• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

İBRAHİM as.

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 4
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
İBRAHİM as.

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

İsrail'in dinsel tarihinde hatırı sayılır bir rol
oynamış iki ritüel, ahit kurbanı ve İshak'ın
kurban ediliş öyküsüdür.

İlki doğrudan ve Tanrı tarafından İbrahim'e
bildirilmiştir. (Tekvin: 15/9 vd.)
Henüz doğurmamış bir inek, bir keçi ve bir
koçun ikiye bölünmesinden oluşan ritüelin
benzerlerine başka yer ve topluluklarda da
rastlanmaktadır. (örn. Hititlerde)

Ama belirleyici unsur, gece teofanisidir :

"Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir
mangal ile alevli bir meş'ale göründü ve
kesilen/ikiye bölünen hayvan parçalaranın
arasından geçti" (15/17-18)
"O gün" Tanrı "Avram'la bir ahit yaptı"

Bu ahit bir "sözleşme" değildir.
Tanrı İbrahim'e hiçbir koşul dayatmamakta,
yalnızca kendisi taahüt vermektedir.
Eski ahitte bir başka örneğine rastlanmayan
bu ritüel, Yeremya'nın zamanına kadar geçen
sürede uygulanmıştır. Birçok yazar bu ritüelin
ilk Peygamberler çağında da bilindiği iddiasına
karşı çıkmaktadır. Gerçi kurban töreni Yahveci
bir çerçevede anlatılmıştır, ama teolojik bilim
açısından yeniden yorumlanışı bile, onun ilkel
niteliğini yok edememiştir.

Tekvin'de, bir tek kurbanın töreni ayrıntısıyla
betimlenmektedir, "İshak'ın kurban edilişinin"
öyküsü. (22/1-19)

Tanrı, İbrahim'den, oğlunu kendisine yakarak
kurban etmesini (olah) istemişti. İbrahim tam
onu kurban etmeye hazırlanıyordu ki, İshak'ın
yerine bir koç indirildi.

Bu bölüm sayısız tartışmalara yol açmıştır. Bu
arada (olah) teriminin altı kez yinelendiğine de
dikkat çekilmiştir. Ama böyle bir türden kurban
ritüeli, kabileler kesin olarak "yerleşik-düzen'e"
geçtikten sonra Kenanlı' lardan alınmış olmalıdır.*

Ayrıca "geçmişin yüceltilmesi" nden de söz edildi.
Bununla birlikte Tekvin' in bir sürü karmaşık öykü
de içerdiğini unutmamak gerek; bu da yazıcıların,
geleneklerin yüceltilmesinden çok, aslına sadık bir
şekilde aktarılmasıyla uğraştıklarını gösteriyor.**

Dinsel İnançlar-Düşünceler
Tarihi
Mircea Eliade
Kabalcı Yayınevi-2003

 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Baglaminda Mukaddes kitapin Eski ahid bolumunde;

TEKVİN, Bab: 15

Rab şöyle karşılık verdi:
"Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir.
Hepsi üçer yaşında olsun.
Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir."

Avram bunların hepsini getirdi,
ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi.
Yalnız kuşları kesmedi.
Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu.

Güneş batıp karanlık çökünce,
dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü
ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti.

O gün Rab, Avram'la antlaşma yaparak ona
şöyle dedi:
"Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na
kadar uzanan bu toprakları, Kenliler'in,
Kenizliler'in, Kadmonlular'ın, Hititler'in,
Perizliler'in, Refalılar'ın, Amorlular'ın,
Kenanlılar'ın, Girgaşlılar'ın, Yevuslular'ın
topraklarını senin soyuna vereceğim."
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



İbrahim oğlunu kurban etmeye hazırlanırken, zaferi
kazanmak için büyük oğlunu kurban eden Mua kralı
Meşa (II. Krallar 3:27) veya zafer kazanırsa dönüşte
kendisini karşılamaya çıkacak ilk kişiyi, bunun kendi
kızı, tek çocuğu olabileceğini düşünmeden, yakılan
kurban olarak Yahve'ye sunmaya söz veren Yeftah
gibi (Hâkimler 11:30 vd.), kesin bir sonuç beklentisi
de yoktur. İlk doğan çocuğun kurban edilmesi ritüeli
de söz konusu değildir; zaten bu ritüel daha sonraki
zaman dilimlerinde öğrenilmiş ve İsrailoğulları' nda
hiçbir zaman yaygınlaşmamıştır.

İbrahim kendisini, Tanrı'sına "iman" ile bağlı/"Sâdık"
hissediyordu.
Tanrı'nın, kendisinden yapmasını istediği davranışın
anlamını kavramıyordu.
Halbuki ilk doğan bebeklerini, inandıkları bir Tanrı'ya
kurban edenler, ritüelin anlamının ve büyüsel-dinsel
gücünün tamamen farkındaydılar.
Diğer yandan İbrahim kendi Tanrı'sının kutsallığından,
mükemmeliğinden ve gücünün herşeye yeteceğinden
asla şüphe duymuyordu.
Dolayısıyla kendisinden beklenen davranışın bir evlât
katli/cinayeti görünümünde olmasının bir tek nedeni,
insan idrakinin güçsüzlüğüydü.
Diğer bütün insanlar için herhangi bir cinayetten farkı
olmayan hareketin anlamını ve değerini sadece Tanrı
biliyordu.

Burada, kutsalın diyalektiğinin özel bir örneğiyle karşı
karşıyayız:

Kutsal olmayan, ilk yapısını koruyarak (kutsal bir taş
yine taş olarak kalıyor) kutsal'a dönüşmekle kalmıyor,
kutsallaştırma insan aklı tarafından idrak edilebilecek
bir şey olmaktan da çıkıyor :

Evlat katli, belirli bir sonucu hedefleyen ritüele/ayine
dönüştürülmez. (llk doğan bebeğini kurban edenlerde
olduğu gibi)

İbrahim bir ritüel yapmaz.(Çünkü hiç bir amacı yoktur
ve davranışının anlamı bile ona yabancıdır); diğer bir
yandan imanı ona bir cinayet işlemediği konusunda
güven verir.

İbrahim'in hareketinin kutsallığından kuşku duymadığı,
ama bu kutsallığın niteliği anlaşılamaz, dolayısı ile de
bilinemez olduğu söylenebilir.

Kutsalı bilebilmek konusundaki bu olanaksızlık (çünkü
"kutsal" tümüyle, "kutsal olmayan" la özdeşleşmiştir)
üzerine geliştirilecek düşünce çabası, oldukça çeşitli
ve hatırı sayılır sonuçlara yol açacaktır.

İbrahimî iman, Tapınağın ikinci kez yıkılması ve devletin
yok olmasından sonra, Yahudi halkının trajik tarihlerinin
bütün sınavlarına katlanmasını sağlayacaktır. Ve bazı
Hıristiyan düşünürler de bu bağlamda, onların imanının
paradoksal ve son tahlilde "tanınamaz" niteliğini, ancak
çok sonraki tarihlerde, XIX. ve XX. yüzyıllarda, İbrahim
örneği/meseli/figürünün üzerine düşünceler yürüterek
yakalamışlardır.

Kierkegaard, nişanlısının hayâl edilmesi bile olanaksız
bir biçimde kendisine geri verileceği umuduyla ondan
vazgeçiyordu. Ve Léon Chestov gerçek iman için bir tek
kesin kanı gerektiğini ve bununda "Tanrı için her birşey
mümkündür" olduğunu açıklarken, İbrahim'in yöntemli
deneyimini biraz daha basitleştirip, kolaylaştırarak ve
süslerden de arındırarak aktarmaktan başka hiç birşey
yapmıyordu.

Dinsel İnançlar-Düşünceler
Tarihi
Mircea Eliade
Kabalcı Yayınevi-2003
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



Bsglaminda:
II. KRALLAR/II. KINGS: 27

(Moav Kralı Elişa/Mesha king of Moab):
Bunun üzerine tahtına geçecek en büyük oğlunu
surların üzerine götürüp yakmalık sunu/burnt-offering
olarak sundu. İsrailliler bu olaydan doğan büyük öfke
karşısında oradan ayrılıp ülkelerine döndüler.

HÂKİMLER/JUDGES: 11: 30-31

(Yeftah/Jephthah)
Rabb'in önünde ant içerek şöyle dedi:

"Gerçekten Ammonoğulları'nı elime teslim edersen,
onları yenip sağ salim döndüğümde beni karşılamak
için evimin kapısından ilk çıkan, Rabb'e adanacaktır.
Onu yakmalık sunu/burnt-offering olarak sunacağım."

King James Version
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



Baglaminda Mukaddes kitapin Eski ahid bolumunde;

TEKVİN, Bab: 22

1 Daha sonra Tanrı İbrahim'i denedi. "İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "Buradayım!" dedi.
2 Tanrı, "İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git" dedi, "Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun."
3 İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak'ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı'nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı.
4 Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü.
5 Uşaklarına, "Siz burada, eşeğin yanında kalın" dedi, "Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz."
6-7 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak'a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim'e, "Baba!" dedi. İbrahim, "Evet, oğlum!" diye yanıtladı. İshak, "Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?" diye sordu.
8 İbrahim, "Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak" dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.
9 Tanrı'nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak'ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.
10 Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
11 Ama RAB'bin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi. İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.
12 Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."
13 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.
14 Oraya "RAB sağlar" adını verdi. "RAB'bin dağında sağlanacaktır" sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.
15 RAB'bin meleği göklerden İbrahim'e ikinci kez seslendi:
16 "RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için
17 seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek.
18 Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin."
 
Üst Alt