• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Hücrelerdeki Kusursuz Bilgi Teknolojisi 2

Okunuyor :
Hücrelerdeki Kusursuz Bilgi Teknolojisi 2

meridyen2

Tecrübeli
Uzaklaştırıldı
Hücrelerdeki Kusursuz Bilgi Teknolojisi

Bölüm 2

Bu yazımızda DNAnın içinden adeta dolup ta şan bilgi teknolojilerine devam ediyoruz. Bir önceki yazımızda hücrelerin proteinlerin bilgisini içerdiğini gördük. Bu bilgi üçerli harflerden oluşan kelimelerden oluşuyordu. Bu kelimelere kodon dendiğini öğrenmiştik. Esasen DNAdaki bu tür bölgelere, yani görevi protein bilgisini kodlamak olan bölgelere yapısal genler denir. Evet DNA eşsiz bir kütüphanedir. Ama aynı zamanda daha fazlasıdır. Bu yazımızda DNAnın sadece düz bir kitap gibi olmayıp, bazı bölgelerinin adeta beyin ve kontrol mühendisleri gibi davrandığını da göreceğiz.

DNAdaki bilgiyi kullanarak protein üretimi ribozom denilen fabrikacıklarda yapılır. Üretimin yapılabilmesi için DNAnın ilgili bölgesinin fotokopisinin alınması gerekir. Bu iş neticesinde oluşan fotokopiye mRNA adı verilir. mRNA atomlardan oluşan bir dizidir. Proteinin üretilmesi için gerekli bilgileri içerir. İşte ribozomlarda mRNAda yazılı bilgi kullanılarak protein üretimi yapılır.

Yemek Tarifi Kitapları usta bir ahçının bilgisini aktardığı eserlerdir. Aynı ahçı kitapları gibi mRNAlar adlı özel aminoasit dizileri, protein üretimin bilgisini içerir. mRNAlar atomlar kullanılarak yazılan bir tür yazı niteliğindedir. Atomları yazı yazmak için kullanan bir kudret ne büyüktür.

mRNA moleküllerini bir açıdan doktorların yazdığı reçetelere benzetebiliriz. Reçeteyi eczaneye verdiğinizde ilaç alırsınız. mRNAlar da ribozomlara vardığında tarif ettiği proteinin üretimi başlatılır.

DNAdaki fotokopi işini gerçekleştirmek için mucizevi moleküller görev alır. Bunlardan en önde geleni RNA Polimeraz adlı enzimdir.

Matbaaların icadı bilginin yayılmasında bir devrim olmuştur. Matbaalar kitaplardaki bilgilerin çoğaltılmasına yararlar. RNA Polimerazlar da tıpkı matbaalar gibi DNAdaki bilginin çoğaltılmasını sağlarlar.

DNAnın barındırdığı muazzam bilgi hazinesi düşünülürse, acaba RNA polimerazlar doğru yerlere bağlanıp gerekli bilginin kopyasını nasıl alırlar? İşte burada da Allahın hücredeki şifreleme sanatına ilginç bir örnek görüyoruz. DNAda promotor olarak adlandırılan bölgelerinde özel şifrelenmiş diziler saklıdır. Promotor bölgelerde iki özel dizi bulunmaktadır. İlk dizi proteinin başladığı yerden 35 baz kadar önce bulunurken, ikinci dizi 10 baz kadar önce bulunur. Bu dizilerden ilki 35 dizisi ya da tanıma bölgesi olarak da adlandırılır. 1 Bu diziye uygun bir karşılık da RNA Polimerazın üzerinde yaratılmıştır. RNAda bu bölüm sigma faktörü adıyla anılır. RNA Polimerazlar işte DNAda promotordaki bu özel diziye bağlanarak proteinin üretim bilgisinin yerini tespit ederler.

Tıpkı anahtarın kilide girip kapıyı açması gibi, RNA Polimeraz üzerindeki sigma faktörü adlı bölge ile DNA üzerindeki tanıma dizisi benzer bir ilişki içindedir. RNA Polimeraz DNAdaki tanıma bölgesine bağlandıktan sonra DNAnın üzerinde ilerleyerek protein bilgisinin başladığı yere yaklaşır.

Promotor bölgeler tıpkı ok işaretleri gibi, aranılan yerin neresi olduğunu, RNA Polimerazlara gösterir. Bir atom grubunun bir başka atom grubunun yerini söylüyor olması açık bir Yaratılış delilidir. Tesadüfün en küçük canlının en küçük bir bölgesine dahi sızamadığını göstermektedir.

Promotorlar, DNAdaki bilginin karmakarışık olmasını engeller. Bu sayede bilgi düzgün başlıklar halinde toplanmış bir ansiklopediye benzer. Eğer bir ansiklopediden maddelerin başlıklarını kaldırırsanız, toplam bilgi miktarı yine aynı kalır. Ama bu ansiklopedi, artık kullanışsız bilgi yığını haline gelir.

Hücre eğer promotor bölgeler olmazsa sadece bir bilgi yığını olurdu.

Yeni bir maddenin nerede başladığı nerede bittiği anlaşılması güç olur. İşte promotor bölgeler de proteinin üretim bilgisinin nerede başladığını haber vermeye yararlar.

Bu resim prokaryot hücerlerde, promotor bölgede bulunan özel dizileri gösterir. RNA Polimeraz 35 bölgesinde, yani proteinin bilgisi başladığı bazdan 35 baz önce, TTGACA dizisinden DNAya bağlanır ve ilerler. 10 bölgesinde ise TATAAT adlı ayrı bir dizi vardır. Bu dizi DNA çift zincirinin protein üretimi için birbirinden ayrıldığı bölgedir.

RNA Polimeraz tanıma dizisine bağlandıktan sonra, DNA üzerinde ilerler. DNAdan protein üretimin yapılabilmesi için ise, çift zincirin birbirinden ayrılması gerekir. DNAda bu ayrılma bölgesi, protein başlangıç bölgesinden 10 baz kadar önce bulunan TATA kutusu olarak da adlandırılan bölgede gerçekleştirilir. 2

DNAda bulunan TATA bölgesi bilgiye açılan kapı gibidir. TATA bölgesi, DNA çift zincirinin protein sentezi için açılmaya başladığı yerdir.

Hücrelerimizde öğrendiğimiz her yeni bilgiyle, hücrede tesadüfe yer olmadığını bir kez daha görmüş oluyoruz. Gerçekten de evrim teorisinin mantıksızlığını, hücredeki moleküler mucizeler çok net bir şekilde gösteriyor. Bir protein üretimi için diğer her şey mevcut olsa bile, DNAdaki promotor bölge olmasa, ya da RNA Polimerazda promotor bölgeyi tanıyacak kısım olmasa, sistem çöker. Protein üretimi gerçekleşmez. Proteinin olmadığı bir hücreden bahsetmek ise imkansızdır.

Proteinin üretimi için pek çok farklı bileşen gereklidir. Ribozom, Ribozomu oluşturan 10larca protein ve enzim, bilginin bulunduğu DNA, fotokopi işini yapan RNA Polimeraz, proteini oluşturan aminoasitleri taşıyan tRNA, tRNAya bu aminoasitleri bulup getiren enzimler ve ribozomda tRNAdan bu aminoasitleri ayıran enzimler, bunlar protein sentezinin temel parçalarıdır. Ama bunların hepsi de olsa promotorların yokluğunda bir anlamı olmaz. Buna indirgenemez komplekslik denir. Bir kez daha görüyoruz ki, tesadüfler yani evrim teorisi, hücredeki mucizeye hiçbir yerden yanaşamaz. Evrimciler bu yönde gösterdikleri bütün gayretlere rağmen hep hüsrana uğradılar.

RNA Polimerazlar üzerlerinde yaratılan sigma faktörü adlı bölgeyle DNAdaki promotor bölgelere bağlanırlar. DNA üzerindeki promotor bölge şifre niteliği taşıyan özel diziler taşır. Elbette ki işaret bırakmak, şifrelemek, şifreyi çözecek sistemler yapmak tesadüflerin yapabileceği bir şey değildir. DNAdaki özel diziler açık bir yaratılış delilidir. Telekomünikasyon mühendisleri iletişim için sıklıkla bu tekniği kullanmaktadır. Bilgi teorisi, kodlama teorisi, telekomünikasyon teorisi gibi alanlarda kullanılan bu yaklaşımları, elbette ki hiçbir şeyden habersiz, şuursuz atomlar akıl erdiremez. Atomları özel işaretler olarak kullanmak, Allahın sanatıdır. Aynı işi yapan iki yapıdan küçüğünü yapmak teknolojide ilerlemişliğin göstergesidir. Atomları üstün bir sanatla bilginin taşınması için kullanan Allah ne yücedir.
DNAya Yerleştirilmiş Üstün Beyin ve Kontrol Sistemleri Yaratılış Delilidir

DNAda yapısal genlerin, yani proteinlerin aminoasit dizilim bilgisinin bulunduğu DNA parçalarının, üretimi için kontrol dizileri de yaratılmıştır. Protein sentezinin doğru zamanda ve doğru miktarda üretilmesi çok önemlidir. Büyük bir fabrika pek çok çeşit mal üretebilir. Ancak bu malların fazla üretilmesi halinde hem paketlenip konulacak yer bulunmaz hem de gereksiz israf olur. Az üretilmesi durumunda ise ihtiyaçlar giderilmez. Ancak hücrede üretilen ürünün azlığı veya çokluyu daha da önemlidir; çünkü ölüme sebep olabilmektedir. Örneğin hücredeki şekerin oranı belli sınırları aşmamalıdır. Üretim ciddi bir kontrol gerektirir. Bu kontrolün en kusursuz şekilde yapılması gereken yelerin başında protein sentezi gelir. RNA Polimerazların promotor bölgelere bağlanıp protein sentezi için mRNA üretmelerini kontrol altında tutmak gerekir. İşte bunun için Allah çok özel bir sistem yaratmıştır. Düzenleyici gen (Regulator Gen) adlı özel bir bölümde RNA Polimerazı engelleyecek bir protein üretilir. Bu protein RNA Polimerazın DNAya bağlandığı bölgenin önünde DNAya bağlanır. Bu bölgeye operatör bölge denir. Yapısal genlerin üretiminin kontrol edildiği yerlerdir. 3 Dolayısıyla RNA Polimerazın DNA üzerinde ilerleyişini durdurur. Bunu fazla üretimi durdurmak için fabrikanın çarkları arasına bir engel koymaya benzetebiliriz.

Bir fabrikanın çarklarından birini durdurursanız, ona bağlı çalışan diğer çarkları da durdurmuş olursunuz. DNAda operatör bölgelere bağlanan engelleyici proteinler de bunun gibi RNA Polimerazın DNA üzerindeki hareketini engeller ve böylece protein üretimi için ilk basamağı durdurmuş olurlar.

Moleküllerdeki bu bilinçli engelleme hareketini şuursuz atomlar mı yapmıştır? Bütün bu detayları ile anlattığımız görevler, şuurlu insanların yaptıkları gibidir. Bu küçük alemde yaşanan olaylar çevremizdeki koltukların, bardakların, tabakların havada kendiliğinden hareket ederek mükemmel bir dekorasyonu ortaya çıkarmaları gibidir.

Yukarıdaki resimde Z, Y ve A yapısal genleri göstermektedir. Düzenleyici gen, promotor bölge ve operatör bölge geninin kontrolü için yaratılmıştır. Bu kontrol bölgesinin çalışması son derece zekice bir sistemle olmaktadır. Düzenleyici gen tarafından üretilen protein operatör bölgeye bağlanıyor. Bu sayede RNA Polimeraz promotor bölgeye bağlansa bile ilerleyemiyor. Böylelikle protein üretimi durdurulmuş oluyor. Ancak hücrenin protein üretimine ihtiyacı varsa engelleyici proteinler DNAdan uzaklaştırılıyor ve böylelikle protein üretimin önü açılmış oluyor.

Operatör bölgedeki şifre özel bir şifredir.

Bu şifreler DNAda en akıllıca yere konmuştur. Protein üretiminden sorumlu işçi enzim RNA Polimerazın protein üretmesini engelleyecek yere yerleştirilmiştir.
Üzerinde özel şifreler barındırır. Bu şifreler baskılayıcı gen tarafından üretilen proteinin bağlanabildiği yerdir.

Şifre sistemi alışveriş marketlerinde de sıklıkla kullanılmaktadır. Şifreleri okuyabilen aletler sayesinde satın alınan malların ne olduğu anlaşılmaktadır. DNAda da şifre sisteminin üstelik de moleküllerle yapılması çok ilginç bir durumdur. Böyle bir tekniği Allah canlılar üzerinde sergilemektedir.

Üretimi durdurmak için düzenleyici genlerin protein üretip operatör bölgelere bağlanmaları çok ilginç bir düzenlemedir. Bu odanızdaki yanan lambanın siz istemediğinizde düğmesine basıp kapamanız gibidir. Elbette ki böyle bir mükemmel ek düzeneği DNAnın içine yerleştirmek büyük bir iştir. Bu; şuur, akıl, bilgi gerektirir. Bu yönüyle Allahın varlığının açık bir kanıtıdır.

Baskılayıcı (Regülator) Genler protein üretimi için düğmeler gibi davranırlar. Düzenleyici gen, aktif hale geçirildiğinde bir protein üretilir. Bu protein DNAda operatör bölgeye bağlayarak RNA Polimerazların DNAyı kopyalamalarına engel olur. Bu sayede protein üretimi durdurulmuş olur.

Görüldüğü gibi hücremizin içi bir fabrika gibidir. Eğer biri, bir araba fabrikası tuğlaların, kumların, madenlerdeki demirin rasgele rüzgarın esmesi, yağmurun yağması, şimşeğin çakması ile meydana gelmiştir diyorsa akıl sağlığı için ne düşünürsünüz? Hücremizde ise farklı bir sürü ürün üretilir, yaklaşık 200.000 çeşit protein üretilmektedir. Eşi benzeri olmayan bu fabrikacıkları teknolojinin en ileri seviyesinde yani en küçük oranda ve olabilecek en küçük malzemelerle yani atomlarla bu işlerin gerçekleştirilmesi üstün bir sanat, kudret, zeka ve bilgi gerekir. Allah bizlere bu örneklerle bir eşinin olmadığını, her şeyin yaratıcısı olduğunu, sonsuz kudret sahibi olduğunu göstermektedir.

Bunun dışında DNAda hızlandırıcı ve yavaşlatıcı (attenuator) adlı iki özel dizi de bulunur. 4 Bunlar da protein üretiminin hızını ayarlamaya yararlar. Kuşkusuz bu da ayrı bir mucizedir. DNAdaki özel bazı dizilerin, arabalardaki vitesin, arabanın hızını ayarlaması gibi, protein üretiminin hızını ayarlıyor olmaları son derece düşündürücüdür.

Bir arabanın hızı vitesin değiştirilmesi ile ayarlanır. DNAda da hızlandırıcı ve yavaşlatıcı diziler vardır. Bu diziler de protein üretiminin hızlanmasına ve yavaşlatılmasına yardımcı olmaktadır. DNAların içindeki vites benzeri şifrelenmiş dizileri kim yerleştirmiştir?

DNAda üretim kontrolünün son derece detaylı olduğu görülmektedir. Bazı bilimsel dergilerin arkasında zeka soruları olur. Verilen az bir bilgiyle parlak zeka gerektiren problemlerin çözümü istenir. DNAnın üretimini durdurmak ya da başlatmak için insanların dahi önermekte zorlanacağı sistemler DNAda vardır. Elbette ki bu çözümleri DNAya yerleştiren akıl pek yüksel bir Akıldır, şuursuz tesadüfler değildir.

Evrimcilerin durumu bu resimlerde gösterilen çelişkili duruma benzer. Nasıl ki bir heykelin kendi kendini yoktan yapamayacağı açık ise, hücrelerdeki üstün tasarımlar da hücrenin kendisi tarafından yapılamaz. Maddenin kendisi, kendisini var edemez. Her şeyin yaratıcısı olan Allah evrendeki bütün varlıkları yoktan var etmiştir. O her türlü noksan sıfattan münezzehtir.
(alıntı harun yahya)

Kaynak:
1) Moleküler Hücre Biyolojisi, Prof. Dr. Hasan Veysi Güneş, Kaan Kitabevi(2003) 1. Baskı , Sayfa 176-177
2) Moleküler Hücre Biyolojisi, Prof. Dr. Hasan Veysi Güneş, Kaan Kitabevi(2003) 1. Baskı , Sayfa 177
3) Moleküler Hücre Biyolojisi, Prof. Dr. Hasan Veysi Güneş, Kaan Kitabevi(2003) 1. Baskı , Sayfa 247
4) Moleküler Hücre Biyolojisi, Prof. Dr. Hasan Veysi Güneş, Kaan Kitabevi(2003) 1. Baskı , Sayfa 178, 251
 
Üst Alt