• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir olur

  • Konbuyu başlatan bziya
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 24
  • Görüntüleme 18K

Okunuyor :
İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir olur

bziya

Kıdemli
Üye
İslam âlimleri buyuruyor ki

Nasslardan hüküm çıkaran ulemanın açıklamaları şöyledir:


İbni Hibban’ın bildirdiği hadis-i şerifte, Resulullah, develerin boyunlarındaki ceresleri [çanları] çıkarmıştır. Halbuki çan şehveti tahrik etmez. Çan bulunan yere rahmet melekleri girmiyor. Artık çalgıyı, çalgı aletlerini siz düşünün.

Şeyh-ul-İslâm Ahmed İbni Kemal efendi hazretleri Kırk Hadis kitabında buyuruyor ki:
(Mizmarları kırmak ve hınzırları öldürmek için gönderildim) hadis-i şerifindeki mizmar, bütün çalgı aletleridir. Bu hadis-i şerif, her çeşit çalgıyı ve domuz eti yemeyi yasak etmektedir.

Hazret-i Ebu Bekir, iki küçük cariyenin def çalıp şarkı söylediklerini gördü ve onları azarlayarak “Şeytanın çalgısını mı çalıyorsunuz?” dedi. (Buhari)

İbni Ömer hazretleri, ihramlı bir toplulukta şarkı söyleyen birine, “Allah senin ibadetini kabul etmesin” dedi. (İbni Ebid-dünya)

Eshabı kiramdan Enes bin Malik hazretleri “En pis kazanç, şarkı ve çalgı aletleriyle kazanılandır” dedi. (İbni Ebid-Dünya)

İbni Abbas hazretleri, “Çalgı aletleri haramdır” dedi. (Beyheki)

Âişe validemiz, bir evde şarkı söyleyen birini görünce ona, “Yazıklar olsun sana. Bu şeytandır, bunu çıkarın dışarı” dedi ve onu çıkardılar. (Buhari)

Fudayl b. İyad hazretleri, “Müzik ve şarkı, zinanın teşvikçisidir” dedi. (İbni Ebid-dünya)

Şeyhül İslam Ahmed İbn-i Kemal Paşazade, Risale-i Münire’de buyuruyor ki:
Cevâhir-i Fetâvâ kitabında (Raks [oyun], şarkı ve çalgı haramdır) diyor. İstihsân kitabında çalgı dinlemenin haram olduğu bildiriliyor. Hidâye kitabının sahibi, (Şarkı söyleyenin şahitliği kabul edilmez) diyor. Tefsir âlimlerinin büyüklerinden İmam-ı Kurtubi, şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır diyor. Abdülkadir-i Geylani’nin (Raksa helal diyen kâfir olur) fetvası vardır. (Vesiletü'n Necat kitabı)

Şeyh Muhammed Rebhami hazretleri buyuruyor ki:
Saz, tanbur, def, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, Allahü teâlânın emrini tutmamak olur. (Riyad-ün-Nasıhin)

İmam-ı Şa’rani hazretleri buyuruyor ki:
“Hakim-i Tirmizi’nin Nevadiru’l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem efendimiz, (Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez) buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, (Ya Resulallah, ruhaniler kimlerdir?) diye soruldu. Resulullah da, (Cennet ehlinin okuyucularıdır) buyurdu. (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi)

İmam-ı Birgivi hazretleri buyuruyor ki:
Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır. (Risale-i Birgivi)

Mezhepsiz İbni Teymiye bile, “Şarkı ve müzik, şeytani duyguları harekete geçiren en etkili unsurlardan biridir” demiştir. (Mecmu-ul Fetava)

Şarkı, Kitap ve Sünnetle yasaklanmıştır. (İmam-ı Kurtubi)

Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır. (İbni Salâh)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:İmam-ı Şami, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu. (m. 266)

Kur'an-ı kerimi musiki perdelerine uydurarak okumak haramdır. (Fetava-i Bezzâziyye)

Çalgı çalmanın haram olduğu, icma ile bildirildi. (Makamat-ı Mazheriyye)

Çalgı çalarak veya oyun arasında Kur'an okuyan kâfir olur. (Tergib-üs-salât)

İmam-ı Münavi hazretleri (Nikahı herkese duyurun! Bunun için de, camide yapın ve def çalın) hadis-i şerifini açıklarken, (Mescitlerde def çalınmaz. Hadis-i şerif, mescid dışında çalınmasını, mescitte yalnız nikah yapılmasını emrediyor) diyor. (Hadika)

Dümbelek, ney, saz çalmak haramdır. (Tahtavi şerhi)

Teganni ile okuyan bir imamın arkasında kılınan namazın iadesi gerekir. (Halebi)

Kur’an-ı kerimi, Arap şivesine uygun, tecvid ile ve güzel ses ile okumalıdır. Ebu Davud’daki hadis-i şerifte, (Kur'anı güzel sesle okuyun) buyuruldu. Yani "Allah’tan korkarak okuyun" demektir. Bu da, tecvid ilmine uyarak okumakla olur. Yoksa, harfleri, kelimeleri değiştirerek, manayı, nazmı bozarak teganni ile okumak haramdır. (Berika)

Teganni haramdır. (Tıbb-ün-nebevi)

Kur’an-ı kerimi teganni ile okumak ve dinlemek haramdır. Burhâneddin-i Mergınânî hazretleri buyurdu ki:
Kur’an-ı kerimi teganni ile okuyan hafıza, ne güzel okudun diyen kimsenin imanı gider. Tecdîd-i iman gerekir. Kuhistânî de, böyle yazmaktadır. (Dürr-ül-müntekâ)

Teganni ile şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Tekkelerde ilahiler okuyarak raks etmek, oynamak, dönmek haramdır. Şimdi, dinden haberi olmayan fasıklar, böyle tarikatçılık yapıyorlar. (Fetava-yı Hindiyye 5/352)

Allame Zahirüddin bin Cafer diyor ki:
(Mevlidde, salihlerle salevat okumak, her zaman sevaptır. Fakat, buna haram karıştırmak, mesela çalgı, şarkı, raks gibi şeyler yapmak büyük günah olur.)
Büyük âlim ibni Arabi hazretleri Fütuhat-ı Mekkiyye kitabında, raks ile ve dönerek olan simanın yasak olduğunu bildirmiştir. (Mektubat)

Sima esnasında raks günahtır. (Merec-ül-bahreyn)

Kitab-ül-kırare’deki hadis-i şerifte, kıyamet alametleri sayılırken, (Kur’an-ı kerim mizmardan, [çalgılardan] okunur) buyuruluyor. (Tergib-üs-salât)

Ney de, diğer çalgılar gibi asla caiz değildir. Eğlence ve para kazanmak için şarkı söylemek haramdır. Her çalgıyı çalmak ve dinlemek, raks etmek caiz değildir. (Redd-ül Muhtar)

Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyanın büyüklerinden olan Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Musiki dinlemedi ve raks etmedi. Zikrin kalb ile, sessiz olacağını Mesnevi’de bildirmektedir. (S. Ebediyye)

Raks ile, söz ile [şarkı, çalgı ile] başkalarını eğlendiren şahit olamaz. (Mecelle m. 1705)

İlahi, hasta olmayan kalbi yumuşatır, haram olmaz. Çalgı çalmak ise bütün âlimlerce haramdır. (Makamat-ı Mazheriyye)

Hak sevgisi ile sima dinleyen sıddık, nefse uyup dinleyen zındık olur. (Siyerül-aktab)

Sıkıntı gidermek için, kendi kendine nağme okumak caizdir. Fakat, başkalarını eğlendirmek için okumak caiz değildir. Her çalgı haramdır. (Ahlak-ı alaiyye)

Keyf ve eğlence için, her çalgıyı çalmak ve dinlemek haramdır. Yalnız savaşta, askerin moralini kuvvetlendirmek için, bando, mızıka çalmak ve bunlara sulhta da hazırlanmak ve düğünlerde davul, def çalmak caizdir. Mescitlerde her çalgı haramdır. (Ukud-üd-dürriyye)

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Eğlence veya para kazanmak için başkalarına şarkı söylemek, sözbirliği ile haramdır. Çalgı ile raks etmek büyük günahtır. Sıkıntısını gidermek için kendi kendine şarkı söylemek günah değildir. Çalgı olarak, yalnız kadınların düğünlerde def çalması caizdir. (Redd-ül-Muhtar)

Fısk ve içki içilen yerlerde çalgı çalmak ve bunu dinlemek haramdır. Resulullah çobanın kavalını işitince, parmakları ile mübarek kulaklarını kapadı ise de, yanında bulunan Abdullah bin Ömer’e kulaklarını kapamasını emretmedi. Bu da, elde olmadan duymanın haram olmadığını göstermektedir. Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak da caizdir. [Okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir.] (Hadika)

Def, tambur ve her çeşit çalgıyı evinde, dükkanında bulundurmak, kendisi kullanmasa bile, satmak, hediye etmek, kiraya vermek günahtır. (Berika)

Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehiridir, kalbi karartır. (Dürr-ül mearif)

İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur. (S.Ebediyye)

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Resulullah efendimiz, geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [mevlid, ilahi] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet)

[Bazıları, bu hadis-i şerife istinaden kadınların şarkı söylemesinin ve çalgının caiz olduğunu söylüyorlar. Şarkı söyleyenler cariye idi. Cariyenin avret yeri erkeğinki gibidir. Sesi de avret değildir. Hür kadınların sesi de avrettir, saçları kolları da avrettir. (Hadika, Berika)]

Her çeşit çalgı dinlemek haramdır. (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye)

Müzik bütün dinlerde büyük günahtır. (Dürr-ül-münteka)

İncilin yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hıristiyanlığa soktu. (Mevahib-i ledünniyye şerhi Zerkani)



Sual: 1- Bir kısmı İslam’da musiki vardır diyen bir toplumda çıkıp da bu haramdır demek ikilik çıkarmak değil midir?
CEVAP
Allah’ın emrini bildirmek ikilik çıkarmak olur mu? Bu nasıl mantık öyle? Bir kısmı ateist olan yerde, (Allah vardır, âlemlerin Rabbidir, her şeyi O yaratmıştır, Ona iman etmek lazım) dersek, ikilik mi çıkartmış oluruz? Dinin emrini bildirmek niye zorunuza gidiyor? İnanmak ayrı, yapıp yapmamak ayrı.

2- İslam’da tevhidi bozmanın, nifak sokmanın hükmü nedir?
CEVAP
Tevhidi bozmak küfürdür, nifak ise haramdır, büyük günahtır. Ama harama haram demek tevhidi bozmak mıdır, nifak mıdır? Resulullaha aynı iftiralar yapıldı, kardeşi kardeşe düşman ettin, atalarımızdan böyle şey duymamıştık dediler.

3- Haram olduğuna dair Kur’anda bir beyan olmayan şeye haram demenin hükmü nedir?
CEVAP
Kim diyor Kur’anda yok diye? Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde buyuruyor ki:
(O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helal, pis, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]

Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi]

Yine âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]

Resulullah bildirse, Kur'anda bulamadık diye inkâr mı edeceksiniz? Bu nasıl Müslümanlık böyle?

4- Lütfen kendi şahsi görüşlerinizi İslam’ı bölmek pahasına da olsa herkese anlatmaya kalkmayın.
CEVAP
Resulullahın bildirdikleri kendi görüşümüz müdür? Siz Kur’ana ve Peygambere inanmıyorsanız biz ne yapalım. Dinde kaynak tek değil dört tanedir. Kur'an, Sünnet, icma ve kıyastır. Dördünde de müzik haramdır. Harama helal diyenler de kâfir olur. Resulullaha inanmayanlar İslam’ı bölmektedir. Ki bunlar, Yalnız Kur’an diyen bu yalancılar, Kur’ana da kesinlikle inanmıyorlar.

Kur’an-ı kerimin birçok yerinde (Resulüme uyun) buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor: (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allah’a uymaktan ayrı değildir.)

Yine Kur’anda buyuruluyor ki:
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Resulüm de ki, "Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!") [A. İmran 31]
(Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen kâfirler, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]
(Allah’ın yolu ile, Peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150-1]

(De ki, “Allah’a ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Yakında, "Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum" diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud]

(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Bunu bırak, Kur'andan söyle” derler.) [Ebu Ya’la]

(Bir zaman gelir, sünnetimi öldüren kimseler çıkacak. Allah bunlara lanet etsin!) [Deylemi]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]

(Bana uyan Cennete girer, uymayan, isyan eden Cennete giremez.) [Buhari]

Sünnetten yüz çevirip yalnız Kur’an diyenlerin kâfir olduklarını bu âyetler ve hadis-i şerifler açıkça bildirmektedir.

Hep siz soruyorsunuz, bir soruda ben sorayım: Siz bu itirazı bir müslüman olarak mı yapıyorsunuz, bu soruları bir müslüman olarak mı soruyorsunuz?

5- Elbette müslüman olarak soruyorum. Allah’a inanan herkes müslümandır. Artık dinimizden diğer insanları soğutmamamız lazım, hoşgörülü olmak lazım. Dünya globalleşti.
CEVAP
Anlaşıldı, maksadınız ve müslümanlığınız anlaşıldı! Ancak şunu söyliyelim, Allah’a inanan herkes müslüman değildir. Kelime-i şehadete yani Allah’a ve Resulüne inanan müslümandır. Amentü’deki 6 esasa inanan müslümandır. Bunlardan birine bile inanmayan, birini bile beğenmeyen müslüman değildir.

6- İcma konusunda, dinde musikinin olmadığı görüşünde olanlar çok daha fazladır. Bu konuda icmaya uymayan siz oluyorsunuz. Küçük bir misal:
Eğer sizin görüşünüzde olanlar fazla olsaydı, Hazret-i Mevlana’yı anma sema gösterilerine, müzikli âyinlere, neyli gösterilere kimsenin gitmemesi gerekirdi.

CEVAP
Bu sözünüzde kaç tane hata var. Sizin görüşünüz diyorsunuz, dinde sizin görüşünüz bizim görüşümüz olmaz. Bütün insanlar müzik çalsa bunun icma ile ilgisi ne ki? Siz demek icmayı da bilmiyorsunuz. İkinci husus, insanların çoğu açık geziyor icma mı bu? İnsanların çoğu namaz kılmıyor icma mı bu? İnsanların çoğu kâfirdir, icma mı? Sonra insanların çoğunun gittiği yolda giden doğru yoldan ayrılır. Bunu biz değil, Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde bildiriyor. İşte bir âyet meali:
(İnsanların çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar.) [Enam 116]

7- Bana Dinde musikinin haram olduğuna dair net bir hadis-i şerif söyleyin.
CEVAP
Netten neyi kastediyorsunuz? Aşağıdaki hadis-i şerifler net değil mi?

(İlk teganni eden şeytandır.) [Taberani]
(Musiki, kalbde nifak hasıl eder.) [Beyheki]
(Çalgıları yok etmek için gönderildim.) [Ebu Nuaym]

(Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emretti.) [İ. Ahmed

Yukarıda; Peygamber efendimizin ve onun vârisleri olan bütün İslam alimlerinin çalgıya haram dedikleri kesin delillerle ispat edildi. Çalgının haram olması konusunda acaba âyet-i kerime yok mu diyenler çıkabilir.

Kur’an-ı kerimin birçok yerinde (Resulüme uyun) buyuruluyor. Eğer Kur’anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur’andan anladığına uysun) denirdi.

Aksine Kur’anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki:
(İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]

Kur’an-ı kerimde, sadece (Allah’a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor: (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allah’a uymaktan ayrı değildir.)

Yine Kur’anda buyuruluyor ki:
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Resulüm de ki, "Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!") [A. İmran 31]

(Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]
(Resulümün verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]

(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(İndirdiğimi insanlara beyan edesin, açıklayasın.) [Nahl 44]

(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

Demek ki Peygamber efendimiz kendiliğinden haram etmiyor, vahye dayanıyor yani Allah’ın bildirmesine dayanıyor. Bir de bazı âyetler var, onları herkes anlayamıyor. (İndirdiğim Kur'anı insanlara açıkla) buyuruyor. Bazı âyetlerde müzik haram edilmiştir. Bunu Resulullah açıklayabiliyor. Biz bakınca anlayamıyoruz. Mesela müziği haram eden iki âyet:
Lokman suresinin 6.âyetindeki lehv-el hadis ifadesi müzik olarak bildirilmiştir. Lehv-el hadis, Türkçe olarak boş söz, boş eğlence gibi manalara gelir. Ama bu boş eğlencenin, yani ahirete fayda vermeyen bu eğlencenin müzik olduğu bildirilmiştir.

Böyle âyetler olmasa bile Resulullahın bildirdiğini kabul etmemek Allah’ı kabul etmemek olur. Böyle yapanların da kâfir olduğu yine Kur’an-ı kerimde bildiriliyor

İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur. (S.Ebediyye)

Simanın caiz olduğu ve caiz olmadığı yerler vardır. Bazıları, kitaplardaki sima kelimesini çalgı olarak tercüme ettikleri için mubah çalgılar da var zannedilmektedir. Aşağıdaki yazıların tamamı İslam âlimlerinin kitaplarından alınmıştır. Nereden alındığı da sonunda yazılıdır. Kendimize ait tek cümle yoktur.

Aletsiz, çalgısız nağmeli sese sima denir. Çalgı aleti ile birlikte olan insan sesine gına [müzik] denir. Gına haramdır. (Dürr-ül mearif)

Müfessirler, İsra suresinin 64. âyetinde şeytana, (Vestefziz... bi savtike [Sesinle oynat]) demenin çalgı ile oynat demek olduğunu, bu âyetin, her çeşit çalgıyı haram ettiğini bildirmişlerdir. (Şeyhzade)

Lokman suresinin 6. âyetindeki lehv-el hadis ifadesini âlimler musiki, çalgı aleti olarak bildirmiştir. İbni Mesud hazretleri yemin ederek lehv-el hadis’ten kasıt, çalgı aleti ve musiki olduğunu söylemiştir. (Tefsir-i ibni kesir, Tefsir-i medarik) [İbni Mesud gibi büyük bir zata inanmayan cahillere ne denir ki?]


Sevinç türküleriSual: Habeşliler, harbeleriyle, [küçük mızraklarıyla] oynarken Hazret-i Ömer, yerden aldığı çakıl taşlarını onlara fırlattı. Resulullah (Ya Ömer, bırak onları oynasınlar. Zira onlar Beni Erfidedirler) buyurdu. (Buhari, Müslim) [Dikkat edilirse burada çalgı çalınmıyor, bir nevi kılıç oyunu oynanıyor.]
Resulullah Medine'ye hicret edince, onun gelişind
en sevinen Habeşliler harbeleriyle oynadılar (Ebu Davud) [Dikkat edilirse burada da, çalgı çalınmıyor, bir nevi kılıç oyunu oynanıyor.]

İbni Mace bildiriyor ki: Hazret-i Peygamber bir kere Medine’de bir yerden geçerken def çalıp türkü söyleyen kızların, (Nahnu cevarin min beni’n-neccar /Ya habbeza Muhammedün min car) = (Biz Neccaroğuları kabilesine mensup kızlarız. Hazret-i Muhammed ne iyi ve ne hoş bir komşudur) beyitlerini söyleyen kızlara, “Allahu ya’lemu inni uhibbukünne” (Allah bilir ki ben de sizi seviyorum) diyerek iltifatta bulundu. [Resulullah efendimizin Müslümanlara sizleri seviyorum demesi gayet normaldir. Buradaki kızlar da cariyedir, hür kadın değildir.]

Hazret-i Enes bildiriyor ki: Veda Haccında Resûlullah kâfilenin yürüyüş temposunu ezgileriyle canlı tutan bir kölesi vardı ve adı Enceşe idi. Bu zat güzel sesli birisiydi ve Resûlullahın zevceleri ile bir kısım Müslüman kadınların develerini sevk ediyordu. Enceşe bazı ezgiler okumuş, okuduğu ezgilerle develeri hızlandırmıştı. Resûlullah, Enceşe’den okuduğu ezgilerin ritmini değiştirmesini ve develerin yürüyüş temposunu ağırlaştırmasını emrederek “Ey Enceşe ağır ol! Şişeleri kırma) buyurmuştu. (Buhari Müslim) [Dikkat edilirse burada da nağme söyleyen hür insan değil köledir. Kadın köleye cariye denir. Kölelerin statüsü farklıdır. Kadın kölelerin saçlarını kollarını açmaları günah değildir. Şarkı söylemeleri, şarkılarını başkalarına duyurmaları da günah değil. Bunlar örnek verilerek, sinsi bir şekilde Müslüman kadınların şarkı söylediğini bildirmek ne kadar çirkin bir oyundur.]Resulullah, oynayan bir grup Habeşliyi görünce, takdir ederek (Yahudiler ve Hıristiyanlar bilsinler ki, bizim dinimizde genişlik vardır) buyuruyor. [Dikkat edilirse burada oynayanlar da Habeşli kölelerdir. Hür insanın bile mubah oyunlar oynaması haram değildir. Buradan haram olan çalgıların mubahlığına cevaz çıkarmak art niyetli olmayı gösterir.]Bu olaylar, her çeşit çalgının helal olduğunu göstermiyor mu?
CEVAP
Asla göstermez. İslam âlimleri bu ve benzeri hadis-i şeriflerden şu hükmü çıkarmışlardır:
Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak, kahramanlık türküleri söylemek, okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir. Kadınların düğünlerde ve bayramlarda def çalması caizdir. (Hadika)

Sevgi gösterisi
Sual: Beyheki bildiriyor ki: Resulullah, hicret esnasında Medîne’ye teşrif buyurduğu zaman, kadınlar dam başlarında defli ve sesli olarak, “Taleal-bedru aleynâ….” diyerek sevinçlerini göstermişlerdir. Bu da, her çeşit çalgının helal olduğunu göstermiyor mu?
CEVAP
Kesinlikle göstermez. Bu olay, henüz İslamiyet’in başında olmuştur. O zaman henüz hicab âyet-i kerimesi inmemişti. Yani kadınların kapanmaları yasak edilmeden, kadın erkek beraber oturulması yasak edilmeden önce idi. Kadın sesinin haram edilmediği vakitte idi. Eshabı-ı kiram, içki yasak edilmeden önce içki içip namaz kılarlardı. Bunu örnek gösterip de içki içmenin caiz olduğunu söylemek nasıl yanlış ise, hicab âyetinden önceki olayları gösterip, kadınların şarkı söylemesine cevaz vermek de o kadar yanlış olur.

Çalgının dindeki yeri
[Aşağıdaki suallerin hepsi aynı kişiye aittir]

Çalgı ile ilgili hadisler
Sual: Çalgıyı yasaklayan hiçbir hadis yoktur. Varsa birini bildirir misiniz?
CEVAP
Bir değil pek çoktur. Yirmiden fazlası şöyledir:
(İlk teganni eden şeytandır.) [Taberani]

(Sesini gına ile yükseltene şeytan musallat olur.) [Deylemi]

(Rahmet melekleri, ceres, [çan, zil, çıngırak] bulunan yere girmez.) [Nesai]

(Melekleri, köpek ve çan bulunan kafileye yaklaşmaz.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi]

(Ceres, şeytanın mizmarıdır.) [Müslim, Ebu Davud, Nesai] [Mizmar çalgıdır]

(Şarkıcı kadını dinlemek, yüzüne bakmak haramdır.) [Taberani]

(Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emretti.) [İ.Ahmed]

(Bir zaman gelecek, zina, içki ve mizmarı [çalgıyı] helal sayanlar çıkacaktır.) [Buhari]

(Musiki, kalbde nifak hasıl eder.) [Beyheki]

(Suyun otu büyüttüğü gibi, şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür.) [Deylemi]

(Rabbim içkiyi, kumarı, darbukayı ve şarkıcı kadınları haram kıldı.) [İ. Ahmed]

(İçkilere başka isim verilerek içilir. Çalgılarla eğlenirler. Allahü teâlâ, onları yere batırır, domuz ve maymun haline getirir.) [İbni Mace]

(Şunlar zuhur ederse, ümmetimin helaki hak olur: Lanetleşmeler, içkiler, çalgılar ve erkeğin erkekle, kadının kadınla iktifa etmesi.) [Deylemi, Hâkim]

(Mizmarları, putları yok etmek için gönderildim.) [İ. Ahmed, Ebu Nuaym, İ. Neccar]

(İblise, “Mizmarlar [çalgılar] müezzinin, yazıların dövme, Resulün [elçin] kâhinler, ve falcılardır” denildi.) [İbni Ebiddünya, İbni Cerir, Taberani]

(İki ses melundur: Nimete kavuşunca çalgı, musibete maruz kalınca feryat.) [Bezzar]

(Nimete kavuşunca mizmar [çalgı çalmak] gazabı ilahiye sebep olur.) [Deylemi]

(Şarkılar, içkiler yayılınca, yere batmalar görülür.) [Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace]

(Kur’an mizmarlardan okunmadan önce salih amel işlemekte acele edin.) [Taberani]

(Kur'an mizmarlardan okunduğu zaman ölebilirsen öl.) [Taberani]

(Kur'anı mizmarlardan [çalgı aletlerinden] okuyanlara Allah lanet eder.) [Müsamere]

(Belaya maruz bırakan 15 kötü âdetten biri çalgıların yayılmasıdır.) [Tirmizi]

(Gözün zinası [harama] bakmak, kulağın zinası [haram şeyleri] dinlemektir.) [Müslim]

Resulullah çalgı aletleriyle para kazanmayı yasakladı. (Begavi)

Cariyelerin şarkı söylemesi
Sual: Buhari ve Müslim’de bildiriliyor ki: Hazret-i Âişe anlatır:
"Bayram günü iki cariye, kahramanlık şiirlerini def çalarak terennüm ediyordu. Resulullah yatağına yatıp yüzünü öbür tarafa çevirdi, sonra babam [Hazret-i Ebu Bekir] içeri girdi. (Bu ne hâl, Resulullahın huzurunda şeytanın düdüğü ve sesi ne arıyor?) diye beni azarlayınca, Resulullah (Bırak onları, her milletin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır) buyurdu. Babam başka şeyle meşgul olunca cariyelere işaret ettim, dışarı çıktılar.”
Bu olay, kadınların erkeklerle beraber oturmasının, çalgı çalmasının, şarkı söylemesinin ve seslerini erkeklere duyurmasının helal olduğunu gösteriyor mu?
CEVAP
Kesinlikle göstermez. Yukarıdaki ifadeleri İslam âlimleri nasıl açıklıyor, ona bakalım:
1- Şiir okuyan veya şarkı söyleyenler, hür kadın değil cariyedir. Cariyelerin saçlarını, kollarını açmaları seslerini erkeklere duyurmaları günah değildir. Hatta efendisiyle nikaha lüzum görmeden ilişkiye girmeleri de caizdir. Çünkü cariyenin dindeki statüsü farklıdır. Cariyeyi örnek gösterip, hür kadınlara da bunların mubah olacağını söylemek Müslüman’ım diyen kimseye yakışmaz.

2- Hazret-i Ebu Bekrin, def için şeytanın düdüğü demesi, çalgının mubah olmadığını gösterir. Bu ve benzeri hadis-i şeriften İslam âlimleri şu hükmü çıkarmışlardır:

Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak, kahramanlık türküleri söylemek, okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir. Kadınların düğünlerde ve bayramlarda kendi aralarında def çalması caizdir. Bunun dışındakiler haramdır. (Hadika)

Kahramanlık şarkılarının, mehter marşlarının, düğünlerde davul ve def çalmanın caiz olması, diğer şarkı ve türkülerin de caiz olmasını gerektirmez.

3- Def ile şarkı türkü söylenir, ilahi söylenmez. Çünkü ilahi ibadettir. İbadete çalgı karıştırılmaz. Tasavvuf müziğinin dinde yeri yoktur. Resulullah efendimizin geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [ilahi söylemek] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet)

İbadete müzik karıştırmak
Sual: İbni Mace’nin bildirdiğine göre, Resulullah, Rübeyyi binti Muavviz’in düğününde, def çalarak Bedir savaşıyla ilgili kahramanlık türküleri söyleyen iki küçük kızı dinlemiştir. Bu esnada şarkı söyleyenlerden birisi; “Aranızda, yarın ne olacağını bilen bir Peygamber var” demesi üzerine, Resulullah Efendimiz, (Bırak o sözü, önceki söylediklerine devam et, gaybı ancak Allah bilir) buyurmuştur. Bu da her çeşit çalgının helal olduğunu göstermiyor mu?
CEVAP
Asla göstermez. Kahramanlık türkülerini söyleyenler cariyelerdir. Cariyelerin hükmü ise yukarıda bildirildi. İslam âlimleri buradan iki hüküm çıkarmışlardır:

1- Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak, kahramanlık türküleri söylemek, okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir. Kadınların düğünlerde ve bayramlarda def çalması caizdir. (Hadika)

2- Beni övmeyi bırak, önceki sözlerine devam et buyurması haram işleyerek ibadet yapılamayacağını göstermektedir. İslam âlimleri İlahileri çalgı aletleriyle söylemenin küfür olduğunu bu hadis-i şeriften çıkarmışlardır.


Düğünlerde def çalmak
Sual: Bir evden kulağına gelen def sesleri üzerine Resulullah, evde ne olduğunu sorar. Düğün cevabını alınca, (Bu nikâhtır, sifah [zina] değildir” der. İbni Mace bildiriyor ki: Hazret-i Âişe, Medineli bir yakınını evlendiriyor. Düğün yerine gelen Peygamber Efendimiz, (Kızı gelin ettiniz mi?) diye sorar. Evet derler. Peygamber Efendimiz, (Kızla birlikte türkü söyleyecek birini de gönderdiniz mi?) buyurur. Hazret-i Âişe, hayır deyince, Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
(Ensar arasında böyle günlerde eğlence geleneği vardır. Keşke kızla birlikte şarkı söyleyecek birisini gönderseydiniz de onlar şöyle söyleyiverseydi: “Size geldik, size geldik. Bize şenlik, size şenlik”)
Muâz İbni Cebel anlatır: Ensârdan birinin düğününde bulunuyorduk. Hazret-i Peygamber, nikâhı kıydıktan sonra, (Allah iyi geçim, hayırlar ve uğurlar nasip etsin, rızkınıza bolluk bereket versin, sizi mübarek kılsın) diye duâ eder. Âdet veçhile damadın başı üzerinde def çalınmasını söyler. Def çalınır.
Nesai bildiriyor ki: Amir b. Sa’d anlatıyor: “Bir düğünde, Bedir ashabından olan Kurayza b. Ka’b ve Ebûl-Mesûd-ül-Ensârî’nin yanına vardım. O esnada genç kızlar [cariyeler] türkü söylüyorlardı. Ben, Siz Resulullahın ashabından ve Bedir savaşına katılanlardansınız. Sizin yanınızda kızlar türkü söylüyorlar; siz ise ses çıkarmıyorsunuz” dedim. Onlardan biri dedi ki: “İstersen otur, bizimle beraber dinle; istersen git! Düğünde eğlenmemize izin verildi! [Dikkat edilirse burada çalgı çalınmıyor, ikincisi, düğün için sevinç gösterisinde bulunuluyor, üçüncüsü de bunları söyleyenler cariyelerdir, hür kızlar değildir. Buradan kızlara şarkı söyletmenin caiz olduğunu çıkarmak, Resulullahın arkadaşlarının karı kız oynattıklarını çıkarmak olur ki çok çirkin bir art niyettir.]

Nâfi anlatıyor: Abdullah ibni Ömer, bir çalgı sesi işitince kulaklarını parmaklarıyla tıkayarak yoldan uzaklaştı. Bana “Ey Nâfi, kulağına hâlâ ses geliyor mu?” diye sordu. “Hayır” dedim. Bunun üzerine parmaklarını kulaklarından çıkarıp,“Bir defasında Hazret-i Peygamber ile beraberdim. Böyle bir ses işitti ve aynen benim davrandığım şekilde davrandı.
Eğer çalgı haram olsa idi. Nafi’ye sen de kulağını kapa derdi. Bu olaylar, her çeşit çalgının helal olduğunu göstermiyor mu?
CEVAP
Olay eksik anlatılmış. Doğrusu şöyledir:
Tabiinin büyüklerinden Nafi anlatır: Abdullah ibni Ömer ile beraber gidiyorduk. Ney sesi işittik. Abdullah, kulaklarını parmakları ile kapadı. Oradan hızla uzaklaştık. Ney sesi daha işitiliyor mu, dedi. Hayır işitilmiyor dedim. Parmaklarını kulaklarından ayırdı. Resulullah da böyle yapmıştı dedi. Nafi, sonra dedi ki, ben o zaman çocuk idim. Bundan anlaşılıyor ki, Nafi’ye kulaklarını kapamasını emretmemesi, çocuk olduğu için idi. Çünkü çocuk isteyerek dinlese de ona günah olmaz. Yoksa, Abdullah takvası sebebi ile kulaklarını kapattı demek doğru değildir. Nafi, böyle yanlış anlaşılmaması için, çocuk olduğunu bildirdi. (Eşiat-ül-lemeat)

Müziği helal göstermek için, hadis-i şerifleri ve olayları değiştirenler için, yukarıda delil gösterdikleri olayda Peygamber efendimizin mübarek kulaklarını kapatması kendi aleyhlerine delildir. Madem Peygamber efendimiz güya çalgıya müsaade ve teşvik etti, niye mübarek kulaklarını kapatıyor? Kapatmasına lüzum yoktu ki. Buradan İslam âlimlerinin çıkardığı hüküm, müziği istemeyerek duymanın haram olmadığıdır. Özel dinlemek ayrı, gayri ihtiyari duymak ayrı. Abdullah bin Ömer hazretlerinin de yaptığı gibi yapmak dinin emridir.

İlham dinde senet olmaz
Sual: Üstad Bedîüzzaman hazretleri radyolardan yapılan müzik yayını ile ilgili olarak “Evet, beşer hakîkate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesâta da ihtiyacı var. Fakat, bu keyifli hevesât, [bütün yayınların ancak] beşte birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafi olur” diyerek çalgıya izin veriyor. Delil olarak bu yetmez mi?
CEVAP
Birincisi üstad burada çalgının helal olduğundan bahsetmiyor. Mubah olan oyun ve eğlencelerden bahsediyor. Devamlı mubah olan eğlencelerle meşgul olmak elbette doğru olmaz. Eğer çalgıya izin veriyor deniyorsa, o zaman Üstadın bu sözü ilhamla söylediği anlaşılır. Çünkü çalgının haram olduğunda âlimlerin ittifakı yukarıda bildirildi. Kesin haram olduğunu bildiren bir çok hadis-i şerif de vardır. İmam-ı Rabbani hazretleri (İlham dinde senet değildir. Sözünde mazur sayılır. Sadece söyleyeni bağlar, başkalarını bağlamaz) buyuruyor. Evliyanın büyüklerinden Bayezid-i Bistami ve İbni Arabi gibi büyük zatların da ilham olarak dine aykırı sözleri vardır. Bunlarla amel edilmez. İlham olduğu için de ayıplanmaz.

Tasavvuf müziği diye bir şey yoktur. Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehirdir, kalbi karartır. (Dürr-ül mearif)


İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Resulullah efendimiz, geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [mevlid, ilahi] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet)

[Bazıları, bu hadis-i şerife istinaden kadınların şarkı söylemesinin ve çalgının caiz olduğunu söylüyorlar. Şarkı söyleyenler cariye idi. Cariyenin avret yeri erkeğinki gibidir. Sesi de avret değildir. Hür kadınların sesi de avrettir, saçları kolları da avrettir. (Hadika, Berika)]

Her çeşit çalgı dinlemek haramdır. (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye)

Müzik bütün dinlerde büyük günahtır. (Dürr-ül-münteka)

İncilin yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hıristiyanlığa soktu. (Mevahib-i ledünniyye şerhi Zerkani)

İmam-ı Gazali hazretleri ve musiki / İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

Gıybet, veya devamlı ipek giymek, yahut devamlı çalgı dinlemek gibi günahlara devam etmek kalbin kararmasına yol açar. (K. Saadet s.580)

İçki içmek ve çalgı dinlemek gibi, kul hakkı ile ilgili olmayan günahların hepsine tevbe etmek gerekir. (İhya 4/65)

Herkes dünyadaki işine göre haşr olunur. İçki içenler, sarhoş olarak, çalgıcı, çalgı çalarak haşr olunur. (Dürre-tül Fâhire fî-keşf-i ulûm-il-âhıre – Kıyamet ve Ahiret, s.36)

Çalgı dinleyenin veya ipek giyenin şahitliği kabul edilmez. (İhya 4/41)

Davet edildiği yerde günah bir şey varsa, mesela duvarda canlı resimleri varsa, yahut çalgı çalınıyorsa, kadın erkek karışık ise böyle bir davete gidilmez. (K. Saadet s.207)

Ud ve saz çalmak haramdır. (K. Saadet s.231)

Çalgı aletlerinin imalinden kaçınmak, zulümden kaçınmak olur. (İhya 2/218)

Düğünlerde def çalmak ve teganni etmek mubahtır. (K.Saadet s.323)

Teganni, raks, def çalmak, kılıç ve kalkan oyunları ve neşeli günlerde zencilerin oyunlarını seyretmek mubahtır. (İhya 2/695)

Bayram günü zenci cariyelerin oyunlarını Resul-i ekrem efendimiz kapı üzerinden Hazret-i Âişe’ye seyrettirmiş ve ikisi beraber bakmışlardır. (İhya 2/827)

Kusurları, azapları bildiren [çalgısız] kasideleri, ilahileri dinleyerek üzülmek, ağlamak sevaptır. Ancak Allahü teâlânın kaza ve kaderini beğenmeyip, ona üzülüp, üzüntüsünün artması haramdır. (K. Saadet s.324)

Çalgı âletleri üçe ayrılır:
1- Haram olanlar. Tambur, düdük, zurna gibi şarkıcılara eşlik eden aletlerdir.
2- Mekruh olanlar. Bunlar tek başına çalınmadığı halde şarkıcıyı coşturan kaval gibi aletlerdir.
3- Mubah olanlar. Bunlar da eğlence aleti değil de boru ve harp davulu gibi haberleşme aletleri ile nikah için çalınan def gibi toplantıya çağırma ve herhangi bir hususu ilan etmek için kullanılan aletlerdir. (Mükaşefetü´l Kulub - Kalblerin Keşfi)

Ud, sanc [zil], telli çalgılar, berbed ve benzeri Irak çalgılarının hepsi yasaktır. İçki içenlerin âdeti olmayan davul ve benzerleri [düğünlerde] yasak değildir. (İhya 2/685)

İçki âlemlerinde kullanılan trampet, nefesli ve telli çalgılar haramdır. Bu çalgılar yasak, diğerleri ise mubahtır. Mubah olanlar def, davul, şahin, kadib gibileridir. (İhya 2/701)

Mevlana Hazretleri ve Musiki

Sual: Mesnevi’de, (Dinle neyden…) deniyor. Buradaki ney’den maksat çalgı mıdır, yoksa bir benzetme mi yapılmıştır?
CEVAP
Ney çalgıdır; fakat buradaki ney çalgı değildir. Çalgının her çeşidi haramdır. Mevlana Cami hazretleri buyuruyor ki:

Mesnevinin birinci beytinde, (Dinle neyden, nasıl anlatıyor, ayrılıklardan şikayet ediyor) deniyor. Burada neyden maksat, İslam dininde yetişen kâmil, yüksek insan demektir. Bunlar, kendilerini ve her şeyi unutmuştur. Zihinleri her an, Allahü teâlânın rızasını aramaktadır. Ney, Farsça’da, yok demektir. Bunlar da, kendi varlıklarından yok olmuştur. Ney denilen çalgı, içi boş bir çubuk olup, bundan çıkan her ses, onu çalan kimseden hasıl olmaktadır. O büyükler de, kendi varlıklarından boşalıp, kendilerinden, Allahü teâlânın ahlakı, sıfatları ve kemalatı zahir olmaktadır. Neyin üçüncü manası, kamış, kalem demektir ki, bundan da, insan-ı kâmil kastedilmektedir. Kalemin hareketi ve yazması kendinden olmadığı gibi, kâmil insanın hareketleri ve sözleri de, hep Allahü teâlânın ilhamı iledir. (Mesnevi şerhi)

KISACA CELALEDDİN MUHAMMED RUMİ: Evliyanın büyüklerindendir. Mekatibi şerifenin yüzyedinci mektubunda diyor ki, Mevlana Celalüddin Rumi, Ehl-i sünnet Evliyasının büyüklerindendir. 1207 de Belh şehrinde doğup, 1273 de Konya’da vefat etti. Babası sultan-ül-Ulema Muhammed Behaeddini Veled büyük âlim ve Veli idi. Daha çocuk iken babasının kalbindeki feyizlere kavuştu. Nefehatda diyor ki, Beş yaşında iken kiramen katibin meleklerini, Evliyanın ruhlarını ve sokakta dolaşan cinnileri görürdü. Pederi, oğlu ile Hicaza, sonra Şama ve Konya’ya geldi. Babası ölünce, oğlu ders verirdi. Önce Pederinin halifesi olan Seyyid Bürhaneddin Tirmüziden dokuz sene feyiz aldı. Seyyid Bürhaneddin Kayseri’de medfundur. Bundan sonra, Şemseddini Tebrizi gelip irşat eyledi. Ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları, sonra gelen cahiller uydurdu. Divanında otuzbin, Mesnevisinde kırkyedibin beyt vardır. Farisidirler. Türkce şerhleri çoktur. Nakşibendi tarikatının büyüklerinden Abdullah-i Dehlevi hazretleri, Üç kitabın eşi yoktur. Bunlar, Kur'an-ı kerim ve Buharii şerif ve Celaleddini Ruminin Mesnevisidir buyurdu. Yani, Evliyalık yolunun kemalatını bildiren kitapların en üstünü Mesnevidir. Evliyalık ve nübüvvet yollarının kemalatını ve inceliklerini bildirmekte ise, İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubâtının eşi yoktur. Görülüyor ki, tasavvuf büyükleri, birbirlerini sever ve överlerdi. Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, yüzyedinci mektubda buyuruyor ki: O, Evliyanın büyüklerinden ve Ehl-i sünnet ve cemaat âlimlerinden idi.

Şimdi Sünnet Seniyye Hadis'i Şerif ve Kur'anı Kerim ve Ehl-i Sünnete bu kadar bağlı olan bir büyük zatın diğer Ehl-i sünnet Alimlerinin bildirdiği hükümlere Hadisi Şeriflere ve Kur'anı Kerime aykırı olarak müziğe helal dedi demek çok büyük bir iftira ve cahilliktir.Bunu yapanların bilmesi gerekir ki Mesnevi'deki ney'den kasıt Kendini Allahü Teala'da yok eden İnsan-ı Kamildir demektir.Ney, Farsça’da, yok demektir.

Bu kadar açık ve net olan Ney kelimesini tutup Mevlana Hazretleri müziğe helal dedi diye anlamak apaçık cahillikten başka bir şey değildir.Mevlana hazretlerine ait olmayan bir sözü O mübareğe isnat etmek , iftira atmak düpedüz Ehl-i sünnete ve Peygamber Efendimize ve Allahü Teala'ya iftira atmak olur.Çünki Mevlana hazretleri yukarıda da Müziğin helal olduğunu beyan eden yüzlerce Hadis , yüzlerce Ehl-i sünnet alimi ve Kur'anı Kerime aykırı davranmaz , her sözü diğer alimler gibi bu yola uygundur.

Sual: Radyodan ilahi, mevlid ve Kur’an dinleyip ağlamak nefsten midir? Allah korkusundan ağlanmaz mı? Allah korkusunu veren müzik helal olmaz mı?
CEVAP
Güzel sesten, müzikten ağlamak nefsten olur. Kur’anın manasını anlayıp da, Allah korkusundan ağlamak başkadır. Yani Kur’an ve ilahi dinleyip her ağlamanın Allah korkusundan olduğu sanılmamalı. Müzik Allah korkusu vermez. Oradaki ağlamak Allah korkusundan değil, nefstendir.

Allahü teâlânın rızası, haram ettiği, yasak ettiği şeylerde olmaz, yani haramları işleyerek Allah’ın rızası kazanılmaz. Aksine, bu haramları terk ederek kazanılır.

Kaynak : Tam İlmihal / Dinimiz İslam
 
B

bursali68

Ziyaretci
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Bu kadar yazıyı çoğu kişi okur mu bilemem.Ancak göz attığım kadarıyla yine bir yığın fetva lar diziniyle karşı karşıyayız.İlahi dediğimiz nedir?Karga gibi sesi olan birinin söylediği ilahi dinlenir mi?Ben dinlemem şahsen.Kulağımın akortunu da bozmam.
Demek ki ilahi söyleyen birinin,bırakın herhangibi bir çalgı olmasın,ancak sesinin güzel yani sanatsal olması,vurgusunun yani yorumunun sanatsal olması önemli.
Müzik aletleri de insaoğlunun varoluşundan buyana eski bir tarihi vardır.İnsanlıkla beraber gelişmiştir.Kalkıp bu enstrumanlarla ilahi çalınmaz,söylenmez demek son derece anlamsız gelmektedir.

Bakıyorum bu sıralar kaynakların hepsi şunları söylüyor ; dinimizde flört yasak,tokalaşmak bile yasak,ilahilerde çalgı yasak,mealleri yorumlamak yasak.... bu liste uzayıp gidiyor.Bizler okadar akıllı insanlar değiliz.O kadar yasağı aklımızda tutamayacağız gibi duruyor.O zaman madem ki serbestlikler az kaldı,bari serbest olanları bilelim de onları gönül rahatlığıyla uygulayalım.Hiç olmazsa şöyle deriz " işte bu serbest olanların dışında aklınıza ne gelirse bilin ki yasak ".

Sağlıcakla kalın.
 

Bafrali77

Amatör
Üye
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Bu kadar yazıyı çoğu kişi okur mu bilemem.Ancak göz attığım kadarıyla yine bir yığın fetva lar diziniyle karşı karşıyayız.İlahi dediğimiz nedir?Karga gibi sesi olan birinin söylediği ilahi dinlenir mi?Ben dinlemem şahsen.Kulağımın akortunu da bozmam.
Demek ki ilahi söyleyen birinin,bırakın herhangibi bir çalgı olmasın,ancak sesinin güzel yani sanatsal olması,vurgusunun yani yorumunun sanatsal olması önemli.
Müzik aletleri de insaoğlunun varoluşundan buyana eski bir tarihi vardır.İnsanlıkla beraber gelişmiştir.Kalkıp bu enstrumanlarla ilahi çalınmaz,söylenmez demek son derece anlamsız gelmektedir.

Bakıyorum bu sıralar kaynakların hepsi şunları söylüyor ; dinimizde flört yasak,tokalaşmak bile yasak,ilahilerde çalgı yasak,mealleri yorumlamak yasak.... bu liste uzayıp gidiyor.Bizler okadar akıllı insanlar değiliz.O kadar yasağı aklımızda tutamayacağız gibi duruyor.O zaman madem ki serbestlikler az kaldı,bari serbest olanları bilelim de onları gönül rahatlığıyla uygulayalım.Hiç olmazsa şöyle deriz " işte bu serbest olanların dışında aklınıza ne gelirse bilin ki yasak ".

Sağlıcakla kalın.

O kadar yasağı aklımızda tutamayacağız gibi duruyor.O zaman madem ki serbestlikler az kaldı,bari serbest olanları bilelim de onları gönül rahatlığıyla uygulayalım.Hiç olmazsa şöyle deriz " işte bu serbest olanların dışında aklınıza ne gelirse bilin ki yasak

madem kissadan hisse cikaracaktin niye zahmet edip yukariya yazdin !
Madem sence hersey yasak, Serbest olanlari yazsaydin, bu kadar uzun yazi olmazdi (sizin acinizdan tabiki)

Bizler okadar akıllı insanlar değiliz

bu arada siz ne kadar Akillisiniz? inkar edecek kadar cok? inanacak kadar az? hangisi?
 
B

bursali68

Ziyaretci
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

O kadar yasağı aklımızda tutamayacağız gibi duruyor.O zaman madem ki serbestlikler az kaldı,bari serbest olanları bilelim de onları gönül rahatlığıyla uygulayalım.Hiç olmazsa şöyle deriz " işte bu serbest olanların dışında aklınıza ne gelirse bilin ki yasak

madem kissadan hisse cikaracaktin niye zahmet edip yukariya yazdin !
Madem sence hersey yasak, Serbest olanlari yazsaydin, bu kadar uzun yazi olmazdi (sizin acinizdan tabiki)

Bizler okadar akıllı insanlar değiliz

bu arada siz ne kadar Akillisiniz? inkar edecek kadar cok? inanacak kadar az? hangisi?
Arkadaşım bakın daha önce sizi bir konuda uyarmıştım sanıyorum.Yine kişiselleştirmeye çalışıyorsunuz.Zaten bizler çok akıllı değiliz derken sizi kasdetmedim kendimi ve kendim gibi düşünenleri kasdettim.Yani sizin kastınızı eleştiren bir şey yok.

Sizin gibi düşünenlerle benim gibi düşünenler arasında farklar var.Üstünlük anlamında değil bu farklar.Ben de bu farkları bildiğimden sadece ve sadece kaynaktaki bilgileri eleştirdim.Dikkat ederseniz kaynağı alıntı olarak yazan arkadaşa da sözüm yok.

Şunu da belirteyim eğer işin aslını bilseniz sizin gibi düşünenlerin " ŞİRK "e saptığını,dinin içerisine tabuları soktuğunu,haram olmayanları haram yaptığını ve bu güzelim bir çok yönüyle anlaşılır dini anlaşılamaz hale getirdiğini görürdünüz.İşte aramızdaki açık anlayış farkları bunlar.

Dolayısıyla kaynağı eleştirmem gayet doğal.Kaynağı yazanı gıyabında eleştiriyorum " SİZİ " değil.

Sağlıcakla kalın.
 

Bafrali77

Amatör
Üye
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Arkadaşım bakın daha önce sizi bir konuda uyarmıştım sanıyorum.Yine kişiselleştirmeye çalışıyorsunuz.Zaten bizler çok akıllı değiliz derken sizi kasdetmedim kendimi ve kendim gibi düşünenleri kasdettim.Yani sizin kastınızı eleştiren bir şey yok.

Sizin gibi düşünenlerle benim gibi düşünenler arasında farklar var.Üstünlük anlamında değil bu farklar.Ben de bu farkları bildiğimden sadece ve sadece kaynaktaki bilgileri eleştirdim.Dikkat ederseniz kaynağı alıntı olarak yazan arkadaşa da sözüm yok.

Şunu da belirteyim eğer işin aslını bilseniz sizin gibi düşünenlerin " ŞİRK "e saptığını,dinin içerisine tabuları soktuğunu,haram olmayanları haram yaptığını ve bu güzelim bir çok yönüyle anlaşılır dini anlaşılamaz hale getirdiğini görürdünüz.İşte aramızdaki açık anlayış farkları bunlar.

Dolayısıyla kaynağı eleştirmem gayet doğal.Kaynağı yazanı gıyabında eleştiriyorum " SİZİ " değil.

Sağlıcakla kalın.

Merhaba Sayin Bursali68 arkadasim,

madem beni elestirmediniz, buradaki cümleden siz ne cikartirdiniz!
"işin aslını bilseniz sizin gibi düşünenlerin " ŞİRK "e saptığını,dinin içerisine tabuları soktuğunu,haram olmayanları haram yaptığını ve bu güzelim bir çok yönüyle anlaşılır dini anlaşılamaz hale getirdiğini görürdünüz."

yani benim SiRK e saptigimi dinin icine Bidatlar soktugumu, harami helali karistirdigimi.

Ben kendi anladigim dini degil, Ayet ve Sahih Hadislerle belirtilemisler disinde hic bir konuya helal veya haram yada mekruh demedim, dememde...
Kaynagi elestirin, benide elestirin ben bundan gocunmam lakin aksini idda ediyorsaniz Bos degil Kaynak göstererek konusun !

Not: Seviyeli Tartismanizdan dolayi sizi cani gönülden kutlarim, simdiye kadar beni elestirilen bir yazidan hic bukadar haz almadigimi ifade etmek isterim..
 
B

bursali68

Ziyaretci
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Merhaba Sayin Bursali68 arkadasim,

madem beni elestirmediniz, buradaki cümleden siz ne cikartirdiniz!
"işin aslını bilseniz sizin gibi düşünenlerin " ŞİRK "e saptığını,dinin içerisine tabuları soktuğunu,haram olmayanları haram yaptığını ve bu güzelim bir çok yönüyle anlaşılır dini anlaşılamaz hale getirdiğini görürdünüz."

yani benim SiRK e saptigimi dinin icine Bidatlar soktugumu, harami helali karistirdigimi.

Ben kendi anladigim dini degil, Ayet ve Sahih Hadislerle belirtilemisler disinde hic bir konuya helal veya haram yada mekruh demedim, dememde...
Kaynagi elestirin, benide elestirin ben bundan gocunmam lakin aksini idda ediyorsaniz Bos degil Kaynak göstererek konusun !

Not: Seviyeli Tartismanizdan dolayi sizi cani gönülden kutlarim, simdiye kadar beni elestirilen bir yazidan hic bukadar haz almadigimi ifade etmek isterim..
Ben de aynı şeyi söylemeye çalıştım ilk yazımda.Yukarıda konuyu açan kaynağa bakar mısınız.Ve orada bana ayet gösterebilir misiniz?Yoksa oradakiler fetva mı?
Burada aynı noktada buluşabilmemiz imkansız gözüküyor neden mi siz beni inkarcı olarak görüyorsunuz,ben de sizi yukarıda yazdığım gibi görüyorum.Şimdi söyler misiniz nasıl müşterek noktalarda buluşacağız.Gördüğüm şu buluşamayacağız.O yüzden ben de sizin yaptığınızı yaparak kişiselleştirdim sadece.Yazım tarzınızla buna mecbur ediyorsunuz çünkü.
Ben kaynağı eleştirirken siz beni eleştiriyorsunuz.Kaynağı savunun.O zaman tartışma doğru ilerler.

" bu arada siz ne kadar Akillisiniz? inkar edecek kadar cok? inanacak kadar az? hangisi? "
Unutmayın ki ilk yazınızda bunu yazan ben değilim sizsiniz.
Yukarıdaki kaynak yazıda hiç ayet yok.Bana şöyle diyebilirsiniz belki " bize ayet göster haram olmadığına dair " diye.Ancak olmayan şeyi gösterme şansımız yok.Yani durup duruken ayet de üretemeyiz değil mi.Ama bana siz haram edildiğine dair ayet gösterin desem var mı?Varsa bilelim.
Başka bir kaynakta tokalaşmak dahi haram deniyor.Bir ayet gösterin Allaş aşkına.O zaman doğru zeminde tartışabiliriz.Yoksa bu meseleler sadece kişisel atışmalarda kalacaktır.
Artı meallerle ilgili sıkıntılar var bunu siz kabul etseniz de etmeseniz de ne yazık ki durum böyle.Peki meallerle ilgili sorunlar varken hangi meale ne derecede güvenebileceğiz.O mealleri ortaya koyanlar olduğu gibi farklı mealleri yazanlar da var.
Hangisi daha doğru,yanlış olan neden yanlış?Birileri yapılan diğer mealleri inkarcılık olarak gösterebilir.Bu da doğal.Peki ya kendi mealleri yanlışsa o zaman ne olacak.Bu zamana kadar ki bilgilerimizi ne yapacağız?
Daha önce de bir yazımda belirttim.Bunu ortadan kaldırmanın güzel ancak zor bir yolu var.Bir nevi " İslam Şurası " gibi bir gurubu toplamak.Bu gurubun içerisinde konusunda dünyada en iyi olan din bilginleri,dil bilginleri,müsbet bilimle ilgili bilim adamları yer alır.Ve Kur'an-ı Kerim'i tekrar anlamlandırmalıdırlar.
Yazılan konuların doğruluğunun isbatı öncelikle ayet göstermek.Sünnet tamam,hadisi kabul edemiyorum.Hadisi kabul edemeyişimin sebebini de biliyorsunuz.Güvenilirliği.Güvenebilmek için de işte o noktada " Ayetler " devreye giriyor ve başladığımız noktaya dönüyoruz.Bu kadar yazılmış kaynaklarda niçin ayet örnek olarak verilmez?

Sağlıcakla kalın.
 
B

bursali68

Ziyaretci
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Şimdi size bir örnek vereyim.Tartışma bu zeminde yürürse daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Nisa 24: wa al muh.s.anaat min an nisaa' 'illaa maa malakat aymaankum kitaab 'allaah alaykum wa uh.illa lakum maa waraa'a zaalikum 'an tabtaghu bi amwaalkum muh.s.iniin ghayr musaafih.iin fa maa istamta tum bihi minhunna fa 'aatuhunna 'ujurhunna fared.ah wa laa junaah. Alaykum fe maa taraad.aytum bihi min ba di al fared.ah 'inna 'allaah kaana aliim(an) h.akiim(an).

Nisa 24: Bir de harp esiri olarak elinize geçen cariyeler dışında, evli kadınlarla evlenmeniz Allah yazısı olarak haramdır. Bunların dışındakileri ise, zinadan kaçınıp namuslu yaşamak üzere mallarınızla istemeniz size helal kılındı. ...

“Sağ ellerinizin malik olduğu dışındaki kadınlardan 'evli ve özgür' olanlarla da (evlenmeniz haramdır). Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı, iffetlerini koruyup, fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız size helal kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnut ol”.

" CARİYE " orada yazılı mı? Yani Arapçasında CARİYE diye bir şey var mı? Bu ayeti lütfen Arapça bilenleriniz bana BİRE BİR ÇEVİRSİNLER.

“Özgür”, bu kelime nedir? Özgür kadın. Bu kelime tornistan edilmiş. Yani Hz. Hatice anamız gibi MALİKE (işveren) kadın, ekonomik bağımsızlığını kazanmış kadın. “evli ve özgür olanlarla da (evlenmeniz haramdır)”. HARAM KELİMESİ NEREDE? Bana bulur musunuz? Bir önceki ayete de bakabilirsiniz... HARAM kelimesini bana bulunuz. Ya da CUNAH (günah) kelimesini bulunuz. Bakın HARAM başka, GÜNAH başka. Domuz eti yemek HARAMDIR. Domuz etini HARAM BİLEREK YEMEK GÜNAHTIR ve dinden çıkmazsınız. Ama Günah (Cûnah) yerine HARAM DERSENİZ DİNDEN ÇIKARSINIZ. Haramı haram etmek sadece ALLAH'a mahsustur. Bu din ALLAH'A HAS KILINMIŞTIR, mealciye değil.

Şimdi kadınlardan ÖZGÜR olanlarla evlenemiyoruz. Böyle bir şey YAZAR MI ALLAH! O zaman Resulullah'ın hemen Hatice anamızı boşaması gerekmez miydi? Özgür kadınla evlenmek GÜNAH; ama CARİYE İSE EVLENEBİLİYORSUNUZ! Benim Rabb’im bu kadar MASKARA Kur'an yazabilir mi? “ÖZGÜR” kelimesinin ARAPÇASINI BULUN BANA AYETTEN... Lütfen... Bakalım kelime ÖZGÜR mü, yoksa başka bir şey mi...

Mealcinin aklı fikri CARİYE ile oynaşmakta. HİÇBİR KADIN TUTUP DA MEAL VE TEFSİR YAZMAZSA, işte böyle olur!

Şimdi bakalım HARP ESİRİ KELİMESİNE. Esire (dişi tutsak). Şimdi bunun Arapçası var mı orada? Ya da CARİYE diye bir laf var mı? Malik kelimesinden Malekât var... KİMİ ESİR ALDIN EY MEALCİ? Bana açık açık göstersene mealci? Gösterin bana SAVAŞ , ESİRE, CARİYE gibi kelimeleri... Bir de şu ÖZGÜR KADIN kelimesini açalım. Sonra da bombayı patlatalım. “Maa” hem soru sormak, hem de olumsuzlamak, hem de olumsuz soru sormak gibi işlevlere sahiptir. “Ma kâne hadisen YÜFTERA gibi”. İbrahim Dini anlatılırken BAKINIZ, kaç kez MA KÂNE geçiyor (İbrahim ma Kane müşrikun gibi).

Bakara135: wa qaalu kuunu hud(an) 'aw nas.aaraa tahtadu qul bal millah 'ibraahiim h.anef(an) wa maa kaana min al mushrikiin.

“İbrahim ma kane müşrikun” orada “MİN EL” kelimesi ek******, o olmazsa, İbrahim "Müşrik miydi acaba" diye Allah sormuş olur. Ama “ma kane... MİNEL” dediğimde anlam değişir ve MÜŞRİK olmadığı ortaya çıkar. Şimdi yazıyorum “Ma malekat” ve bu kadar. Dönüp ayete bakınız bomba patlıyor: SAVAŞTA ESİR KADIN ALMAYIN (Esire, tecavüz, ırza geçmek, işkence vb.) HEPSİ BURADA VE YASAKLANMIŞ. AYET NE YAZIYORDU dönüp bir bakar mısınız? “Sakın ha düşmana ait kadınlardan savaşta yararlanmayın”, böyle diyor AYET!

..................................................................................................................................

Mealcilerin başınıza ne çorap ördüğünü ortaya koymak açısından bir örnek daha vereyim.

Nur 31. ayette, "Erkeklikten kesilmiş yaşlı erkek" veya "Homoseksüeller/Travestiler" veya erkekliği dağlanmış harem ağaları için CEVAZI, izni, vizeyi MEALCİLER VERMİŞTİR. Ayete baktığımızda, "Eve sakın ERKEK ALMAYIN, ANCAK ERKEKLİKTEN DÖNMÜŞLERİ ALIN", "ERKEKLİĞİNİ DAĞLADIĞINIZ ERKEKLERİ HAREME ALABİLİRSİNİZ", "ERKEKLİKTEN KESİLMİŞ ERKEKLER İLE PEDOFİLİ YAPABİLİRSİNİZ".

Evet şaşırmayın MEALCİLER bunlara izin vermiştir. Onun için Osmanlı saraylarında Afrikalı 15 yaşında çocuklar testisleri ateş ile yokedilerek saraya alınıyorlardı. YANİ BUNA İZİN VEREN NUR 31. ayetti! YANİ ALLAH'IN EMRİYDİ (Haşa tevbe). Dostlar eve erkek almayın, ama yol kenarından travestileri davet edip eşinizle tanıştırın. MEALCİ öyle diyor.

Nur 31: Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!

Bakın NEREDEN HAREM AĞALARI VE LİVATA SERBESTLİĞİ ÇIKIYOR. “Anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar...”. Birini buldunuz. İşte bu ayet yüzünden ŞEYHÜLİSLAMLAR VE HALİFELER, genç çocukları HAREME almışlardır. Arapçasında var: "Erkeklikten kesilmiş" gibi bir kelime, Türkçesinde niye yok? Bir başka mealden yazabilir misiniz? Yaşlı erkek kastediliyor orada... Arapçasında AÇIK var, mealde yok, neden?

“Yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden...”. Bu yaşlılara atıf edilmiş. Bu yüzden Emevi-Abbasi-Osmanlı PEDOFİLİ ile yaşadılar. Çerkez kızların yaş ortalaması 7 idi (Çerkez cariyeler). Osmanlı hareminde dağlanmış çocukların şu görevi vardı:

1. Harem kalabalıktır, dolayısıyla 1000 kadına üç yılda bir sıra gelmekte, fakat kadınlar bu arada cinsel ihtiyaç içindedirler. Kimi lezbiyenliği, kimi de bu bir düzine genç zenci çocuğu kendilerini teskin için kullanıyorlardı. Çocukların sadece testisleri ateşle dağlanıyordu, amaç, padışah kadınlarını hamile bırakmamaları idi. Testislerin üstüne dokunmazlardı.
2. Osmanlı hanedanında bir GAY padişah çıkmıştır. Bunun dışındaki saray harem hayatına dalan gerileme dönemi padişahları bu genç çocuklar ile pedofili yapıyorlardı.
3. Çerkezler Osmanlı saryından akçe almak için kızlarının 7 yaşına gelmesini sabırsızlıkla beklerlerdi. Bu çocukları Padişah kendi deneyip seçer alırdı.

Küçücük bir ayetten, görün ne büyük SEKS SEKTÖRLERİ çıkmış. Cariyelik ve Harem kurumu ortaya çıkmış, ZENCİ HAREM AĞALARI çıkmış... Niçin zenci? Çünkü eskaza padişah hanımları hamile kalırsa padişahtan mı; yoksa zenciden mi RENGİNİ BİLELİM diye.

Yukarıda sadece bir örnek sundum.Bunlar çoğaltılabilir.Bu gibi örneklemelerle konuyu tartışırsak çok daha verimli olacaktır sanırım.Yani ben meal yanlışlığı olduğunu düşündüğüm bir ayeti örnek olarak sundum.
Şimdi sizden de tartıştığımız konunun özü olan ilahilerde çalgıyı yasaklayan,tokalaşmayı haram kılan bir örnek ayet bekliyorum.

Sağlıcakla kalın.
 

bziya

Kıdemli
Üye
Cevap: İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen kâfir ol

Bu kadar yazıyı çoğu kişi okur mu bilemem.Ancak göz attığım kadarıyla yine bir yığın fetva lar diziniyle karşı karşıyayız.İlahi dediğimiz nedir?Karga gibi sesi olan birinin söylediği ilahi dinlenir mi?Ben dinlemem şahsen.Kulağımın akortunu da bozmam.
Demek ki ilahi söyleyen birinin,bırakın herhangibi bir çalgı olmasın,ancak sesinin güzel yani sanatsal olması,vurgusunun yani yorumunun sanatsal olması önemli.
Müzik aletleri de insaoğlunun varoluşundan buyana eski bir tarihi vardır.İnsanlıkla beraber gelişmiştir.Kalkıp bu enstrumanlarla ilahi çalınmaz,söylenmez demek son derece anlamsız gelmektedir.

Bakıyorum bu sıralar kaynakların hepsi şunları söylüyor ; dinimizde flört yasak,tokalaşmak bile yasak,ilahilerde çalgı yasak,mealleri yorumlamak yasak.... bu liste uzayıp gidiyor.Bizler okadar akıllı insanlar değiliz.O kadar yasağı aklımızda tutamayacağız gibi duruyor.O zaman madem ki serbestlikler az kaldı,bari serbest olanları bilelim de onları gönül rahatlığıyla uygulayalım.Hiç olmazsa şöyle deriz " işte bu serbest olanların dışında aklınıza ne gelirse bilin ki yasak ".

Sağlıcakla kalın.
Efendim , elbette dinini , söz sahibi yani bir vekil yani bir yetkili yani bir varis yani bir Ehl-i Sünnet Aliminin naklettiği şekilde doğrusunu öğrenmek için hiç yorulmadan , sıkılmadan ve büyük bir iştiyakla okuyacaktır.Okuyacak ve bilecektir ki bu bildirilenler Allahü Teala'nın Resulü ve O Yüce Resulün ( Sallallahualeyhivessellem ) varisleri tarafından kendisine emredilen bir emirdir.Yani sahibinin , yaratıcısının emridir.Başka bir eğri büğrü , kaale alınmayacak , üzerinde düşünülmeyecek boş bir söz değildir.Bir beşerin aklının eseri ve kendi fikri de elbette değildir.Bunun için bu emirler sahibinin emri olduğu için hiçbir şekilde o kula uyulması ve yerine getirilmesi zor gelmeyecektir.

Ayrıca inanan bir kula sahibinin hiçbir emri zor gelmez.İnanan bir kul bilir ki ; bu dünya hayatı eğlence ve boşa vakit geçirilecek bir hayat değildir.Bu sebeple nefsini masiva yani boş şeylerle eğlendirmez , sahibinin emirlerini yerine getirir ve sonsuz saadet olan sonu olmaya ahiret hayatına hazırlık yapar.Bu yaşadığı hayat onun için ahirete giden bir köprüdür.Bu köprüyü tamir etmekle uğraşmayacak geçip gidecektir.
 

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Sual: Mesnevi’de, (Dinle neyden…) deniyor. Buradaki ney’den maksat çalgı mıdır, yoksa bir benzetme mi yapılmıştır?

CEVAP:

Ney çalgıdır; fakat buradaki ney çalgı değildir. Çalgının her çeşidi haramdır. Mevlana Cami hazretleri buyuruyor ki:

Mesnevinin birinci beytinde, (Dinle neyden, nasıl anlatıyor, ayrılıklardan şikayet ediyor) deniyor. Burada neyden maksat, İslam dininde yetişen kâmil, yüksek insan demektir. Bunlar, kendilerini ve her şeyi unutmuştur. Zihinleri her an, Allahü teâlânın rızasını aramaktadır. Ney, Farsça’da, yok demektir. Bunlar da, kendi varlıklarından yok olmuştur. Ney denilen çalgı, içi boş bir çubuk olup, bundan çıkan her ses, onu çalan kimseden hasıl olmaktadır. O büyükler de, kendi varlıklarından boşalıp, kendilerinden, Allahü teâlânın ahlakı, sıfatları ve kemalatı zahir olmaktadır. Neyin üçüncü manası, kamış, kalem demektir ki, bundan da, insan-ı kâmil kastedilmektedir. Kalemin hareketi ve yazması kendinden olmadığı gibi, kâmil insanın hareketleri ve sözleri de, hep Allahü teâlânın ilhamı iledir. (Mesnevi şerhi)
 

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Sual: Radyodan ilahi, mevlid ve Kur’an dinleyip ağlamak nefsten midir? Allah korkusundan ağlanmaz mı? Allah korkusunu veren müzik helal olmaz mı?
CEVAP
Güzel sesten, müzikten ağlamak nefsten olur. Kur’anın manasını anlayıp da, Allah korkusundan ağlamak başkadır. Yani Kur’an ve ilahi dinleyip her ağlamanın Allah korkusundan olduğu sanılmamalı. Müzik Allah korkusu vermez. Oradaki ağlamak Allah korkusundan değil, nefstendir.

Allahü teâlânın rızası, haram ettiği, yasak ettiği şeylerde olmaz, yani haramları işleyerek Allah’ın rızası kazanılmaz. Aksine, bu haramları terk ederek kazanılır.
Müzikli ilahi dinlemenin vebali herhangibir müzik parçası dinlemekten daha ağırdır.
Müzikli İlahi; Allahü Teala'nın ve Resulunun isimlerini O'nun sevmediği, beğenmediği, yasak ettiği bir şekilde anmak demektir ki, Ehli sünnet alimleri bunun küfür olacağını bildirmektedirler.
Çok önemli bir konu, paylaşım için teşekkürler...
 
Üst Alt