872'de, Ahmet Vefik Paşa'nın sadrazamlığı sırasında müze müdürlüğü yeniden kuruldu; bu göreve atanan Anton Dethier ölene kadar görevini sürdürdü.

1873 yılında maarif nazırı Ahmet Cevdet Paşa'nın çalışmaları ile genişletilen müze, Aya İrini'deki nem oranının eserler zarar vermeye başlaması üzerine 1875 yılında ve Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472’de yaptırılan Çinili Köşk’e nakledildi. Koleksiyon artık tam olarak halka açık hale gelmişti; giriş ücreti 100 para olarak belirlendi; Çarşamba günleri kadınların ziyaret günü olarak ilan edildi.

Dethier'in 1881'de ölümü üzerine Osman Hamdi Bey ilk Türk müze müdürü olarak göreve başladı. Osman Hamdi Bey'in, ülkedeki arkeolojik kazıların bir bölümünün Müze-i Hümayun tarafından gerçekleştirilmesi girişimleri sayesinde müzedeki eser sayısı çok arttı. Bir müze binasına ihtiyaç duyulması üzerine Mimar Vallaury tarafından ülkenin ilk müze olarak kullanılmak amacıyla inşa edilen binası tasarlandı ve 1891'de hizmete açıldı. 1903 ve 1907'de ek binalar yapıldı.

1910 yılında Osman Hamdi Bey'in ölümü üzerine müze müdürlüğünü kısa bir süre kardeşi Halil Ethem Bey yürüttü. 1912-1914 yılları arasında yayınlattığı taş eserler kataloğu ile müze dünyada tanınmış oldu. Başka bir binaya taşınan Sanayi Nefise(Güzel Sanatlar Okulu)'nin binası müzeye verilince burası Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlendi.

Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri adıyla dünyanın en büyük müzelerinden birisi olarak varlığını sürdürür.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL
Orhan Kemal Müzesi


Orhan Kemal Müzesi Yazar Orhan Kemal'in anısını yaşatmak üzere 3 katlı bir binada kurulmuş müzedir.

Müzede yazarın çoğu Ara Güler tarafından çekilmiş 70 kadar fotoğrafı, aile fotoğrafları, kitaplarının orijinal ilk baskıları, özel mektuplar, hakkında yazılan tez ve makaleler, kullandığı daktilo, özel eşyaları, öldüğünde yüzünden alınınan maske gibi materyaller sergilenir. Müze binasında ayrıca bir kitaplık ve İkbal Kahvesi adlı bir kahve de bulunur.

Müze, Orhan Kemal Kültür Sanat Merkezi tarafından 2000 yılında kurulmuştur.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL
Sadberk Hanım Müzesi

Sadberk Hanım Müzesi, Vehbi Koç Vakfı tarafından, 1980 yılında Sarıyer, İstanbul'daki Azeryan yalısında kurulan, Türkiye'nin ilk özel müzesidir. Müze, Vakfın kurucusu Vehbi Koç'un eşi olan koleksiyoner Sadberk Koç'un adını taşır.

Sadberk Hanım'ın hayatı boyunca topladığı geleneksel elişlerinden oluşan ilk koleksiyonla açılan müze, değerli taşlarla bezenmiş süs eşyaları ve 16. ve 18. yüzyıllara ait giysi ve kumaşlar gibi etnografik eserlerle genişlemiştir.

1983 yılında, ünlü koleksiyoner Hüseyin Kocabaş'ın koleksiyonunun da alınmasıyla, küçük bir arkeoloji müzesi haline de gelen müze, 1988 yılında "Europa Nostra" ödülünü almıştır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL
Sait Faik Müzesi

Sait Faik Müzesi, İstanbul’da, Burgaz Adası’nda Sait Faik Abasıyanık’ın oturduğu evde açılan müze. 1963’te Sait Faik Abasıyanık’ın annesinin ölümü üzerine ev, 1964’te müzeye dönüştürüldü. Darüşşafaka tarafından onarılan köşkte yazarın eşyaları, fotoğrafları, kitapları, yazıları sergilenmektedir.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL

Sağlık Müzesi

Sağlık Müzesi, İstanbul'da Sultanahmet'te müze.

Dr. Hikmet Hamdi tarafından 1918'de kuruldu. Önce zührevi hastalıklarla ilgili tablo ve şekiller sergilendi, sonradan bunlara bulaşıcı ve sosyal hastalıklarla ilgili tablo ve şekiller eklendi. Müze, 1928'de ve 1939'da yeniden düzenlendi. Müzede ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine yardımcı olacak nitelikte Fizyoloji ve Anatomi bölümleriyle Kanser, Verem, Akıl ve Ruh Sağlığı, Beslenme Hastalıkları, Diş Sağlığı, Bulaşıcı Hastalıklar vb. bölümler yer alır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye

İSTANBUL
Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı, İstanbul'da bulunan Blakhernai saray kompleksinden günümüze kalan tek saray.

Roma ve erken devir Bizans sarayları şehrin merkezinde Hipodrom civarında bulunurdu. 7. ve 8. yüzyıl'dan itibaren Haliç kıyılarından tepeye devam eden surlara bitişik bölümde, geniş bir alana yayılmış Blakhernai saray kompleksi, fethe kadar kullanıldı. Sarayın günümüze gelen tek pavyonu, surlara bitişik inşa edilmiş Tekfur sarayıdır. Çatısı olmayan 3 katlı yapı 12. yüzyılda inşa edilmiştir.

Önünde küçük bir avlunun bulunduğu renkli cephe, taş ve tuğla sıraları ile dekorludur. Pencere üstlerinde süs kemerleri sıralıdır. Pavyonun giriş katı, şehir surlarına bitişik olup 4 büyük kemer avluya açılır. 18. yüzyılda bir süre çini atölyesi olarak kullanılmıştır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, İstanbul'da yer alan ve dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir. Konumu, Haliç’i, Boğaziçi’ni ve Marmara denizi gören, İstanbul’un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km'yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir.
Tarihçe

İstanbul'daki ilk Osmanlı Sarayı'nın temeli Fatih Sultan Mehmet tarafından, Bayezit semtinde atılmıştır. 1454-1458 yılları arasında ahşap olarak yapılan Eski Saray'ın haremlik ve selamlık bölümleri mevcuttu. Yeni Saray (Topkapı Sarayı)'ın yapımına 1466 yılında başlanmış ve 1478'de bitirilmiştir. Topkapı Sarayı'nın diğer Avrupa saraylarından ayrılan önemli bir özelliği, tek bir binada olmayıp, çeşitli köşk ve dairelerden ayrı ayrı yapılar halinde inşa edilmesidir.

İlk olarak yapılan Çinili Köşk-Saray'dır (1472). İki katlı olan bina Orta Asya mimarisi karakterindedir. Binanın içi ve dışı çok kıymetli çinilerle bezenmiştir. Çinili Köşk'ten sonra Kubbealtı, Arz Odası, Has Oda, Hazine, Kiler, Seferliler gibi bölümlerle mutfaklar, hasta odası, hamam, Ağalar Camii, ahır vb. binalar ilave edilmiştir. Son olarak saray surları ile Sultanahmet yönündeki asıl kapının (Bab-ı Hümayun) yapımı ile Topkapı Sarayı'nın inşası tamamlanmıştır.

Sarayın harem bölümü Sultan III. Murat döneminde yapılmıştır (1574-1595). İnşaat tamamlandıktan sonra Bayezit'da ikamet eden Harem halkı buraya taşınmıştır. Saraya zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, Sarayburnu'ndaki köşklerle, camiler kütüphane ve ahırlar ilave edilmiştir. IV. Murat (1623-1640) zamanında Revan ve Bağdat Köşkleri, Sultan İbrahim (1640-1648) devrinde Sünnet Odası, İtfaiye Köşkü ve sonraları Mustafa Paşa Köşkü, Hırka-i Şerif Dairesi, Kütüphane, Alay Köşkü, Mecidiye Köşkü gibi yapılar inşa edilmiştir.

Topkapı Sarayı 700.000 m2'lik bir alanı kaplamaktaydı. Burada 10 cami, 3 namazgâh, 8 koğuş binası, 14 hamam, 2 hastane, 2 eczane, 5 okul, 12 kütüphane, 7 hazine dairesi, 6 kule, 22 çeşme, 11 kuyu, 2 sarnıç, 6 havuz, 2 su terazisi, 1 asma bahçe, 20 kubbeli mutfak, 348 oda ve salon ile Sarayburnu'nda yazlık köşkler bulunmaktaydı. [1]

Topkapı Sarayı, Bakanlar Kurulu karıyla 3 Nisan 1924 tarihinde müzeye çevrilerek, aynı yılın 9 Ekim'inde ziyaretçilere açılmıştır. Sürekli ve geçici 20 sergi salonu, 86.000 parça eski eseri ile dünyanın en büyük ve en zengin saray-müzelerindendir.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Türk ve İslam Eserleri Müzesi Sultan Ahmet Meydanı'nın batısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı (16. yüzyıl) binasında yer almaktadır. 1983 yılından beri Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Sultan sarayları dışında günümüze kadar gelebilen tek özel saraydır. Kemerler üzerine yükseltilmiş yapı 3 taraftan ortadaki terası çevreler. Terastan müzenin ilk bölümüne merdivenlerle ulaşılır. Odalar ve salonlarda İslam dünyasının değişik ülkelerinde meydana getirilmiş nadir sanat eserleri sergilenmektedir. Taş ve pişmiş toprak, metal ve seramik objeler, cam eşyalar, el yazma kitaplar devirlerinin en kıymetli örnekleridir. Büyük salonların bulunduğu geniş camekanlı kısımda, 13-20 yy.ların el işi Türk halılarının şaheser örnekleri sergilenir. Bu eşsiz koleksiyon dünyanın en zengin koleksiyonudur. 13 yy. Selçuklu halıları ve sonraki asırlara ait diğer parçalar itina ile sergilenmişlerdir. Halı bölümünün alt katı son birkaç asrın Türk günlük yaşamı ve eserlerinin sergilendiği Etnoğrafik bölümdür.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İSTANBUL

Yıldız Porselen Fabrikası

Yıldız Sarayı Porselen Fabrikası, İstanbul Yıldız Parkı bahçesinde yerleşik müze-fabrika. 1892-1894 yıllarında Osmanlı Sarayı çini gereksinimlerini karşılamak ve gerileyen çini sanatını geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Türkiye'nin bu alanda üretime devam eden en eski tesisi olan fabrika, günümüzde TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlıdır.

Tarihçe


19. yüzyılda geleneksel Türk sanatlarının en önemlilerinden biri olan çini sanatının gerilemiş olması Osmanlı Devleti'ni bu alanda büyük ölçüde dışa bağlı duruma getirmiştir. Tesis, Sultan II. Abdülhamid'in talimatı ile 1892-1894 yıllarında saray ve çevresinin çini ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu adıyla kurulmuştur.

Fabrika, Fransız Serves ve Limoges şirketinden ithal edilen teknoloji çalışmaya başlamış, bu amaçla Fransa'dan uzman personel ve çini kalıpları getirilmiştir. 1894 İstanbul depreminde ciddi zarar gören fabrika bir süre üretime ara vermiş ve İtalyan Mimar Raimondo d'Aronco tarafından onarılmıştır.

Fabrikada vazolar, duvar tabakları, yazı ve sofra takımları, kartvizit tabakları, kapaklı kaseler, sahanlar, aşure tepsileri, şekerlikler, çay ve fincan takımları gibi günlük kullanım eşyaları da üretilmiştir.

II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi sonrasında üretimi durdurulan fabrika, 1911 yılında eski yöneticilerinin çabaları ile yeniden faaliyete geçirilmiştir. Kurtuluş savaşı döneminde sıkıntısı çekilen telgraf tellerini birbirine bağlamakta kullanılan kaolin fincanların üretimini de yapan fabrika 1957 yılında Sümerbank'a devredilmiştir.

Batı ve Anadolu sanatı sentezine önemli katkıları olan fabrika, Cumhuriyet Dönemi’nde de üretime devam etmiş ve geleneksel Türk çini sanatının dünyaca tanıtılmasında önemli rol oynamıştır.

Günümüzde TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı olan Yıldız Porselen Fabrikası, günümüz beğeni ve gereksinimlerine yönelik ürünler yanında başlangıç döneminde yaptığı ürünlerin de benzerlerini üretmektedir.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İstanbul Arkeoloji Müzeleri
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, çeşitli kültürlere ait bir milyonu aşkın eserle, dünyanın en büyük müzeleri arasındadır. 19. yy.ın sonlarında ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından İmparatorluk Müzesi olarak kurulmuştur ve 13 Haziran 1891 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Müzenin koleksiyonunda, Balkanlar'dan Afrika'ya, Anadolu ve Mezopotamya'dan Arap Yarımadası'na ve Afganistan'a kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yer alan medeniyetlere ait eserler bulunmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç müzeden oluşmaktadır.


Arkeoloji Müzesi


Ana bina ve ek bina olmak üzere iki binadan oluşmaktadır. Ana binanın yapımına 1881 yılında Osman Hamdi Bey tarafından başlanmış, 1902 ve 1908 yılında yapılan ilavelerle bugünkü durumuna gelmiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile ilgili çoklu ortam belgeleri bulunur.

Neoklasik bir yapı olan binanın cephesi, mimarı Alexandre Vallaury tarafından, İskender Lahti ve Ağlayan Kadınlar Lahti'nden esinlenerek yapılmıştır.

Binanın alt katında İskender, Ağlayan Kadınlar, Satrap, Lykia ve Tabnit Lahti gibi Sayda kral mezarlarında bulunan lahitler ile antik kentlerden getirilen heykel ve kabartmalar sergilenmektedir.

Arkaik Dönem'den Bizans Dönemi'ne kadar olan heykel sanatının gelişimi, kronolojik sıralama içerisinde görülebilir.

Ana binanın üst katında ise küçük taş eserler, çanak çömlekler, pişmiş toprak heykelcikler, hazine bölümü, 80.000 sikke, mühür, nişan ve madalya bulunmaktadır.

Altı katlı olan ek binanın dört katı sergi salonu olarak düzenlenmiştir. Binanın giriş katında Çocuk Müzesi ile mimari eserler sergisi, birinci katında Çağlarboyu İstanbul, ikinci katında Çağlarboyu Anadolu ve Truva, en üst katında Anadolu'nun Çevre Kültürleri: Kıbrıs, Suriye, Filistin sergi salonları bulunmaktadır.

Bölümleri


Eski Şark Eserleri Müzesi

1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından Güzel Sanatlar Okulu olarak yaptırılmış, 1917-1919 ve 1932-1935 yıllarında müze olarak düzenlenmiştir.

Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arap eserlerinin, Kadeş Antlaşması'nın, Zincirli Heykel'in sergilendiği Eski Şark Eserleri Müzesi'nde 75.000 çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi ve 20.000'e yakın arkeolojik eser bulunmaktadır.

Çinili Köşk Müzesi


1472 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 1875-1891 yılları arasında İmparatorluk Müzesi olarak kullanılmış, 1953 yılında Türk ve İslam eserleri sergilenmeye başlanmış, 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne dahil olmuştur.

Ön cephesi tek, arka cephesi ise iki katlı olan Çinili Köşk Müzesi'nde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi çini ve seramikleri sergilenmekte, depolarında 2.000 eser bulunmaktadır.

Çocuk Müzesi

Ek binanın zemin katında bulunan Çocuk Müzesinde Tunç Çağı'ndan Bizans dönemine kadar yazının icadı, çanak-çömlek yapımı ve kullanımı, paranın icadı gibi tarihte yaşanan ilklerivurgulayan eserler ve canlandırmalar yer almaktadır.

İstanbul'un çevre kültürleri


Ek binanın zemin salonunda yer alan sergide, Trakya ve Bitinya bölgesinde yapılan çeşitli kazılardan gelen buluntular ile Bizans dönemi eserleri sergilenmektedir.

Çağlar boyu İstanbul

Bu salonda, İstanbul'un prehistorik dönemden Osmanlı dönemine kadar geçirdiği, sanatsal siyasal, ve kültürel değişimi yansıtan eserler sergilenmektedir.

Çağlar boyu Anadolu ve Truva

Truva'nın 9 yerleşim katında bulunanların yer aldığı vitrinlere paralel olarak, Anadolu ve Trakya'da Paleolitik Çağ ile Demir Çağ'ın sonuna kadar uzanan sürece ait buluntular sergilenmektedir.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye

İstanbul Deniz Müzesi


İstanbul Deniz Müzesi,
Türkiye'nin denizcilik alanında en büyük müzesidir, içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biridir. Koleksiyonunda yaklaşık 20.000 adet eser bulunmaktadır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı olan İstanbul Deniz Müzesi Türkiye'de kurulan ilk askeri müzedir.

Türk Deniz Müzesi;
1897 yılında, dönemin Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa'nın emirleri, Miralay (Albay) Hikmet Bey ve Yüzbaşı Süleyman Nutki'nin büyük gayret ve çabaları sonucu Tersane-i Amire'de (Osmanlı Devlet Tersanesi Kasımpaşa, İstanbul'da) küçük bir binada "Müze ve Kütüphane İdaresi" İsmi ile kurulmuştur

Önceleri tasnifi yapılmamış, müze deposu olarak sergiye açılmıştır. 1914 yılında Bahriye Nazırı olan Cemal Paşa, denizciliğin tüm kollarında olduğu gibi müzede de reform yapmış ve müdürlüğe Deniz Yüzbaşı Ressam Ali Sami Boyar'ı getirerek, bilimsel anlamda yeniden düzenlenmesine olanak sağlamıştır. Boyar, Türk gemilerinin tam ve yarım modellerinin yapılması için "gemi model atelyesi" ve mankenlerin yapıldığı "mulaj-manken atelyesi"ni kurarak, müzeciliğin geliştirilmesine ve bugünkü halini almasına temel oluşturmuştur.

II. Dünya Savaşı 'nın başlamasıyla, eserler korunma amacıyla Anadolu'ya nakledilmiştir. Savaş sonunda 1946 yılında müzenin tekrar İstanbul'a taşınmasına karar verilmiş ve müze o günün koşullarında en uygun yer olan Dolmabahçe Camii Külliyesi'ne taşınmış, yeni müze müdürü Haluk Şehsyvaroğlu idaresinde iki yıllık bir çalışmadan sonra 27 Eylül 1948 yılında ziyarete açılmıştır.1961 yılında müze Beşiktaş İskele Meydanı'nda Türk Amirali Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın anıtı ve türbesi yanında, bugünkü bulunduğu yere taşınmıştır.

Ana sergi binası 3 katlı olup, 1500 m² lik alana sahiptir. Binada bulunan 4 büyük salon ve 17 oda sergileme alanı olarak kullanılmış ve salonlara rüzgar yönlerinin isimleri verilmiştir. Müzede, saltanat kayıkları, bahriyeli kıyafetleri, el yazmaları, gemi modelleri,sancaklar,haritalar ve portolanlar, tablolar, tuğralar ve armalar, kadırgalar, seyir aletleri, gemi baş figürleri ile silahlar sergilenmektedir.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İstanbul Havacılık Müzesi


İstanbul Havacılık Müzesi, Yeşilköy'de askeri havaalanın bitişiğinde yer alan ve Türk hava kuvvetlerine ait uçakların sergilendiği müzedir.

1971-1978 yılları arasında İzmir Cumaovası Sivil Havaalanında faaliyet gösteren Türkiye'nin ilk hava müzesi, yerinin elverişsizliği nedeniyle ziyaretçi çekmeyince ulaşım kolaylıkları ve ilk hava birliğinin kurulduğu yer olması nedeniyle müze için daha uygun bir yer olduğu tespit edilen Yeşilköy'e müzenin taşınması ile oluşmuştur. Müze binası inşaatı 1977 yılında başlamış, 16 Ekim 1985 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Uçak hangarında ve açık alanda Türk Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmış çeşitli uçaklar ve helikopterler; Anılar Salonu'nda havacılık tarihi ile özdeşleşmiş insanlara ait hatıra eşyalar; Motor reyonunda pervaneli ve jet uçaklara ait muhtelif motorlar; Silahlar Salonu'nda havacılık tarihinde kullanılmış ve günümüzde kullanılan çeşitli silahlar ve akrotimin Türkiye'de gelişimine ilişkin bilgiler, Kıyafetler Salonu'nda Osmanlı havacılarından günümüze kadar havacıların kullandığı kıyafetlerin imitasyonları ziyaretçilere sunulmaktadır.

Müzenin bünyesinde bir kütüphane, sinema salonu, kafeterya, hediyelik eşya satış reyonu bulunmaktadır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İstanbul Modern Sanat müzesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi veya kısaca İstanbul Modern, Türkiye'nin ilk modern sanat müzesidir.

Eczacıbaşı ailesinin öncülüğünde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından kurulan müze, 11 Aralık 2004'te ziyarete açılmıştır.

Karaköy limanında, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Tophane-i Amire arasında yer alır. İstanbul Modern, T.C. Denizcilik İşletmeleri için kuru yük deposu olarak inşa edilen 4 no'lu antrepo binasının müzeye dönüştürülmesi ile hayata geçmiştir. 2003 yılında gerçekleştirilen 8. Uluslararası İstanbul Bienali'ne de ev sahipliği yapan bina, devrin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından, müze olarak tahsis edilmiş ve kendisinin Türkiye'ye AB üyeliği için müzareke tarihi verilecek olan 17 Aralık tarihinden önce yapımının tamamlanması isteği üzerine 11 Aralık 2004'te hizmete açılmıştır.

Şu anda İstanbul Modern'in baş küratörlüğünü Rosa Martinez yapmaktadır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
İstanbul Oyuncak Müzesi
İstanbul Oyuncak Müzesi, Göztepe, İstanbul'da şair Sunay Akın tarafından 2005 yılında kurulan oyuncak müzesi.
İstanbul Oyuncak Müzesi - Amblem

Sunay Akın’ın ailesine ait tarihi bir köşkte kurulan müzenin açılışı 23 Nisan 2005 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Müzede Sunay Akın tarafından dünyanın değişik yerlerinden toplanan 2000 kadar oyuncak sergilenmektedir. Sergilenen eserlerin en eskisi 1817 yılında Fransa'da yapılmış bir kemandır. 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasındadır.

4 katlı ahşap yapıda, kafeterya ile toplantı ve gösteri salonu da yer almaktadır. Müzenin tasarımını sahne tasarımı sanatçısı Ayhan Doğan yapmıştır.
 
Üst Alt