Herkes kendi düğmesine bastı

19 Mayıs, 29 Ekim, 10 Kasım…
Giderek büyüyen kalabalıklar, giderek yükselen tepkiler.
Yo hayır, bir yerlerden düğmeye falan basıldığı yok.
Bence herkes kendi düğmesine bastı.
Düğme iki telle iki yere bağlıydı.
Birisi vicdan, birisi akıl.
Akıl diyordu ki, “durun bakalım, önyargılı olmayın, bir de bunları deneyelim.”
Denediler.
Baktılar ki, umdukları gibi değil.
“Dindar insanlardır, çalıp çırpmazlar” dediler, hırsızlık, avantacılık tavan yaptı.
“Bakmayın öyle, bunlar da Cumhuriyetin çocukları elbet” diye düşündüler, Cumhuriyetin kazanımlarının tek tek kemirildiğini gördüler.
“Vatan sevgisi imandandır. Elbet bunlar da vatanseverdir” diye inandılar, baktılar ki bunların vatan sevgisi başka.
“Demokrasi, eşitlik” şiarıyla yola çıktıklarını söylediler, bakıldı ki bunların keseri hep kendilerine yontuyor. Kendileri için demokrasi, kendi aralarında eşitlik.

Peygamber ocağını “gavur” kumpasıyla sindirdiler.
“Açılım, saçılım” palavralarıyla milleti birbirine düşürdüler.
Terörü cesaretlendirip, kahramanları etkisizleştirdiler.
Oyun üstüne oyun,
Tuzak üstüne tuzak.
Hiçbirini görmediler, ya da göremediler.
Milleti umutsuz ve sahipsiz bıraktılar.
Şimdi millet kendi hukukuna sahip çıkıyor.
Öteki ucun bağlı olduğu vicdan harekete geçti.
Akım tamamlandı.

“Akıl ve vicdan tutulması” nın yerini
Akıl ve vicdan buluşması aldı.
Ve düğme fonksiyonunu icra etmeye başladı.
Görmeyen gözler görmeye,
İşitmeyen kulaklar işitmeye başladı.
Ve herkes kendi düğmesine bastı.
Sağcısı, solcusu ile; dindarı laiki ile; partilisi partisizi ile
Kitle ayağa kalktı.
Artık herkesin parmağı kendi düğmesinde.
Uyarı var.

Birilerine “kendinize gelin” mesajı iletiliyor.
Anlayana davul-zurna,
Anlamayana düğme.
Bastılar işte!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Üst Alt