Ilk Sosyete...miz!

1920'lerin Ankara Sosyetesi​

Nuyan, Babıaliden uzaklaşmış, o günlerde Asil Nadirle çalışıyordu Kıbrıslı iş adamının parlak günleri, 80li yılların ortaları filan

Bir gün karşılaştık Sen annemi bir arasana, 87 yaşında, ama hafızası gençlere parmak ısıttırır Latife Hanımı çok yakından tanıyor, dedi Nuyan bu öneriyi,Ne var ne yok, çoktandır görüşemiyoruz, muhabbeti sırasında, benim Atatürk dönemi ile ilgili çalışmalar yaptığımı öğrenince yapmıştı Birden, onun, Atatürkün yakın arkadaşlarından eski İzmir mutasarrıfı İbrahim Süreyya beyin oğlu olduğunu hatırladım Annesi elbette bana 1920ler Ankarasından çok ilginç şeyler söylerdi Nuyanla sözleştik, randevu aldı ve bir öğleden sonra Mediha Hanımın evine gittim Bana Latife Hanımı anlatacaktı

Nuyanın annesine bayıldım Doksanına merdiven dayamış, derin çizgili bir yüz, kurumuş hissini veren ince, zayıf bir vücut yapısı, ama canlı esprili bir anlatıcı, ayrıntıları kaçırmayan bir bellek, insanı etkisi altına alan bir görmüş geçirmişlik

Söylentiler, meraklar, heyecanlı bekleyişler derken, Gazinin eşi Latife Hanım Ankaraya gelmiş, köşke yerleşmiş Tabii, hoşgeldine, tebrik ederize gidilecek Köşk dolup, dolup dolup boşalıyor Giyinilip kuşanılıyor, hediyelerle birlikte yeni gelin ziyaretine gidiliyor O günlerin donuk yaşamlı Ankarasında böyle fırsatlar hayatı şenlendiriyor Böylece Gazinin yakın arkadaşlarının eşlerini birer birer tanıyor Latife Hanım

Misafir kabul töreni şöyle Büyük salonda başköşeye yerleştirilmiş bir koltukta Latife Hanım oturuyor Salon kapısından girenleri, yerinden kalkmadan başıyla selamlıyor ve ziyaretçiler duvar boyunca sıralanmış kanepe, koltuk ve iskemlelerden boş bulduklarına ilişiyorlar Latife Hanım, misafirlerden bir ikisini eliyle işaret ederek kendi yakınındaki geniş kanepeye buyur ediyor Böylece o ziyaret gününün şeref misafirleri seçilmiş oluyor Mediha Yiğit; Kanepeye oturunca, diğerlerinin bana içlerinden hadi hadi iyisin dediklerini bilirdim, diyor

Herkesin kendi arasında fısıltılı bir muhabbete koyulduğu, Latife Hanımında yanına davet ettiği misafirine hafifçe yana eğilip iltifatlarda bulunduğu sırada, -bu bir bayram ziyaretiymiş- salona geç kalmış bir konuk giriyor Önemli bir kişinin eşi olmasına rağmen, Feride Hanım derbederliği ile, dobra dobra konuşması ile meşhur Bu yüzden adı Ankara sosyetesinde, Deli Ferideye çıkmış Yaşı başı da Latife Hanımdan hayli ilerde

Salona giriyor ve kimsenin kendisini fark etmediğini görünce, Latife Hanımın oturduğu yere doğru ilerleyip;Bayramınızı kutlarım Hanımefendi, diyor Latife Hanımın teşekkür ederim deyip demediği bile belli değil Şöyle bir bakıp yeniden yanındaki hanımefendiyle görüşmeye devam ediyor Ne bir hoş geldiniz, ne bir hatır sorma, ne bir yer gösterme veya hizmetçiyi çağırıp sandalye filan getirtmeğe davranma Kadıncağız öylece dikilmiş, kalakalmış Büyük salonda buz gibi bir hava Feride Hanım, hem çok itibarlı bir şahsiyetin eşi, hem de deli doluluğu ile herkes tarafından çok seviliyor, böyle bir muameleye asla layık değil

Orada öyle beklesin mi, geri çekilsin mi tereddüdü ile zor bir an geçiriyor Feride Hanım, sonunda kararını veriyor ve gayet sakin:Müsaade ederseniz ben gideyim hanımefendi, zaten kalmak için gelmemiştim, maksadım bayramınızı tebrik etmekti, dedikten sonra, bir adım atıp iyice yaklaşıyor ve Latife Hanımın kulağına bir şeyler söyleyip, hızlı hızlı uzaklaşıyor

Sonrasını Nuyanın annesi şöyle anlattı bana:
O gün Latife Hanımın yanında oturan bendim Feride Hanımın ona ne dediğini duymamıştım ama, yüzünün ifadesinin değişmesinden, hoş bir şey söylemediğini anlamıştım Latife Hanım bir süre kendine gelemedi Somurttu Daha sonra zoraki bir neşeyle bana doğru eğilip;

Şekerim, bu deli kadın bana ne dedi biliyor musun? dedi ve anlattı:
Latife Hanım, demiş, şu salonu dolduran misafirlerin var ya, hiç biri seni sevmiyor, üstelik hakkında demedik laf da bırakmıyorlar Boşuna gururlanma, zevalin yakındır kızım!

Buna benzer bir olayda, Cevat Abbasın eşi Memduha Hanımla yaşanıyor
Nuyanın annesinin anlattığına göre, Latife Hanımın günü gününe uymuyor Bazen bakıyorsun çok candan, sıcak, hatırşinas; bir başka gün asabi, hatır gönül tanımaz, önüne geleni kavuruyor Keyifli bir gününde, söz nereden gelmişse, Latife Hanım, Cevat Abbasın eşine; Sen de nedimem olursun demiş

Hiç kuşkusuz bu bir şaka Ama Memduha Hanımın gururuna dokunmuş Koskoca Cevat Abbasın karısı nasıl olur da nedime yapılırmış? O anda içine atmışsa da, sonra Mediha Hanıma;Kadın beni hizmetçisi rolüne layık gördü, diye dert yanmış Bir daha da Latife Hanımı ziyarete gitmemiş Yüz yüze geleceği davetlerden kaçınmış

Derken, gazi ile Latife Hanımın arasının açıldığı Ankaraya yayılıyor Memduha Hanım neredeyse zil takıp oynayacak Hele Latife Hanımın İzmire gönderildiğini duyunca, herkes gibi o da Gara koşuyor Mediha Hanım filan, onun uğurlamaya gelişini bir barışma, bir dostluk jesti sanıyorlar Memduha Hanım paldır küldür Latife Hanımın kompartımanına dalıyor Onu karşısında görünce duygulanan Latife Hanım kollarını açıp kucaklarken, gözlerinden de yaşlar akıyor Herkesin perondan gördüğü manzara bu Tren kalktıktan sonra, uğurlayıcılar dönerken, Memduha Hanım;Bir yaptım, bir yaptım diye vagondaki konuşmayı anlatıyor Ah Memduha, böyle olacağını bilir miydim, diyerek Latife Hanım ona kollarını açınca, bizimki taşı gediğine koymuş;

Artık bir nedimeye de ihtiyacınız kalmadı hanımefendi, haydi güle güle! demiş
Mediha Yiğitin anlattıklarını anımsarken, Latife Hanımın İzmirden Başyaver Salih Bozoka yazdığı kısa mektup iyice anlam kazanıyor:

Git, Paşa ile görüş Ben kocamdan eminim Çünkü kadirşinastır, yüksek ruhludur, insandır Aramızdaki gerginliğe bir son vermesini güzel bir geçmişin vereceği kuvvetle rica et Bir haftadır uykusuz, gıdasız, idama mahkumum Nedeni çocukluk! Oysa çocuklar böyle ağır cezalara uğratılmazlar Latife Gazi Mustafa Kemal

Sadun Tanju
Bazı Anılar - Yalçın Yayınları - İlk Basım: Haziran 1998
 
Üst Alt