• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Hızıroğlu İlyas Şerhi:

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 3
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Hızıroğlu İlyas Şerhi:

mopsy

Emektar
Üye
Bu söz, hakikat kapısına varan yolcunun içine,
gayb hâtifinden gelen hitâba işarettir.
Bu hitapta, şeriat sahibinin emirlerine uymadaki
kusura, bu iltibâs makamında meydana gelen
ihmâle ait bir uyarış sesi vardır.

Der ki:

"A derviş! Burada, bu yolda başı dönenlere,
bu tapıda şaşırıp kalanlara denen söz şudur:
De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun da Allah'da
sizi sevsin.."

Şu halde, istek bostanına ayak basmak isteyen
kişinin , önce Mustafâ kapısından girmesi, bid'at
duvarından atlayıp girmemesi gerektir ki onu,
hırsız diye tutup rezillikler çarşısında kınama
darağacına çekip öldürmesinler.

Bostanın Beyine, sahibine, yâni Tanrı Elçisi
Muhammed'e selâm verir, onun ter-temiz
rûhundan medet ve inâyet diler de bu yüzden
istek ayağına azgınlık dikeni batmaz, kendisi de
yoldan kalmaz.

Mustafâ' nın dos-doğru ana-caddesine istek
ayağını basar, sarsılmazsa, tarîkat edepleriyle
şeriat şartlarını korursa şüphe yok ki bu bostanın
mârifet güllerinden demetler toplar, ağaçlardan,
dallardan sevgi meyvaları devşirir, himmet
eteğini bunlarla doldurur, hatta öylesine doldurur
ki iki dünyâ da bu eteğin içinde kaybolur gider.
Sonra onlarla gıdalanır, doyar.
Yollardaki engelleri , perdeleri, istek ateşiyle öyle
bir yandırır ki ona uyup izleyeni, başkalarının
götürmesine imkân olmayan makamlara götürür.

"Senin civârında uçan sinek,
Doğanın avlayamayacağı nesneleri avlar."

Yâni edebe uyup uçan ve avlanmaya kalkışan sinek,
bid'at havasında uçan, heveslerine uyan ve böylece
yıllarca uçan doğanın avlayamayacağı avları avlar.

Ona denir ki:

"Yola düştün, konaklar aştın, tehlikeli yerlerden
kurtuldun.
Artık o âlemden gel, konak yerine kon, hayret
çukurunda yol azıtanları mârifet âb-ı hayatının
kaynak başına ulaştır.
İstek çölünde susuz kalanların damaklarına
sevgi şarabının kadehini dök.."

'Al taşra çık' tan maksat da budur.

Barak Baba-Tasavvuf
A. Gölpınarlı/1961
Yükselen Matbaası
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba


Yâni, hidâyet gücüyle güçlendin, beşerî
kanadını bizim hüviyet havamızın boşluğunda
yaktın; biz de keremimizden sana, onlara
karşılık meleklere âit kanat ihsân ettik.

"Ey gönül, bu yolu dedi-kodu karşılığı
vermezler sana,
Vuslatını yokluk kapısından başka bir yerde
vermezler sana.
Kuşlarının uçtuğu havada şunu bil ki,
Sen kolunu kanadını bırakmadıkça, kol kanat
vermezler sana."

Hızıroğlu İlyas şerhi
 

mopsy

Emektar
Üye
"ulu tangırdın fermandın furmandın"

Merhaba

Yâni söyleneni sanır mısın ki biz söylüyoruz,
yâhut kendimizden yâhut kendiliğimizden söylüyoruz.
"Ve attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı"
ayeti, bu makama işarettir. (8; 17)

Gerçekten, O'nun fermaniyle söylüyor, ondan söylüyoruz.
"Kendi dilediğinden söylemez. Söylediği, ona vahy
edilendir ancak" ayeti, bu hali açıklar. (53; 3-4)

Esenlik onlara, peygamberler ve erenler, bilgiyi,
vasıtayla Tanrıdan alırlar. Peygamberlerin vasıtasına
vahiy derler, erenlerin vasıtasına ilhâm adı verilir.

Buyurdu ki: "FERMANDIN"; yâni anlatılan, söylenen sözler,
"Ulu Tanrı, önce benim rûhumu yarattı" hükmünce, bütün
var olanların varlık kaynağı bulunan Peygamber'in
ter-temiz rûhunun emir ve izniyle anlatılmaktadır ve
söylenmektedir.

"Ben, görünüşte, Âdem'in oğluyum amma
gerçekte ona baba olduğuma dâir tanığım var."

Tanrı esenlik versin, bu mânayı, "Ben Peygamberdim,
Âdem suyla toprak arasındaydı, balçıktı." meâlindeki
hadîsiyle bildirir.

"Ferman-furman" yazılışta aynıdır.

"Allah, Âdem'i kendi suretinde yarattı" hâdisi
vardır ve bu anlamı meydana çıkaran, sevgilinin
"Şübhe yok ki seninle bey'atleşenler, ancak Allah ile
bey'atleştiler" sözüdür. (48; 109)
Amma mazhariyeti bakımından Muhammed derler, Ahmed
adını takarlar.

"Kim o güzelim yüzünü gördüyse
gerçekte O'nu gördü;
Mutlak güzellik zuhur etti,
fakat insan şekliyle yüzünü örttü."

Bu çeşit sırları açmak, yasak edilmiş şeylerdendir,
bu yaprağı kapatalım.

Hızıroğlu İlyas şerh tercümesi.
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



Baglaminda
Ulu Tanğırdın fermandın furmandın.
-Barak Baba

Ben, görünüşte, Âdem'in oğluyum amma
Gerçekte ona baba olduğuma dâir tanığım var.
-Tasavvufi Şiir

Ben peygamberdim, Âdem suyla-toprak
arasındaydı, balçıktı.
-Hadîs: Al- Câmi

Allah, Âdem'i kendi sûretinde yarattı.
-Hadîs: Al- Câmi: Ahd-i Atıyk

Sri Maharaj’dan basliklar:
-Manzara; Bireyin zihninde.
-Birey; Kendisini manzara içinde algılar.
-Manzara içinde kendisini algılayan birey;
Manzaranın içindeki bireyin zihnindedir..

-Manzaranın içinde olan zihindeki manzaradan
söz ettiğimiz anda, sonsuz bir tanıklar/şühud
silsilesiyle karşı karşıya kalınıyor.
-Daha yüksek olan tanığın, daha alçaktakine
tanıklık ettiği..

-Durum, iki ayna arasında durup da, görünen
kalabalığa hayretle bakmaya benziyor..

-Ortada sadece birey ve çift ayna var.
-İkisi arasında bireyin sayısız formları ve isimleri..

Hadis
-Biz Resûlullah (sav) ile beraberdik, Aşere'nin
onuncusu olan Muâz b. Cebel de bizimle beraberdi.
-Dedik ki:
-"Ey Allah'ın Resûlü, Bizler sana iman edip uymuş
iken ecir bakımından bizden daha büyük bir kimse
var mıdır?"

-Buyurdular ki:
-"Allah'ın Resûlü aranızda sizlere gökten de vahiy
getirmekte iken sizi men edecek ne ki?
-Bilâkis öyle bir kavim vardır ki, sizden sonra
gelecekler, iki levha arasında Kitab onlara gelecek;
ona inanıp içindekiler ile amel edecekler.
-Bunlar ecir olarak sizden daha büyüktürler."

Buhârî hoca
 
Üst Alt