Iftar sofraları...

İftar sofraları.
İmanın açlıkla, susuzlukla, nefisle sınandığı bir mübarek günün bitiminde akşam ezanıyla başlayan mutluluk.
Ve bu mutluluğa açılan sofralar.
İstanbul iftarları başka oluyor. Her semtte, her mekânda, hemen her sokakta bir iftar sofrası.
Tanıyanlar, tanımayanlar, o sofralarda tanış oluyorlar; aynı inancı paylaşmanın verdiği mutlulukla birbirlerine muhabbetlerini aktarıyorlar.

Birkaç günden beri İstanbul’dayım, Ramazan ayının ilk iftarlarına burada tanık oldum.
İhsan Eliaçık’ın iftarına katılmayı çok isterdim, ama katılamadım. Sadece, bu iftardan ne kadar gurur ve mutluluk duyduğumu ifade edeceğim.

İnananan, inanmayan, alevi-sünni binlerce insan, İstiklâl caddesinin bir başından öteki başına uzayan bu iftar sofrasına katıklarıyla gelmişler. Halkın sofrası. Öyle bir sofra ki oradaki yemek zenginliği, binlerin gönül zenginliği ile bir başka lezzete bürünmüş.

“Antikapitalist Müslümanlar” diye adlandırıyorlar kendilerini.
Orada hiçbir ayırıma yer yok. İnsan olmak yetiyor.
İnsanların bağdaş kurduğu bir gönül sofrası.
O sofrayı kuranları gönülden kutluyorum.
Tabii, başta İhsan Eliaçık hocayı.
Ne kapitalistim, ne sosyalistim; bir serbest piyasa taraftarıyım. Ama “antikapitalist” İhsan Hoca’yı çok sevdim. Gönülden tebrikler.

Ramazan’ın ikinci günü katıldığım bir iftar beni çok duygulandırdı.
Bir dost iftarıydı.
Kurtköy’deki Aynur Çepni camiinin müştemilatında yenilen toplu iftar yemeğine Diyanet İşleri eski Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz, Kültür Bakanlığı emekli müfettişlerinden Veli Sarıkamış, İş Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Akar, Ersal Ekmeksalar ve bazı dostlarla birlikte katıldık.

Hayırlı bir evladın, Güngör Çepni’nin müteveffa annesi Aynur hanım için yaptırdığı bu güzel camiyi hayranlıkla izledim.
Hem caminin güzelliğine, hem onu yaptıran evladın güzelliğine hayran kaldım.
Allah, her kuluna böyle güzel evlatlar nasip etsin.

Yaptırılalı bir ay olmuş, henüz imamı bile atanmamış ama cami ibadete açık.
Tek kubbeli, hanımlar için ayrı, erkekler için ayrı mekânları ve çok güzel çevre düzeniyle yapımı örnek alınabilecek bir cami.
Her şey en ince detayına kadar düşünülmüş, pırıl pırıl.
Güngör, bizim Şükrü Çepni ağabeyimizin ortanca oğlu. En büyüğü Engin, en küçüğü Tuncay. Annelerini kaybettikten sonra babalarının etrafında pervane olmuşlar.

Bakışlarını onun yüzünden bir an olsun eksik etmiyorlar.
Aynı zamanda annelerinin ruhaniyetleriyle birlikteler.
Aynur Çepni camiinin avlusunda 50-60 kişilik bir davetli gurubuyla o iftarı yaparken bir yandan da bunları düşündüm.
Akşam namazını bu güzel camide kılıp, Aynur Çepni hanımefendinin ruhuna Fatihalar okuduk.
Raha şâd, mekânı cennet olsun.
Vefakâr eşine ve hayırlı evlatlarına sağlıklı ömürler diliyorum.

Mehmet Necati GÜNGÖR
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt